İzlekler için Sosyal Medya

ınspector clouseau

8 Ekim 2016 Cumartesi

13. Seçme Yerleştirme ve Yetenek Yönetimi Zirvesi


Vazgeçmiştim, kariyer, işe alım, ik, şut ve golden artık bahsetmeyecek, master degree bir bilge gibi K2'de gün batımına doğru bağdaş kurup uzun uzun uzaklara bakacaktım... ki davet geldi.
Yılın en civcivli dönemi, yılı mı kapatalım, 2017 hedeflerine mi odaklanalım, bütçe, açıklar, terfiler, terfi edemeyenler, kritik ekonomik gündemler arasında ışıklar içinde bir davet.
Elbette bu zirveye benden daha yakışanı yoktu zira yazının icadından beri seçme&yerleştirme yapıyordum. Yetenek kısmından bahsetmiyorum bile, IQ skorum unique kategorisindeydi.
Bir de yüksek mevkilerde tanıdıklarım var ve istek parça yaptığımda çalınıyor, sahnede izlemek istediğim kişi orada oluyor. Çık mıtlıyım yıııııııı.





Kimler yoktu ki ben diyeyim Ali Türkşen siz deyin Ali Türkşen. Evet.

ZOR KOŞULLAR ALTINDA LİDERLİK

Muhteşem bir sabah, gözlerim bayram etti, süper cool bir insan, sohbet etme fırsatım oldu. 1 saatlik bir sunumla karşımızdaydı, dikkatimi çeken doğal tavırları, kasmadan ilerlemesi, hafif heyecanı, samimiyeti, espri yeteneği, sunumdaki minimalist tavrı, kısa ve öz bir biçimde anlatması...
Daha bir çok şey sıralayabilirim. İlk gençlik yıllarımdan bildiğim Lucky-S ve Kardak olaylarını birinci ağızdan dinlemenin keyfi. Tarih yazılmıştı sonuç olarak.

vazife=maksat+görev

Haksızlığa uğrayan bir insanı dinlemek zordu, motivasyonunu anlamak, bir insanın parmaklığın ardında bir trafik lambasına bakarak özgürlüğe tutunması, salıverildiğinde ise ailesinden sonra o trafik lambasını kucaklaması... Aslında ekipte iki kişi vardı RockStar kılıklı Kemalettin'i de es geçmeyeyim. İtibar Yönetimi konulu zirvelerde de görmek gerek, ben izlemelere doyamadım hatta diğer İK zirvelerine de yine davet edilsin.
SAT takıntısı nedeniyle çocuklarının isimlerinin baş harflerini S ve A'lardan oluşan ikili isimlerden seçmiş, bunun gibi komiklikler ve şakalar.
Anlık kararlar alma ama ana stratejiye bağlı kalma, adrenalin, coşku, motivasyon üzerine minik ilhamlar aldım kendi adıma, bana saçmalamayan konuşmacılarla gelin lütfen. 60 dakikalara yetmez ama evet diyorum, kendisine hayatında bol şans dilerken teşekkürlerimi ve en kalbi duygularımı sunuyorum. Müşerref oldum efendim. Umarım bir gün kuzeye ya da kutuplara yapılan ekipli gezilerinden birine ben de dahil olurum.





MASUM DEĞİLİZ

Hakan Alp'e dair düşüncelerimi önceki yazılarımdan biliyorsunuz, kendime ölü taklidi yaparak kendisini dinliyormuş gibi yapma KPI'yı koymuştum. İK'ya dair bütün popüler kavramları bankasında uyguluyor, ilgili başlıklı zirvede bir güzel anlatıyor, bir sonraki zirvede ne biliyorsanız unutun, çöpe atın diyor. Ya o ara yeni bir kitap okumuş yeni bir kavramla tanışmış ya da gerçekten bilemiyorum ya. Bu zirvede upheaval diye bir şey çıkarttı,  hala X, Y Kuşağı konuşuyor, konuşurken tükürükler saçıyor, koridorda yürüdüğünden nasibinizi alıyorsunuz.
Hakan Alp dinlemeye mi gidiyorsun? Şemsiyeni ve kulak tıkacı almayı unutma.
Klişe davranışlarında biri de bir film belirlemek, o filmin üzerinden İK'yı ve karakteristik davranışlarını anlatmak, agresif bir şekilde İK'ya giydirmek, kızgın bakışlar ve sürekli bir şeylere inanmamak. Dostum lütfen bankanın yarısını işten çıkart, hem enerji değişsin hem sen istediğin gibi insanları işe al, işveren markasına inanmamaya devam et, geri bildirime inanma, geri bildirim vermek zorunda kalma da komünikasyon mu yapmak istiyorsun, onu yap. Yeter bu zulüm bitsin. Aman merak etmeyin zirvedeki dinleyicilerden 6 tanesi de benzer yorumlar yaptı, yalnız değilim.


GLOBAL İŞE ALIM STRATEJİLERİ & İŞVEREN MARKASI YAYILIMI

Onur Basat'ı izledik sahnede hanımlar beyler, muhteşemdi. Arçelik'in 11 markası bulunuyor ve yıl içerisinde 700+ kişi işe alıyor, tatlı bir operasyon.
Kaynak Yaratma konusunda headhunt, kariyer portalları, üniversite ilişkileri, hacimli işe alım projeleri, staj ve yeni mezun programlarını kullanıyorlarmış.
EVP için iç iletişim, sosyal medya ve kampüsleri kullanıyorlar.
Global işe alım yaklaşımlarına bakıldığında bir Global İK Stratejisi var haliyle. Analizler yapıyorlar ve ülke olgunluğunu belirliyorlar. Dünya çapında aynı aday deneyiminin yaşatılmasına odaklanıyorlar. Ne minnoşluk ya, bence harika bir normal.
Q&A webinarlar, follow up görüşmeleri ve globalde yapılan toplantılarla değerlendirme merkezi eğitimleri de mevcut.
Liderlik profillerine baktığınızda bir de ne görüyorsunuz? Grow, Respect, Lead evet bu üçü ışığında ilerleyerek, yetkinlikleri değerlendiriyorlar. Değerlendirme Merkezi uygulaması çok bacaklı. Yetkinlik Bazlı Görüşme
Sunum+Analiz
Grup Çalışması
Role Play
bunların dışında, envanter, test, referans araştırması da işe alım sürecinin diğer başlıkları.
Global işe alımda yaşadıkları zorluklar da varmış. İşe alım hacimlerinin farklılığı, ülke olgunluğu, yetenek havuzu niteliklerinin farklı olması(öyle kara kaş, sarı saç, mini etek falan değil), kriterlerin esnek bir şekilde yönetimi... Kimse bana herkes aynı İK'yı yapıyormuş gibi konuşmasın çok pis olur.
İşveren Markası tarafında İK, Pazarlama, Kurumsal İletişim kardeşçe çalışıyormuş.


Bahar Meriç, PepsiCo, İK'nın veri analizi ile imtihanını anlattı elbette odağı yetenek savaşı, Satın Alma kökenli bir İK'cı aslında ve hamileliği sonrasında esnek çalışma deneyimini tatmış. Bu noktada ayrı bir motivasyonu ve bağlılığı olduğunu dinledim, bakın bunlar küçük ama değerli şeyler. Yılda 30K işe alım yapılıyormuş, ben böyle sayıları çok seviyorum ya. Merhaba, ben Coco, ben bir işe alım bağımlısıyım.


Başar Baltaş, Yeteneğin Laneti isimli iddialı bir başlıkla oradaydı. Bu sunuma dair söyleyebileceğim en güzel şey sunum sonrası anne ve babası gelip Başar'ı aldı ve ufka doğru uzaklaştılar. Ailece danışmanlar. Bitti. Görseli izleyicilerden biri yapıp bana gönderi 👑 öd*





BİR İŞVEREN MARKASI YOLCULUĞU- BOSCH
Umut Güvenç, alışılmışın dışında, yaşayan bir Türk danışmandan(Evrim Turan) alıntı yaparak başladı konuşmasına. Genelde ölmüş bir Amerikalı işletme gurusundan alıntı yapılır, ay ben şok.
Bosch; ihtiyaçları ve istekleri belirliyor, hedefleri belirliyor, hedef kitlenin anlaşılması için bekliyor, EVP belirliyor, yıllık plan oluşturuyor, ölçüm kriteri, strateji derken son olarak tüm sürecin takibi ve İstiklal Marşı ile konuyu bitiriyor.
3 lokasyonda, 4 gün, 5 öğrenci ile kamp yapmış mesela. youtube'da Teknolojiden Anlamayan Adam ile 6 videoda mühendislik bölümlerini anlatmışlar.
Kadın mühendis öğrencilerle işveren markası etkinliği yapmışlar, 8 Mart'ta kadın yöneticilerle tüm gün süren vaka çalışmaları yapmışlar.
5 dakika staj adı altında öğrencilerle-çalışanlar arasında online görüşmeler yapmışlar.
Sanal Kariyer Fuarı ile 73 üniversiteden 535 katılımcıya ulaşmışlar.
Mevcut çalışanlarını marka elçisi olarak konumlandırma yoluna gitmişler ki bu kafa herkese lazım, olayımız pozitif deneyim yaşattırmak.


YOKSA SİZ HALA İNSAN KAYNAKLARI'NIZIN YARATTIĞI İŞVEREN MARKASINI MI KULLANIYORSUNUZ?

Cem Canikoğlu İK bakış açısı ile işveren markasına dalışını ve duvara toslayışını anlatıyor. Tanıdık olan kısmı 5 sene önce İK'da yapılan hataların hala yapılıyor olması. İşveren markası İK tarafından kucaklanır, bebeği gibi konumlandırılır, pure ve primitif İK bakışıyla, görece kişiye göre sempatik  olan sonuçlara ulaşır ve rakamlara gelince bir fark yaratmadığını görür. Oysa şimdiki aklımız olsa böyle mi yapardık?
Guyz bu hikayeden çıkarılacak ders Pazarlama'yı yanınıza alın, biraz veriler konusunda kendinizi geliştirin, ajansla çalışıyorsanız yaratıcılıklarına güvenin ama konseptten uzaklaşmamaya çalışın. Ne bileyim pazar araştırması falan kullanın en azından, data tabanlı olun biraz, at gözlüğü takıp sadece İK'nın beğeneceği tipte işler çıkartmayın.
Top talent anlayışı zaman içerisinde fit talents'a evrilmiş, bu güzel zira bir organizasyonda top talent almaya odaklı işletme körlüğü yaşayan yönetici kadar sıkıcı bir şey daha yok.
Cem Bey P&G'de çalışıyor, şanslı ki ona hata yapacak alanı sağlayan yöneticilerle çalışıyor. Kariyerinin bundan sonraki kısmında başarılar diliyorum, keyifli bir sunumdu.

SAMSUNG GELECEĞİN LİDERLERİNİ KEŞFEDİYOR
Samsung milenyalleri hedefliyor. 10 dakika kadar Kore övgüsü dinlediğim bu sunumda en büyük sorunun güven sorunu olduğunu duyumladım. Sahnedeki konuşmacının tipini tarif ediyorum, saçlar 3 numara, tip Apple Jony Ive. Temmuz 2015'te program başlatılmış öğrenciler için 2800 kişi başvurmuş, online sınavdan 120 öğrenci başarılı olmuş, süreçlerin sonunda 6 Genç Yetenek işe başlamış. 2016'da bu sayı 4000, 40 gönüllü öğrenci mentorları ile tanışma aşamasına geçmiş, sonuç 16 öğrenci yeni çalışma arkadaşları olmuş.
Profesyoneller tarafına gelince Samsung'un kültürüne uyum sağlayan kalıyor, sağlayamayan gidiyormuş, Kore kültürü oldukça etkili.


FABRİKALARDA YETENEK YÖNETİMİ SÜRECİ-SANDOZ
Sahnede yine ben, ben, ben, ben diyen biri vardı, sunumların bir yerine gelişim alanlarını koymuş kendini anlatırken, ama yordu. Koçluk falan yapıyormuş teyze aklımda kalan bu kadar.

İŞVEREN MARKASI YOLCULUĞUMUZ-ANADOLU EFES
Tersine Mentorluk sürecini çok tatlı bir şekilde ele alıyorlar, Gamze Yeşilbayrak'ı daha önce de izlemiştim, ödül almaya gitmiş Amerika'ya ayağının tozu ile sahnedeydi. 1600 kişilik çalışan grubuna İşveren Markası Yöneticiliği yapıyor.
EVP'leri Sahici, Samimi, Ruhu olan işveren olarak belirlenmiş, mottoları ise bir arada.
10 Numara Deneyim isimli bir programları var, Burada neler yapılıyor; satışla bir gün saha ziyareti, staj hediyeleri, online eğitimler(sunum, kişisel imaj vb.), grup vaka çalışmaları.
Ayda 1 kez Sendromsuz Pazartesi isimli uygulamaları var, haşlanmış mısır falan dağıtıyorlar.
Sen Olsam isimli Tersine Mentorluk sürecini yürütüyorlar. Katılımcılara bir duyuru yapılmış, kendilerini tanıtan 1 dakikalık video ya da 1 sayfalık sunum kullanmaları istenmiş, elemelerden sonra profil anketi ile en alakasız kişileri eşleştirmişler. Mentor ve menteeler eğitilmiş, pre-test yapılmış, süreç başlatılmış 6 hafta sonra post-test yapılmış ve mutlu son. 1 menteeye 3 mentor gelmiş, yani 20'li yaşlardaki profesyoneller, 40'lı yaşlardakilere, küller küllere olmuş. İşin içine eğlence katıp, iletişimi arttırmışlar, birebir deneyimi ön plana çıkarıp kuşaklar yakınlaştırmışlar.

ÇALIŞAN ANNELERİN 1000 GÜNÜ
İnsani çalışma şartları, normalde olması gerekenleri dinliyoruz. Anne olan profesyoneller ve en bilindik emzirme hikayeleri ile başladı sunum, doğum sonrası işten ayrılmalar dehşetengiz oranlarda. Fotokopi odasında, tuvalatte süt sağan kadınlar, kadınlarımız, kadın analar. Danone Türkiye bununla ilgili sağlam adımlarla ilerliyor, öncü, bir emzirme odasının maliyeti 5000 TL imiş. Çocuğum yok, olsaydı bu tip şeyleri yaşamak istemezdim, esnek çalışma olanaklarının şirketlerde yaygınlaştırılmasını isterdim elbette. Part-time çalışma ile çalışana kolaylık sağlanmasını da isterdim, süt izinlerinin birleştirilip sonra kullandırılmadan izinden acilen çağırılan arkadaşlarım geliyor aklıma.

Sanırım anlatacaklarım bu kadar Sayın Hakim.

Sevgili Ülgen ve Alper'e,  HR Dergi'deki o harika ekibe teşekkürlerimi sunarak aranızdan ayrılıyorum.
Bana Maçka yolları, size kurşunlar.

Zirvenin Bekçisi,
Coco

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder