İzlekler için Sosyal Medya

ınspector clouseau

6 Kasım 2014 Perşembe

Digital HR Konferansı: İşveren Markası/Employer Brand

Dijital İK Konferansı 26 Kasım’da Salt Galata’da!
 
Vodafone ana sponsorluğunda gerçekleşecek olan Dijital İK Konferansı’nın bu seneki teması “İşveren Markası”.  Dijitalleşme ile birlikte değişen İşveren Markası kavramından, Sosyal Medya üzerinden İşe Alım inceliklerine kadar bir çok önemli konunun vizyoner bir bakış açısı ile değerlendirileceği  konferans SALT Galata’da düzenlenecek.

Farklı sektörlerden insan kaynakları profesyonellerini bir araya getirerek iş dünyasına taze bakış açıları kazandıran Dijital İK Konferansı 26 Kasım Çarşamba günü İstanbul SALT Galata’da yapılacak. Bu yıl “İşveren Markası” teması altında gerçekleştirilecek olan konferans, İK dünyasından katılımcılarına vizyoner konu ve konuklarıyla farklı bakış açıları kazandıracak.
 
Ana sponsorluğunu Vodafone’un üstlendiği konferansın diğer sponsorları TEB, Pepsico, Yıldız Holding, GfK, Markafoni, yenibiris.com, Renault, Motto 23, Sunumo, İltek ve Marjinal Porter Novelli.
 
Moderatörlüğünü ve açılış konuşmasını Yrd. Doç. Dr. Fatoş Karahasan’ın üstleneceği Dijital İK Konferansı’na konuşmacı olarak katılacak diğer isimler şöyle: Vodafone Türkiye Yetenek Geliştirme Direktörü Bülent Bayram, Vodafone Türkiye Kurumsal İlişkiler ve İletişim Direktörü Gizem Keçeci, TEB İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Nilsen Altıntaş, PepsiCo Türkiye Kıdemli İnsan Kaynakları Direktörü Katey Howard, TEVİTÖL öğrencisi Halil Utku Ünlü, Markafoni İK Grup Direktörü Seda Kayrak Kızıltan, Google Türkiye Pazarlama Müdürü Özgür Kirazcı, Flow Uluslararası Koçluk Okulu Akademik Direktörü Talya Vardar, isteoyun.com Direktörü Niels Van Der Linden, Linkedin Türkiye Bölge Müdürü Serden Eren, Great Place to Work Institute Almanya, Avusturya, Türkiye Yönetici Ortağı Frank Hauser.
 
Etkinlikte konuşmacıların yanı sıra dört panel düzenlenecek. Moderatörlüğünü Peryön Uluslararası Delegesi Yiğit Oğuz Duman’ın yapacağı “Dijitalin Amiral Gemisi Kim?” panelinin katılımcıları Hürriyet İK Direktörü ve İcra Kurulu Üyesi Tuba Köseoğlu Okçu, Accenture İK Direktörü Sure Köse ve DHL Express Türkiye İnsan Kaynakları ve Kalite Direktörü Ayla Çetinbora olacak.
 
“İşveren Markası Duygusuzlaşıyor mu?” konulu panelin moderatörlüğünü ise GfK Türkiye İtibar ve Çalışan Araştırmaları Danışmanı Nuran Aksu üstleniyor. Konuşmacılar arasında Akademisyen ve Danışman Prof. Dr. Türker Baş ve Alice BBDO Strateji Lideri Haluk Sicimoğlu yer alıyor.
 
Konferanstaki bir diğer panelin konusu ise “Sosyal Medya Mayın Tarlası mı?” olacak. Fatoş Karahasan’ın modere edeceği panele Yıldız Holding İK Grup Direktörü İdil Şeker,
Havas İstanbul Yaratıcı Direktörü Ergin Binyıldız, IBM Türkiye Kenexa İş Geliştirme ve Satış Lideri Özlem Özen ve Disturbed People Kurucusu Muhiddin Aslanbay katılacak.
 
“İşveren Markasının Medya Üzerindeki Yansımaları” konulu konferanstaki son panelin katılımcıları ise Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Melis Alphan, Posta gazetesi köşe yazarı Yazgülü Aldoğan, Cumhuriyet gazetesi köşe yazarı Özlem Yüzak ve Türkiye gazetesi köşe yazarı Fikret Çengel olacak.  
 
Yrd. Doç. Dr. Fatoş Karahasan Dijital İK Konferansı ile ilgili olarak şunları söylüyor:  “Dijital dönüşüm, şirketlerin kültürlerini, iş süreçlerini ve performans değerlendirme yaklaşımlarını köklü bir biçimde değiştiriyor. Bu da şirketlerin toplumdaki yerlerini, mevcut ve potansiyel çalışanlarıyla kurdukları ilişkinin doğasını ve gelecek vizyonlarını etkiliyor. İnternet ve mobil teknolojiler bireylere mekan ve zamandan bağımsız çalışma gücü sunduğu için, sanayi döneminde yaratılan çalışma koşulları dramatik bir biçimde değişiyor. İletişim ağlarındaki milyarlarca insan aralıksız bir biçimde birbirleriyle haberleşiyor. İnternetin sonsuz veriler okyanusu, markaların algı çalışmalarını olduğu gibi, kurumsal itibar yönetiminin tüm kurallarınn da yeniden tanımlanması zorunlu kılıyor. Dijital İK konferansı, yeni dünya düzeninde, şirketlerin “İşveren Markasi” yönetimini güncel bir anlayışla ele alabilmesi ve başarıyla yönetebilmesi için yerli ve yabancı kuruluşların deneyimlerini ve bilgilerini paylaşmayı hedefliyor.
 
Konferans programına ulaşmak ve katılımcı olmak için http://www.dijital-ik.com adresi ziyaret edilebilir.



4 Kasım 2014 Salı

Coco







Behind this mask there is more than just flesh. Beneath this mask there is an idea... and ideas are bulletproof.

5th of November sabahı. Günaydın weirdos.
Bugünki okazyonumuz belli, ödül töreni var. 

#Cocokim

Coco my friend, behind the mask diyerek başlamak isterdim, 
Beyaz yakalının çilesi, ayağının takıldığı taş, ayakkabısına yapışan sakız, yöneticisi tarafından kandırılan uzman, şirketten dehlenen orta düzey yönetici, bir ikacının başına gelebilecek talihsiz olaylar zinciri.
Beneath this hat there is an idea...
Yani diyor ki, acı hepimizin acısı, iş dünyası öyle senin anlattığın kadar minnoş değil, idealar evreni falan değil, 
Tuvalette iş teklifi alıp, SGK primi ödenmeyenlerin Azizi, terfi beklentisiyle oyalanıp, işten çıkarılan ve depresyona girenlerin dostu.
Rezalet mülakatların düşmanı...
Falan filan şampiyon Milan 

Bu noktada Coco kim?

Ya saçmalama tabii ki Coco sensin.






2 Kasım 2014 Pazar

İş Kazası





Bu konuda şaka olmaz tabii, ülke şaka kutusu gibi bu konuda, ölümlü kazalar konusunda çığır açtık. Ramak kala vb.den bahsetmiyorum. 
Kadın cinayetleri, çocuk işçi, işçi cinayetleri derken şimdilerde ağaç katliamlarını konuşur olduk. Entler rahatsız. 
Başarılarımız ile değil, başarısızlıklarımızda gündemden düşmüyoruz. Üstelik bu başarısızlıklardan ders alacak değiliz,kimse kusura bakmasın.




Sonbahar temizliği kapsamında(3 aydır sonbahar temizliği yapıyorum bu arada) bu kez iOS 8 yüklemek için fotoları sileyim dedim. O esnada aşağıdakilere rastladım, paylaşayım geçsin bu konu. Azalarak değil, tamamen bitsin diyorum lakin romantik bir düşünce olmaktan ileriye gitmiyor.

Şibumi'nin volvo tarifi ile bunun arasında biraz fark var gibi;





Ve aşırı karikatürize edilmiş bir mühendis;



Heyecanlandığınız işlerde, güvenle çalışın diyerek, ilkokul 3 kompozisyonuna son veriyorum, sevgiyle kalın.




Lütfen bu Kasım ayında kendiniz için bir şey yapın, kendinize dikkat edin. Kapalı mekanda mesela evde baret ile gezin, kağıt ile parmağınızı kesmeyin, keserseniz vampirlerden uzak durun. Yeterince kasvet var istatistik paylamayacağım.

Kendine super kahramanınız,

Coco


Yazının fon müziği: içimde ölen biri var

1 Kasım 2014 Cumartesi

The Profesyonel

Evet bu foto Temmuz ayından

Hello weirdos,

Şimdi sizlere Temmuz'da okuduğum lakin bahsetmeyi atladığım bir kitaptan bahsedeyim. Bu kitabı alma nedenim sevgili Doc. lakaplı @sezaikayaoglu hatta yazarın adını da yazayım @yucezerey ikisini de #tanıyınsevin Sezai'nin bir tweetinde gördüm, uhm bakayım bari dedim.

Kitap 350 gr. mutfak terazisinde tarttım(yapmadım öyle bir şey).
Çizimler falan hoş bence, kullanılan dil günlük, rahat, lakin plaza Türkçesi'nden bahsediyorum.

Ben kendim çok observerım falan diye dolanıyorum ortalarda, bu adam(eleman) yardırmış, tespit üzerine tespit, hatta benim yazmayı düşündüğüm şeyleri de yazmış, görmüş, gözlemlemiş, uyuz oldum bir ara okurken. Ben ne yazacağım!! Bana hiçbir şey bırakmamış.
Kitapla ilgili en sevdiğim şeylerden biri kitabın müziği var, her bölümün başında spotify için kodlar var, gördüm ve pis pis sırıttım.

Kategorize etmenin vücut bulmuş hali, altını çizdim, üstünü çizdim, post it ekledim ama sayfaları kıvırmadım, onu hiç sevmiyorum işte.

Yazar ortalama bir sözlük yazarının yaptığı tespitleri yapmakla beraber Ceza ya da Eminem gibi bunu hızlı bir şekilde sunuyor, uzatıp Sagopa Kajmer'e bağlasaydı emin olun başka bir yazı yazardım, ilgim kolay dağılıyor bunu biliyorsunuz. 

Küçükken travma geçirmiş, bu belli, bence nedeni Küçük Emrahlı filmler, bölüm başına neredeyse bir Küçük Emrah düşüyor. Bir de burnunda top çevirmek, anladığım kadarıyla fok balıklarını da oldukça seviyor.

Snob, yandan yemiş beyaz yakalıyı ve içsel kavgasını, iki yüzlülüğünü iyi işlemiş, yine de minnoş, çok kırıp dökmemiş.
E-mail profesyonelleri kısmında da oldukça eğlendim, kendini tekrarlayan birkaç cümle dışında nays, rahat okunuyor, kaligrafi nays, içinde turuncular falan var işte.

Kitabı okumanız için size verebilirdim lakin geçenlerde bir kütüphane temizliği yaptım 277 tanesini ayırdım, diğerlerini bağışladım, kargo firmaları gelip evinizden alabiliyor ya da en kötü sahaflara satarsınız olmadı sokağa da bırakabilirsiniz... İşte o 277 kitaptan biri, evet öneririm ama kitaplarımı paylaşmam, çikolatamı da paylaşmaktan pek hoşlanmıyorum, sevgilim olursa belki ama mmeh düşünmek gerek.

Coco book database' e göre kitabın puanı 7,2, yani oldukça yüksek, ha almam derseniz, radikal'de benzer yazıları var onları da okuyabilirsiniz. İzin veriyorum.



Son olarak, 23-45 yaş arası beyaz yakalıyı memnun edebilir, Amcabey konusunda kararsızım, o zaten kendi unique tespitlerini yapıyor *swh


Yazının fon müziği: King of Sorrow/ Sade
Ruh hali: Kasım'da Coco başkadır

Kitap okuyanların ve beyaz yakalıların Azizi,

Coco


29 Ekim 2014 Çarşamba

Profesyonel Hayat vs. Duygu Yönetimi




Yer: İstanbul, 
Müzik: Çok iyi sabah sabah yağmur var ve Mad About You-hooverphonic falan çalıyor
Kahvaltı: Portakal suyu+Kuru domates ve pesto soslu falan tost

Parmaklarımı esnetiyorum ve başlıyorum. 


Elimde şahane bir pozisyon var, senin için çok uygun ama profesyonel manada senden iğrendiğim için hiçbir şey yokmuş gibi davranacağım.

Olay aslında, "duygularımı bir noktaya kadar kontrol ediyorum" ve bir noktadan sonra o 3 harfli ego  devreye giriyor ve başka bir odaya giriyoruz.

Bir noktadan sonra önündeki tüm açık pozisyonları Taylor'ın vida ve mavi yaka bağlantısı gibi kapanması gereken delikler, adayları da lego parçaları gibi oturması eklenmesi parçalar gibi görebilirsin. Beğenmedin mi? Puzzle diyeyim? Yine mi olmadı? Anahtar kilit diyeyim, bak giderek bilinçaltına oynuyorum, birazdan dark side'a geçeceğiz. 

Profesyonel hayat çok güzel ya, herkes minnoş, her yer Taksim, böyle bir sinerji, sevgi pıtırcıklığı. 


Camooon.

Masanın bir yanında oturan bu beyaz yakalıların kırılma noktası vardır, garanti ederim. Bizler bir noktaya kadar durumu yönetiriz, gülümseriz maskelerin ardına saklanırız, politik oluruz, bazen de o görünmeyen sınır geçilir, o kırmızı hat. 
Yapılanlar unutulmaz, beklenti: konfor alanıma tecavüz etmesin, gerçekleşen: babasının tarlası sanki girdi, bahçedeki elmaları çaldı, erikleri yedi, tam bir öküz.

Geçtiğimiz ay performans görüşmeleri yapıldı, her şey iyi gidiyor, beklentiler gerçekleşti, yetmedi accountumdaki direktör bir geri bildirim yaptı. A+, geliştirilmesi gereken alan çok kurumsal duruş. Daha kötüsü de olabilirdi, adaylarımı en gözde evlatlarım gibi sevebilirdim, onlar ki benim için ölüme bile gidebilirdi. Adaylarla aramda duygusal bir bağ olmaz, olması da saçma olurdu. 

Not: Herkesi kurtaramazsınız

Önüne geleninin headhuntcılık oynadığı bir dönem, biraz minnoşluk, biraz leydilik biraz kontluk falan bekliyor insan. Tarzınız olmalı ve bunu konuşturmalısınız. İşe alım kazalarından daha önce bahsettim size, yıl sonuna kadar yeni bir bölüm ile karşınıza gelecek. 

Direktör sordu, "senin benim ile ilgili geri bildirimin ne olur?", bakın ne güzel bir organizasyon, sence ben neleri daha iyi yapabilirim diye soran bir yönetici ile çalışmak büyük keyif. Umarım sizin de olur böyle yöneticileriniz hatta iç müşterileriniz vs. Hatta bcc savaşları dönmeyen bir organizasyon, her şey açık, herkes iş odaklı falan.

Açıkça söylemek gerekirse major bir sorun göremiyorum ama biliyorsunuz sizin ekip biraz şey(ayı), malum ben leydilik dersi aldım(yani aday karşısında göbeğimi kaşımam, kol altlarımı adayın ağzına sokarcasına ellerimi kafamın arkasında birleştirmem, burnumu karıştırmam, boğazımı temizlemem, leş gibi sigara kokmam, mülakat arasında odaya dalan görevliye öğle yemeğinde ne var sorusunu sormam, uyuz olmuş gibi hatır hatır kaşınmam, bacak aramı kaşımam/tombala çekmem, tanımadığım insanları Facebook'tan eklemem, linkedinden taciz etmem, siz diye hitap ederim...) alışmak zor oldu(gülüşmeler). Ayrıca hızlı geri dönüş alabilmek benim için de çok önemliydi...


Bazen insanları profesyonel düzeyde ignore edersin, benim için o kadar yoksun ki'yi söyleme biçimidir bu. Sosyal medya sınırları kaldırıp, bireyleri birbirine yaklaştırır. Ah evet, yaklaşık 10 yıldır, zirveler aksiyonlar, partiler, okazyonlar içerisinde boğulan kahramanımız her yeni oluşumun içine atlamaz. Çok tanıdık, inanmıyorum ama bir sinerji var, birlikte daha iyiye daha güzele.

Ya saçmalama yazının sonuna kadar okudun ve bu yazı kesinlikle direktör ile ilgili değil, bunu biliyorsun.

Evet benim de çalıştığım, kritik, stratejik üstelik tam da sana uygun bir pozisyonum var ama üzgünüm linkedin'de bile varlığını kabul etmediğim bir insana görüşme takvimi ayarlamayacağım.

Sınırlarımızı bilelim, koruyalım, yoksa beyaz yakalılar onları ekmek sanıyor boğazlarına takılıyor işin kötüsü ölmüyorlar.

Kelle avcınız,

Coco

22 Ekim 2014 Çarşamba

Kendime notlar vol.8651


Nicedir kendime akıl veremiyordum size vermekten. Dur lan, dur öyle değil.


Fon müziği: Redd-Boşver

20 Ekim 2014 Pazartesi

Ölüm hali

Gün aymadın,

Saçma sapan çoklu geyik yaptığımız bir sabahtı. Kahvaltı yaptık, yöneticileri ile ilgili sorunlarını anlattı kahvaltıda eşlik eden arkadaşlarım. Sonra ofise geçtim.

Dimitri neşeli bir günaydın dedim "pek de öyle değil" dedi, öyle değilmiş. 

Birlikte iş yaptığımız yöneticiyi, bir iş arkadaşımızı kaybetmişiz dün gece. Birazdan mail gönderilecek ve herkesin haberi olacak.

Cenaze şehirdışında, yolculuk var, en erken uçuşa bilet ayarlandı.

Kara bir gün, moralim bozuk blog.




14 Ekim 2014 Salı

İbret İşe Alımı

Günaydın weirdos,

Oturabilirsiniz.





Bu satırları uçakta yazıyorum. Acil çıkışın bir önündeki sırada oturuyorum. Acil çıkış kapısından ses geldiğini söylediler, panik var, efem kapı sallanıyormuş. Neyse, bugün siz değerli izleklerime, ibret olsun diye yapılan iş görüşmesinden bahsedeceğim zira tek bir aday için günübirlik Ankara'ya gidiyorum. Aslında bu iş gezilerinin en güzeli değil midir? 1 aday için kıçını kaldır Ankara'ya git, gör, dön, umuyorum ki rötar olmaz.Kapıdan bir gıcır sesi geldiği doğru lakin düşer miyiz, kapı patlar mı bilemiyorum. Sizde de ekran dalgalanmaya başladı mı, bak bak yazılar birbirine giriyor, sanırım geçmişe gidiyoruz.Yine böyle bir gün yine tek bir aday için şehirdışındaydım...

Her yiğidin yoğurt yiyişinin farklı oluşu gibi ben mesela yoğurdumu sol el kullanarak yerim, öyle, her şirketin işe alım politikası da farklı. Evet bugün yoğurt üreticilerinin işe alım süreçleri ile sizlerin kafasını şişireceğim. Eski bir çalışan, yıllar sonra yeniden bizimle çalışmak istediğini belirten bir mail göndermişti direktöre, direktörümüz mesela adına Kay diyelim adamın performansından memnundu, rakibe gitmesi biraz canını sıkmıştı, geri dönme isteği gururunu kabartmış ve egosunu beslemişti, tekrar işe alabilirdi lakin önce bir görüşme yapılacaktı(işte buna İBRETlik İŞE ALIM GÖRÜŞMESİ diyoruz). İka'nın prosedürel işleri bu kez egosuna hizmet ediyordu ve seve seve iş görüşmesi yapacaktı. Sırıtışı: işte şimdi kucağıma düştün, o zaman ağla. Sen geliyorsun ama öyle hemen evet demeyeceğiz, annemiz göster ama elletme dedi.

Kimi şirketler eski çalışanlarını hiçbir şart altında geri almaz, kimisi ayrılığının ardından 3-4 yıl geçmesini bekler, kimisi de alır bu omurgalı duruşa bağlı olarak değişir, prosedürde yazar ise ne ala, yazmaz ise c-level or m-level'ın forsuna bağlı. Ayh çok uzadı, mülakat gününe geliyorum.

Kay ve ben uçaktayız, asistanı check-inde yanyana koltuk seçmiş en sevdiğim, akmaz kokmaz, kendine alan bırakmaz, mecbur sohbet edilecek, iş konuşulacak. Kay bugün yine gününde, rolüne girmiş, adayımız İdim Pay'ı parçalayacak, arenadaki bir Aslan gibi. Alandan şoför alıyor, bölgeye geçiyoruz, merhaba halk diyoruz, yine bizi öpüyorlar, Kay'ı selamlıyorlar, ceket ilikleyenler falan var. Görüşme yandaki otelde yapılacak.
Odaya geçiyoruz, soyun diyorum, ahahahah şaka, mülakat odası gayet güzel, Balo Salonu'ndan bozma bir oda, devasa,öbür yuvarlak masa 3 sandalye, aradaki boşluk rahatsızlık verici boyutta. Görüşme öncesi kahve içmek istiyor, vaktimiz var. Tam zamanında adayı içeri alıyoruz. Ve sahne:

-Vayyyyyy, İdim Paycığım, hoşgeldin.
(Tanrım ne bohemlik)
-Günaydın Kay Bey.
Icebreakerlar sonrası devam ediyoruz, son işi, neden ayrılmak istediği, görev ve sorumluluk alanları...
Görüşmenin bir yerinde neler oluyor anlamıyorum ama birden bu ikisi kendinden 3. Tekil Şahıs olarak bahsetmeye başlıyor.
-İyi, tamam da İdim Pay, o zaman gitmeseydin?!
-Bir İdim Pay kolay yetişmiyor.
-Sen bizi bırakıp gittin.
-Ama İdim Pay iyi bir insandır, İdim Pay'ı kime sorsanız, kime sorsanız! Iyi bir insan der, İdim Pay sizi çok seviyor.
-Kay da İdim Pay'ı seviyor, severdi de.
-Ama İdim Pay gerçekten size saygı duyuyor.
-Kay, İdim Pay'a gitme demişti.
-Ama İdim Pay ev almıştı, taksitlerini ödemesi gerekiyordu, o sırada maaşı yetmiyordu.
.
.
.

Hani bazı anlar vardır, aynada kendinize bakarken yabancılaşırsınız, gözbebeklerinizden yüzünüze doğru kayar bakışlarınız mal mal bakarsınız kendinize, hah işte öyle bir an yaşıyordum. Kafa kırık 2 tip masada kendinden başka biriymişçesine bahsediyor ve hayatımdan saniyeleri, dakikaları götürüyorlardı. Diğer bir bakışla da oldukça eğlencelilerdi. Yaklaşık bir 10 dakika sonra son bölüme geçtik, mevcuttaki ücret paketi ve yeni işyerinde onu mutlu edecek olan minimum rakam, yani alt psikolojik sınır, yani İdim Pay'ın biten ev taksidi sonrasında aldığı yeni arabanın taksidini ödeyebilmesi için kaç Atatürklü banknot gerek kısmı. 
İdim Pay uçmuyordu, eski işyerindeki aldığı ücretin %20 fazlasını istiyor, eski şirketinde çalışmak istiyor, eski yöneticileri ile çalışmak istiyor. Guys, yineleyeyim aynı ücret bandında farklı bir işe geçiyorsanız ya ekibiniz/şirketiniz çok berbat kaçmak istiyorsunuz ya da şuursuzsunuz. Benzerlerinizin aldığı ücreti ve sorumluluk alanlarınızı gözden geçirin, eski şirkette çalışmaya gerek var mı onu da iyice bir düşünmek gerek.

Bir Coco ile çılgın mülakat yapıyorum'un daha sonuna geldik, sevgiyle kalın.


"Çorba içmeyenin ya parası yoktur ya da delidir". Bir çorba bile içemedik.

Sabah Çorbacınız,

Coco 

13 Ekim 2014 Pazartesi

Peryön 22. İnsan Yönetimi Kongresi


Hello weirdos,

Yılın sınırlı sayıda gerçekleşen ve önemli organizasyonunundan biri olan Peryön 22. İnsan Yönetimi Kongresi 04-05 Kasım 2014 tarihleri arasında, İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda bizleri konuk edecek.

Oturumlar için; 



http://www.peryonkongre.com/kongre2014/index.html

An itibariyle 21 gün kalmış durumda, hazırsanız başlayacaklar.

#peryonkongre ve #peryonkongresindeyimcunku hashtagler! eğer destek vermek isterseniz.

Nazik davetleri için teşekkürlerimi sunarken, hepinizi hörmetle selamlarım.

Basın sözcünüz,

Coco

9 Ekim 2014 Perşembe

Sevgili Günlük



Hancı, bana şarap, tabletime de at eti getir. Kımız da olur ki.

Uyandım, zebani mode on, önce iptal olan bir uçuş sonra yapılan başka bir plan/değişim hızı müthiş. 

Hastasıyız, günü, şirketi ve dünyayı kurtarmak üzere hazırım. Mozerellalı sandviçimi bekliyorum. Uykum var ve sesim kısık, yutkunurken olmayan bademciklerim ağrıyor. Boktan günler yaşıyoruz. 


Alanda Avi karşılayacak, ilgiye ihtiyacım var, see u.


6 Ekim 2014 Pazartesi

Hayatın Direksiyonuna Geç



Yazarı tanıyalım

Fazıl Oral yazılarımı hatırlarsınız, ik zirvesi sonrasında yazmıştım hemen onun öncesinde Kemal İslamoğlu için "adam ninja beyler" demiştim ya, hah evet Kemal Bey dark saydın Show Business tarafında. 
Boyun ile ok kırma, buna şahit oldum, ateşte yürüme(hallelujah) falan bunlar artistik şeyler biliyorsunuz. MCT'nin 2014 yılındaki organizasyonu başlamadan önce bir dm geldi, önceki yıl yazılan yazıyı okumuş, teşekkür etti, MCT standında buluşalım o zaman dedik, ben gelir Ninja derim tanışırız böylece...Gittim yanında gayet takım elbiseli c-level amcalar teyzeler, bi' drink alıp bekledim, bir ara müsait oldu, Ninja dedim büyük sayılan bir gülümseme ile tanışmış olduk. Sonra kahve için sözleştik, hala bir kahve var içilecek bir ara.
Neyse gel zaman git zaman beyefendi bir kitap çıkarttı, sonrasında okuma fırsatı buldum, buyrunuz:



Tespitler
Kitabın kapağında kadın var(ow yea kadın figürü var diye mutlu olur hale geldim).
Kitap bölümlerden oluşuyor.
Her bölüm sonunda tek cümlelik özetler.
Kitap 309 sayfa.
Kitap Altın Kitaplar'dan çıkmış.
Kitabın sayfaları gri tonda.
Kitap röportaj stayla gidiyor, yani soru cevap, üstelik şimdi sen bana bunu mu söylemeye çalışıyorsun, oysa Ricardo MONTALBAN senin baban gibi Brezilya Dizisi formatında değil, kasmıyor.
Kitap kolay okunuyor.
Kitapta enteresan bir şey daha var, bazı yerler fosforlu şekilde kendinden çizilmiş, haylayt olmuş, tabii ben kendim not aldım ayrıca boyadım da çünkü zenginim ve fosforlu kalemlerim var.



Kitabın orasında burasında özlü sözler de bulunuyor Mevlana default, jung, shrek, kızılderili atasözleri falan.



Kitabın içerisinde görseller de mevcut, yazılarda mavi renk kullanılmış benim için nays.



Kitap adında direksiyon kelimesi bulunmasına rağmen bir trafik kitabı değil.
Kitapta gelecekte okumayı düşündüğüm yazarlardan Vamık Volkan'ın ismi de geçiyor, *swh.






Zihinsel ve duygusal blokajlarımızu yenmek için ne yapabiliriz? Aslında bu temel soru etrafında dolanıyor kitap, kullanmadığımız kaslarımız, sağ beyin, sol beyin, ego, teslimiyet, ilham alma, ateşte yürüme, öğrenilmiş çaresizlikler, kurban rolünü sevmek, ona tutunmak, ondan beslenmek, sonra savaşma kısmına geçiyor, sonra böyle ruhani tarafa da dokunuyor, Allah'tan fazla girmiyor, ilgim dağılıyor benim sonra toparlayamıyorum biliyorsunuz.


Kasmayan, rahat okunan bir kitap, daha çok serviste sabah okudum ben, her bölümün başında özlü bir söz ile başlıyor, röportaj olmasına rağmen salağa yatmadan sorulan sorulara enerjik cevaplarla devam ediyor.



Web sitesinde video izlenebilir, hatta testli bir bölüm var onunla devam edebilirsiniz, bunun yanında Kemal İslamoğlu'nu canlı izlemeniz de mümkün, davet edildim fakat  ben icabet edemedim, biliyorsunuz bu ara çok fazla seyahatim var, denk getiremedim.

Ez cümle kitap 10 üzerinden 6,9, okuyucu kitlesi jr'lardan 40 bandına uzanıyor, herkesin kendine alacağı dersler barındırıyor, kişisel gelişim, farkındalık ile ilgileniyorsanız, buyrunuz.

5 Ekim 2014 Pazar

Harikulade işyeri isimleri


@renkliik: Günaydın @CocodeMedina Bak senin için ne buldum. Let's do it Salih! Yaratıcı isim ve sloganlar arasına koyulsun pls http://t.co/2UaPuZ2FNA

İstek parça geldi, sağolsun dostlar, Romalılar beni düşünüyor, akıllarına geliyorum, Salih bir saç tasarımcısı, -mısın'ı ayrı yazsa yılın en iyisi olmaya hazırdı, buyrun efendim: