İzlekler için Sosyal Medya

ınspector clouseau

18 Aralık 2013 Çarşamba

Coco! Her nerede yaşanılıyor ve yaşatıyorsan

Checkındrılist hacı yılda 2-3 kez yayınlıyorum, çok heyecanlı bir hayatım yok bu ara, şemmammenin icad edildiği yerlere falan gidip geliyorum, az uyuyorum, çok konuşuyorum...

Affffra tafffffraaaa, Allah'ını seven üzerime Outliers atsın 3 senedir okuyacağım bulamadım, e-kitap sıkıcı, aman beaaaa( sen de oku canım, seversin, değişik).




İlişki durumu: 2039'da emekli olacağım sen düşün artık

16 Aralık 2013 Pazartesi

Somewhere over the rainbow

İsrael kamakawiwo dinleyelim mi bu sabah blög, bazı şeyler düzgün gitsin.
Kabus gördüm bu sabah, çok içli içli uyandım, böyle nefes almada zorlanmalı, gözler dolu dolu, boğaz düğümlenmiş bir halde, neredeyse telefon ediyordum gecenin 4'ünde...





Mesela bugün 695 tane fav yaptım.

Ruh hali: Kıyıya vuran bir dalga, coşkun bir şelale ya da sakin bir bir su birikintisi gibi davranabilirim, ama bugün canım bir yağmur damlası olmak istiyor.

Salı bence de sallanıyor.


Kendime notlar

Ama mutluyum herkes bilsin temalı
Yok ya bu kez mutlu insanlarla çalışıyorum siz hiç mutlu personelci gördünüz mü, ben gördüm,
Peki ya idari işlerci? Dünyanın en kısa fıkrasını anlattım size :)
Adaylar bile mutlu lan, tahtaya vuruyorum.



Asansörde ayının biri üzerime çıktı bugün, elinde kalp çarpar beyin böler kitabı, bu adam okuyorsa ben okumamalıyım dedim, çok saçma oldu yine.




15 Aralık 2013 Pazar

Twitter'ın 40 yaş üstü ve üst düzey yönetici ile imtihanı

Bittabi bu yazının hinterlandı Türkiye.

Şimdi şöyle başlayayım çok fazla y kuşağı hede hödö dendi bu ara, ben de y kuşağıyım, ihtilal görmemiş bir nesildenim, küçükken siyah beyaz televizyon vardı evde, sonra renkli tv, kumandalılar, telsiz telefon, nintendo oyuncaklar, cd çalar, cep telefonu, laptop, digital fırın, LCD tv, DVD, Apple ürünleri tablet falan işte, mini teknoloji sıralaması yaptım sizin için. Bi dakka uçan helikopteri unuttum.

Teknolojiye hakim olanların dışında bir de sonradan alışan yakın çevremiz diyeyim özet ya da yöneticiler. Akrabaların fb'a gelmeleri sınırlı profil çözümleri sonrasında yavaştan Twitter'ı keşfetmeleri önceleri pek sıcak bakmamaları sonra eli mecbur hesap almaları falan...
Profesyonel dünyanın insanı daha sterildir, hijyen şeyler paylaşır, etliye sütlüye pek karışmaz, dokundurur ama minnoş bir şekilde dokundurur, geniş zamanda konuşur, tespit kasar, öyle olması böyle olarak konjonktürde şunu yapacağa benzer, bunun ayak sesleri geliyor gibi falan yani buradan bakıldığında o kadar saçma gözüküyor.
****
Burada şunu da söylemek isterim arkadaşlarımın hemen hepsi bir app sayesinde çizgi film karakterine dönüştü, tamam kafamda zaten herkes çizgi karakter gibi ama tuhaf oldu, tayrayn kendilerine pek benzemeyen çizgi hallerle doldu, demek ki çizgi roman hali olsa neler olur.
****
Aktif bir sosyal medya ürünü kullanıcısı değilseniz mesela sözlükte 6 ay önce konuşulmuş bitmiş bir mevzuyu yeni duyan/gören iş arkadaşınızın coşkusunu paylaşabilirsiniz ama öyleyseniz içinizden "biz onu tükettik yeaaaa" geçer, hımm yeni görüyorsun galiba falan derim ben genelde.

Mesela Pazartesi günü iyi haftalar mailcileri vardır, çiçekler, kutlama kartları, köpek resimleri/fotoları kolaj çalışmalar yollarlar. Bizim eski ceo'nun asistanı özlü hikaye yollardı her Pazartesi bir tutam özlü hikaye konulu. Ben genelde bobiler.örg u kullanırdım, sözlükte zaten antin kuntin ne kadar başlık varsa ona göre içerik üretebilirsin. Pazartesi hemen herkes diyeyim sendromludur, haftasonu ne yaptın şekerim konuşmaları, toplantılar derken salı rahatlanır, ay bunu okuyun çok komik tarzında mailler dönmeye başlar, paşabahçe de gördüm çık bışırılı fotoları, yaz ayı ise trendyol'dan yanları fırfırlı bikini fotoları...

Mesela yönetici satış kökenli ise whatsapp'ta durumu satış-motivasyon karışımı içerikli olur, arkadaşlar Afrika'da her sabah uyanan bir Aslan var ya, hah işte o size girsin falan yazar, maç vardır takımın bayrağını koyar... Şimdi bu 40larında yönetici olmuş abiler ablalar... Gerçi aralarında muhteşem olanlar var tabii, benim bir yöneticim vardı bombaydı o, kitaptan beğendiği bölümü okurdu ya da oradaki mülakat sorularından birini sorardı, rogar kapağı neden yuvallak? Neden kare değil? Köşegenlerden löp diye düşmesin diye cevap verince bozulmuştu bana, hımf.. Neyse sonra instagram'da ayakkabılarının selfiesini paylaşmaya başladı karma vermişti belasını.

Özlü söz paylaşalım, komikli videolar paylaşalım, hayata karşı ciddi duruşumuz olsun bıt bıt bıt.. Ben tabii ki kanaat önderi şapkamı takarak yazıyorum, olay tamamen eğlenmek üzerine ben eğlenirsem siz de eğlenirsiniz, benim canım sıkılıyorsa bana ne siz de sıkılacaksınız gördüğünüz gibi hep mantıklı ve makulum.

Şimdi iş dünyasının önemli figürleri var, danışmanlar, yk cılar ne bileyim Ceo'lar falan, adam foto paylaşıyor bölge müdürlerimiz falan diye alayı sap mesela kadın çalışanı yok yanında, yok halı hediye edilmiş yok bugün orada kar varmış falan... Nedensiz yere aklıma ibb Kadir Topbaş'ın filmi geldi, al! Düdük, ben yaptım...diyordu hani. Tespit yapanlar var sevmek sevmekse sevmek sevmemektir, bugün elçilikteki yemekte dostlarla buluştuk falan.. Bir de diğer taraftakiler var, mami onlar harika. İnsan gerçekten hayret ediyor, yazmayın lan valla yazmayın, kurumsal iletişimden birini bulun bu davarlığın sonu gelsin, sen CEO'sun büyük düşün, big picture bebeğim, çene ishali olmuş gibi ne bu? 

İyi ki 140 karakter hacı, düşünsene hem görsel paylaşıp hem sınırsız yazı olsa siyasi figürler evlat olsa sevilmezdi yahu.

Boğ bizi! Dataya boğ bizi, blog yazılarına boğ, reklama boğ, haberlere boğ bizi, rt yap, at fav'a bekle,  vali mutluyu bazen komik buluyorum, taksim  isengard'a döndüğünden beri kendisi benim için saruman'dır.. Sorry X'ler ve hatta BB'ler çare şimdilik vay cen, yaratıcılık bizde, şakalar bizde, gidin çocuk falan büyütün...

O değil de ne zaman çıkacak benim ropörtajım



İlişki durumu: bu sevdalar boşuna ley bu sevdalar boşuna

Ruh halim: Luka İncil'de İsa'nın alçak gönüllülüğüne vurgu yaparken Matta yüce Krallığı'ndan bahseder zira ikisinin hitap ettiği kesim farklıdır... hah işte kayışı kopardım Coco ile teolojiye giriş.

Mesela çok beğendiğim bir cikleme

@mortifera: Türkiye'deki her büyük şirketin üst düzey yöneticilerinin "Sosyal medyada davarlık gizleme eğitimi" alması gerekiyor.

Harikulade işyeri isimleri


Beyin terk

13 Aralık 2013 Cuma

The hobbit the desolation of Smaug

Evdeyken sabahın ilk ışıkları ve ilk seansında izleyecektim lakin, akşam 21:00 seansına yer buldum hacı, plaza insanıyım ben işimdeyim gücümdeyim...


Spoylır******

Erebor
Legolas
Legolas'ın babası kalp ben ve aşırı teatral tavır
Battal Gazi'yi aratmayan nehirde ork-elf-cüce savaşları
Gandalf'ın clementine gibi bir baloncukta sauron'a karşı koyuşu
Adeta kı,tan uydurma elf kızı bi' Arwen değil
Benedict-martin etkisi smaug vs. Bilbo
İlk filme göre çok daha lezzetli bir görsel akıcılık, görüntü kalitesi falan lakin robotik biraz
Lakin tüm kahramanlar yaşlanmış hacı 
Karanlık tema ve Erebor un ihtişamı, altınlar ve arkentaşı
Radagast'ın çıkışı ve ödümün kopuşu
Titanlar'ın Zeus U da her yerden çıkıyor
Ayrıca Sting hikayesi var bilmeyenler içün anlatayım şarkıcı Sting adını bilbo'nun kılıcından alır.
Legolas'ın gimli'nin resmini gördüğündeki tepkisi yarılma garantili, 
Elf cüce aşkı iğrenç, bu ne ya, kitaba Sadık kalmadın götünden element uydurma bari, ırkları karıştırıp zebra mı üreteceksin...

Uykum var daha sonra anlatırım.




Uykum bitti anlatıyorum, spoylır üstüne spoiler var




smaug görsel sanatlar tarihinin görüp görebileceğiniz en sağlam animasyonu yapılmış dragonu olmuş, ok abartımış olabilirim ama olmuş bu.
smaug'u seslendiren benedict cumberbatch biz faniler onu BBC yapımı Sherlock'tan tanırız ben zaten o halini pek severim e biliyorsunuz bilbo aynı dizide watson yani the blogger one :)

Ejderha tüm zamanların en iyi ejderhası olmaya aday dragon mu desem acaba? Efem bu yaratıklar altına düşkündür, neredeyse tapar zaten filmin geneline bakıldığında bilbo yüzük kıymetlimiss precious durumu incelikle işlenmiş, irade kısmındaki vurgu splendid, kendine hakim olma örümcek ve bilbo aksiyonun da o benim kıymetlim dediği sahne tekrar tekrar izlenmeli. Bana ait olan benimdir hacı çok net.

peter jackson bu işi en iyi yapabilecek adam, runik harflerle filmin adının yazması ve melodinin başlaması ile zaten orta dünyaya dalıyorum normal dünya benim için yok, ilk dakikada cameosunu yapıyor, sıçrayan Midilli olmuş sana hoplayan Midilli, kuyutorman! Olmuş sana kuytuorman, çeviriyi yapan gerizekalıya selam olsun, bari lotr uzmanı olan birine yaptırsaydınız şu işi.



Legolas bilen bilir anlattım daha önce Orlando'yu günahım kadar sevmem, kepçe kulaklının önde gideni lakin Legolas hali platin uzun saç, elfish haller, ok atmalar yani figür olarak hastasıyımdır, bu filmde babasını da ayrıca seviyorum. Thranduil adam gibi adamsın Lee Pace ama tavır çok teatral, tutkusunu adeta bir kenneth branaghvari bir üslup ile canlandırıyor ayrıca thorin ile pazarlık yaparken harvey dent'e bağlamak yüzünün yarısının yanması nedir. Ama elfler snobdur hacı, severim egolarını, yakın zamanda elf beyi kaybettim acım büyük. Ve evet maalesef Legolas eski yumurta gibi Legolas değil, yaşlanmış makyaj bile sırıtıyor yer yer, kralın oğlu ile sefil orman elfi bir olur mu, olmadı cüce ile elf aşk Yaşar mı lan!!! Midem bulandı.



evangeline lily bir Arwen değil sorry. Kızıl saçlı elf? Yeşil urbalar, sherwood ormanına çevirdiniz filmi, neyse...

Bakın tanıştırayım bu Sting :) şarkıcı olanın adını aldığı elf kılıcı, ork gelince parlar...


gandalf'ın dol guldur sahneleri, karanlık dark side tarafı çoğoş anlatmış, sauron'u sauron'un gözünde görmek ve gandalf ile sauron'un mücadelesi, gandalf'ı büyü yaparken izlemeye bayılanlar içün epik olarak tasvirlenebilir. 

fıçı sahneleri evet hımmm bombur falan, sonra Legolas I'n cüce kafaları üzerinde tek ayak üstü nehir yolculuğu ve ok atmalar, dönerek kafa kesmeler, racon kesmeler.

Hobbit çocuk kitabı lotr büyüklere masallar, 300 sayfalık kitaptan 3 film işime gelir tabi o nedenle Tello uydurma karakterler, senaryoya eklenmiş olabilir ve her türlü beğenme hakkı tasarrufumdadır hacı, izlerim kime ne, hatta 6 film olup DVD seti tamamlandığında 1 günümü onlara ayırıp bayılana kadar izleyeceğim. Orta dünya candır.

Bir başka karakter vali, stephen fry Dr. House'un kankası Sherlock'un rdj vers. abisi olarak tanırız, göl halkı başka bir zamanın başka bir evrenin halkı gibiydi, zenciler vardı hacı çikolata renkli insanlar işte. Bard olarak da Zeus'u izliyoruz işte...

o değil de smaug uyandığı vakit bilbo'nun yere çökme vasıtasıyla sıçış vaziyeti şahaneydi. Evet şimdi de son filme hazırım, belki imax'de 2yi tekrar izlerim, 


Orta dünyanızın Coco'su.

9 yüzük dövüldü hacı sen ne diyorsun 





İlk Günden İşe mi Gidilir Aşkım?



İlk günden işe mi gidilir? Size gerizekalı Generation Y(vay cen) taklidi yaptım.

Kaptanın seyirdefteri yıldız tarihi 1711201313011107
Star Trek, izlemek isteyenler için digiturk sci-fi kanalında hacı, TRT dublajlı haliyle çok şahane.

Trafik yoktu bugün, erken geldim, starbucks'tan hot çaklıtımı aldım sosyalleşme alanında plaza insanı kimliğime büründüm, iyi gidiyor her şey alıştım, bir yandan dizi izleyip bir yandan yazıyorum işte, sadece bazen...

Sevgili günlük,

Telefon çaldı, tabiisi acı acı değil telefon niye acı acı çalsın çok saçma bu tanımlamalar. Arayan danışman, merhabaaaaaaaaa nasılsınızzzzzzzz diye konuşmaya başladı. Merabaaaaaa çok iyiyimmmmmm diye cevap verdim bu 3. şirketti yönlendirdiği diğer 2 pozisyon dondurulmuştu, kısmet şekerim napalım.

Neyse şu anda görüştüğüm pozisyon için 2 tarafta da olumlu ilerleyen bir süreç olduğunu protokoller hazırlandıktan sonra iş teklifi için tekrar arayacağını iletti.
Zaman zaman zaman zaman ooooooooo ne zaman.
Zaten bekliyordum, yani hem bekliyordum hem de bekliyordum. Görüşmelerin sonuçlanması 2 ayı buldu, bu noktada en uzun mülakat maratonum olduğunu söyleyebilirim aslında bir tane daha vardı öyle çok önceden bir banka için 6 görüşme ile rekor yine benimdi ama 1,5 ayda sonuçlanmıştı, benden şube personeli olmazdı hacı, saçmalıyorlardı.
Tek adayları olduğumu biliyordum, sezgisel bir başarım var bu konuda, bak o konu çok derinlikli, beyin arka planda geçmiş tecrübeleri falan işliyor ama sen yüzeyde bunu anlayamıyorsun ama seziyorsun. Muhteşem ve Ece ile çalıştığım şirkette de böyle olmuştu, tek adaylarıydım, i'm sexy and i know it'tim biliyordum işte. Neyse mutlu son oldu işte, teklif yaptılar, bende ok yea dedim.

O karakule değil yanlış karakule oldu...evrene mesajı yanlış vermişim yandan yedim


Bu güzel haberi kiminle paylaşabilirim?

Tabii ki Lucas'ı arayacaktım hemen, uzun dönemden beri işsizdim yani bilinçli bir tercih aslında ama tüm sıkıntıyı o çekmişti, çalışırken de o hep yanımdaydı, konuştuğumda da sustuğumda da, uyuz olduğumda ona çemkirmiştim, üzüldüğümde ona mızırdanmıştım, kendine gel toparlan demişti kibar bir şekilde, hallerim geldiğinde falan jellybone alıyordu, eee şimdi tabii ki onu arayacaktım. Ama aramadım çünkü artık görüşmüyorduk, çünkü kendisi aramızda duygusal bir şey olmamasına karar vermişti. Evet evet benim superheromdu one&only ama kader ağlarını örmüştü, süper kahramanlarımızı bir ayrılık bekliyordu, yaw he he bu yaşananlarda hiç duygusal bir yanı yoktu, hııııı flört falan değildi, doğru o yüzden birbirimizi kıskanıyorduk, sahipleniyorduk falan, tartışıyorduk falan..evet evet duygusal hiç bir şey yoktu aramızda, iki duygusal angutun hikayesini izlediniz, adı konmamış ilişkiler ve belirsizlik üzerine yanlış yönde quantum sıçramalar. Ben onu seviyordum, o mu? Hayır o beni sevmiyordu, bana maymun demişti çünkü bana aşıktı, bu konuda bir şey yazmayayım alem ona hastaydı, bence ben de herkes gibiydim artık. Yoo onu hala seviyordum ama kızgındım. Beni üzdüğü için kendini kötü hissetmeliydi, saçma sapan  şeyler için değil, mesela günün en alakasız yerinde aklına gelmeliydim, tırnağım kırıldığı için parmağımı öptüğünü hatırlamalıydı, yumurtalı patatesi, Alper Kamu'yu, futbolu çok sevdiğimi, futboldan nefret ettiğimi, en iyi tatil arkadaşı olduğumu, Türk kahvesini şekerli sevdiğimi, hangi vaz vuz yemeği yiyorumu, kokoreçi ya da yaren isimli kaşarı, konuşurken sohbeti birden 2 level yukarı çektiğimi, bazı şeylerin cevher olmadığını, hobbitleri cüce efendileri, ironman'i Loki'yi , ninja kaplumbağalarında rafayel'i(rafayel değil donatello), o değil de çok acayip olduğumu falan anlatabiliyor muyum? Hey Lucas, bunları okumadığını biliyorum love ve o nedenle istediğim gibi saçmalayabilirim.

Madem öyle, bu haberi paylaşmak için Ece'yi aradım, moruk böyleyken böyle büyükbaşların ligine geri döndüm. Sonra Muhteşem'i aradım, o da bu ara yoğun görüşmelerde, zaten ilan patlaması var siz başvurmasınız da danışmanlık şirketleri ulaşıyor bir şekilde oturup kelle avını anlatacak değilim. Ufukta yeni bir pozisyon olduğunda konuyu değerlendireceğim bir kaç kişi var. Noldu sessizsin bu ara dedi, "monşer moralim bozuk gülmeli, ironili kişisel ileti paylaşabilecek durumda değilim" dedim, gördüğünüz gibi arkadaşlarımın gözünden hiçbir şey kaçmıyor, "anladım bir şeyler olduğunu" dedi.




Coco: son öküz paratoneriAlso;Coco: yengeç tabağı-en iyi yengeç ölü yengeçtir

İlginçtir Bulut aradı o gün, uzun bir aradan sonra yani vay efendim linkedinde bir video beğenmişim de, o kitabı almayı düşünüyormuş da, kız arkadaşı ciddi düşünüyormuş da, o istemiyormuş ha bir de yengeçlikten istifa etmiş, nasıl olacaksa böyle bir şey. Ben ne yapıyormuşum, neden kahve içmeye ofisine gitmiyormuşum, uyuz uyuz evde oturuyormuşum, gelseymişim ya...telefon acı acı değil ama garip garip çaldı o gün, neden yengeçlere kötü davranıyorsun dedi bana, teyallam, ya ben sana hiç kötü davrandım mı ki? Sadece seni şirketten dehledik ama kusura bakma o da HQ isteği YK kararı falan, bu noktada yıllar sonra gelen korkunç aydınlanma anı, sonny'de yengeçti, ateş'te yengeçti oha herkes yengeçti Doan hariç o aslandı, konumuz burçlar değildi, durup dururken kitap bahanesiyle neden arıyor ki? Önce Muhteşem'e sordum ne bu diye, dm'den değil de telefondan mı yürüyor? 
Ece'ye sordum sonra sana kur mu yapıyor dedi, selam verip kapatmadı ki, yok sen ezdin di mi falan yok efendim çok ışıldamışım yok bilmem ne, hayır ayrıca ben niye ofisine gidiyorum, şu anda çok önemli bir ıvır zıvır şirketinde ıvırcıbaşı, hayır neden nötr bir alanda görüşmüyoruz, çok yoğunum bu ara bakarız dedim( ben, ben ben, Coco, bakarızlı cümle kurdum, demek böyle oluyordu, bana tüm bakarız diyenlerin şimdi nasıl bir kafaları olduğunu anladım, güzel kafaymış).

Sonra Atlas FB'da CHP Kadıköy ilçe teşkilatında check in yaptı ki bu gerçekten ironinin tavan yaptığı çok humorlu bir durumdu. Atlasgül Kadıköy'den doğan güneş göndermesini yaptım cevap "hahaha Salak, çok güldüm" dü, haberi verdim bunu kutlamalıydık. Önümüzdeki haftalarda Fenerbahçe-Beşiktaş derbisi vardı giren çıkanın ve kale direğinin kime gitmesi gerekliliğini konuşup hayvanca güldük, idler, idlerimiz, egolarımız... (Berabere kalıp biz yendik, i hate futbol, U know).

 Aslında ilk günden işe gitmek zorunda olmasam şahaneydi bu haber. Evimden alacaklardı, özel şöförüm vardı mmmmhhh yaşasın protokol günleri( özel şöförüm yoktu Akbil vermişlerdi:p şaka şaka, uçak verdiler lan, uçakla işe gideceğim). Kabul etme nedenlerimden biri beni çok zorlayacak olmasıydı, kaos beni besliyor daha önce de anlattım, yoğunluk, seyahatler, hava limanında uyumalar,  zamanın kısıtlı olması bunlar önemli, benefits... Hem aklımı koruyacaktı hem de düşünmeye fırsatım olmayacaktı, hıııı hafıza faktörünü komple çıkarıyorum bu denklemden.


Her işe başlangıç öncesinde hayvani bir şekilde resim yaptığımı hatırlarsın ve yıllardır kimsenin portresini de çizmediğimi de özellikle, işte uzun zaman sonra onun karakalem portresini yapmıştım, snob burun, sonra yırttım, ezbere yüz çizebilmek ne kötüdür bir bilsen, tipik Artista şımarıklığı diyelim buna, kapris diyelim. 2 tane yarım tablo vardı onları bitirdim, kitaplarımı ayıkladım, günlükleri ulaşamayacağım yerlere kaldırdım, kitap okumalıydım sadece kitap okumalıydım bir şey düşünmemeliydim. Zaten sonra deli gibi alışverişe verdim kendimi...



İşte böyle sevgili günlük,

Domates biber, alayına gider.Alayına isyan ölümüne İK.

Efsane olduğumu biliyorsun değil mi, değişik şeyler deneyeceğim 2014'te, kolumu kırmayı düşünüyorum, kişiliğimle yeterince gündeme geldim. Kimse beni sevmiyor, so hateble bir insanım.
Tebrik için gönderilen çiçeklerden biri alerji yaptı, eşek şakası yapan arkadaşlarımdan biri de osuruk çiçeği göndermiş.

#iwannamakemanitaonaiğrençişhikayelerimianlatabilmekiçin sanırım özlemek yine kötü biri.



*Pleasure delay yani en sevdiği yemeğin sona bırakılması gibi, en sevdiği film gelmiş akşama go mongo üzeri hobbit smaug'un çorak toprakları falan var minnoş. Kukuletamı takarım.

Canım.

12 Aralık 2013 Perşembe

Uçakta evlilik teklifi, aman ne romantik!


Ayyyyyyyy nefret ediyorum hepinizden, pis yılışık çiftler!!!


Allah'ını seven üzerime toprak atsın, çorabımı giydirsin noolur





Uçaktayım, 4'te uyandım, aslına bakarsan pek uyumuş gibi de değilim, ayrıca kahvaltı yapamadım, ayrıca biletler yanyana alınmış direktörle, sürekli konuştu kafam şişti, bir de sigara içmiş leş gibi kokuyordu üzerine kusmamak için yanaklarımı ısırıp bir yandan ağzımdan nefes almaya çalıştım, inme geçiriyorum sanmış olabilir.
Efenim oralara buralara gidip duruyorum, neticesi kurtlanmış gibi, hava soğuk tabii, ekstra huysuz ve hırçınım, her türlü sallayabilirim, herkese sallayabilirim.
Adam 3 kez evlenmiş, 3. karısı ile yeni evlenmiş, kilo vermiş, saçları uzatmış Apple to Apple dedi konuşurken, tamam dedim o zaman dust to dust, minimum wageler falan konuşuyoruz. Emergency exitte oturuyoruz, düşersek kapı nasıl açılıyor Coco diyor, düşersek kendimi atarım diye düşünüyorum, bu kadar insanı kurtaramam, ben artık bir superhero değilim(U know her superhero bir dönem kaybolur). Benim boyum kısa ayakları uzatmış haldeyim tutamaçlardan tutup yukarı doğru falan diye herhalde zırvalıyorum bir şeyler, herif deve gibi. Görüşmeye gittiğimiz direktörlerden biri efsane, onunla birebir çalışacağım için çok şanslıymışım, herkes bunu söylüyor, i am legend demek istiyorum, diyemiyorum i was a legend...
Neyse hava bok gibi, arada sarsılıyoruz, sonra işte kemer ikaz lambası sönüyor, napsam bilmiyorum daha devam edecek mi, ölü taklidi yapsam susar mı, sabahın o saatinde makyaj yaptım, kirpiklerim kaşınıyor, kaşınmak ve bulaştırmak istiyorum, amy winehouse gibi saçı başı dağıtmak hatta tears dry on their own falan söylemek istiyorum bağıra çağıra, hatta koltukta büzülüp uyumak istiyorum, battaniyemle mmmmh falan yumoş yumoş ellerim uyusam ya...

Ama nerede ben de o şans, derken uçak efendisi göğüsten gelen bir sesle o saatte vıdı bıdı konuşmaya başlıyor, sema şöyle kapalı, ineceğimiz yer -12 derece, ayrıca Mehmet Bey'in Ayşin Hanım'a bir sorusu var, derken hosteslerden biri elinde çiçeklerle geliyor, owwwww yoooooooooooooo, hem de bu sabah hem de minnoş bir şekilde Mehmet denen dallama Ayşin'e uçakta bulutların üzerinde evlenme teklif ediyor. Salyam akacak sanırım bu bir rüya, bu bir kabus, zaten bu gece kabus görmedim mi:/
Hostes çaprazımızda bulunan Ayşin'e çiçekleri uzatıyor, Ayşinnnnnn anasının gözü, Ayşin hiç beklemiyormuş numarasını ne güzel de yapıyor, Salak Mehmet angut Mehmet hiç bir şeyden haberin yok ayrıca uykumu kaçırdın! Umarım uçak düşer hevesin kursağında kalır :( lanet olsun bok gibi hissediyorum. 
Efendim Mehmet yetmezmiş gibi kutu çıkarıyor cebinde, keltoş one, diz çöküyor koridora cidden Brezilya dizisi izler gibiyim direktörün çok hoşuna gitti, sanırım 3 evliliğinde de böyle şeyler gelmedi aklına... Mehmet repliğini söylüyor, Ayşin evet evet evet diyor, seyirciler alkışlıyor bileklerimi dikine kesmek istiyorum, ama yalandan gülümsüyorum çok minnoş diyorum direktörle daha fazla konuşmak istemiyorum bu konuyu.



Lakin konu kapanmıyor, neden? Soruyor bizimki "Coco sen de var mı bir şey?". İşte o annnnn ben yaşayamammmmmmm

Yok diyorum, yutkunuyorum, beni kimse sevmiyor, benim hiç sevgilim olmadı amca. Sanırım birazdan ağlayacağım diye geçiriyorum kafamdan, ağzım nurhayat gibi yamulacak bir çemçük ağızlı olacağım, gözlerim böyle dolu dolu olacak Japon animelerindeki gibi,  sonra çarpı işareti halini alacak, Allah naled olsun Mehmet! Beddua edemem ben beaa!!!! Sabah sabah cırcır ol inşallah... Ayşin'in topuğu kırılsın, ayyyyyyyyy çok sinirlendim, battaniyeyi dişlemeyi istiyorum.
Hayır bana uçakta evlilik teklif edilirse kabul etmem, saçmalamayın o an özel olmalı, stadyumda yapılan tekliflere de uyuzum, No gösteriş belki uzay mekiğine Coco falan yazdırılırsa... Sanmayın ki evlilik teklifi almadım, hımf.




Gideyim de ışıklar içersinde uyuyayım, bütünlük bu kadar acı yeter.

Herkesin mutluluğunu paylaşan minnoşunuz,

Coco










9 Aralık 2013 Pazartesi

MCT rules!!

Basit Düşün Ses Getir





-Neden MCT?
-Çünkü.

MCT zirvelerinde tweetler sansüre uğramaz, aradan cımbızla seçilmez.

MCT Vedat Milor'dur, diğerleri Mehmet Yaşin.
MCT Oscar'dır, diğerleri Antalya altın portekel.
MCT Mtv Video Music Awards'tür, diğerleri kral tv müzik ödülleri.
MCT tematik kanallarda bir HD harikasıdır, diğerleri düğün kanalı ve zurna sesi( çok ağır oldu bu galiba ya).
MCT okulun parlak çocuğu, yardımsever, ışıltılı ne bileyim MCT'de bir Fame enerjisi ve samimiyetini bulursunuz, diğerlerinde bir Arka Sıradakiler ve Arka Sokaklar tandansı. Yani bir nevi Grey's Anatomy vs. Doktorlar olmadı The Great Gatsby ...


Ya aslında tüm ekipler organizasyonlar için samimi bir şekilde müthiş bir çaba ile çalışıyorlar ve eğleniyorlar, MCT'nin bende uyandırdığı hisler başkaysa demek. 

Bi' kere MCT'de Fazıl Oral var, en azından Pazarlama Zirvesi 2013'e kadar danışmanlarındandı.
Sanırım konuşmacı seçimleri muhteşem olduğu içinde böyle hissediyorum.
Havalılar ama içtenler, tekrar orada bulunma isteği uyandırıyorlar, kaçırırsanız üzülürsünüz hissi yaşatıyor bu evet.

Uzar gider bu liste, bu adamların(adam-kadın-insan) bir çabası var yıllardır süregelen, bana göre işlerini çok iyi yapıyorlar, mutlular ve bu açık bir şekilde yansıyor.


Ve tabii ki tüm MCT organizasyonları tam zamanında başlar. 

No sarkma, timing süper hacivatlar. Haute Couture'dan bahsetmiyorum bile.

Burada yerlere kadar eğildiğim kısım var,

Şapka çıkarıyorum efenim.

Sevgiler,

Coco (bir MCTperver)

8 Aralık 2013 Pazar

Haftanın sonu, baharat gibi



Evet Tony ile başlayayım yazıya, madem haftasonu diye bir şey icad edildi dün başlıyor ve yarın bitiyor o zaman haftasonları çok iyi değerlendirilmeli, kendine alan yaratma konusunda bir guru olan kahramanınız Coco uzun süredir yapamadığı şeyleri yapıyor.

Çok güzel bir ay vardı dün gece, aya bakıp bade-i vuslat içilmeli kase-i fağfurdan canım, işte bu nedenle sizlerle  playlist paylaşayım, bu sefer arabesk olmayacak yani o kadar fazla olmayacak.

Ne yapsak bir dem zirvesi falan mı yapsak, içip maymuna mı dönsek diyenler için dev hizmet, playlistim;

Söyleyemem derdimi
Sevmekten kim usanır
Ömrümüzün son demi
Ölüyorum kederimden
Gamzedeyim deva bulmam
Kader diyemezsin
Şarkılar seni söyler
Endülüs'te raks
Bir yangının külünü
Şimdi uzaklardasın 
Bu son mektup Yıldırım Gürses falan
Mihrabım diyerek
Haydi Abbas
Ben küskünüm feleğe
Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın
Kimseye etmem şikayet titrerim mücrim gibi evet 
Beklenen şarkı
Ağlamakla inlemekle ömür geçiyor
Doktor( doktor'un yeri çok ayrı bende)
Üzgünüm Leyla
Kimler unutmadı ki by Hüdai Aksu
Yolum düşer meyhaneler üstüne by Hayri Şahin
Her gün isyanım var benim kadere
.
.
.

Koop Island Blues( kendime gelmem için) bonus Incubus- Love Hurts ve de san anemos loop şarkıları zaten.
İşte gecenin sonuna doğru Cem Karaca sevda kuşun kanadında, Doğan Canku falan olmadı Salim Dündar Aynalar ile falan tarzı iyice karıştırıp noktalıyoruz, en nihayetinde bak bir varmış bir yokmuş Türk pop tarihinin ilk şarkısıdır, İlhami Gencer'den sizler için gelsin, Fecri Ebcioğlu'nu sevgiyle anayım.

Şimdi hepimiz defolup gidebiliriz, hadi ava çıkın beyler ve de bayanlar... Yeni sevgilileriniz hayırlı uğurlu olsun.

Sabahı karşıladım, netice donduran bir sabah var burada.


İşkembe kelle paça ve iğrenç kokulu bilimum ürün.

Bless me father, i need absolution.

Gideyim de uyuyayım biraz.

Kafası kadar güzel olan kahramanınız,

Coco




Senin Elf Ağzın neler diyor, Coco?


Bugün de aramadın aybolmuyor mu?


Sanırım yavaştan tartışıyorduk, genelde ben saçmalıyordum, o sessiz kalıyordu pek yansıtmıyordu bana, daha sonra toparlayıp devam ediyorduk ama ben farkına varmıyordum zaten.
Derken bir gün yok oldu, her sabah mülakatlara başlamadan konuşurduk mutlaka, bugün kaç görüşmem var, hımm bayağı fazlaymış, bugün bunu giydim, lacivert dana yakışmış, evet killing them softly izlemesem mülakat öncesi sanki daha iyi olurmuş falan... Tam 3 gün boyunca ses çıkmadı ondan, merak ediyordum bir yandan, bir yandan da yiğitliğe bok sürdürmemek için ben bişey yapmadım ki diyordum kendime. Sonra merhaba diyordu, gün daha da güzelleşiyordu. Kayboldun sandım diyordum, mümkün olan en zarif şekilde kaybolmadığını açıklıyordu. Bir keresinde her sabah günaydın diyebilemeyeceğini söyledi, bazen ters tarafından uyanıyordu. Bir keresinde günaydınlarımı geri istiyorum dedim, evet önce o günaydın demeliydi, önce o seni seviyorum demeliydi, çünkü toplumumuz bunu gerektiriyordu, ayrıca ben bir prensestim.
Florence Littauer'un bir kitabını okuyordum, kişilik tipleri vs. üzerine merak etti testleri ona da yaptık, sonra sonuçları paylaştım, hoşuna gitmedi, ikcı sevgilisi olanlar bence kendilerine böyle şeyler yaptırmasın. Bir gün çorba yüzünden kriz çıkardık hem de mercimek çorbası, ikimizde çok seviyorduk. Bu nedenle değilse de buna benzer bir nedenden dolayı sanırım ilk kavgamızı ettik, en minnoş zamanlardı. Tabii bunun üzerine 896. kez the lake house'u izledim ve alex'in elinde kesekağıdı ile eve girerken mektupta kate'e "sanırım bu ilk kavgamız" dediği sahneyi buldum önce(dk.57)

Kate: Biri bu sabah kahvaltıda palyaço yemiş...
Alex: Harika bu ilk kavgamız, hakkında şarkı yazıp gidip San Francisco' da söyleyebilirsin...diyor

Sanırım ikimizde kafamızda birbirimizle tartışıp duruyorduk. 
Sakinliği bana iyi geliyordu, ilginç bir şekilde huzurluydum, bir iki pürüz vardı hayatımızda onları da gidersek sanki her şey şahane olacak gibiydi. Gülüyordum, gözlerimin içi gülüyordu...
Ağırdan alma konusunda bir dünya markasıydım, sabırlıydı.
Bir gün saçma bir Temmuz günü bir çok şey terse döndü.

Kullandığımız dil oldukça steril, ne demek bu? falan diyorduk, balık iğrenç diyordum, hiç yakışmıyor sana böyle konuşmak diyordu, hiç hoş değil. 

Çok sevilmeyi istiyordum, ayrıca sevilmekten korkuyordum da, çünkü daha önceleri çok sevilmiştim ama sonu iyi olmamıştı.


Mesafeler bok yesin.

7 Aralık 2013 Cumartesi

Bugün ıslanmaktan korkmuyorum

Ses Haydar abi gibi yine, uyandım ve elbette hava soğuk. Winter is coming.

Borozan gibi bana göre ve hatta biraz daha böyle devam ederse çay içmek zorunda kalacağım :( i hate my life.

Öküz gibi bir kahvaltının ardından(5 adet badem) biraz tv izleyip tabii ki belgesel izliyorum ne sandın, hazırlanıp dışarı attım kendimi. Yek yea ne sineması tamam mıyız? isimli filmi izlemeyeceğim, insan para verip ağlamamalı bence, hem benim ağlamak için yeterince bahanem var.

Taktım pompomu çıktım, var ya şahane bir soğuk var dışarıda, kendine geliyorsun... Islandım bir güzel, bazen ıslanmak gerekir bende taksiden kapıya gidene kadar ıslandım işte.



Kabine girip 12 elbise denemek benim işim, hızlıca alışveriş yapmak, uzatmamak, tahammül etmemek, zaman kaybetmemek, bir zamanlar bunun için fikir alırdım. Bu arada farkediyorum ki sırtımdaki o saçmalıklar hala geçmemiş, dur biraz daha içime atayım, doktor kontrolü şart bence beyni kompile aldırmalı.



Yes kendime şapka buldum.
Neyse alışverişi yaptım, go mongo'da yemek yedim, napim öliyim mi?
Çok yorgunum, dinlenmem gerek, malak gibi yatıp uyuyacağım, tatil gibi tatil istiyorum, avmlerdeki aile çılgınlığı korkunç deli mi bu insanlar?

Bak bu da kraliyet ajandası, evet.



Sen naber ya blög? İyi misin? Keyfin yerinde mi? Nasıl gidiyor öyle uzaktan uzaktan hiç konuşmadan?

Ona küçük eldivenler alın, elleri üşümesin.

Hımf.


6 Aralık 2013 Cuma

Ünvan/Title falan

Yıldız tarihi  1209201098926516838

Monşer Muhteşem ile konuşuyoruz, daha önce assesment center'da kullandığımız testlerle ilgili bir eğitimde 3 gündür, aday tarafına geçince baskı oluşuyor yalnız artist artist takılmaya benzemiyor dedi. Tabiisi öyle, tabiisi zaman kısıtı bilmem ne, tabiisi biz near east insanları testlerde manipülasyon yapıp kendimizi daha farklı göstermeye meyilliyiz.

Sizin hiç değişik bir title'nız oldu mu? Mutluluk Bakanı, yaratıcılık zindanı bekçisi, işveren temsilcisi, marka polisi, işveren markası uzmanı(bak bu geçtiğimiz aylarda bayağı ses getirmişti), zirve koordinatörü, İNSAN LAYNAKLARI UZMANI... Hah şimdi size bir keresinde çalışmış olduğum projedeki ünvanımı paylaşıyorum, ben bir zamanlar İNSAN LAYNAKLARI ile ilgili çalıştım, Türkiye'de tekti, başka kimsede yoktu, one&only, e tabii süperkahramanlığa giden bu içsel yolculuğumda #joker, #çinliçocukişçi, #hayırlarınyıkılmazkalesi, #pencereönüçiçeği, #baronyüzüğü, #mod falan olmuştum sıra olmayan bir departmanda değişik işler yapma zamanı idi.

Ta taaaaaaaaa;



Ünvanlara takılmayın, işin içeriğine bakın diyeceğim ama iş tatminsizliği yaşadığınız noktada ya bakış açınızı ya da işinizi değiştirmelisiniz gibi sanki, tüm gün video izleyip sözlükte takıldığınız bir iş sizi bir süre oyalayacaktır. O işi kabul ederken şu soruyu sormuştum bir masam olacak mı? ONA BIR MASA VER BABA(aslında Çağan Irmak bu repliği ona bir oda ver baba olarak değiştirip koymuştu filme, tabi tabiiiii hatta creditse bakın, bana özel teşekkürü vardır). Yok ya bi keresinde zımba yoktu, bir keresinde masam yoktu, bir keresinde 1 yıl boyunca sistemde çalışkan ilişkileri stajyeri olmuştum ama uzandım, telefonum yoktu hacı, o nedenle kendimi hazırlıyordum o zamanlar, masa olmazsa ben de gider starbucks'ta otururum. 

Daha fazla detay veremeyeceğim çok gizli bir organizasyonun çok gizli bir birimi olan insan LAYNAKLARI departmanı özel bir zaman biriminde görevini tamamladı ve dünya üzerinden silindi. O nedenle size daha detaylı bilgi veremeyeceğim. Anlatırsam 3 güne kalmaz ölürsünüz, maşallah dediğim 3 gün yaşıyor, o nedenle benden size kompile maşallah hacıyatmazlar. Yoo tabiisi öyle bir departman vardı, hayır yazım yanlışı değildi taam mıaaaa!!!!!!

Alengirli işler çeviren, öğle yemekleri sonrasında eser miktarda uranyum içen maceraperest kahramanınız,

Coco