İzlekler için Sosyal Medya

ınspector clouseau

31 Ekim 2013 Perşembe

Sevgilim ben mülakata gidiyorummmmmmm

Uyandım, baş ağrısı bu ara kronik gibi bir seyir izliyor, şiş ve kızarmış gözler ve de kırmızı bir burun. Bir mülakat için tüm kriterler sağlanmış durumda.

Danışman şirketin cici danışmanı dün tekrar aradı teyit edildi, bugün bir görüşmem var. Hava bulutlu ve sisli, kendime gelmek için Mozart 25 dinliyorum malum sinire, strese ve de boğaz ağrısına, ses kısıklığına ve kalp kırıklarına çok iyi gelir, hatta daha gotik olsun diye bugün üzerine bir doz lacrimosa alıyorum tam da requiemlik bir hava.
Giyiniyorum şıkır mıkır. Karşı yakaya geçeceğim metrobüs falan halk içine karışıyorum, insanlar üzerime üzerime geliyor, yalıtılmış bir yaşamın zorlukları. 
Kilo verdiğim için pantolonum belimden düşüyor hayır kemerli olanlardan değil paçama takılıp ağız üstü kapaklanmam an meselesi, 2 kez düşmekten son anda kurtuldum, aklım bir karış havada, çenem yukarı kalkık, sevineyim mi yoksa üzüleyim mi, tanrım ne büyük mutluluk! Yaşasın cumhuriyet.



İlk çalıştığım ofis ve ilk açtırdığım maaş hesabının olduğu şubenin önünden geçiyorum, nostalji yaşıyorum. Yaklaşık 20 dk. önce plazalar diyarındayım, asistan geliyor havuzun başında beklerken bir nevi su terapisi tandansı yaşatmışlar yukarı doğru çıkıyoruz 28. kat, oooo manzara burada şahane. FGER testini biliyorsunuz herhalde diyor, yaw he he diyorum.3 dk. sonra bitti mi diye geliyor, yoooo henüz bitiremedim diyorum, tıngır mıngır bugün gıcık aday şapkamı takmış durumdayım, bugün aday gibi adayım.

Sonra yönetici geliyor, enerjik ve güleryüzlü, toplantı odasındaki tahtalarda kalan yazıları silmeye başlıyor ama geç kaldı, o gelene kadar okumuştum bir yandan da açıklıyor hiç sevmem çok dikkat ederim ama arkadaşlar...organizasyon yapısı, yeni yatırımlar, kullanılan programlar vs. aktarıyor, middle of nowhere de bir tesis açacağız dolayısıyla bir kahramana ihtiyacımız var diyor, anlattıklarını sindirmeye çalışıyorum görüşmeler middle of nowhere de mi yapılacak, orada ağ bağlantısı var mıdır? Telefon çekiyor mudur? Medeniyet yokmuş awwwwww...
Aklı başında bir tip olmadığımı biliyorsunuz gidilecek olan tesisin ve lojmanların görüntüsü canlanıyor gözümde muhtemelen de doğru görüyorum çok saçma sapan bir yer, ölürüm orada 2. Günün şafağında.. Neyse ki bölge müdürlüğü falan varmış, bak gördün mü mülakat bitti, teklifi aldım, ok dedim, sonra kurulum aşamasındaki tesise gittim ve 2. günde öldüm, kendimi south park'taki kenny gibi hissediyorum blög. Öyle hızlı hızlı gitmeyelim, sonra kafa dönüyor, kimsenin teklif aldığı yok, 3 adım sonraya gittim hu huuuuu.

İKcılara yetkinlik mülakatı yerine sohbet yakışır diyor zibilyon tane soru sorup cvmin üzerine bir sürü not alıyor bu arada yuvarlak masadayız ve rahatız, bu gerçekten güzel bir görüşme, icebreakerları ustalıkla savurdum, okulu falan anlattım, hobilere şaşırdı nasıl yani?filan falan öyle dedim, bir aday için mülakat deneyimi önemli bir konu weirdos.

Değerlendirme merkezi, holding yapısı, kullanılan testler, sertifikalar, hangi bölgeler kısmı konuşuldu, her şey iyi gidiyordu ta ki o habis direktör Serkan gelene kadar. Suratsız, nemrut, saçlarda tıpkı.... Lan bu adam Ahmet misbak demirci midir nedir şu koala belediye başkanına ne kadar benziyor diye geçiyor aklımdan. Mülakatın ortasında lönk diye dalan münasebetsiz, klişenin tillahıdır, yeri geldiğinde bm, gmy, olmadı direktör, olay şu sen başla ben sonra bir uğrarım der, blackberrysi ile oynar, cvye bakar, notların üzerinden geçip yakan yanlış bir soru sorar neden başvurdunuz? Neden biz? Neden ik? gibi sen de cevap verirsin, amca ben başvurmadım beni siz davet ettiniz, boş vaktim çoktu...

Hımmm, offf, pıffff gibi sesler çıkarıyor, biz mülakatta biraz ilerlemiştik derken yönetici ne iş yapacağımızı anlattınız mı diyor(evet atomu parçalayacağız doğru tahmin ettiniz), son işimden neden ayrıldığımı soruyor, IT'ye mühendis alımı yapıp yapmadığımı soruyor lakin çok nemrut. 

Neyse sonra test sonucumla ilgili geri bildirim veriyorlar, her organizasyon bu tip geribildirim paylaşmıyor, her seviye için de paylaşılmıyor, tercihler tercihlerimiz diyeyim ve geçiştireyim bu konuyu, yoksa şeffaflık transperantasyon falan en sevdiğim. Test sonucuna göre çok enerjik, çok sosyal kelebek çok zıpzıp bir tip çıkıyorum iyi mi? Çok ama çok yani, bir de detaycı bulur musunuz kendinizi diyor, e o zaman hadi size iyi günler diyorum, çıkıyorum. Hayır hayır dramatik bir çıkış yapmadım, asansörlere kadar eşlik ediliyor, süreç hakkında bir bilgim yok, valizi toplayıp gidildiğini biliyorum sadece, direktör: mülakat katili, negzel konuşuyorduk her şeyi öldürdü.



Bu da böyle bir anımdı. 

Dönüyorum, dönerken metrobüse biniyorum, gelişim alanı: kalabalıkta nefes alamama, Izy arıyor mülakatın ortasında tatlı yemeye gelsene diye, çıkışta cevap verebiliyorum, buluşuyoruz işte doktor randevusu öncesi 15 dk. sohbet edip ayrılıyoruz. 


Çok yorgunum ve uykum var.

Sarılsana blog.

30 Ekim 2013 Çarşamba

Haters gonna hate so Recruiters gonna recruit, doğru mu Samet?



Bu yazıda Move bitch get out the way şarkısı fon müziğimizdir pampalar bilmeyenler içün; Ludacris'ten...

Yani diyor ki enough bb and x generation! move move move, yolu aç, yolver gidelim, maceraya hazır mısın?

Kaç farklı yöntem kullanıyoruz? Sosyal medya hayatımızın tam ortasında, artık sosyal medya kullanımına  sınır getiren zihniyete bir başkaldırı, marka değerine yapılan göndermeler hatta çalışan bağlılığına olan bir negatif etki sözkonusu. Oturup bunun için korelasyon çalışması yapmayacağım, merak eden biraz makale falan okusun, malumaliniz ciddiyet sorunu yaşayan bir blog yazarınız mevcut burada nef'i şapkamı takıyorum sonrasında hollaley hollaley.

Efem vakit gerçekten nakit, sabrımız yok, zamanı satın alıyoruz, video konferanslar, online mülakatlar, kişilik veya teknik testler için 3.partilerden destek almalar, outsource etmeler vs.

Yeaa bu ika ne yapıyor?

Dinle gerizekalı, İK yan gelip yatma yeri değil, İK sen her ne kadar kabul etmesen de konusunda uzmanlaşan, maliyeti minimuma indiren ve buna rağmen kaliteli çıktı almak için çabalayan senin tanrıcık rolü oynamana izin veren, hangi riski satın alırsın diye önüne alternatif getiren, bazı dönemlerde kıçını toplayan, o işe en uygun adayı seçmek, yerleştirmek, oyunda tutmak, geliştirmek ve bağlılığını sağlayarak marka değerini güçlendirmek için değişik tiplerin dolaştığı bir tapınak, bunu o güzel kafana soksan hiç fena olmaz. Aldığımız personeli daha ilk günden zehirleyerek oryantasyonda demoralize eden tipler gördü bu gözler sonra da kör oldu.

*durup dururken niye celallendim bilmiyorum, kötü hatıralar geldiyse tabiisi serbest çağrışım ile

En doğru adayı en az hata ile bulmaya çalışmak, kaynakları etkin kullanmak, schedule falan ayarlamak, ilişki yönetmek, beslemek büyütmek ama sen var ik'yı hiç anlamamak, kardeş sen çok yanlış gelmişsin. İşini sevmiyorsan değiştir, şirketini sevmiyorsan değiştir ama kıçı kırık egonla yüzüne yalakalık yapıp arkadan iş çevirmeye kalkma sorry canım biz onu yemiyoruz.

Oralara yaz günü kar yağıyor canım

Evet bazı dönemlerde iç müşteriyi iç müşteriye karşı savunmak durumunda kalır, şekerim denge çok önemli, hayatımızın her alanında olmalı, valla, bak iç huzur, selülit falan bunlar önemli şeyler.

Sosyal medya ile barışın artık

En sevdiğim, hatta söylenene göre oğlaklar medya araçlarına, teknolojiye de düşkün olurmuş, ben bilmem, gameboyla oynamaktan gözlerimi kapatınca figürleri görmeye devam eden bir çocuktum, teknoloji bağımlılığım hep vardı.
Dünya evrilirken değişime ne kadar direnebilirsiniz o meçhul.
Tabletle görüşmeye girmeler, video konferanslar, davranışsal-yetkinlik bazlı-grup görüşmeleri, online mülakatlar, ref-check yapan şirketlerden alınan "alööööö bizim aday vardı noldo? Kendisi için şöyle böyle diyollar mı?" gibi sorular. Facebook sayfasına kişilik testi gömmeceler embed etmek falan desemiydim, implamentation falan...

Ama yağma yok! Klasik mülakat ve torpilli adaylar dünyamıza bir göktaşı çarpana kadar olacak!
Ne olursa farklı olur? Aday ile yürüyerek mülakat yapsak mesela antik Yunan bilgelerinin yaptığı gibi yürürken kafa açılır falan, adaya bulmaca çözdürdüğümüz oldu, telepati ile mülakat yapsak, fal baktıırsak, role-play falan, testler, raporlar, sunumlar, açlık oyunları tandansı yaşatsak, 8 ayrı mülakata çağırsak, CEO ile sabah kahvaltısı, sürekli değişen organizasyon tarihi...Daha kaç enstrüman kullanmamızı istersiniz? İşe başlama tarihini kriter olarak kullanan banka var hacı.

Sen bunları yaparken hükümet esnek çalışma, daha esnek çalışma, kıdem tazminatı ödenmemesi, kadınların iş dünyasında daha az yer alıp daha çok tavşan gibi pırtlatması için bir sürü ilginç tasarı hazırlayacak falan... Geçiyorum.

Son karar verici, son bükücü

Günün sonunda, olayımız like or dislike mıdır? Böyle olunca acımasız oldu değil mi? Fazla basite indirgenmiş, o yüzden canım cv'niz sizi iyi anlatsın ama siz kendinizi daha iyi anlatın, şanınız yürüsün plaza ağzı ile repütasyonunuz. Biz içerideki düşmanla ilgileniyoruz. Bizler adayların azizleriyiz, yersen! Bazıları İK'dan o kadar tiksiniyor ki şeytan olsak taşlamayacaklar, hıııııı çok. 

Ve ilişkilerinizi geliştirin lütfen bak, çok üzülüyorum sonra.



Yatay seviyede birlikte çalıştığınız iş arkadaşlarınıza göre kendinizi nasıl tanımlarsınız?
Yatay düzlemde dikey olarak şeklinde bir cevap çok uygun olmayacaktır.

Hadi öperler.

Kimsesizlerin ve anarşistlerin, eskiden solcu olup Ulaş, Deniz, Ülkem, Eylem, Devrim gibi isimleri olan insanlarla arkadaş olanların, bir de nerdlerin Azizi,

Coco


Seni kınıyorum ve sana laflar hazırladım

İK hakkında her şey falan yazanlar görüyorum, olm ne içtiniz lan, her şey mi? O kadar iddialısınız yani.



Hatırlayanlar hatırlayacaktır:
.....
bu sayfada ki yazilarin hepsini okudum ve mahmut, sen haksizsin .bne!
seni kiniyorum, ve sana laflar hazırladım. 
......

(Turkishmusic orgdaki Sezen Aksu tartışması)




İlişki durumu: Daha da aşık olmam. (Olmadı)

27 Ekim 2013 Pazar

Günaydın


Eskimiş çoraplarınızı atın, eskimiş düşüncelerinizi, olumsuz geribildirimleri, ruhunuzu beslemeyen şeyleri, enerji süngeri kişileri çıkarın hayatınızdan.

Muhteşem bir Pazartesi ve harika bir hafta bizi bekliyor.

Rüyamda rihanna ile mandarin lehçesinde film izliyorduk.

Penceremden gözüken yapraklar sararıyor, bu bir bitiş ve yeni bir başlangıç( siz de fark ettiniz mi yıl sonu geldikçe herkeste bir iç hesaplaşma falan).



Hippi bir çocuk gibiyim bu sabah, İstanbul'da bir umursamaz.



İlişki durumu: Hayır unutmadım... Yokmuşsun gibi davranıyorum.

Ruh hali: Ters asılan muhteşem bir tablo gibiydik, resim mükemmelse de duruşumuz yanlıştı.


Zalimlerin ve hainlerin azizi,

Coco

Quasar

Super massive black hole'un bir galaksiyi yerken bir yandan içine çökmesi bir yandan enerjiyi doğrusal olarak dışarı kusup fırlatması. Isn't that amazing?

Sizin de quasar tanıdıklarınız var mı? 

Yani karadelik bir yandan sistemi çökertip hazmederken, yok ederken bir yandan dışarı enerji saçıyor hem faydalı hem yıkıcı, uhm bence böyle insanlar var, evet. 

Enerji içimizde!

Bir de karanlık madde konusu var, her şeyi bir arada tutan ve de yeniden yeniden yeniden yaratılmasını sağlayan, bu sanki daha pozitif bir anlam taşıyor gibi, göremiyoruz ama orada varlığını biliyoruz.

Lan yoksa ben quasar mıyım? Solucan deliği olmadığım aşikar ya da yıldız, bir galaksi, ama gezegen olsam kesin süslü olanlardan olurdum Satürn gibi ya da m 87 gibi bir galaksi şıkır şıkır altın sarısından turuncuya...

Ay lav fizikten çok anlamayan bünyeler için düzeyi düşürülmüş anlatım tarzlı bilim. 


Uzay boşluğuna salın beni.

Ruh hali: N'olsun yea, özledim falan işte her zaman ki şeyler.


Coco

Aşılamayacak Sorunlar Olduğuna İnanmıyorum, sorry


 Tarlası yanmış köylü gibi oturuyorum...
Derler ki birinin değerini kaybedince anlarsın, ben 2 ay içerisinde 2 kez kaybettim hem de aynı kişiyi.
Derler ki hayalleri yüzünden büzüşür insanlar.....
Deniz lacivert ve pürüssüzdü, rüzgar tenimizi yalıyordu ve kıyıyı döven dalgalardan başka hiçbir ses duyulmuyordu...her şey ne kadar güzeldi o zamanlar...bizim aramızda hiçbir şey hiçbir zaman güzel olmadı...ayrıca deniz pürüzsüzken aynı anda dalgalar kıyıyı dövüyor olamaz. ne kadar saçmaladığını hiç değilse buradan anla..


İlişki durumu: yalnız yaşayan ölür
Ruh hali: az önce tarlamın yandığını söylemiştim


Rüyada DNA sarmalı görmek

Ve onu tamamlamaya çalışmak.

Şükürler olsun, rüyalarım eski saçma düzeyine geri döndü, kafamı dinlendirmek için bir süredir sf'dan, kitaplardan, korkulu dizilerden, emmeli gömmeli şeylerden uzak duruyordum, rölanti hiç bana göre değil ama kendimi tutmak zorunda kaldım, amaç kendini yenilemek, amaç dünyayı kurtarmak amaç wtf yazsam da anlamayacaksınız.

Dişlerini sıkarak uyanma, kilitlenmiş çene ve harika bir ağrı ile uyanmak nedir bilir misiniz? Siz hiç dişlerinizi birbirine sürtmekten dişinizi kırdınız mı? Ahhh gece beni uyandırırlardı bu nedenle...

Sen aşk nedir bilmez misin? Zeki Müren şarkısı siz pazar severler için gelsin.

Önce x-men izledim üzerine 4 bölüm agents of s.h.i.e.l.d izledim, old christine'in kocası çok komik lan. Carbon food printiniz sosyal medya hesaplarınızdaki izleriniz olsun üzerinize afiyet bende de çöplük gibi bir sürü şey varmış onları buldum ama şifreleri hatırlamak uzun sürdü, biraz temizlik yaptım mesela 8005 mailim var okunmamış, gezegeni terk etmek istiyorum.

Uykum bitti, bugün saatler geriye alınmış bir sabaha uyandık, yeşil çayı yudumlarken bir yandan da SC'de morgan freemanlı kaç milyor yıldır buradayız temalı belgeseli izlerken kendimden geçtim. Size gökadaları anlatmamı ister misiniz? Kara delikler? IC1011? Neden bu kadar hikâyeciyim ben yea? Neden bu kadar çok konuşuyorum? 2 aylıkken anne/baba falan diyebiliyormuşum bununla ilgili olabilir mi? O zamanlar için hiç iyi karşılanmamış bu, 4,5 ay anne sütü almışım sonrasında reddetmişim acaba 2 yıl beslenseydim daha farklı olur muydu hayatım? Çok canım sıkıldı bak şimdi.

Sonra aklıma rüyam geldi, yine bir laboratuvar ortamındayız aslında biliyorsunuz bilim adamı olacakken sıkılırım ben yea deyip şu anda gördüğünüz kariyere doğru adım attım ben, iş hayatını ti'ye alıyor ve insan ilişkileri üzerine yazılar yazıyorum aynı zamanda bir HR superheroyum, zayıf yanlarım ve zaaf noktam var, bir zamanlarda antropologist hatta arkeolog olmak isterdim. Geek faaliyetler falan yaparken böyle bir DNA sarmalı inceliyorum falan eeee sonra neyse böyle bir bozulmalar bir şeyler derken mucizevi bir şey oluyor böyle tövbe kardeş tamamlıyorum bi'şeyler bi'şeyler bi de benim rüyalar niye böyle renkli fosforlu?

Yorum yapıyorum: eksik bir şey mi var hayatımda temalı Coco Bienali tamamlanacak sanırım.

P.s.Rüya görmek çok güzel gelsenize.
P.s.s. Hayır açıkta kalan bir yerim falan yok.
P.s.s. Rüyamda eski sevgilimi görüp yıllar sonra bir sabah kapımda peydah olmuşluğu var öyle ecinli mecinli tipim.

Coco, yine çok lovable bir günün ışıltısı.









26 Ekim 2013 Cumartesi

Bu yönde bir motivasyonum yok

Dilini eşek arısı soksun:

Psikolojik alt sınır xxxx YTL 
Yönümüz şo taraf
Ekip olarak, ik olarak bu riski satın almamaya karar verdik
Yapıyor olacağız
Birlikte, beraberce, ılgıt ılgıt go diyeceğiz
Aynı yerden baktığımıza emin olmak istiyoruz
Hayırı cevap olarak kabul etmiyoruz
Bakarız, dönelim
Değerler, motivasyon, performans, dokunma, dokungaç
Son zamanlarda konu sıkıntısı yaşayan ve içerik üretemeyen copy paste postlardan da bıktım
Hatta bir keresinde aklına takılan bir şey var mı? Konu ile ilgileniyor olacağım telefonu kapatmazsan taksi çağırıramıyor olacağım falan da dedim sevgilime.

Fak u robert kotik


Coco

25 Ekim 2013 Cuma

Zaaf noktası

Ruhumu nasıl tutsam da seninkine değmese?

Çok ele güne karşı yapayalnız böyle de olmaz ki bir ruh halindeyim, Mirkelam'dan kırık gitarlı şarkıyı dinliyorum, uykum yok, iyi geceler diyerek suratıma kapanmış bir gece.

Ve yine çocuk olmak ve yine çamur fırlatmak sonra ayağına basıp arkamı dönüp gitmek istiyorum yetmiyor bir de dil çıkarmak istiyorum, sonra tombikto parmağımı sallıyorum boyuma bakmadan "görürsün sen". Sanki çocukluktan beri tanıyormuşuz gibi...

Nasıl seslenirsin diye sordu, canım derim dedim, sevgilim, ruhum(o dönem Şubat dizisini takip ediyordum) hayatım derim ben dedi, sonra efendim hayatım yazdı, gözlerimi kırpıştırmaya başladım, şaşkınlık içerisindeydim, bana hayatım mı dedi? Swh

Belki sonbaharda bir o yana bir bu yana salınan kırmızıya dönmüş bir yaprak ya da güneşli bir günde narin kanatları ile süzülen kelebek bu tür bir sakinlik onunla yaşadığım, overdose melankoli sonbahara özel. 

Çok özlemek kötü biri, yanlış anlaşılmak kötü biri, anladığını sanmak ama beni hiç anlayamamak kötü biri, hepimiz gideriz bir yerlere, kaybol ama çok kaybolma yazdım sanki fangorn'da kayboldu sanki Mordor'da başına bir şey geldi, sinirlenince gitmek en sevdiğim Uzak Doğu sporu.

Bence beni kahramanlık yapmak zorunda bırakmamalı, hafızamı ele alma şekli gülünç.

Biraz Rilke;

kim olduğumu ne bilirlerdi?
korkunç zordu beni sevmek; ve ben,
buna yalnız biri'nin gücü yeteceğini
seziyordum. ama, o, biri,istemiyordu henüz.



Once upon a time, a long time ago

-Ya sana aşık olursam?
-...(içses: bana aşık ol)

İlişki durumu: yok hiçbir şey yazılmamış, yok daha rahatmışım, yok yani.
Ruh hali: pek şuursuz pek minnoş alesta tramola diye bir şey bile hatırlıyorum ben!

Ben gidersem çok güzel giderim Coco'su.

Gece olmuş 3 gidip yürüsem mi biraz?


24 Ekim 2013 Perşembe

İç huzur, Sevgi, Mutluluk, Aydınlanma




Son günlerde huzuru bulmak adına değişik değişik şeyler deniyorum, vaz vuz yemekler yiyorum, yoga yapıyorum hare mırışma kırişna hare hare hare/ yoga falan yapmıyorum böyle bir hareket var mı bilmiyorum bile, allam bu Perşembe bitsin rica ediyorum.

Geçen gece uyur gezer olup kendimi kapının dışında bulduğumu anlatım mı size? Ve bunu sarkom hastası olan ve kemoterapi tedavisi gören bir ahbabımızı ziyarette gittiğim yerde bulunan hiç tanımadığım bir kadının bana kahve falı bakarak evet evet duydunuz gerçekten böyle oldu sen yazı falan mı yazıyorsun, bi de şöyle böyle olmuş demesiyle hatta uyur gezer misin diye sormasıyla 3,5 attığımı anlatmadım mı? Biraz rahatla, biraz kafanı boşalt, biraz meyve ye dediğini biliyor muydunuz? Evet ben de bilime inanıyorum ilim İrfan bunlar önemli şeyler, atomların şahane dünyası ama kadın çok acayip şeyler söyledi, yüzümü okudu diyemem bak. Kahinleri herkes sever. :p

Bu içsel yolculuğumda su sesi, orman sesi, eşek anırtısı, arı vızıltısı, bol bol hiphop dinliyorum bi' de şarkı  söylüyorum si alayım.

Huzur basenlerimde toplanmış, sanıyorum aydınlandım galiba kesin.

Egzersiz yapıyor musunuz monşer? Sağlam kafa sağlam dizde bulunur biliyorsunuz, oksijen falan iyidir bak. Lütfen düzenli kontrollerinizi yaptırın bak, hasta olmayın, ben de yaptırsam fena olmaz, ölürsem çok üzülürsünüz bak, siz var ya beni çok özlersiniz!

İlişki durumu: Bana maymun dedin çünkü bana aşıksın.

Coco





23 Ekim 2013 Çarşamba

Kurumsal bünyede sosyal medya kullanımı


Evet evet herkes şahane sosyal medya hesaplarına sahip ve onları şahane kullanıyorlar, yemeksepeti humorunu seviyorum.


  • Ortalama kullanıcıya hitap eder.
  • Herkesi kucaklamaya çalışır.
  • Suya sabuna pek dokunmadan yuvarlak köşelerin âlâsını yapar.
  • Dolayısıyla çok yaratıcı değildir(reklamcıları ayrı tutuyorum benim bahsettiğim diğerleri).
  • Sempatiktir.
  • Çok sempatiktir.
  • Sanırım sinirlenmeye başladım(marka beklentisi yüksek olunca aptallığa tahammül azalıyorsa demek).
  • İşi uzmanına vermektense içeriden birine yaptırır, çünkü maliyet odaklıdır, böylelikle hem ikacı, hem kurumsal iletişimci, hem yönetici dostu, gaz giderici, öksürük söktürücü falan olursunuz. Dertli gönüllere giren işte benim Zeki Müren.
  • Sayfa yönetiminde aktif olmalıdır, kurum imajına saldırı olarak algıladığı postları silmek deadly sin'dir.
  • Linkedin, Facebook, Twitter vb. alanlarda cicili bicili görseller, mini yarışmalar, esprili ya da özlü sözler, humoru düşük karikatürler paylaşmak bu işin olmazsa olmazı.




Başıma geldi oradan biliyorum bir ajansla çalışmak en doğrusu, ajansın her kitlemeye çalıştığı fikre sazan gibi atlayan yöneticiniz olursa sm'den bi'haber o daha da keyifli, HR sayfası için saçmalamak mı dersin, bebek fotoğrafları paylaşmak mı, anılar şimdi gözümde canlandılar.

Ben en çok şirket bloglarını seviyorum, yurtdışında yapılmış bağlılık videoları falan zira bizdekiler genelde yeniden çekilen dizi standardında oluyor, Efes'i ayrı tutayım burada, bir batı özentiliği mi görüyorum diye soruyorsan cevabım: şekerim benim beklentilerim çok yüksek, Monty Python bilir misin?

Hadi gelin aday tarafından bakalım;

Diyelim ki bilinçli bir tüketici olan adayımız var, gitmeden önce şirketi araştırıyor hem sosyal medya hesaplarından hem networkünden. Baktığında olumlu/olumsuz tüm yorumları görüyor, belki bankacı forumlara dalıyor, belki orta düzey yönetici eski mentoruna soruyor ya da piyasadan biliyor( ah iş dünyası mı demeliydim acaba) vs. 2 şey yapabilir okur geçer ya da yorum yapar, oyunlara katılır, takipte kalır falan ve gayet minnoş agresif olmayan tavırla yoluna devam eder.

Ben ekşiciyim :) dün kuzenim aradı medikal araştırmalar bilmem ne bilmemnesi olarak Japon asıllı bir şirketten iş teklifi almış, tanıyor musun biliyor musun bunları diye sordu, bilmiyorum, ama şunu duyunca uyuz oldum net beklentisini brüt olarak teklif etmişler, öehhh dedim sen bihter ziyagilsin büyük düşün ve bir ikacı olarak ona teklifi revize etmelerini edemiyorlarsa teşekkür edip telefonu "sesiniz uzaklaşıyor" diyerek yüzlerine kapatmasını söyledim, evet benim ücret pazarlığındaki şahane tavrımı gördünüz :) bu şirkete de anca forumlar üzerinden ulaşmış ekşi'ye baktın mı dedim, başlığı yokmuş hımmm o zaman kalbinin sesini dinle diyerek yeni bir işe geçişte satın alacağı riskler ve de alternatif maliyet üzerine 36 dakika süren bir tirad attım. Geçiş dönemi başladı hacılar, mülakat oyunları başladı, şimdi bir teklif alsanız ihbar süresi vırt zırt derken işbaşı yapmanız belki de yeni yılı bulacak o nedenle beklentilerinizi revize edin, benden söylemesi.

Ne diyorduk sosyal medya, keşke daha yaratıcı işler görsek de eğlensek biraz, farklılık candır.
Yeni bir video falan paylaşmak isterdim ama affediniz, üzerinize afiyet ayküm bugün yine 3 points canım öyle şeyler yapmak istemiyor.

Bol güneşler, Ayliyn geçen gün bu tuhaf isimli adamları nereden buluyorsun dedi, Izy'ninkiler kadar tuhaf değil tamam mı? 

Ruh hali: bugün perşembeyse eğer beynimi bilim dünyasına bağışlayabilirim


Coco




İK'nın en sevimli sorunu: KAYNAK YARATMA

Koala mode on

Alın size mülakat hikayesi

Sabah 8:30 a alarmı kurup alarmdan önce uyandım yine İstanbul şahane bir sabaha hazır, geceden sis bastırdı.

Günün şarkısı: rem-everybody hurts

Hala beyaz ceket giyebiliyorsan kış gelmemiş demektir aslında.

İğrenç bir trafiğin ardından görüşme yapacağım şirketteyim, düşünsene bugün sizin şirkete görüşmeye geliyorum, bi' şekerli kahveniz varsa alırım cicim. Bugün aynı zamanda 8576. defa kendimi anlatacağım( bu aralar bana herkes çok cicisin, çok yaratıcısın, pek minnoşsun, harika bir insansın dediği için egom tavan normalde olağanüstü mütevazi olan ben şimdilerde tavuskuşuyum ışıldıyorum evet evet erkek olanları öyleymiş biliyorum).

Son zamanlarda gerçekleştirdiğim şahane mülakatlara bakıyorum ve uhm çalıştığım eski şirkettede aynı sorun vardı: KAYNAK YARATMA bilmeyenler için aday kaynağı yaratma, kanayan yaramız, bizim çaresiz yalnızlığımız.

Sürekli aynı soru ile karşılaşınca sıkılıyorum, halbuki sor bana hangi süper kahraman? Thor geliyor mesela kiminle gideceksin? Kim eşlik edecek sana? Minnoş minnoş kendin mi gidersin? Şanelman ile de 10 ay 8 gün görüşmeme kararı aldınız? 




Yok, hep aynı soru, biliyorsunuz kariyer portalları ve ilana gelen başvurular çok yeterli olmuyor, biz Executive pozisyonlar çalışıyoruz, eeee siz nasıl kaynak yaratırsınız?

Bak ağzımı bozmayayım diyorum ama Cem Yılmaz'ın neden mizah? sorusuna kaynak:kıçım diye bir cevabı var ya, hah işte o soru bana her geldiğinde kafamda hep bu canlanıyor.

Nasıl kaynak yaratırsınız?
- E onu da mı bana soruyorsun?

Karşımızda bir defa sürekli bütçe diye ağlayan insanlar var, bu departman yöneticimiz olabiliyor, iç müşteri olabiliyor ya da danışman olanlar için dış müşteri oluyor. Her nedense şuursuzca hem en iyiyi, hem en yetenekliyi, hem de en ucuz olanı istiyorlar, neydi motto fıstık verirsen maymun alırsın canım.

Bir kere şirket kültürü yok, oluşmamış, adam daha asansörde günaydın demiyor, baş selamı hak getire, küçük tanrı direktörcükler falan var, eğitim birimi desen allahlık, herkese liderlik eğitimini itelemiş, sonra kaynak yok. E sen elde tutamıyorsun??? 

Ne verdin ki? Ne istiyorsun? Bu ne küstahlık?

Biz bilinci oluşmamış, ben ben ben diyen ego manyağı tipler, vizyonsuzluk, No ortak değerler, repütasyon desen orta Anadolu türküsü seksiliğinde, sonra insan kaynaklarcısına "kaynak yaratsana yeaaaaaa, hadi beeeeee" 2 doz aslansın sen kaplansın sen. Pozisyon kapama süresi arttıkça içlerindeki leş yiyici dışarı çıkar, hatta dur bir benzetme daha yapayım Bilbo Baggins, Frodo'dan yüzüğü ister son bir kez daha dokunabilmek için o an korkunç bir ifade belirir yüzünde hah işte o ifadenin aynısı karşı taraftan gelir, dostum ne kadar paçozlaşacakları hakkında bir fikriniz yok.

Ha bi de en güzeli eğer danışmanlık şirketi ise görüştüğün ve de 3-4-5 büyüklerden biri değilse ya biz onlar kadar departmanlaşamadık, pozisyon bazlı değiliz, herkes herşeyi yapar, satış departmanımız yok, oldu! Bende sonsuza kadar satış pozisyonu kapatmayı hedefliyordum, ilişki yönetimi, ik, satış bi'de sabahları ofis masalarının temizliği en büyük hobimdir, otobüsle işe gitmeye bayılırım, bir de saçı yağlı tipi kaymış iç çamaşırı gözüken görüşmeciler favorimdir.

Varsa kaynak yaratma önerileriniz, burada paylaşabilirim guys, kıskançlık etmeyin diğer ikcı kardeşleriniz de öğrensin, ikacılarımız çok minnoştur :) bana ne ben zaten headhunterim, profilerım.

Bir kez daha networkünüze Allah kaza bela vermesin derken, linkedin profilinizi, cv'nizi, ikili ilişkilerinizi güncelleyin diyorum. Bir klişe var; ne yaptığın değil kimi tanıdığın önemli diye bugünlerde buna sempatim var yine.

Be openminded, be selective, be angut, be hero.




P.S. Dün söylemeyi unuttum, ya linkedin ayarları değişmiş ya da başka bir şey olmuş anonim user olarak görünen kullanıcılar artık kabak gibi gözüküyor, ayarlarınızı eskiye döndürmek istersiniz belki.
P.S.S. O değil de lahmacun sizce de şahane bir şey değil mi?

Always baby(bon jovi şarkısı romantizminde)

I'll be there till the stars don't shine 
Till the heavens burst and 
The words don't rhyme 

No kiss,

Coco

22 Ekim 2013 Salı

Yeni bir iş yeni bir aşk yine gülecek bir neden lazım


Bu sabahın şarkısı olsun mu? Günaymadın bir halde uyandım yine bu sabah, uykusuz geçen bir gecenin ardından, noldo kuzum bu gece bir tek bana tuhaftı sanırım. Aniden gelen bir burun tıkanıklığı, gözlerden akan uyku ve buna rağmen uyuyamayan bir zombi! Zor günler biraz yavaş geçen günler.

Ruh hali: Merkür N'olur ne retroda ne de metroda geri gitme

Bu sabah sağ gözüm yaklaşık 2 numara bulanık üzerinize afiyet yastıkla bütünleşmişim ve de yüzümde iz çıkmış.


10 hafta var yılın bitmesine, ne diyorsun? Bu yıl istediğin gibi geçti mi? Valla benim geçti gibi eksik bir şeyler var tabi, hatta yılın fon müziği şarkılarından biri eksik bir şey mi var hayatımda? Ben 13'leri severim 2013'ü de pek sevdim açıkca söylemek gerekirse, bol goy goy yapıp kendimi kaybettiğim bir yıl oldu. Bu sıralar yıl bitiyor bir toparlan kendine gel, bundan sonra ne yapacaksın dönemine geçiş yapıyorum. Yine ciddi kararlar alıp sonra o kararları istediğim gibi bükeceğim, hayal kırıklıklarınız minimum olsun ciciler.

Bir İKcının 365 günü isimli blog çalışmam 14 Kasım'da sona eriyor tamam mı ya da devam mı kararı alacağım/başlangıç cümlesi 14 Kasım yoksa Eylül'den beri var o kadar şapşal değilim.
Yeni bir yön vereceğim kendime henüz bunun ne olduğuna karar vermedim belki de Singapur'a yerleşmek iyi olurdu, bir pişmanlık mı seziyorum...
5 kilo daha vereceğim.
Thor geliyooorrrr Thor geliyorrrrrr Thor'a gideceğim, hobbitlere gideceğim gördüğünüz gibi yine çok mantıklı planlar yapmaya başladım.
Konfor alanı dışına çıkmaya çalışacağım.
Yeni birkaç insanla tanışacağım.
Önümüzdeki hafta 2 yeni mülakata gideceğim, sonra pozisyon holda alınacak.
Kitaplarımı okuyacağım, izlemem gereken filmleri izleyeceğim, kış geldi dizi izleyeceğim, 90lar partilerine gideceğim, güzel elbiseleri giyip kuşanacağım senin önünden geçip sana bakmayacağım.
Yeni bir hobi bulacağım, zaaflarımdan ve bağımlılıklarımdan kurtulacağım(hahahahah  yine çok şakacıyım).
Seviyorsam gidip sarılacağım hatta koklayarak öpeceğim(abi seviyorsan git konuş bence).
Eşek şakası yapmayacağım, korkutmayacağım, ürkütmeyeceğim, salağa yatmayacağım.
Burnum akarsa o'nun koluna sileceğim, o kadar sevmek ki, benimle ilgilenmesine izin vereceğim :)
Tırnaklarıma kıyabilirsem keman çalacağım.

Bu kadar yeter şimdilik...

Motivasyona gel!

yeni bir aşk yeni bir iş
yine gülecek bir neden lazım 
yeni bir haber yeni bir kader
bunlar için bana şans lazım 
yeni bir duruş, yeni dokunuş 
tek tek keşfetmem lazım 
yeni bir hayat gerisi bayat
kendime yeni bir ben lazım
kendime yeni bir neden lazım

İlişki durumu: sevgilim olduğunda burnumu burnuna değdirsin ve gülümsesin, eskimo taklidi yapalım güzel burunlar bunlar


Hadi öperler,


Coco



20 Ekim 2013 Pazar

Sor bakalım

Engeller nerede başlıyor?
Neden sürekli başa dönüyoruz?
Neden döngüler var?
Neden güvenli alanımızdan dışarı çıkmıyoruz?
Neden otokontrol ihtiyacı bu kadar derin?
Neden hayaletlerle savaşıyoruz?
Sevilmeyi bu kadar çok istiyoruz? 
İncinmemeyi? Aldatılmamayı? 
Neden duvarlarını örüyorsun? Sen Hiram mısın?
Neden korkularımız var? Bir daha mı terkedileceğiz? 
Başarısız mı olacağız?
Neden ödümüz kopuyor?
Hayır cevabı alsan reddedilsen dünyanın sonu mu gelecek?
Neden kendinden beklentin bu kadar yüksek?

Nedir dedi bu yüce honos tavrı dedi, sarstı, kendime getirdi.







Yenileniyor muyuz canım?

Çok üşüyorum dün gece 12 derecede bahçede oturunca..

Joseph ile buluşacaktık( Joseph hani yumurtalı patatese çırpılmamış yumurtayı ekleyerek öldürmeye çalışmıştı beni üniversitedeyken final çıkışı) 2 haftadır 19'unda istanbuldayım buluşalım, maçı izlemeye geliyorum ertesi gün new york uçuşum var diye başımın etini yiyordu. Bir yandan da aynı dönem okul arkadaşlarımızdan birini onunla tanıştırmam için yalvarıyordu. İşin enteresan tarafı kendisi mezuniyet sonrasında Amerika'ya yerleşti evlendi, kariyerine orada devam ediyor, o-ooooo by the way eşiyle evleri ayırmışlar...

Neyse, Cumartesi günü öğlenleyin uçaktan inmiş olacaktı sonra Nevizade'ye gidecektik, sonra o maça gidecekti Galatasaray maçına, e bu kadar önceden ayarlanmış bir organizasyon öldü galiba sesi çıkmadı(güncel bilgi az önce havaalanından aradı, çocuk gibi uyuduğum öğle uykumdan uyandırdı, özür diledi, bir sonraki gelişinde buluşmak istedi bence sebebi çöpçatanlık yapmayı reddettiğimden).

Melankolik bir şekilde bir yandan sıcak çikolatamı yudumlayıp bir yandan sosyal medyada insanlara bulaşırken telefon çaldı dün, o da nesi Ayliyn arıyor, alöööööööö dedim, dışarı çıkalım mı dedi, hemen dedim acil çabuk çabuk hızlı hızlı, zira normalde ajanda olayını bilir şaşırdı, önce yemek yedik sonra sigarayı bıraktığı için çok acil nargile içmesi gerekiyormuş boğulma pahasına da olsa istediği yere gittik, kendisinde bu aralar hem insülin direnci hem hipoglisemik bir zırva hastalık ayrıca nargile içmezse ölecek hastalığı var, bittabi bunların hepsinin bağımlılık ve psikolojik bir sorun olması konusunda hem fikiriz. :p Israrla bana testlerini yaptırdın mı, sen de bir şey var mı, acıkınca manyağa bağlıyor musun, emin misin, kilo verdin ama bozuk olmayasın, evlenmeyi düşünüyorsun değil mi? gibi birbiri ile çok bağlantılı sorular sordu. 

-Coco, evlencen di mi? Evlencen di mi? 
-olm eski sevgililerin hepsi evlendi yani neden olmasın ben de evlenirim herhalde,

Sanırım bazı şeyleri bazı şeylere bağlıyor, sanırım bazılarında haklı, şışşş hepinize söylüyorum buradan 
Açılın ben de evleneceğim bir gün(evlenemedi) yoksa arkadaşım düğünümde oynayamayacak, tanrılar kına gecesi istiyor. Nereye sipariş versek?






Arkadaşlarım arasında alameti farikam çok fazla boşanmış arkadaşımın olması, sizce de ilginç değil mi bu?( senin sevdiğin herkes boşanıyor/ bir üst level sana aşık olan herkes bir başkası ile evleniyor/ oww tanrım bu bizde bir aile laneti, teyzemi istemeye 24 ayrı adayın geldiğini, diğer teyzemin 3 kez evlendiğini, dayımın 14 kez iflas ettiğini anlatmış mıydım size? Ve eniştelerimden birinin adı Saldıray'dı.. şaka bunların hiçbiri olmadı benim teyzem ve dayım yok)



Efem Ayliyn yine boşanmaya karar vermiş...
Paralel evrende bundan 3 yıl önce, yine aynı gün onu sahilde bir Kafe'de yalnız otururken bulmuştum, öğlen yayınlanan İspanyolca pembe diziyi izleyip, sonrasında hava alma bahanesiyle dışarı çıkmıştım, o dönem işsizdim ve de her gün o diziyi izliyordum, çok ilginç bir diziydi.
Neyse boşanacağım diyordu, boşan dedim, seni mutsuz ediyorsa boşan, zor dönemlerinizde yanınızda birinin olması ve desteği çok önemli oluyor, tarafsız böyle dan!!! diye lafı dolandırmadan söyleyecek birine mesela dün o sağlı sollu salladı bana biraz kendime geldim. Sonra yani istemiyorsan boşanma ama senin profesyonel destek alman gerek ponki dedim yaklaşık 5 saat konuştuk bu arada kendisi psikolog tek başına bazı şeyleri çözeceğini düşünecek kadar da naif idi o dönemde. ;)
- Seni aradım, düşündüm şimdi diğer arkadaşlarımı arasam boşanmanın hüznü ve melankolisine kapılıp beni avutmaya çalışacaklar, sen en azından realistsin dedi. 

*******
Gururumu okşadı, hatta geçen Izy'nin ödevi içinde enteresan bir geribildirim almıştım evet evet bazen arkadaşlarınız sizin hakkınızdaki fikirlerini söylesin bırakın. Şanelman ile 10 ay 8 gün konuşmama kararı aldık, o da bana neden kimseye eyvallahın yok, neden bu kadar prensessin falan demişti onun açık sözlüsün deme şekli bu, bayadır görüşmüyoruz No more şehiriçi dencırıs drift çalışmaları.
*******

Aradan 3 yıl geçti, sorunların büyük kısmı çözüldü, bu arada kendi içsel yolculuğuna çıktı, profesyonel olarak çalışacağı alanla ilgili çalışmalar yaptı, telefonla konuştuğumuzda da pek bir şey anlatmadı bu konu ile ilgili. Önce benden bahsettik neler oluyor hayatımda neler değişti, as usual doan, sonny, aytu meseleleri irdelendi, hayata dair beklentiler ve kendimi bu kadar zorlamam ile ilgili her şeyi döktü masaya ben de ne kurtluymuşum anlattım da anlattım, bak panpa love is over there dedim. Onun zekasında sevdiğim şey beni zorlayıcı olması ego çarpıştırma sıkıntımız yok. 

Evlilik, travmalar, enteresan hikayeler, şok ve sonrasında yoluna nasıl devam edeceğini konuştuk. Boşanmaya kalkan birinden evlilik tavsiyesi almak ne kadar mantıklı:p Dedim ya çok boşanan arkadaşım var ve hepsi boşanırken bana tavsiyede bulundu evlilikle ilgili :) çocuğun velayeti konusunda kafası karışık olduğundan Atlas'ı aradım, siz nasıl yaptınız? bilmem ne diye anlaşmalı boşansın 6000 tl cebinde kalsın dedi, ben de ilettim.
Izy boşandıktan sonra eski eşi ile tekrar sevgili olmuşlardı ama mutlu sonu bulamadı onunla, boşanmalar travmatik ne diyeyim. 
Ayliyn'in ise şöyle farklı bir durumu var şu andaki kocası ile zaten ayrı evlerde yaşıyorlar fazla Amerikanvari retro fazla 60lar entellektüel hayatı gibi klasik Türkler için. Bundan sonrasında yine öyle bir şey yaşamayı düşünüyor. Evrene enerji yollayalım hadi hep birlikte Ayliyn'in 2. Kocası da kendi evinde yaşasın :) Vurmayın lan! Ne var, olmaz mı?

Bu noktada yavaş yavaş aklıma bir şeyler geliyor, lan, Atlas da buna benzer bir şeyler söylememiş miydi? Acaba ikisini tanıştırsam mı boşanmadan sonra? Hem Izy Nuri ile birlikte düzeyli beraberlik yaşamaya devam ediyor, dur ben bunu düşüneyim, Ayliyn'i Leyla diye kakalarım hem ikisi de çok komikler anlaşabilirler, hımmmm kendime yeni bir non-smart hedef buldum, evet. 

Sen bu değilsin dedi bana, sen bu değilsin, bu takıldığın konular, bu anlattıkların, bu sınırlar, bu duvarlar, 98'den beri tanıyor beni, dolayısıyla kulaklarımı 4 açtım, söylediklerini hazmetmeye çalışıyorum.

Ay lav bilişsel şeyler, bittabi sarafin de yardımcı oluyor.

Evet, kocaman bir tatil sona erdi hala yolda olanlar geri dönmeye çalışanlar var, keşke İstanbul'a dönmeseniz :) evden çalışıyor olmanın en güzel yanlarından biri de bu uzun dönemli izinlerden sonra saçma sapan pzt sendromu yok depresyon vs'den uzak kalmak, dolayısıyla kafa şişmemesi, topluca ekiple tokalaşıp-öpüşmek zorunda kalmamak ya da sıkıcı olan işine tekrar geri dönmemek. Bayram sayesinde istemediğim kadar sosyalleştim bir sürü insan tanıdım, hatta neredeyse bir çöpçatanlık hikayesine kurban gidiyordum, bunu anlatacağımı sanıyorsunuz ama yanılıyorsunuz monşer. 

Ne diyorduk? İşinizden mi sıkıldınız, değiştirin, pazartesilerin hiç suçu yok :)



Love you guys,

Xoxo

Coco

18 Ekim 2013 Cuma

Mary and Max


Atlas'ı biliyorsunuz ortayaşlı gözde bekar, son zamanlarda arkadaş listeme kamikaze dalışları yapıp bunu bana al diye fotoğraf paylaşmak en büyük hobisi. Bu yakınlarda ne yazık ki düzgün bir ilişkisi yok. Karşılıklı bayramlarımızı kutladıktan sonra yine bir arkadaşımın fotoğrafını gönderdi yine bir güzellik uzmanı insan güzelleştirici buldu, "olm sen bu kız için bildiğin sanatımın doruk noktası diyecek kadar çirkinsin" dedim. Kendisiyle barışık olan Atlas Efendi tabiisi bu söylediklerime alınmıyor yakın zamanda farklı bir konu ile karşımıza çıkabilir.

-nerede seninki?
-çok uzadı sıkıldım
-qurban olsun sana

Kafa dağıtmaya gel

Ya bak dedim farkındaysan sana birini bulamıyoruz acaba bizim takıma mı geçsen? "kız mı olayım? Hayatta olmam." dedi. En azından şansımı denedim, geçenlerde hatunun birinden ben biseksüelim diyerek ayrılmış, ahahaha hayvanat, detay anlatacak henüz hikayeyi bilmiyorum nasıl bir hatuna çattı da bu yalanı uydurdu bu kadar ileri gitti bilemiyorum, buluşunca öğreneceğim.

Atlas oldukça fazla film izler böyle festival filmleri falan, yok film Ekim'i bi de böyle alakasız zamanlarda tavsiye eder, MARY AND MAX'de onlardan biri son 3 yıl içinde 3-5 bilemedin 8 kez tavsiye etti, olm çok seveceksin bak derken bir yandan da benimle dalga geçiyordu mektup yazmayı sevdiğim için, en son izmir roadtripimizde yineledi ve ben nihayet dün gece izleyebildim.

Yüksek dozda hüzün var bu filmde, yalnızlık var, mektup arkadaşlığı var, stop motion, 1 saat 32 dakika.

Kahverengi çok sevdiğim bir renk değil ama Mary'nin dünyasını tanımlarken bolca sepya kullanılmış daha katlanırdı benim için. Mary Avustralya'da yaşayan gözleri çamur rengi alnında kaka rengi doğum lekesi bulunan, ailenin tek çocuğu, planlamadan yapılmış ve bira bardağından gelmiş. 

Max, New York'ta yaşayan, 7 kez iş değiştirmiş, obez ve de asperger sendromlu 44 yaşında bir adam, Yahudi olarak doğmuş sonra ateist olmuş.



Buraya kadar yeterince spoiler verdim sanırım. Max'in anksiyetesinin anlatış biçimi, hayali arkadaşı, retarded durumu ve daktilodaki M harfini göndermesi güzel detaylar, Mary büyüdükçe hayatı daha da zorlaşıyor ve kocasının gay olduğu çok belli, ah Mary bunu nasıl görmezsin, Mary'nin bomba soruları ve Max'in sallanmaya başlamasına gülen bir tek bensem eğer çok kötü kalpli biriyim demek.

********
Can you explain love and how i can be lover'd?

do not worry about not smiling. my mouth hardly ever smiles, but it doesn’t mean ı’m not smiling inside my brain.

Ve sanırım en sevdiğim şu oldu;

the reason i forgive you is because you are not perfect. you are imperfect, and so am i.

Ailemizi seçemeyiz ama arkadaşlarımızı seçebiliriz, yaşasın diyerek bitiyor.

P.s. Kargalar ıslanınca neden daha çirkin oluyorlar?
P.p.s. Pizza bana neden mutluluk veriyor?
P.p.p.s. Antika ya da 2. El eşya almak uğursuzluk mudur, bu soruyu sormadım mesela.

Hava soğuk, yağmur var, güneş gitmiş, film izleme klişesi için tüm şartlar olgunlaşmış, o zaman tatilde olup hiçbir şey yapmayan beyaz yakalıya benden bir küçük altın, izleyin.

Hadi öperler,

Coco

15 Ekim 2013 Salı

Coco'yu üzecekler Matmazel

İhtiyacım olan bu olmasa da şehirlerarası makul bir hızda geri dönüyorduk 80 kmcik daha hızımızı arttırırsak çok mutlu olacaktım.
havaalanına yaklaşırken cold play-fix you çalmaya başladı. Bir uçak inişe geçmişti morhipo'nun yanından geçiyordum. Chris Martin bu şarkıyı gwyneth paltrow'un babası ölünce zor dönemler yaşaması ardından yazmış, o nedenle farklı etkiler beni. Sanırım bunu bir tür kahramanlık olarak görüyorum.

Hayatınızdaki önemli biri için çabalamak, onu tamir etmek için uğraşmak( tamamen şarkı ile ilgili bir durum/ yoksa hiçbirimiz super Mario değiliz bir şeyleri tamir edelim) onun için üzülmek ya da elinden bir şey gelmemesi, yetersiz ve de mutsuz hissetmek...hepimizin yetenekleri limitli ne yazık ki.

Bir noktadan sonra neyim ben elektrik süpürgesi mi diye sorabilirsin kendine.

Kendime not: keep calm and don't be emotional tampon 
Bu beraberinde rebound love olayını getirir ki aman yavaş aheste

Lucas artık yok mu Coco?

Liya sordu bu soruyu sosyal medyadan fark etmiş bir şeylerin değiştiğini dm'den yürüdü.

Galiba dedim.

Ve o an her şey daha da somutlaştı, Lucas artık yoktu, yani tabii ki vardı şükürler olsun yaşıyor ama ne yazık ki bitti. Her güzel şey çabuk biter değil mi weirdolar. Biz toparlayamıyoruz.

Süper kahramanını kaybetmek kötü oluyor, onun seni bırakıp gitmesi. Süperhirolar süperhirolara ashes to ashes, dust to dust...

Hımmm şule'nin uygar'ın arkasından durum değerlendirmesi yaptığı bir haldeyim, "yani her ilişkide  böyle şeyler yaşanır, yani bu problem değil ama önemli uyuşmazlıklar var aramızda..." Evet ruh halim bu olsun.


People are strange çalmaya başladı, acım büyük.

Süper kahramanlar da ağlar. Sanırım tam olarak bu Being Lucas.



B.L.

Coco


14 Ekim 2013 Pazartesi

Bumerang ödülleri adayı


Belki orada küçük mutlu bir buton vardır

Bumerang Ödülleri Oy Ver!

Süper ayrılma şekilleri

Yine şapşahane bir günde birlikteyiz a dostlar, sevgili Gülsün'le biraz çene çaldıktan sonra güneşleneyim biraz dedim. Bu arada yarın bayrammış dolayısıyla arefeniz kutlu olsun. Takvimlerden haberin yok mu geçiyor yıllar modunda takılıyorum kınamanıza gerek yok ben bayramları uzaktan severim.

Hadi sen git işine de herkes kendi işine kategorisinden bir yazı siz değerli kaybedenler için, bu iyiliğimi unutmayın.


Sevgili için

Post-it'le ayrılma sabah bir uyanıyorsun pc'nin ekranında bir not "üzgünüm"
Mesaj yolu ile ayrılma
Mail yolu ile ayrılma
Askerde olanlar için eskiden mektup yoluyla ayrılma
Noterden belge ile ayrılma
Uçarak ayrılma(sabri bey n'apıyorsunuz??)
Yeni sevgilisi ile fotoğrafını görünce ayrılma ya da kol kola görünce ayrılma
Evlilik nedeni ile ayrılma/boşanma nedeni ile ayrılma
Türk filmi tipi ayrılma
Siyam ikizi gibi olanlar için operasyonla ayrılma
Aşırı ilgisizlik sonucu yörüngeden çıkarak ayrılma/tam da yönetici gezegen satürnlük bir davranış oğlaklar için ideal, bir nevi fortress of solitude olmadı değerli yalnızlık durumu
Ayrılma, ama taraflardan birinin bunu bilmemesi
Koparak ayrılma/kop da gel hatta ayrıl da gel
Kızın kanser hastası olması ama esas oğlanın bundan haberi olmaması(üzücü) nedeni ile ayrılma
Sonsuza kadar ayrılma evet, geçmiş olsun kardeş yas dönemin uzun sürmez inşallah.





İş hayatı için 

Istifa ederek ayrılma
Tutuklanarak ayrılma( orada yasal başka şeyler devreye giriyor sanırım)
İşten atılarak ayrılma
Kocaya kaçarak ayrılma( hatırlayın Bursa'daki adayım sonradan personel olmuştu da sonra kocaya kaçmıştı)
Dramatik çıkış yaparak ayrılma siz beni kovamazsınız ben istifa ediyorum(çok büyük salaklık tazminatı yakmayın hacı)
Loto/milli piyango vb. için talihli durumundan ayrılma
Bando çalarken ayrılma
Video çekerek ayrılma
Animasyonla ayrılma
Severek ayrılma( iki durum için joker)
Maaşını alamayanlar için Abi'lerine dövdürme yoluyla ayrılma
Noteri kapıya getirip işe giriş-çıkış saatlerini belgeleterek ayrılma, dava esnasında çotonk diye gösterince çoğoş oluyor





Ruh hali: özledim mi? 
Evet
İlişki durumu: bunu ona söyleyecek miyim?
Hayır





13 Ekim 2013 Pazar

Yapıştır Cadbury


Cadbury'nin şahane red mektubu
Kamooooonnnnn



@uguratolga'nın bir tweetinden apartıldı bu görsel lalalalalalalalalalalaala

10 Ekim 2013 Perşembe

Madem Bu Kadar Memnunsunuz, Niye İş Değiştiriyorsunuz Hacı?

Her canlı iş değiştirmeyi ve mülakatı tadacak( torpilliler, cıngıllılar, şimbilliler hariç).

Alper Canıgüz, Alper Kamu Cehennem Çiçeği kitabında  "Bilirsiniz insanlar doğar, ölür ve sonra büyür" der. Özellikli bünyelerin dışında kalanlar için aslında sıra böyle değil. Doğar, büyür ve bi' noktada Zincirlikuyu Mezarlığı kapısında bulunan malum Ali İmran 3/185 karşılaşır. Ne demiş şayir: boş kafalar mezara çoğ yakışır. Bu gri sabahta bu gotik girişle yine iş görüşmesi, mülakat vs. gibi şeylerden konuşayım. Başka bir şey konuşacak iştah kalmadı sayesinde.

  1. İK fonksiyonlarında yeterli gelişme sağlanamadı, hani olmaz ya, performans değerleme falan it ulumaz kervan yürümez bir noktada o yüzden, hah işte bunun profesyonelcesi
  2. Şirket taşınıyor ve sanırım bana haber vermeyecekler, öngörü her şey
  3. Uluslararası bir sürüş deneyimi istiyorum, hızı severim anarşiyi severim diyenler için
  4. Şirket rekabet gücünü kaybetti, sory benim gitmem lazım ay lav çık bışırılı şirketler
  5. Şirkette organizasyon değişikliği oldu, ay hate reorganizasyon ve de rotasyon hatta kavitasyon
  6. Şirket uzaylılar tarafından satın alındı, uzaylıları hiç sevmem
  7. Daha iyi bir imaja sahip şirkette çalışmak istiyorum, evet evet istiyorum
  8. Kendime bir hedef koymuştum, o süreyi burada tamamladım, kariyer yolu tıkalı vb.
  9. Kariyer planımda değişiklikler oldu yeteneklerimi başka yerlerde heba etmek istiyorum, öhöm
  10. Finansal durumumuz çok kötü, fakiriz biz, şirket çok fakir, baba parası yemek istemiyorum


Mesela bunları deme:


  1. Ofis insanlarını sevmiyorum
  2. Plaza insanlarını sevmiyorum, hepsi gerizekalı
  3. Şirket aracı çok dandik
  4. Maaşım çok düşük
  5. Patron bana kaydı
  6. Ben müdüre
  7. Sonra herkes çaycıya
  8. Çok sıkıldım, bu şirketten alacağım her şeyi aldığımı düşünüyorum, babayı bile
  9. İkacılar çok seksi o yüzden görüşmeye geldim belki bi' iş düşer, dil hareketi ile birlikte
  10. Şirketin eğitimleri saçma sapan otellerde oluyor o parayı bize versinler, içkiler çok kötü mesela 

Falan falan hah bir de tebdil-i mekanda ferahlık var deyip tüy dikme istersen



İş yapış şekli: if you pay peanuts, you get monkeys

İlişki durumu: çok ele güne karşı yapayalnız bir gün and i know it



9 Ekim 2013 Çarşamba

En son ne için savaştın?


Neyi başardın en son?
Hedefin neydi?
Ne elde ettin? Neyi aldın? Babayı mı?

Hepimizin zor zamanları olur, nasıl ağrı eşikleri insandan insana farklı oluyorsa/kimi ameliyatını canlı izlerken regl sancısında yere yapışıyorsa /bakış açıları, algılama biçimleri, başarı kriteri ya da konumladığı yerler değişiklik gösterebiliyor(cidden çok gerizekalı cümleler kuruyorum ben ya).

Benim için savaşan biri olmadı hayatımda, dolayısıyla kendi kendimin kahramanı olmayı öğrendim. Hayatıma Kahraman olarak girenlerden bazıları ne yazık ki arka bahçede sıralanan sonsuzlukta yerlerini aldılar.

Büyüyünce kraliçe olacağım, ama şimdilik ika prensesiyim



Kimseyi rol model alamadım mesela, baskın da bir kişiliğim var sayılır, benim olan şey benimdir ay bi de denyo gibi sahiplenirim.

Ne için savaşıyorsun?
Ne seni mutlu eder?
Hayatında kendine dair neyin farkındasın?

Sonbahar kötü geldi aslına bakarsanız, sarı bir Eylül yaşadım, zaten öncesinde kahverengiye yakın bir Ağustos geçirmiştim. Astrologlara göre 19 Ekim sonrası acayip şeyler bekliyor hepimizi, satürn geri gider Venüs yana kayar yengeç dönencesi ay burcunda aman kıçı başı oynamasın, Ekim gibi bir Ekim istiyorum. Malumunuz Anka olarak geri döneceğim planım bu, Coco 1.3 evrilerek geleceğim ve i'm back in town diyeceğim.

Özgüveni yüksek, oldukça şımarık istediğini alan bir çocuğum ben, sabrım eh işte denecek düzeyde. Yeni bir oyuncak bulup oynamam gerek ya da yeni bir ilgi alanı ya da yeni bir bi'şey. Kafam oldukça karışık bu ara yetmezmiş gibi odaklanma sorunu yaşıyorum b12'mmi bitti d vitaminimmi eksik ya da acaba ölüyor muyum? Empati kurmaktan ya da zeligvari bir kopyalama mı söz konusu? Kafam cidden bir amanos dağları olmadı gülek boğazı ya da fiyord tipi bir sahil gibi, zonk zonk bir halde hatta geçenlerde bir 10 gün yazmaya ara verdim, sağolsun kimse fark etmedi( şaka, mesajlarınız için teşekkürler siz olmasaydınız geri mi dönerdim ben?). Bir tür inandırma sorunu yaşadım da.

Hah bu arada news bayadır #infopik teyim ben ama yazılar yoktu, aslında vardı da Erman insanı silmiş yanlışlıkla, yakında oradaki yazılarda buluşalım şekerim.


Dur gideyim de evrene enerji göndereyim de mandal, leğen, ibrik, necefli maşrapa, huzur, anlayış, aşk, sevgili, araba, aypon 8 filan alayım. Eyyyy evrenin yüce mimarı görüyorsun şapşahane bir insanım, bazen sakarım, çoğu zaman boşboğazım kilo da verdim, uslu bir çocuktum bu ara lütfen beni sahiplenecek ve sevecek birini yolla, full ilgi full animasyon sıkıldım ben ya da midye dolma olmadı pizza falan gönder, offfff çikolatalı pasta ya da saçma sapan bir şey de olur yeter ki eğleneyim. 

Geldiysen 3 kere 5 kere tıkla( bunu yazarken duvardaki çerçeve düştü saat 00:13 sizce bu normal mi? Korkmalı mıyım? Evde kimse de yok, acaba polisi mi arasam?)

Bir kelime daha etme, inanırım, valla..

İnsanın içi ağrır mı? Ağrıyormuş işte


Bir flörtümüzün daha sonuna geldik.




Günaydın, gittim ben.


İlişki durumu: Sor bakalım, yanlışlıkla Coco dediği birisi var mıymış? (Tabii ki yok)
Ruh hali:  buzdolabı gibi bir insanım.




Parlamam gerek benim.

Shine on you crazy diamond eşliğinde,

Not yours, 

Coco