İzlekler için Sosyal Medya

ınspector clouseau

4 Mart 2019 Pazartesi

Bir İşe Alımcının Aşırı Acıklı Hikayesi





Diyetisyenin ofisinden çıktım, ilginç 8 yıldır süren maceramda arada blok düşüşler yaşıyorum, neye dayanarak dersen disiplin, program, adanmışlık olunca geçen hafta gibi 2,3 kilo verebiliyorsun. Sonrası verdiğin kiloları geri almak akıllım, böylece bir loopun içinde mutlu mesut devam edebilirsin. Hedefim 7 kilo vermek sonrası okeay, finito, bir daha hiç böyle şeylerle uğraşmayacağım.
Yeni listem zorlu, avokadolar, bebek ıspanaklar, lime/yeşil limonlar havalarda uçuşuyor.
Akaretler'de markete giriyorum, ıvır zıvır alışverişimi yaptıktan sonra kasaya doğru ilerlerken indirimli kitap sepeti çıkıyor karşıma, yıllardır almıyorum böyle şeyler, Yüce Tanrı'm hanidir acilen kitap satın almazsa ölecek hastalığımdan eser yoktu, görevli deli gibi sepettekileri alışveriş arabasına tıkarken üstten bir tane seçiyorum, aşırı dandik gözüküyor ama komik bir kitap biliyorum. Avokado almak ve kartla ödemek için şu kendin ödemeli kasaya geçiyorum. Tam bir şehirli bireyim.
Oldukça iyi bir gün, sanırım puanım 6/100.

Şu anda evdeyim ve dışarıda şahane bir fırtına var, yağmur, şimşekler, gök gürültüsü ufuuuuuuuu Thor parti veriyor gibi. Akşam yemeğinde de havuç sote yedim. Gong Therapy açtım bir yandan şimşek izleyip bir yandan soda içiyorum.

Kitabı okumaya başladım, kitabın beni çağırması fikri oldukça cazip, bir yetenek avcısının gereksiz ve komik hikayesini anlatıyor, şimdi ben gülmeyeyim de kimler gülsün.

Dün bir görüşme yaptım, satış kökenli GMY çıldırmış şekilde satış ekibi sana yeni pozisyon getirirse ne yaparsın sorusunu sordu. Ben mi yanlış anlıyorum, aynı dili mi konuşmuyoruz diye düşündüm. Satışın bana yeni pozisyon getirmesinde ne sıkıntı var? Ayrıca nasıl bir organizasyondayız ki hedeflerden haberim yok, çeyrek bazında ne olacak, ayrıca aynı marka için savaşmıyor muyuz, beraber yükselmeyecek miyiz, bu neden bir sorun olsun dedim. Anlamadı beni galiba. Kafasındaki sorulara uygun cevapları alamadığını, şablonu denk getiremediğimi düşündüm. Şirketimiz hangi kaslarını geliştirmeli sence, fikirlerini alalım...

Weirdos: Klasik İK yanılgısına düşmemek, kendi departmanına odaklanıp şirketi tanımamaktan bahsediyorum, şirkette çıkan ürünlerini bilmeniz gerekir, pazarlama, ar-ge hangi dili konuşuyor, kampanya var mı, satış sonrası hizmetler neler, işletme körlüğü var mı, pazarda durum nasıl, hukuk direktörü mailleri okuduğu için şutlanacak mı, ihracattaki hıyar hesabına para mı geçirmiş, vizyon misyon, ücret bantları, danışmanlık şirketleri ile ilişkiler,  toplu işe alım yapmanız gereken olan bir durum yaşanırsa teknoloji şirinlerinden yardım istemeniz gerekecek mi, yedekleme planı var mı, yetenek için hangi yol izleniyor gibi, finansallar doğru okunuyor mu, rakip şirkette o anda o pozisyonda kim var gibi soruları bir işe alımcının yanıtlaması asgari müşterekte gerekir diye düşünümlüyorum. Deal?

Okeay sıradan bir yetenek avcısı değildim, harika faturaların büyüsüne inanırım, sıradan bir işe alımcı da değilim, hangi kısmını anlamadı bilemiyorum, başkanlık ödüllerini, pozisyon kapatma sürelerini ve sıfır turnover ile 3 haneli yerleştirme rakamlarını paylaştım hala bana primler ama primler diyordu. Hay s.keym primlerini diye bir cümle kuramayacağım için malum şirketlerde aldığım ücretleri aktardım, sonuç BRÜT BUNLAR DEĞİL Mİ?
-Değil canım, değil hayatımın anlamı, değil bebeğim, cümleye girerken net rakam dedim, 5 hane dedim, euro falan dedim aday yerleştirme sayısına göre 1 maaş+..... öss full paket dedim, ayrıca uçak biletleri ve konserler... kulaklarında mı sorun var anlamıyorum ki? Koskoca imparatorluk vergi ile dönüyor sanıyor sanırım.

Kafanıza iyice işlesin diye söylüyorum kriz, ekonomik erime, işsizlik bahanesi ile kurumsal diye tanımladığınız şirketler ücret pazarlığına geldiğinizde ağlayacaklar, ama konjonktür falan deyip minimum beklentinizin altına inmeye çalışacaklar, burada eğer kadın iseniz erkek adayların pazarlık konusunda oldukça iddialı olduklarını hatırlayın. Sonra performans dönemi yöneticiniz ile ömö öcrettön mömnön döğölöm konuşması yapacak olan ben değilim. Olmuyorsa da olmuyordur, eğer sizi istiyorlarsa sınırları zorlayacaklar, içeriden bildiriyorum. Satış direktörünün bilmediği bir şey var, kayalardan kayarım yoktur benim ayarım.

If you pay peanuts you'll hire monkeys neresini anlamıyorsun?





Şirketimizin kendini geliştirmesi gereken alanlar, sence işe alımcıların hedefleri ne olmalı, 300 pozisyonu ne kadar zamanda kapatırlar gibi fantastik sorular geldi. Sanırım solo dünyadan komün hayatına geçmek zor. Ayrıca görüşmeye starbucks kahvesi ile girip direkt ilk adımla konuştu benimle, sana kahve söyleyebilirim, sade değil mi diye sordu, hayır şekerli dedim, sade kahve getirdiler. Bazen Willy'i özlüyorum en azından kahveleri doğru düzgün söylerdi, Willy'i özlemek mi alskdşakldşalskdşkas dünyanın en kötü şakalarından birini yaptım az önce.

Eve dönerken linkedin'den gelen mesajlara bakıyorum, Hınç yine tuhaf tuhaf şeyler yazmış, şirketin girişine kendi fotoğrafımı asmamı önermiş, wtf neyim ben sit-com kahramanı mı? Atina ekibine ödül verecekmiş bık bık bık. Teklifi değerlendirmemi istiyor yok benim için farklı bir meydan okuma olabilirmiş, yok sistem kurulacakmış sürekli bir pozitif bakış açısı sunuyor, sanırım midem bulanıyor bu kadar ponçiklik yeter.

Görüşmeyi 2 hafta önce ayarlamış, saat 13:00 olarak netleşmişlerdi, telefonda acaba 14:00 bilemedin 13:30 mu yapsam diye geçirmiş, okeay bu sefer uyumlu olacağım demiştim kendi kendime, çünkü çok yakın bir arkadaşım rica etmişti, görüş onlarla diye. Ama sorun şu, GMY ve üzeri pozisyonlar söz konusu olduğunda öğle yemeği arasından sonra görüşmeye gelen yönetici birey sayısı düşüktür, genelde denk getiremezler, yemekli toplantı da olmadı. Asansörde İK direktörünü görüyorum, saçlar dağınık, no makyaj, kot pantolon, fark etmemiş gibi yapıp 22. katta iniyorum, 14 dakika sonra mülakat odasında, kıyafetler değişmiş, makyaj yapılmış, 14 dakika boyunca neden oturduğumu soracak olursanız sanırım o berbat kahveyi içmek istiyordum, umarsızca çaresizce daha absürt ne gelecek merak ediyordum belki who knows. Söylemeyi unuttum, şirket 1,2 km uzaklıkta evime bunun da etkisi olabilir.

Sonlara gelirken;
Yemekli görüşmelere davet edilmeyi tercih edin, yönetici programına göre görüşme saatiniz değiştirilmek istenirse ne kadar esneyebileceğinizi düşünün, saçma sorulara hazırlıklı olun, şablon sorulara jenerik yanıtlar yeterli olmayabilir karşı tarafa sorular sorun, bilmediğinizde bilmiyorum diyin, profesyonel hayat, ağlamayın, her iş görüşmesi mükemmel olmayacak, hepsinde kendinizi rahat hissetmeyeceksiniz, bazen siz o pozisyon yetersiz olacaksınız, bazen görüşmeciler, bazen şirket.

Ama odadan çıktığınızda sizden iyi bahsedildiği için orada olduğunuzu hatırlayın. Beni siz çağırdınız, ben size başvurmadım da diyebilirsiniz, son 3 işimi arkadaşlarım buldu, beni beyin avcıları avladı da diyebilirsiniz, şirketinizde çalışmak benim için en büyük düş çok heyecanlıyım da diyebilirsiniz. Hayır böyle coşkularınız varsa ne mutlu size.

Kariyer ile ilgili belirgin örnekler, uç deneyimler anlatmayı tercih ediyorum bunun yanında çalıştığı şirketten, halinden, hayatından memnun olan milyonlar var. Abartmayalım. Herkes transfer olmak ya da kariyerinde dramatik sıçrama yapmak zorunda değil.
Hepinize esenlikler dilerken, harika bir kariyer günü geçirmeniz isteğimi yinelemek isterim.
En kalbi duygularımla,

Coco Kariyer Turşusu

1 Mart 2019 Cuma

Yaratıcılık / Beyin

Merhaba beyinleri kendilerinden de öte takipçilerim Weirdos.

Rönesans döneminde, ki kendine gelme, ışık saçma, eski canlılığı yendiden kazanma, yeniden doğuş olarak bilinir hatta ve hatta il rinascimento-Giorgio Vasari'nin bu sözcüğü uydurduğu söylenir(Ben söyleyenlerin yalancısıyım) bir yarışma düzenlenir, amaç barbar sürülerinin yıkıp geçtiği İtalya'da sanatı, resim sanatını yeniden canlandırma isteği.
Giotto diye bir eleman var, sanatçı, mimar, heykeltraş vb. Papa VIII. Boniface için Roma San Pietro Bazilikası'ndaki freskleri yapacak. Yarışma düzenleniyor tüm ressamlar karmaşık tasarımlar sunuyorlar. Giotto ise sadece elini kullanarak mükemmel bir çember çiziyor, "Sie monakonun qöylüleri, risk budur!!" diyor. Bu kendinden emin, cesur hareketliyle yarışmayı kazanıyor. Ölümünden epey sonra Lorenzo il Magnifico, Duomo'da kendisi için bir anıt dikilmesini istiyor ve üzerinde şu yazılar bulunuyormuş.

Ben, ölmüş resim sanatını yeniden canlandırdım. 
Sizden bir sanatı canlandırmanızı beklemiyorlardır ama kendi hayatınızda devrim yarattığınız bir an var mı? Bunu düşünmenizi isterdim.

Yaratıcılık, beyin, çevresel faktörler okumlaması yaparken Da Vinci's Demons dizisinin çemçük ağızlı Lorenzo'su karşıma çıktı normal olarak. Evet kendisinin hastasıyım, iyi ki vardı ve sanatçıları himayesine aldı, destekledi, motive etti, biz de hala Leonardo ve Michelangelo gibi büyük dehaların çalışmalarını izleyebiliyoruz. Kendisi aslında banker bir aileden geliyordu. Leonardo'yu evinde misafir etmiş bıdı bıdı bıdı(açın diziyi falan izleyin de bir fikriniz olsun). Arşivdeki Floransa fotolarını bulamadığım için paylaşamıyorum. Halbuki Duomo önündeki fotoğrafımı paylaşacaktım sizinle.

Modern dünyaya dönecek olursak meslekler ve hikayeler çöplüğünde durum farklı değil, 'yetenek' dediğimiz bireylerin kendini gerçekleştirmesi, yeni şeyler yaratması, düşünmesi, ilerlemesi için benzer modeller kullanılmaya devam ediyor. Yeni bir proje hayata geçirecekse bütçesini kullanacağı bir sponsor arayışına giriyor şirkette mesela. Koçluklar, eğitimler, mentorluklar, tersine mentorluklar, semi allahülimenler vs. tonla. So yetenek avcısı bir yöneticiysen eğer o ışığı bul, o yolu aç/alan yarat, o yeteneği  işle, engel olma derdim, bana sorsaydın ama neyse ki sormuyorsun.

İnsanların yaratıcılıklarını geliştirmesi için birkaç öneri sunmuşlar bakıyorum, herkeste işlemeyebilir, beynin plastikliği diye muhteşem bir kavram var. Keşke sinapslar falan bütün evrene yayılsa ama ergenlikle birlikte kendimizi şekle sokmaya, çocukluktan beri gelişen sinapsları budamaya başlıyormuşuz. Beynin plastikliği: uyum sağlama yeteneği, muhteşem tepkileri ve sonsuza kadar değişen bir organ olmasını ifade ediyor.
Daha iyi beyinler geliştirmek için:


  • Yeni ve bilmediğiniz bir alan seçin/bilgi sahası ve bu sahayı derinlemesine keşfe çıkın. 
  • Her gün düşünmeye biraz zaman ayırın. 
  • Her gün meditasyon yapın. 
  • Gözlem yapma alıştırmaları yapın, denyo gibi insalara gözünüzü dikmeyin ama. 
  • Tanımlama alıştırmaları yapın. 
  • İmgeleme alıştırmaları yapın, hayal kurun. Bkz: Çılgın Bediş gündüz düşleri
Deneyin derdim, denemekten çekinmeyin, oha ya hayat çok uzun, hata yapmak için bir sürü zamanınız var, başkalarının sizin yeteneklerinizi hafife almasına takılmayın. 

Yaratmak gök tanrılara mahsus diyorsanız o başka bir hikayenin konusu. 

Küçükken sürekli beyin salatası yedirilmiş kahramanınız,

Coco Sol Beyin(Sağı da çok iyi kullanıyorum merak etme)


25 Şubat 2019 Pazartesi

Purl-Gender Inequality

Cinsiyet eşitsizliği, kurum kültürü, oryantasyon üzerine klişelerle donatılmış ve yumak kahramanın, yeni geleni sarıp sarmalaması ile mutlu sona ulaşan bir pixar-plaza dünyası-iş insanları çalışmasını paylaşmak isterim sizlerle.

Bu erkekler eğitilmezdir.


SparkShorts #broculture #pixar #dayone #orientation





Coconut İki Ters Bi'düz

18 Şubat 2019 Pazartesi

PEAK-Hayal Edenleri Arıyoruz

Eski evde oturmuş Açlık Oyunları'nda Rue'nun ölümünü izliyor ve üzülüyordum. Bir şey oldu birden, çıkır çıkır yazılar ekranda akıyor ya hayırdır ekrana baktım, metin akıyor. Hımmmm biz birilerini arıyoruz, teknoloji şirketiyiz falan, deneyenleri, öğrenmeye aç olanları...
Ya bu tv hackleme güzel şaka da bu tv hacklenemeyecek kadar eski bir led diye kendimle konuşmaya başladım. Bizi bul diye bitirmişler.
Bekletti, tüm metinden sonra bekledim, bekledim, bekledim. Bu oyuncuların web sitelerine bir şeyler gizlemeleri falan sempatik hareketlerdi ama 40 kadar kanalda aynı anda yayınlama işi cesur ve yerinde bir hamle olmuş.
E bence güzel olmuş çok da iyi olmuş, yani, uzun süredir işe alım ile ilgili güzel şeyler izlememiştim, Heineken ve Mercedes'in videoları oldukça efsaneydi. Columbia favorimdi. Bu tip işlerde yurt dışı firmalarını tek geçiyoruz Weirdos, yazarlarda da öyle.
Beni bu şirkete yerleştirmeye çalışan bir Hintli vardı ama bu başka hikayenin konusu.




Hemen altına Audi'nin Safety Code isimli daha önceden yayınlanmış videosunu da ekleyeyim ki apartma konusu da aradan çıksın. Artık kim çektiyse, hangi ajans?? Twitter taymlaynı bu konuda yardımcı olacaktır, izlemede kalın.





Umuyorum mutlu olduğunuz işlerde çalışıyorsunuzdur, ideal ilanlarla karşılaşıyorsunuzdur, vadeli işlem piyasalarıyla ilgili geyik yapıyorsunuzdur. Ben atölyeye dönüyorum, bitirmem gereken iki tablo var.
Öptüm byeeeeee.
Sabahları çizgi film izlemek için erken kalkan kahramanınız,
Coco Flintstones

4 Şubat 2019 Pazartesi

Kariyer Sıçraması



Neden iş değiştiriyoruz?



Yazının fon müziği: expectations
Bu içimdeki karanlık, durdurulamayan, oksijen kıtlığı hissettiren kımıltı da ne?
Evet, bildiniz, iş değiştirme isteği.

Doğal becerilerinizin üzerine koyacak bir şeyler arama durumu, yetenek yelpazenizi genişletme isteği, belirsiz durumlara girerek heyecan arama, karmaşık problemleri çözerek "yapabiliyorum, yapmıştım, yine yaparım" deme isteği, daha derinden düşünme arzusu, bilgiye doymama.

Bu tip bir durum yaşıyorsanız belki İK'dan destek isteyebilirsiniz. Elbette yöneticinizin bu durumu önceden fark edip size öneri sunmasını tercih ederdim ama öyle olsaydı şu anda bu yazıyı okuyor olmazdınız sanırım. Btw İK'nın da şahane bir çözümle geleceğinden şüpheliyim, çok ekstraordinary bir karakter olmalısınız. So doğru düzgün işlerde alışın, iyi başlangıçlar yapın.

Evden çıkmadığım 8. gün, bir daha hasta olmak istemiyorum, çok ciddiyim, yaşlandıkça hastalığa katlanmak daha da zor bir hale geliyor. Teo arıyor iyi misin, çorba yapayım mı? Oh, Yüce Tanrı'm etrafımda şahane insanlar olduğu için teşekkürler. Konuşma yasağım devam ediyor, çorba teklifi için teşekkürler diyorum. Konuşmam sadece whatsapp, twitter ve blog.

Kariyerimde ilerledikçe kendimi başkalarının daha başarılı olmasına yardımcı olan biri olarak tanımlamak hoşuma gitmeye başladı, gençlik zamanlarımda da destekleyici ve her şeyi doğal karşılayan bir tiptim ama cildim yaşlandıkça garip bir sensei durumu oluştu. Ok, kabul ediyorum, ama siz de kendi potansiyelinizin farkına varmak ZORUNDASINIZ. Kariyerim dediysem 3 yıldır çalışmıyorum şakası yapayım.

Hayalleriniz var mı? Bu soru ile başlayalım, hayal kurmak müthiş bir şey, onu gerçekleştirmek için çabalamak, yolculuk, macera neyse ne. Ben yeterince yukarıda olmayı seviyorum, zirve, peak*end durumu.
Hayalin nedir? Kişisel ve mesleki olarak neleri başarmak istiyorsun? veeee en önemlisi masanın karşısında bizim olduğumuzu düşün, biz senin hayallerini gerçekleştiremeyeceksek-karşılamayacaksak neden bu şirkete gelesin?
Kısa dönemli kaçış planları uzun dönemli tatminler getirmez inan bana. 

İş hayatında kendini tanımlarken iki konu yardımcı olabilir, iş başarısı, yaşam doyumu.
Ulaşmak istediğin hedeflere giderken kendini kaybediyor musun, değerlerini falan hiçe sayıyor musun, bunlar olduğunda kuvvetle muhtemel sistemde sızıntı olacak, miden bulanacak, vicdan yastığında yatamamaya başlayacaksın(her zaman olmaz, sığ bir sığırsan zaten etkilenmeyeceksin, korkma).
Anlamlı, heyecan verici, tatmin eden bir iş yapmak mı? Kariyer yönelimli, yükselmeye odaklı bir bakış açısı mı? Kararını vermen gerek dostum.

Geçtiğimiz günlerde İzmir'den bir Weirdos mesaj gönderdi, biz burada İK yapmıyoruz bu başka bir şey dedi, katılmamak mümkün değil elbette, İstanbul dışında da büyük acılar yaşanıyor. Sorular; bu işe devam etmek istiyor musun, bu yönetici ile devam etmek istiyor musun, İstanbul'a gelmek istiyor musun?
Büyük sorular, büyük değişimler,  evet büyük motivasyonlar ve cesur adımlar gerektirir. 
Kendini ne kadar iyi tanırsan bu tip sorulara o kadar iyi cevap vereceksin, kendinden başlayamıyorsan lütfen seni tanıyan ve senin hakkında tarafsız şekilde yorum yapacak insanlar bul ve cevapları karşısında ağlamayacağın insanlar olsunlar.


  1. Seni tamamen kendi haline bıraksak neyi iyi yaparsın?
  2. Çocukken hangi etkinlikler hoşuna giderdi?
  3. Nesin sen, tanımla, kendini bir şeye benzet, bir nesne, nasıl bir nesnesin?
  4. Dışarıdan seni görenler senin için neler söyler?

bunun gibi basit sorular ile başla. İş arayışın aktif, değişim istiyorsun, hımmm peki bana uyar.

NE YAPIYOR OLMALIYDIN? NEREDE?


  • İş ortamın büyümene, gelişmene izin vermiyorsa,
  • Yeni deneyimlere açsan, arayış içindeysen, meydan okumalara doyamıyorsan,
  • Katkı sağlama, bir bütünün parçası olmak için deliriyorsan,
  • Ortak bir geleceğe odaklanma motivasyonun yüksekse,
  • Öğrenme eğrisi no pulse eğrisine benzemeye başladıysa, hasta ex oluyorsa,
  • İşlerini daha kısa sürede bitirmeye başladıysan, 
  • Üst yöneticin gelişmene yardımcı olmuyor, yolu tıkıyor, akıl hocalığı falan yapmıyorsa, 
  • Herhangi bir değişime imza atamıyorsanız...


Ücret, yanaklar, yan haklar falan eklemeyeceğim, berbat yönetici, mobbing, vizyonsuzluk vs. demeyeceğim. Hepiniz artık harika pazarlıklar yapıyorsunuz, haberleri benimle paylaştığınız için de ayrıca teşekkürler.
Benim için önemli olan sizin kendi en süper versiyonunuzda salınmanız, kendinizle ilgili farkındalığınız ne kadar artarsa dış dünyadaki saçmalıklara karşı o derece makul karşılıklar vereceksiniz.
Son bir rica, lütfen klas bir şekilde ayrılın, bu bir bar kavgası değil, en kötü avukatla falan gidin, arabuluculukla da çözülebilir sorunlar. Patronunuz sizden ayrılmak istemeyebilir, anlaşılır bir durum, işler pisleşecek hazır olun. Ayrıca iş dünyası, kiminle nerede tekrar karşılacağınızı bilemezsiniz, ve inanın bana karşılaşıyorsunuz. Uslu bir köpüş gibi gelip özür dileyen direktörü hatırlayın. Karma is a bitch!

Sıçra dediğimde Ne Kadar Yükseğe diye soranların Azizi,
Coco

28 Ocak 2019 Pazartesi

Mikro Yöneticilik

Yazının fon müziği: Cold Blood





Zamanın birinde terfiler için girilen bir görüşmede bir pazarlama profesyoneli, direktör seviyesindeki yöneticisinin şutlandığından ve 6 ay kadar yeni direktör gelmediği için 1. derecede yönetici olarak GM ile çalıştığından bahsetmişti.
GM: Genel Müdür için kullanılan kısaltma, gönül isterdi ki şirketi ve yöneticiyi de paylaşayım ama ikimizin de kedi olduğu başka bir evrende okuyucu. Görev dağılımı, hedefler ve takip konularından bahsediyorum, evet bildiniz.

Pırıl diyelim olayın kahramanına, kampanyalar ile ilgili çalışıyormuş, bir reklam filmi için görevlendirilmiş, ancak GM kısa cümleler kuran yetkili bir abiymiş, Pırıl biraz tırstığından soru sorma/etkili iletişim tarafında sıkıntı yaşamış. Takip için her GM ziyaretinde ret yiyormuş, 4 kez ret yemiş ve aynı işi 4 kez sil baştan yapmış. Elbette inananlar için bu olayda ibretler vardır. Ben size bunu case olarak vereceğim demedim, verseydim çözerdiniz zaten, değil mi?
Aksiyonları belirlerken kendi fikirlerine öncelik vermeye eğilimliydi Pırıl, ekip yerine bireysel takılıyor, soloda fena sayılmaz/elbette raporda böyle şeyler yazmaz/ parlamak istiyor, orta vadeli hedefi departman müdürlüğü falan falan.

NŞA'da potansiyel olduğu düşünülen yöneticinin farklı yetenekteki çalışanları, farklı özellikleri olan bireyleri bir araya getirmesi ve belirli bir görevi tamamlamak için onları çalıştırması beklenir yani onların vasıtasıyla.

  • Çalışanların enerjisini tüketmek, yıpratmak yerine onların büyüyüp gelişmelerine yardımcı olması ve kapasitelerinin üzerine çıkmaları için yüreklendirmesi beklenir. 
  • Görevleri besin zincirinin en alt basamağındaki çalışana verirsiniz, operasyon onların işi, onların bu konudaki uzmanlığı yeterli mi, eğitime ihtiyaçları var mı, koçluğa ya da mentorluğa ihtiyaçları olacak mı, bu konular yönetici sorumluluğunda. Yani diyor ki; karıncalar soru sorabilmeli, ulaşılabilir yönetici olmalısınız. 
  • Verilecek bu sorumluluklar çalışanların gelişmesi için bir fırsat olacak. Ekibin kadar güçlüsün, yani o gelişirse, sen de gelişirsin, onun kapasitesi artarsa, zekası artarsa sen daha rahat hareket edersin. Ekibine kendinden yetenekli insanları da al, en iyisini almak zorunda değilsin, pozisyon için en uygunu al. Ciddiyim, herkes Harvard Law bitirmek zorunda değil sen de sandığın kadar efsane değilsin. 
  • Hedefler ile öncelikler arasındaki kalın çizgiyi çiz ve bir karar ver. 
  • Onay sürecinin katmanlarını azalt, Volvo'da 5 adımdan fazla süreç yok gibi bir şey hatırlıyorum, bir yerlerde duydum ya da izledim. 
  • Görev özelinde konuşacak olsaydım eğer ekip içerisinden birini bulamadın diyelim, dışarıya gitmek yerine proje özelinde farklı bir birimden şirket çalışanını atayabilirsin. Yani doğru insana doğru işi ver. 
  • Yöneticinin ne istediğini açık bir şekilde aktarması kritik, yoksa Pırıl gibi 6 kez gider, 4 kez sil baştan  başlar ve sonra yetenek görüşmesinde farkına varamadığı bu durum için gelişim alanı açılır. Eğer Pırıl'san etki tesir gücünü arttır ve soru sor, işi nasıl yapacağını anlat, ne olacağına yöneticinin karar versin ya da yönlendirsin, GM ise koçvari yaklaş yumuşak, etkili, zor sorular sor, ama net ol ibiş, senin yüzünden zaman kaybediliyor. Zaman, insan, finansal kaynağı etkin şekilde yönetmeyi size ben öğretecek değilim, zaten sesim kısık ve doktor 3 gün konuşma yasağı verdi. 
  • Görevi bir kişi üzerinden de yönetebilirsiniz, bir lider belirleyin, etraf lider kaynıyor zaten, takip edin, geri bildirim alın, verin. 
  • Ölçütler belirleyin, süreç sizin işiniz, iş planı falan yapın ya da yapılmasını talep edin, yönetim insana insanla insana rağmen anlatma ve iş yaptırma sanatıdır. Şaka şaka o İK idi. Ama ciddiyim yönetim bir sanattır ve dadaistleri pek sevmezler, amelasyon ekibe ait. 
  • Coşku, adanmışlık, motivasyon istiyorsan lütfen alan yarat, mikro yönetim mikro p.nis gibidir, mmmhh tatsız bir konu biliyorum. 
  • Spesifik sorular sorun, zamanında bitmesi için önde hangi engel var, riskler var mı, beklediğimizden daha iyi giden şeyler var mı, biraz iyi haber alalım. Takdir zamanı, evet lütfen çalışanlarınızı takdir edin ölmezsiniz. 


Evet bitirelim, burnumun akmaya başladığı ve gözlerimin sulandığı aşamaya geldik, ne yazık ki Alfred'in getirdiği o iğrenç ot karışımlarından içmek zorundayım.
Analiz Felci geçiren kahramanınız,
Coco Potansiyel Katili

Öptüm Byeeeee

20 Ocak 2019 Pazar

Sizi Neden İşe Alalım?

Yazının fon müziği: One Headlight


Sizi neden işe alalım?
-Çünkü okul bitti.

Fare enough bir neden bence, öyle g.te bülbül öte.
8972. kez yazıyorum burada iş görüşmesi dediğimiz şey soruların sorulduğu bir toplantı, elinizdeki pozisyona en yakın kişiyi bulmaya çalışıyorsunuz. Etkili görüşmeler yapmak, iyi sorular sormak zaman alıyor, bazen eğitimlere gidiliyor, sonuç;
-Berbat soru soran meslektaşlarınız, turnover oranının yükselmesi, hatırlanmak istenmeyecek aday deneyimleri vb. Kendi adıma departmana mor renkli tek boynuzlu ve 3 kanatlı bir eşek arayan yöneticiye farklı alternatifleri denemek ister mi önerisini sunduğumu paylaşmak isterim. Merhaba Kay, acaba 1 tl daha fazla versen ve boynuzlarında soğan halkası olan bir aday alsan nasıl olur?

İşe alımcı kadar görüşme tarzı var gibi dandik bir tespit yapmak isterdim ama yapmayacağım. Temelde amaç, belirli araçları kullanıp en az hata yapabilecek durumu oluşturmak, ölçebildiğin sürece kendini rahat hissediyor kurumsal taraf, esnaf vb. tarafta ise ben adamı gözünden tanırım metodu sık kullanımda. 800 tane test, onu satmaya uğraşan 800 tane iş geliştirme/satışçı var, bunları yaymak için sosyal medya/zirve/konferans/kongre buluşmaları, röportajlar, kulaktan kulağacılıklar vs.
Yıllar içerisinde nasıl bir işe alımcı olmayacağım keskin hatlarla şekillenmiş oldu, birçok iş görüşmesine aday olarak katıldım, beni en sinirlendiren hadiseler:

  • tokalaşmak için hamle yaptığımda elimin havada kalması, 
  • bekletilmek, 
  • cv'yi inceleme konusunda yeterli motivasyona sahip olmayan İK'cı ve fonksiyon yöneticileri,
  • kendini yaptığım her işi sorgulamaya adamış masanın diğer tarafındaki kişi,
  • Neden biz? sorusunu soran hıyar ile karşılaşmak olmuş. 
Bir keresinde görüşmeye 25 dakika geç gelen İK'cıya beklediğim bir saat dolduğunda bize ayrılan sürenin sonuna geldik dedim. Elbette şaşırdı, ben prensipleri olan bir Coco'yum. Ayağa kalktım ve kapıya yöneldim, fak yu sen benim bir saatimin kaç dolar olarak faturalandığını biliyor musun qöylü? Coco bekletilmez, beklenmez de çünkü ben asla geç kalmam. 

Bir keresinde onu biliyor musun, bunu biliyor musun, yasa kaç tarihinde çıktı biliyor musun diyen birim yöneticisine son 20 dakika içerisinde anlattıklarımdan anladığınız bir konu oldu mu? sorusunu sordum. 

Sanırım aptallığa tahammülüm yoktu ve cut the crap seviyesine hızlı ulaşıyordum, belirli noktalarda diplomasi ve politik olma becerileri gerekir. Ayrıksı olmak güzel, tok satıcı olmak da hala beni avlayacak yetenekli beyaz yakalıyı bekliyorum. 

Bir keresinde dream company ile iş görüşmesi yaptım, MENA yöneticisi ile şahane bir görüşme geçirdim, Türkiye bacağındaki yönetici ile eh işte görüşmesi geçirdim, sonuç; süreç ile ilgili bilgi vermediler bile. 

Yıllar öncesinde görüştüğüm ve bir yere varamadığımız bir direktör ile 6 yıl sonra onun isteği üzerine tekrar görüştüm, 15 gün içerisinde süreci tamamlayacağız dedi 4 ay boyunca pozisyon açık kaldı. Bundan çıkarılacak ders, 1 kez olmadıysa 2. kez görüşmeye gerek yok. 

So bunun gibi aday deneyimlerini sık sık blogda yazdım daha önceki yıllarda, sonra işlerimi arkadaşlarım bulmaya başladı, bir şekilde iş yaptığım veya beni tanıyan bu profesyoneller benim için referans oldu ve yeni kapıların açılmasında yanımdaydılar. Şanslıydım, güzel insanlarla hayatı paylaştı yazsınlar mezar taşıma. 

Kendi en iyi versiyonuma ulaşmaya çalışırken hala, yıllar içerisinde neyi önemsediğim ve nasıl bir iş yapış şeklinin beni motive edeceği ön plana çıktı. Piyasada halihazırda kullanılan birçok envanteri doldurdum, gelişime dair her fırsatı değerlendirdim. Ama şu anda, şu noktada, ayak ayak üzerine atmış kahvemi yudumlarken karşımdaki keko bana "Seni neden işe alalım?" sorusunu sorsa keyfim yerindeyse "Çünkü ben en iyisiyim." deme olasılığım yüksek. 

ADAYLARA SESLENİYORUM;
  1. Yeni mezun ya da değil, kendinizi ne kadar iyi tanırsanız karşı tarafa anlatma/aktarma ihtimaliniz o kadar yükselir, tecrübelerinizi örneklendirmek işe yarayabilir, yaşamadığınız şeyleri anlatmayın büyük olasılıkla sızıntı olacak ya da benzer bir sorunu çözüme ulaştırmanız talep edilecek şansınız yaver gider mi, çok emin olamıyorum. 
  2. Sorgulayan bir zihin yapısı işe yarar, yargılayan zihin yapısı sizi pek uzağa götürmez. 
  3. Yetenek olmak zorunda değilsiniz, belirli kriterlere göre etiketlenseniz de kendinizden ümidi kesmeyin, ortalama olan ve fakat doğru motivasyonla üretkenliği üst seviyelere çıkan ölümlüler var, kimsenin sizi potansiyeliniz hakkında kötü etkilemesine izin vermeyin. Ben size inanıyorum. 
  4. İlişkileriniz ve itibarınız dünyaya açık durumda, tanımadığınız insanların size erişimi bulunuyor, o nedenle itibarınızı iyi yönetin. Örnek vereyim, görüşme sırasında saçmalayan yöneticiye görüşme çıkışında adımı google'da aratın, bugüne kadar bir skandala imza atmadım ve bundan sonrası için de şirketinizle anılırken bu tip bir şey olmasını istemem dedim. İtibar önemli, kriz yönetmek istemiyorsanız itibarınızı koruyun. 

Unutmayın, bir insanın değeri ona hiç faydası olmayacak insanlara olan davranışıyla ölçülür. Ya da bunun gibi başka bir jenerik ifade, klişelerin başkanıyım whatever. 

Yine de bu soru ile karşı karşıya kaldınız diyelim, derin bir nefes alın, kocaman gülümseyin ve güçlü gördüğünüz yönlerinize odaklanın, eğer o şirkette çalışmak sizin için önemliyse ondan da bahsedin, o işe ihtiyacınız mı var, o iş sizi başka bir noktaya mı taşıyacak bunları düşünmenizde fayda var gibi geliyor bana. 

Şimdilik bu kadar, gitmem lazım, mini bir toplantım var yine, acil ve evcil bir toplantı, son olarak linkedin semalarında popüler olan Yeni Mezun şiirini paylaşmak istiyorum, sonralıkla çocuksu bir merakla yeni şeyler öğrenmeye devam edeceğiniz günler diliyorum. Çok sayıda işsiz, yeni mezun ve kariyer hareketi isteyen ve bir o kadar kıt iş fırsatı var, so bu bir maraton, kısa mesafeye hazırlanır gibi hazırlanmayın, yolda serilirsiniz. İlanda min. 2 yıl diyorlarsa tornadan bir şekilde geçmiş birini istiyor olabilirler, nadiren de olsa istekli ve öğrenme heveslisi, öğrenmeye aç cevval bir adayı yerleştirebilirler, olamaz demiyorum, nadiren olur ama bu başka bir hikayenin konusu. 


Mantar haklı, #catch22


Parıldayan Neşeli Kariyer Bakanı ve Vericilerin Azizi,

Coco Cornelia dM


12 Ocak 2019 Cumartesi

Canım Çekil


Yazının fon müziği: Looking Back 




Yeni bir ben keşfetmeye çalışıyorum. Her yaşın tadını çıkarmaya başladığımız dönemler bunlar Weirdos, cildim yaşlandı, ellerim nem kaybetti, mezarlık gülleri çıkıyor üzerinde.

Harikulade doğum günü dilekleri ve kutlamaları sonrasında hala hayattayım. Bu sabah hangi parçam çalışmayacak acaba diye düşünürken, her yerimin yerinde olduğunu fark ettim.
Hayvanlar gibi eğlendiğimiz, içtiğimiz, dans ettiğimiz bir gecenin sabahına koçluk görüşmesi planlamak ilk zorlu görev. Hayvan dediysem bir puma, bir sırtlan, bir predator hayvanı düşün minnoş bir kedimsi. 20'ler, özleniyorsun bro. Uyanmak zor değil de güne başlamak için motivasyona ihtiyaç duymak zor. Harikulade bir öğrenci ile buluşmaya gidiyorum, umarım onun da günü en az benimki kadar iyi geçer.

Yaş ilerledikçe değişen bir şey yok gibi, ruhlarımız sabit ruh yaşında yaşamaya devam ediyor, 80 yaşındaki arkadaşım için bu böyle, 50'lerinde olan için de. Benim yaşım yıllardır olduğu gibi 24'te sabit(çünkü hayatımın en zor yılıydı) gerçi çocukken kendimden yaşlılarla arkadaşlık eden olgun bir çocuktum ama bu başka bir hikayenin konusu.
Muhteşem manzaralar izledim, değişik insanlarla tanıştım, iyi kahveler içtim, olağanüstü yemekler yedim, berbat iş görüşmeleri yaptım, ilginç toplantılara şahit oldum, çok güzel yürüdüm kendime geldim, biraz kilo verdim, bir sürü sağlık taramasından geçtim, dostlarımla vakit geçirdim, birkaç kişiyi hayatımdan çıkarttım, hiç minnoş olmadım, çok minnoş oldum ve elbette yalan söylemedim.

Bu hafta oldukça keyif aldığım bir ev partisindeydim, hiçbir şekilde yargılamayan insanlarla tanıştığınızı düşünün ya da çevrenizde böyle arkadaşlarınızın olduğunu, ben çok şanslıyım. Lady Gaga ve pop ve korku filmleri ile dolu bir gece, iyi bir şarap, harikulade pastalar eşlik etti.
En çok zaman geçirdiğiniz 5 kişinin ortalamasısınız diyorlar ya, hah işte o ortalamaları hep yükselttim, bunu da gururla paylaşmak isterim.
Metroda 3 durak için okuyacağım bir kitap hediye geldi ve ben zihnimde  evirip çevirdiğim konuların kucağıma löpçük diye düşmesine minnettar hissettim. Bir de kapının girişinde yeni bir süpürge var, size de böyle hediyeler geliyor mu?
Sadece zihinsel ve yönetsel modda takılacağım dediğim için evrenin sürekli olarak fikrime & yorumuma ihtiyaç duyan insanları getirmesi de böyle. İyi bir dinleyici olduğumu söylemiştim değil mi, bu küçük kulaklar gerçekten işe yarıyor. Ve gönderdiğiniz mesajlara bakıldığında hayatlarınızı değiştirmişim, egosunu zedelediğim iki kişi hariç, ben yapmadım, kendiniz yaptınız.

Bir hayatı paylaşıyoruz, ve sizlerle tanıştığım, bir şekilde buluştuğum, bu yazıları okuduğunuz ve değerli anlarıma değerli anlar kattığınız için teşekkürler.
Olmasaydınız da olurdu, ben yine eğlenirdim 7 yıl öncesinde olduğu gibi, yalnızca dudaklarımla değil gözlerim, dişlerim ve diş etlerimle de gülerdim, hatta gülüşüm duvarları falan çınlatırdı ve fekat şimdi sizlerle eğleniyorum bu da güzel, fena değil yani.
Bu yılı kendim için Phoenix yılı ilan ettim, küllerimden doğduğumdan değil ama yine de bu metaforu çok sevdiğimden, mitolojiye bayıldığımdan belki.
Silkin ve kendine gel okuyucu, takvimden 11 gün daha gitti ve yaşayacak bir ömür var önümüzde, farkındalık pınarının soğuk sularından içmek, sezgisellik denizinde boğulmadan süzülmek ve acı meyveleri olan anılar ağacından meyve toplamak gerekiyor.
En çok ben eğleneceğim, en çok ben dans edeceğim, en çok beni seveceksiniz, benimle ilgilenmeniz hoşuma gitmiyor değil.
İşin özü: bir şey istiyorsanız öküz gibi istemeyin insan gibi isteyin size gelecektir.
Kendi limitli gökyüzünüzün kahramanısınız, ilgiyle izleyin ama ne zaman çekilmeniz gerektiğini de bilin. Akıllı olanlar için elbette bu yazılanlarda ibret alınacak noktalar vardır.
Kendi Teb'inizde(çöl) yalnız kaldığınız ve kendi K2'nizde(zirve) olan biteni seyrettiğiniz nice günler geçirmeniz dileğiyle.
Bitirirken gelecekteki sevgiliye de buradan seslenmek istiyorum;
-Bugün de aramadın, aybolmuyor mu?
Daha bitmedi, doğum günümü kutlayan siz eşşiz İzleklere tekrar teşekkürler, ölü taklidi yapanlar, sizi unutmadım yakın zamanda başınıza çok çok kötü şeyler gelecek, ben demiştim.

Çıkmam gerek, genç bir dimağın bana anlatacakları var, aydınlanmanın zirvesine vardığınızda görüşürüz.

Xoxo,
Tanrı'nın lütfu ile Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı ve diğer toprakların ve bölgelerin Kraliçesi,
Commonwealth Lideri ve İnancın Savunucusu,
Coco Maya Feride Fatoş Jules Andre Louis Soledad de Medina


8 Ocak 2019 Salı

2019 Kararları-Resolutions




2018'den öyle bir kurtulmak istiyordum ki ne en çok okunan blog yazıları, ne favorileriniz, ne bitirirken, ne de oooo biliyor musunuz kimi kiminle nerede basmışlar gibi yazılar gelmedi. Bıkmıştım. Sıkılmıştım ve çok derdo bir haldeydim. 
Evin oturma düzenini değiştirmeye kadar giden bir ağrı silsilesi ile uğraştım mesela bu benim için bir ilk. Sadece acil durumlar için evden çıktım, koçluk görüşmeleri, geri bildirimler, ac/dc, diyetisyen buluşmaları gibi. 
Hediye almalar, hediye vermeler, doğum günü ayı olması nedeniyle oğlaklık partileri falan da oldu elbette. 
Harika bir ajanda ile yıla başladım ve Ocak ayı takvimini doldurdum, yetmiyor gibi okunacak kitapları sıraladım, kimse bana içselleştirme zart zurt demesin, sayılarla ifade edilebilen şeyleri sevdiğim için olağanüstü projeleri kabul ettim, kitaplar konusunda tek rakibim ise Metyu, hala onu geçebilmiş değilim. So indirim zamanı bir koli daha kitap aldım. 
7 yıldır burada siz şahitsiniz evi düzenlemeye çalışıyorum, 7 odayı nasıl toplarım, kitapları bağışlasam, ya da şehirin farklı yerlerine bıraksam gibi süper çözümler buldum ama hala ayrılamadığım dolaplarca, raflarca kitabım vardı. 

Pazar günü minnoş bir şekilde müzik dinleyip yataktan kalkmamak için uğraşırken enerjik bir mesaj geldi Eleazar'dan: 
-GÖNÖYDÖN. 
+OK. Dökül.
-2019 resolutions arıyorum kendime, coaching. 
Ve konu kucağıma gelir, spiritüel tarafına bir yana bırakırsak işte neyi merak ediyorsanız, neyi değiştirmeye çalışıyorsanız zort diye önünüze geliyor ez cümle. 

Yıllardan çok yıl önce yeni bir şey yapmak istiyorum, Eleazar cv'ni göndersene bize biri lazım dedi ve 2 gün içinde birlikte çalışmaya başladık, hayatımın en önemli dönemlerinden biridir benim için, daha önce bu kadar tatmin olduğum bir iş yapmamıştım, çünkü o sıralar öyle bir iş yapmak istiyordum, dönemsel olarak takım değiştirip para kazandığım günler hariç, o zaman 5 yaşında falanım. So onun bende, benimse onda kredim çok yüksek. 
Yeni kararlar almam gereken bir dönemdeydim, benim de listemi yapmam gerekiyordu, lazımmış, gerçi yıl sonunda 1000 metrekare ev hedefi belirlemiştim, 'dikeyde zaten sahipsin amaç ne' tepkisi gelince, yatayda da istiyorum benim olacak fıstık! çıkışı ile kendimi anlatmaya çalışmıştım. 
Motivasyonlarım 3 sn. sürüyor, ve sürekli bir şeylerden sıkılmaktan kurtulamıyordum, so böl, parçala, yönet tam bana göre, sırala, numaralandır ve ölç. 

Eleazar için bir tanıtım maili yazıp bizimkilere gönderdim, maildekiler o kadar seçkin insanlar ki herkesin birbirine teşekkür ettiği şahane bir kreşendo ile taçlandı. 
Sonra başka bir mailde yatırımcı bir arkadaşım ile girişimci başka bir arkadaşımı tanıştırdım, belki Silikon Vadisi'nde değildim ama istesem bir balina avcısı olabilirdim. Neyse bu başka bir hikayenin konusu. 

O kadar ajanda, defter, renkli kalem, aplikasyon boşuna alınmadı. Bir şeyler yazılıp çizilecek, üzeri karalanacak, ışık hızıyla başlayan yıl Aralık ayında kara delikte zamanın yavaşlaması gibi yavaşlayacak ve yeni yılın gelmesi istenecek. Kolay mı?
Kendime yeni hedefler belirleyecektim, isterseniz siz de öneri de bulunun, gerçekten bana ilham verebilirsiniz. Yani fena olmazdı sanki, sonuç olarak benim için önemlisiniz. 
Acaba aylık mı karar alsam, 3 aylık mı, yıllık mı diye düşündüm. Mesela Ocak ayında yiyecek dışında hiçbir şey almama. 
Şubat ayında hiç alkol tüketmeme/içki içmeme ziro, ziroooooooooooo. 
Mart ayı boyunca yoga yapmaya çalışma, Weirdos ilginçtir ben yogacı değil pilatesçiyim, neden böyle olduğu hakkında bir fikrim yok, belki de yoga yaparsam vegan da olurum korkum var? Sirke ile saçlarımı yıkarım, organik kıyafet giyerim, sonra kafayı yer ve yaylada yaşamaya başlarım...

Aylara bölmesem de tek tek madde mi yazsam diye düşündüm sonra, elbette ilk sırada kilo vermek olacak, 1000 yılın en popüler başlığı, hatırı sayılır bir kilo verdim, bir o kadar daha verip İpekyol kıyafetimin içine girme hedefim var. Evet şu anda kapanmıyor. Ve şunun gibi şeyler olabilir belki: 
  • Yeni bir beceri edin, yeni bir şey dene, öğren, uygula bilemiyorum belki başarırsın. Mesela uzman ol. 
  • O sırada instagram'dan Zübeyde yazıyor atla Moğolistan'ı gezebiliriz. Okeay, ikimizin de Moğolistan gezisi yapma isteğimizin olmasını sadece ve sadece oğlaklığa bağlıyorum. At bana uyar. 
  • Yeni bir motto, mantra belirle, bununla ilgili motivasyonun ne kadar sürer bilmiyorum, zaten en büyük engel herhangi bir davranışı sürekli yapabilmek, sürdürülebilirlik. İrade falan kompile yok. 
  • Daha fazla su iç, daha az plastik kullan, plastik kötü biri, karbon ayak izini azalt, poşet konusunda çevreci tavır takındığınızı görüyorum yemezler. Ücret ödeyene kadar umurunuzda bile değildi, doğada çözünen poşet falan hikaye, iki yüzlüsünüz. Alın bez poşetlerinizi, filelerinizi o zaman yine konuşuruz. Şişelere dönecek olursak, cam şişe kullanın, tek şişe kullanın, hemen hemen her beyaz yakalının ofis şişesi var. Sen istiyorsan bunu daha az karbonhidrat ye olarak değiştirebilirsin, beklenir senden. 
  • Haftalık olarak yaşamınızı değerledirin, 52 haftayı değerlendirmek yiyorsa ve devam edebilecekseniz yapın bunu. İleride performans görüşmesi yaparken yolunuzu aydınlatır, karşı taraf aman da ne kadar farkındalığı yüksek bir birey falan der. 
  • Yeni bir dil öğrenin, kelime hazinesi büyüsün...
  • Yeni bir egzersiz programı oluşturun, rutine binsin, hayatınızın her zerresine nüfuz etsin, ben sporu hayatımdan çıkardığım andan beri tüm saçmalıklarla uğraşıyorum. 
  • Meditasyon hedefi, bu listede her yıl var, plank challenge gibi hiç sonunu getiremiyorum, benim zihin dağınık toplamak için Tibet'e gitmem lazım. Izy günde iki kez TA yapıyor, talent acquisition diyeceğim sandınız ama hayır transandantal meditasyon. 
  • Belki bir sosyal oluşuma katılma, bağış toplama, bağışta bulunma, ne bileyim belirli yerleri ziyaret etme gibi hedefler eklenebilir. Sağ elinizin yaptığını sol eliniz bilmeyeceği için bunu size bırakıyorum lütfen istediğiniz gibi ilerleyin. 
  • Bir tasarruf planı oluşturma, mmmh buna ihtiyacım var, istediğim gibi yaşamayı sevsem de uzun vadeli planlarım ve 1000 metrekare ev için benim bile bir tasarruf planı yapmam gerekiyor, bu sene oğlakların kaderini değiştirdiği yılmış belki de evin temeline anneannemin gönderdiği doğum günü altınını gömerim ne dersin?
  • Yeni bir teknik eğitim ya da kişiye özgü eğitim olabilir. 
  • Yeni kitaplar okuma hedefi hep var, geçen yılı 73 ile bitirdim, bu yıl için yeni kitaplar geldi zaten yukarıda okudunuz.
  • Daha fazla eğlenme, daha fazla diğerlerine yardımcı olma, sosyal çevreyi değiştirme ve zeka yükselten olmaya devam hedefi koyuyorum kendime. Yeni biri ile tanışınca ben bu insana nasıl yardımcı olabilirim sorusunu kendinize sormayı deneyin(evet, bu insan, varlık, fani, ölümlü). Hayır linkedin'den bahsetmiyorum, kendi çapımda bir rock starım bunu biliyorsunuz, ve benim çapım oldukça geniş. 
  • Bungee jumping benzeri yükseklerden atlamalı bir şey. 
  • İki sevimsiz insanı hayatından çıkartmak. Şanslı iki ismi siz bulun. 
  • İki yeni ülkeye gitme hedefi koyayım, bu eğlenceli olabilir ama gitmeyeyim.
  • Hiç kaybolmadım mesela kaybolma hedefi koyuyorum bu yıl kendime, hatta ormanda falan kaybolayım. 
Şimdilik bu kadar. 
Mezara değil Sezar'a giden kahramanınız,
Coco

27 Aralık 2018 Perşembe

Uzman Olmak

Devil's Cake yiyip Lucifer izlerken bir takım kekler genzime kaçtı.
Son dönemde fırk diye güldüren bir video paylaşmak istiyorum sizinle Weirdos. Anladığım kadarıyla beyefendi bir tv figürü.
Kompozisyon dersinde lafı eveleyip, geveleyen, aynı cümleyi çevirerek, uzatarak yazanlar, başka bir metni önlerine alıp aynı cümleyi farklı kelimlerle yeniden yazanlar, copy+paste içerik paylaşanlar, büyüyünce de çocuksu heyecanını kaybetmeyenler, ilk kez mülakata girenler, 3. kez değerlendirme merkezine alınanlarla, merdivenden düşenler, sevdiği ile konuşurken burnunda sümük baloncuğu oluşanlara da gelsin bu video.
Sallarken destekli sallamanızı, motivasyonunuzu aktarırken coşkudan delirmediğiniz anlar yaşamanızı temenni ediyorum.
Yakın bir arkadaşım bir bankanın şube kölelerinden biri, 2 kez değerlendirme merkezine girdi, terfi alamadı, gelişim programına dahil edildi, 3. kez girdi şimdi de seni terfi ettireceğiz ama yerine birini bul diyorlar. Bu arada pozisyon başta konuşulan müdürlük pozisyonu değil, İK'cı diyor bunu, kozmos çarpsın sizi demek istiyorum, bir İK departmanı düşünün, yetenek havuzunda dediği işgörene biz aday bulamıyoruz, yedekleme planımız da yetersiz, sen halefini/ardılını kendin bul diyecek kadar yüzsüz, haysiyetsiz, kifayetsiz ve muhteris olsun.
So, bu olaylardan ilhamla uzmanlık kaderiniz değildir demek isterim, her şeyi bilmek zorunda olmadığınız gibi tek bir alanda uzmanlaşma isteğiniz de olabilir, bu bir paradoks değil. Olduğu gibi kabul, buz gibi bir gerçekçilik. Tarafınızı seçin, nerede olmak istiyorsunuz.

Yurttaşlarım! Weirdos! Romalılar!
Rica ediyorum kimsenin sizi belli kalıplara sokmasına izin vermeyin, öğrenilmiş çaresizlik yaşayan birey olmayın, üzgünüm bu bir maraton 100 metre koşusu gibi davranmayın.
Ne olduğunuzun, kim olduğunuzun, adınızın ve etkinizin farkına varın, üzülmeyin, siz üzülünce yeryüzünde bir yerlerde bir Coco ölüyor.
Siz, Uzmansınız!!!!!


26 Aralık 2018 Çarşamba

Hatalar yılı 2018



Her yıla bir tema belirleme fikri güzel gibi. 2019 benim için Anka yılı, Phoenix, Tuğrul, Simurg da diyebilirsiniz. Hedef belli, olay belli.
Kar yağıyor, sabahın şarkısı Silence elbette bu muhteşem sessizliğe yakışır bir Beethoven eseri, sonrasında Moonlight Sonata ile devam etmenizi öneririm, doctor's order. Açılmamış hediyeler için birazdan homurdanarak yataktan çıkmayı planlıyorum 2 saat içinde.
'7 saat uyumalısın Coco, uyku önemli' diyen çok sevgili bir İzlek için erken uyumak ve 7 saati doldurmak istedim, sonuç: 5 saat uyku ile tavana bakıyorum.
Ajandalar, renkli çoraplar, parfümler, sabunlar ve her yıl alınan lacivert nevresimlerden oldukça hoşnut olduğumu belirtmem gerek. Hobbitler kendi doğum günlerinde başkalarına hediye almayı sever biliyorsunuz, hobbit arkadaşlarım var.
Sizi bilmiyorum ama ben her rengi sevmiyorum, her desen karışık kuruşuk ve renkte uyuyamam, so Zübeyde'de kaldığımda bu olayı bildiğinden uygun renkli bir şeyler bulmak için uğraş verdi kendisi bir kahverengiperver. En büyük dertlerimin böyle şeyler olması için uğraşıyorum. Şekerim tırnağım kırıldı, ayak bakımına gitmem lazım, öf bugün pilates mi var, Kutlu'nun tekne turu bu hafta mıydı, hafif bir üşüme geldi, salata için bahçeden maydanoz topladınız mı, bu hindi pişmemiş yalnız benimle konuşuyor, ama bu çiftlik yumurtası değil sütçü sanırım bizi kazıklıyor Alfred!!!

Doğduğumuzda bahçeye benim için Apolyont Kiraz Ağacı, Laertes için de düz, dümdüz Çam Ağacı dikilmiş. Bilemiyorum belki de içimdeki orman sevgisi, ağaç sevgisi bundandır ya da lisedeyken habire ağaç diktiğimden falan, yazlığın bahçesine duvar oluşturacak şekilde ağaçladığımdan sanırım istesem bir peyzaj mimarı olabilirdim... Bu arada her yıl belli bir sayıda ağaç dikme hedefim var, kan bağışı yaptığımda dikiliyor, yürüyüş yaptığımda aplikasyon belli kilometrelerde ağaç dikiyor, zaman zaman gönüllü koçluklar vs. yaptığımda da Tema'ya ağaç bağışı şartı koyduğum oluyor. Selin'in bahçedeki ağaçları görünce eski sevgilin mi sorusu ile beni gafil avlaması ise başka bir hikayenin konusu. Ayrıca her kesinlen ağaç için yas tutmak da bu yüzden, ona küçük ağaçlar alın.

İsimler veriliyor doğduğumuzda, onlarla yaşamamız, anlamlarını taşımamız bekleniyor. Şükür ki ailemin en iyi seçimleri isimlerimiz konusunda olmuş içinden O geçen ve L ile başlayan isimlere de ayrı bir sempatim vardır, mesela Wolfgang Amadeus Mozart, mesela Lut.
Hangi aileden olacağımıza karar veremiyor olabiliriz ama kim olacağımıza, adımızın nasıl anılacağına, bize nasıl hitap edileceğine, ne tip bir yönetici olmayacağımıza kendimiz karar veriyoruz. Bu yüzden birçok insanla arkadaş oluyor, birkaçı ile dost oluyor, bazıları ile seçilmiş kardeş oluyoruz.
Hala yataktayım, yeni şubenin açılışı için Izy ile yazışıyoruz, harika bir manzarası olan 4 katlı bir mekan bulundu ve restorasyonu devam ediyor. Dennis geldiğinde görüşmeleri orada yapacağız. Bir yandan ailevi sorunları ile boğuşurken bir yandan haftanın 7 gününü 14 günmüş gibi kullanmaya devam ediyor. 3. kariyer sıçramasının zorlu günleri, yılı bitirirken kendi sınırlarını da zorluyor. Oğlaklık zor.
Levi arıyor sonra, telefonum çağrı merkezi santrali gibi, birer birer uyanıyor izlekler, enerjisi gök kubbeye sığmayan bu çılgın bir süre önce yaptığımız koçvari konuşmada sorduğum 'Neyi bekliyorsun' sorusunu üzerine almış ve 'Nihayet yaptığım işleri görünür hale getirdim!!!! Coco!!!! Seni dinliyorum bak, hatırlarsan ödev vermiştin' diyerek sabahımı aydınlatıyor. Ben de ona beni ruhsuz bulan teyzemin yeni maceralarını anlatıyorum, kalbi ile ilgili kontrolleri ve yeni testleri var, yaptırmamak için bahaneler ararken 'Ama sen çok korkunç bir insansın, dedi bana inanabiliyor musun' diyorum ve kahkahalarla gülüyoruz. Ayrıca bunları söyledikten sonra satsuma reçeli fotoğrafı gönderip barış çubuğu uzattı, abarttığının farkında, ve insanlar beni ciddiye almayı tercih eder Weirdos. Levi'nin bu ara gündeminde şefkat konusu var, kendini sevmeyi unutma diyorum kapatmadan önce, hiçbir şey mükemmel değil bırak gitsin, konulara tutunma, bir de kendini omuz başlarından öp >_<
Teyzeme gelince, hayır ben korkunç değilim sadece acımasız bir gerçekçilikle bakıyorum hayata ve doğal karşılama eğilimim yüksek, testi yaptırmazsan bazı problemler çıkabilir, Anjiyo sonrasında 7 saat sırt üstü yatmak o kadar zor değil ve evet bunları yaptırmazsan belki ölürsün, ölürsen de gömeriz demiş olabilirim. Ama o da randevuları iptal etmeseymiş. Tahammül sınırımı zorladığımı biliyor olmalısınız.
Genelde sabahlarım bu şekilde kabulleri alarak geçiyor, telefon konuşmaları, performans görüşmeleri,  koçluk soruları, whatsapp soruları vs. karar verici olmak isterken böyle bir şey hayal etmemiştim, tek tesellim insanların kendi seçimlerini yapıyor olmaları, sanırım yeni kitabımın ismi CV DOKTORU olacak tüm laboratuvarlarda satılacak. Sabah 6 CEO yürüyüşleri yazcı CEO'lar yüzünden askıda, bu mızırdanmaları gerçekten anlayamıyorum.
Diğer teyzem Lourdes arıyor, genelde sabahları ofise giderken serviste yazışıyoruz ya da sabahın köründe arıyor ha bir de eve dönüşlerde arıyorlar beni, galiba trafik yerine iyi bir alternatifim. Ufaklık güzel sanatlar fakültesini bırakıp dönmeye karar verdi, 'Bu durumdan haberin var mıydı' diye soruyor, aeh evet, elbette, her şey bundan 2 ay kadar önce ufaklığa '21 yaşında ne yapmak istiyorsun' sorusunu sormamla başladı, zaten okulu da 3 ay önce falan başlamıştı. Ne diyebilirim, benim işim insanlara soru sormak, dekanın geri bildirimini hatırlıyorum, evet bayım insanlara soru soruyorum ve evlenme kararını iptal ediyorlar, partnerlerinden ayrılıyorlar, ülke değiştiriyorlar, iş değiştiriyorlar, beyaz yakalıdan tapınak şövalyesine dönen oldu, benim misyonum hayatında major değişiklik yapmak isteyen fanileri sarsmak sanırım... Lourdes bu bilgiye önceden sahip olduğum için biraz bozuldu ama hızlı topladı kendisini, biz çocukken ailemiz kararları verirken bizim fikrimizi sorardı ve erken yaşta sorumluluk almayı öğrenmiştik, Lourdes de çocuğunun mutlu olacağı kariyerde ilerlemesini istediğinden bu vazgeçme durumuna müthiş bir anlayışla yaklaştı. Ufaklık adına çok mutluyum Weirdos.
Yakın bir arkadaşımın çalıştığı şirket, direktörleri danışman olarak gösterip pazarlama departmanını da outsource etmeye karar verdi. Son zamanlarda duyduğum en absürt karar bu oldu, daha fazla şaka yapmak isterdim ama gülmemeliyim. Departman çalışanlarına bu fikri satmaya çalışan at kafası müdür ise 'Bunu bir challenge olarak düşünebilirsin, hem ofise gelmene gerek yok, evden çalışabilirsin, freelance başka işler de yaparsın, hem ben sana yeni iş paslarım, win-win olur ikimiz de kazanırız' diyormuş. HAHAHAHIAHAHAHASHIADSHŞAFDSOŞIHAFKJHFAHIŞAHŞAFŞHIOFAŞHKFSAŞHFŞH
Tanrı aşkına tazminatlarını verin de insanlar huzur bulsun. Not: GUYZ, bu gibi durumlarda şirketin İK'sından yeterli ve güvenilir bilgi alamayacağınızı düşünüyorsanız, yöneticilerinize inanmıyorsanız rica ediyorum ALO 170'i arayın ve yasal haklarınızı sorun, beni arayabilirsiniz derdim ama benim danışmanlık ücretim depresyon sebebi, ALO 170 ise telefon araması kadar.
Pilates öğretmeni geldi, gitmem gerek, malum boyun ve omuz ağrıları için kendimi düzeltmeliyim o nedenle yazıyı burada bitiriyorum.
2018 fena geçmedi ama daha iyi yıllar yaşamıştım, hem ben tekli yılları daha çok severim, bu nedenle bitsin gitsin. 2019'da en çok ben eğleneyim ve en çok beni sevin.
Bana bu yıl yaşattıklarınız için teşekkür ederken, elbette klişe olan yeni yıl listenizi yapmanızı ve benimle paylaşmanızı bekliyorum. Sonuç olarak bir hayatı paylaşıyoruz.


Zeus'un kafasından bir yumru olarak doğan çocuğu Athena* kılıklı Prensesiniz,
Coco

*zeka, sanat, strateji, ilham ve barış Tanrıçası, haydi ama bukadar mitoloji biliyor olmanız gerek



20 Aralık 2018 Perşembe

İdeal Mentor-Mentee İlişkisi

Liz Lemon-Jack(John Francis) Donaghy kutsalımdır. Sit-comperver bir bünyeyim ve Tina Fey, Julia-Louis Dreyfus, Ellen kutsalımdır. Ayrıca Suitsperver ve House of Cardsperverim de hatırlatın da bir ara Harvey/Donna/Jessica özeti geçeyim, Franciss öveyim size.

Muhtemelen-geçenlerde de bir CEO ile sohbetimde belirttiğim  gibi kimsenin prodigysi olmadım ühühühü- benim hiç mentorum falan olmadığı için deneyim eksiğim olduğunu düşünüyordum. Tanrı aşkına 2 aylıkken konuşmaya başlamış, kendimden 3 yaş büyüklerle okumuş, 9 yaşında kişisel gelişim kitabı okumuş sıkılmış, 16 yaşına girdiğim hafta yine olduğundan erken bir dönemde okuldan mezun olmuştum. Mentorluk benim neyime acaba, birkaç meslektaşımla hızlandırılmış sohbetler yetiyordu bazen, ergenlik yıllarımda 70-80 yaş ortalaması insanlarla da iyi anlaşıyordum-neredeyse bir indigo. Sanırım bu konu üzerine biraz düşüneceğim.
Ama bakıyorum da benim hiç rol modelim falan da olmamış iş hayatım boyunca. Gerçi Leyla Alaton ilgimi çekerdi, bir de sabahları viski ile güne merhaba diyen Panter Kadın'ın tarzı zorlu olsa da sevimli bulurdum(hah bir de bir aralar Neriman'dı yani sahnede konuşurken, siz bir de onunla döner kapıda sıkışmayı deneyin)... Bir Jack tanımadığım için Jack de olmadı.
Pantere dönelim. Açık ofise girdiği an itibariyle herkes gerilirdi. Çalışan ilişkileri müdürünü 30 kişinin içerisinde yerin dibine soktuğu korkunç gün aylarca konuşulmuş, kadıncağız dandik bir excel dosyasını ekranda yukarı çıkaramamış, herkes önündeki işe bakıyor gibi yapmaya falan çalışmıştı. Benim umurumda değildi elbette bikoz of ben kaosa bayılırım.
Sanırım ayarımda mentor bulmak zor olmuştu, ben de yöneticilerimi zorlamıştım ve benden though one diye bahsediyorlardı. Belki de ben tersine mentordum da o zaman bu konu icat edilmemişti. Her neyse, aşağıda diziyi izleyenlerin sevimli bulacağı bir kuple mentorluk anlarını sizlerle paylaşmak isterim.






Dört yapraklı yonca ve tek boynuzlu bir atın birleşmesinden mucizevi bir şekilde ortaya çıkan kahramanınız,

Coco the Queen of denial

5 Aralık 2018 Çarşamba

People Make the Brand-2018



Kültür stratejiyi kahvaltıda yedi mi? Issız acun kaldı mı? Şimdi yürek yırtılır.

Türkiye özelinde kuşaklar farklı olarak ne bekliyor? Bu soru önemli, cevabını bulmak, kültürün de kahvaltıda stratejiyi yiyip yemeyeceğini konuşmak üzere Fairmont’a doğru yola çıkıyorum. 
Yılın en sabırsızlıkla beklenen organizasyonlarından birindeyiz, lokasyon güzel, organizasyon şahane neredeyse sarkma yaşanmayacak diyorum ve adımımı atıyorum. 10 dakika var, İK’nın sosyetesi burada tatlımmm(minik blogger şakaları), elit bir azınlık, seçkin vs… Ve inanmayacaksınız iltifat üzerine iltifat alıyorum, sabah 09:00’da başlayınca gün daha da güzelleşiyor. 

Bu tip organizasyonlara katılanlar ikiye ayrılır, içselleştirip dışsallaştıranlar(yani diyor ki bilgileri alıp, sonra bulaşıcı virüs gibi herkese yayanlar) ve sadece kendileri için kullananlar. 
İşten kaçanlar ve networklerini genişletmek isteyenler, eski arkadaşları/dostları ile karşılaşıp özlem giderenler. 
Sevdiğim serinlik seviyesinde bir salon ve show time. Akış konusunda memnunum, ekip çok ilgili, tasarım güzel olmuş, öğlene kadar nasıl bir hızla geçiyor anlamadık. Sponsor oturumları her zaman risk, temel sıkıntı konuyla ilgili bir sunum yapmakta zorlanan üst düzey yöneticiler. Bu bir klasik olmaya devam edecek, şirket tarihçesi anlatmak bayıyor ama zamanla öğrenecekler. Sohbetler, soru/cevaplar güzel. Vurucu ve akılda kalan birkaç cümleyi aşağıda paylaşıyorum, daha fazlasını merak ediyorsanız twitter’da #peoplemakethebrand #işverenmarkası etiketi ile arayabilirsiniz, cıvıldamaktan bitap düştük. 

Evrim’in takılmadan yaptığı monolog geçmiş dönemlerdekileri arattırmadı ama asıl şovu kapanışta sazlı sözlü yaptı, sosyal medyadan bildiğimiz abiyi konuk olarak getirmiş çaldılar, söylediler, benzerleri arasından nasıl sıyrılıyor derseniz bir konsept, iki sahnede şarkı söyledi. 
-Bir şeyi nasıl yaptığınız her şeyi nasıl yaptığınızı gösterir. 
-İnsanın magmasında ne var? Evet bu soru sizi bir içsel yolculuğa çıkartsın, düşünün, içinize çökün lütfen. 
#iyimserliksermayesi kavramından söz etti, siz seversiniz böyle şeyleri, 2019 yılında bol bol kullanın, ik jargonuna eklensin.



Serdar Turan bıyıklarını kessin, abinin bıyıklarına bakmaktan konuşmaya konsantre olmakta zorlandık, slkdlksdjlkdjla tamam ya kesmesin. 
-Her kuşak kendinden öncekini dönüştürdüğü kadar kendinden sonrakini de etkiliyor, dedi. 
O iş ünlü düşünür Doğuş’un da dediği üzere babadan oğula nesil gibi. Kuşaklar birbirlerini şekillendiriyor. 
Elbette bir sürü araştırma sonucu, veri, data, anket, edat, süzgeç, tümleç ile ödüllendirildik. Gençler hala genç, beklentiler hala beklenti. X’ler maaşı önemsiyor, Z’ler seyahat imkanını seviyor, kariyer basamaklarına karşı boş değiller referans arıyorlar. Y’leri merak ettiniz, Y’lerin Gök Tanrı belasını vermiş Weirdos. Y’ler gelişime önem veriyor, Z’lerin performans sonuçlarından çekindiği söyleniyor. 





Algoritmalar davranış değişikliğine neden oluyor, kendimizi duyduğumuz ve gördüğümüz zaman daha iyi hissediyoruz, algoritmalar yankı odasında sizi yaşatmaya başlıyor…
Akan Abdulla ilginç geldi, "Kültür, siz planlar yaparken 10 sene sonra başınıza gelen şey olacak. Kültürel değişimleri hep beraber yapıyoruz demeyin. Kültürünüze etki eden küçük grupları anlamaya çalışın.” derken Eliza testi, Hollanda Açlık Kışı derken şirket obezitelerine giden yolu anlattı. Bence bu kavramlara bir bakın. Yaşam alanlarında her şeyin yeni ve hikayesiz oluşundan yakındı. İnsan beyninin yakıtının duygular olduğunu savunuyor, sinirbilim, evrimsel psikoloji, dilbilim, sosyal coğrafya. Kültürler ne söylemek gerekiyorsa onu diyorlar, ne söylendiğine değil metafora bakın dedi, metaforlar duyguların ziplenmiş halidir. A-ha! Sahnede aforizmalarla konuşan biri var, seyirci aforizma sever. Türk insanının benzetmelerle yaşadığını paylaştı, haklı da ve komik de sayılır. Bugün sorunu yönetemezsek obez bir kültürle boğuşacağımızı söylerken küçük gruplardan başlayarak önlem alınması gerektiğini söyledi.


Kültürü yaşatmazsan strateji yaya kalır, kim söyledi hatırlamıyorum deftere öyle yazmışım. Şirketin ilham veren amaca sahip olması yükselen bir değer olmuş. Amaç, duruş, hedef peşinde gençler. 

Bir hippi vardı aramızda, tarzını sevdim, adı Erin Willet.
 -Cesaret liderden, yaratıcılık takımdan gelir. Cesur liderler başarının değil, gelişimin hikayelerini anlatır.



Gazeteci ve Trend Avcısı/İnternet Ekipler Amiri M. Serdar Kuzuloğlu:
 -Teknolojiyi teknoloji uzmanlarına bırakırsanız, dünya distopik filmlerin senaryolarına dönüşür. Yetişkinken Küçük Prens okuyun falan dedi, hızlı hızlı konuştu, bir sürü bilgi paylaştı, dramatik çıkışlı kapanış yaptı. 

Universum Strateji Global Başkanı Richard Mosley: "Önemli olan değerleri belirlemek değil, değerlerin sizin için değerini anlamak." dedi. 
Bizden sonra öğrenci arkadaşlara özel bir organizasyon yapıldı, gençleri de bu tip organizasyonlara dahil etmelerini aşırı, süper destekliyorum. 
Ok, tamam, bitti, bu kadar. Çok istiyorsanız siz de gelin moruk, o kadar haberdar ettim. 

Haliyle beni ne başkanlar, ne CEO’lar, ne küratörler, ne kurucular davet ediyor, icabet etmek gerek ve seve seve gidiyorum. Bu minvalde önce Evrim’e, sonra Gülhane’ye ve Simla’ya buradan el sallıyorum, bu deneyimi yaşattığınız ve coşkunuzu benimle paylaştığınız için. 

Brand Ambassadorunuz also Kariyer Şansölyeniz,