İzlekler için Sosyal Medya

ınspector clouseau

13 Mayıs 2018 Pazar

Volvo Tarzı İşe Alım Görüşmesi

"Arabayım ben, hınnnnnnn" klasmanında bir Volvo videosu paylaşmak istiyorum sizinle. İK Zirvesi 2018- Tanyer Sönmezer sunumunda karşılaştım bu video ile, kendisine teşekkürler. Robotlar işimizi alacak derken bunu arabanın(ki Volvo sadece bir araba değildir) yapacağını düşünmemiştim. Ağlayarak izleyiniz;







Diğerleri için bkz:

Columbia

Mercedes

5 Mayıs 2018 Cumartesi

Ben, Kendim ve Hedefler

Yazının fon müziği: Adamlar






Ne derler bilirsin:
Geçmişi değiştiremezsin ama gelecek için endişelenerek şu an'ı mahvedebilirsin.
So,
Değişim-hiç kolay değil, alışkanlıklardan kurtulmak, rutini bozmak, her gün gittiğin yoldan gitmeyip, aynı şekilde çözüm üretmemekten, kısa yollardan kaçınmaktan falan bahsediyorum.
Önüne 1 tabak farkında olmak koyacağız her seferinde bunu unutma. Farkındalık, ayık olmak, duygularını kontrol etmek, davranışlarının sonucunun öngörmek, sorumluluk almak, kolay değil bunlar.
Tokat gibi çarpan anlara şahit oluyorum, ekipten Mel'in Jess ve benim aramın iyi olup onlarla mesafesinin olması yetmiyor gibi direktörle ilişkisini açıklamaya çalışırken birden vahiy inmişçesine kendi gerçeklerini kabullendiği O AN. Aslında ben bunu istemiyorum, asıl amacım direktörle aramı iyileştirmek değil... Direktörden Allah gibi korkuyordu, bunun nedenini de anlamıyordum. Senin gibi olmak isterdim diyordu, hımmm, dinle Coco, sadece dinle, karşı tarafın sadece dinlemeye ve nötr sorulara ihtiyacı var diyordum içimden.

Coco böyle sorular sormayı nereden öğrendi?

Bu rahatlık seviyesine gelmem zaman aldı, sende 10 yıl ben diyeyim tüm deneyimlerim böyle olmama neden oldu. Asıl durum sanırım gözlemci olmamla ilgiliydi, yani 5 yaşından beri profesyonel olarak sıkılıyordum, 3 yaşından beri rockçıydım, bana göre en iyisi Freddy'di bittabi.

İnsanları dinlerken kafamın içinde sorular dönerdi, alternatifleri sıralardım, bir şey hissediyorum acaba bu ne falan derdim. Halbuki çocuksun lan sen, yardır git, vazo falan kır, annenin topuklu ayakkabısı sakla, çamurla heykel falan yap, gerçi absürdlüklerim yok değildi, ikizimle ölen evcil hayvanlarımızı sargı bezine sarıp üzerine mum damlatıp mumyalıyorduk, olm imkansızlıklara bak, antropolog olacakken geldiğim şu nokta vizyonsuzluğun göstergesi değil de ne?
Neyse, öyle böyle, kendimi tanımaya küçükten başladın, kariyer günlerine çağırıyorlar, öğrenci soruları ne yapacağız biz gibi soruları olunca "Evladım IQ 3'le bugünlere nasıl geldin?" diye sormak sert olacağından kendilerini tanımak için aksiyon almalarını öneriyorum. Aksiyonu duyunca uçan tekme atarak sahneye geliyorlar...


İyi haber; tüm kariyerin ve sosyal hayatın boyunca hedefin olması için motive edecekler seni, annen-baban ya da seni yetiştiren koruyucu aile... Eeeee mezun olunca ne olacaksın, eeeee evlendin şimdi ne yapacaksın, eeeee ev aldın şimdi ne olacak, eeee 5 yıl sonra kendinizi nerede buluyorsunuz? gibi yaratıcı sorular soracaklar sana, hazır ol.

Minik hedefler tepecikleri. Kendine hedefler bul, bu hedefler akılcı, ulaşılabilir, zaman maliyeti düşünülerek yani kısa ve uzun vadede gerçekleşecek, sağlıklı hedefler, akıl sağlığına zarar vermeyecek. Eski sevgilisini kocasından boşatmak ve onunla evlenmek gibi hedefi olan insanlar tanıdım elbette bu başka bir hikayenin konusu.

ŞİMDİ VE BURADA

An'da kalmaya dair eğitimler alacaksın, şimdi ve buradaya odaklanıp anın keyfini çıkarmanı, zihnini toplamanı isteyecekler, ilk egzersizlerinde hoşa gidecek, davranışa çevirirsen eğer woooow bunun pazarlamasını yapacaksın. Şekerim anda kalıyorum efsane bir şey. An'da kalmanın gölge yanları da var, yaz bunu gölge yan/gölge alan bir şeyin fazla kullanımı nedeni yaşanan körlük gibi bir şey.

Unutma; mağarada herkes bilge gibi davranabilir, yiyorsa bunu insan seli içinde yap. 


Kendine şu soruları sor bakalım;

  • Zamanımın ne kadarını geçmişi düşünerek geçiriyorum?
  • Zamanınım ne kadarını şimdiyi düşünerek geçiriyorum? Ve elbette geleceği?
  • Bu düşüncelerdeyken hangi hisler egemen?
  • Geleceği düşünürken gündüz düşleri halinde miyim, bunlar hayata geçirebilir mi? (Ally Mcbeal daydreamlerini severim)
  • Neyi yapmak zorundayım?(ZORUNDA MIYIM?)
  • Neyi yapabilirim?
  • Ne yapmayı istiyorum?


Bak, yaz bunları bir kenara, as dolabın üzerine, yardım iste birilerinden.

Ne istediğini buldun diyelim, istediğini yapmak için sana ne lazım, bunu yapabilir misin?

Ajandanı açmanı, yukarıya hedefler yazmanı bekliyorum, neler öğrendim, engellerim neler, başarılarım neler, kimleri tanıyorum(bu hedefe giderken kimlerden destek alabilirim, yardım talep edebilirim?). Bunları sırala bakalım neredesin.
Gördüğün gibi evde düşük bütçe ile sende kendini tanıyabilir, hedef koyabilirsin kendine. Yani ben sana burada minnoş ve dandik bir giriş yaptım ama o kadar yıl, oku, araştır, analiz-sentez, çatışma yönet, sorun çöz, savaş, farkında ol, kendini geliştir demiyorum farkındaysan.
Genel olarak fani insanlık hiçbir şey yapmadan çözüm istiyor ya ona ufak bir gönderme yaptım. Acı çekeceksin bunun için, yineleyelim hayvanat gibi bir mirasçı değilsen, kolay yoldan para kazanamıyorsan, kilit noktalarda tanıdıkların yoksa bir yerden başlaman gerekecek. O başladığın noktada da neyi yapabilirsin, nelerden kaçınacaksın, nerede çakılabilirsin, değişime hevesli misin bunları değerlendirmeni tavsiye ederim.

Bir sonraki dersimizde Benim Beklentilerim vs Elalemin Benden Beklediği Saçma Sapan Şeyler konusunu işleyeceğiz, papirüslerinizi ve kil tabletlerinizi getirmeyi unutmayın.

Tapınak Dekanınız,
Coco


13 Nisan 2018 Cuma

Yaratıcı CV Çalışmaları

Elbette süt ürünleri şirketinde çalışan Hulusi'nin süt kutusu şeklindeki CV'si favorim olmakla beraber bugün sizlerle Paige'in müzikli video CV'sini tanıtmak isterim.

Yetkinlik mi dersin, yetenekler mi, yaratıcılık, mizahlı bir anlatım mı? Türkiye'de olsa ne olurdu gibi sorular sormayın reca ediyorum.
Evet Sevgili İzlekler, sıradaki blog paylaşımımız Beni İşe Al isimli çalışması ile mülakatları sıkıcı bulan Paige'den geliyor.






Bol müzikli günler dilerim.
Social Media Recruiterınız,
Coconut

29 Mart 2018 Perşembe

Beklenmedik bir biçimde CEO kaybı






Günaydın,
Yazının fon müziği: The Red Capes r Coming

OHA!! CEO yok, kompile!!


Mesela ölmek gibi düşünün. Evde oturuyorsunuz böyle şirketteki önem derecenize göre mesaj geliyor ya da telefon ile aranıyorsunuz. Belki de sizi aldırmak için helikopter gönderiyorlar...

"Bu gibi durumlar için bir manuel var mı?" dediğinizi duyar gibiyim, dur ya hatta bir adım ileri gideyim. Siz değerli takipçilerimden gelen soruları cevaplamak için çok zaman bulamıyorum, malumunuz sabbaticaldayım yine. Ama arasından bir soru seçtim, CEO öldü ne yapalım? diyorlar, vallahi müthiş soru. 

Öncelikle CEO'nuz öldüyse hemen bir basın açıklaması yayınlayın, fotoğraflarını vesikalık boy çoğaltıp, iğneler ile birlikte hazır tutun, tören için gerekecek. 

Aklı başında olan yöneticelerin zaten bununla ilgili bir fikri vardır, muhteşem İK organizasyonu gerekli yedeklemeleri yıllar öncesinden yaptığı için yetenek olarak belirlenen dandik bir m-seviyesi çalışanın da yedeği bulunur. CEO deyince de onun içinde içeriden bir adaylar grubu belirlenir ve de istikbalde değerlendirilmek üzere geliştirilir bu adaylar. Olmadı dışarıdan alınır, ailenin bir ferdi getirilir çok da büyütmemek lazım. 
NŞA'da İK, YK(Yönetim Kurulu'na)'ya şirketin tüm liderlik kadroları ile ilgili yıllık rapor veriyordur zaten. CEO'nun altında birkaç kademe oluyor(böyle duyarsınız koridorda en eksi bir, en eksi iki falan diye sayarlar) hah işte onları da kurula tanıtmıştır diye düşünüyorum. So bu isimler hakkında bilgi sahibi olur, isimler kulaklara tanıdık gelir, olay özelinde ya bizim şu pazarlamanın başında zeki bir kız vardı onu bu projeye versek gibi basite indirgenmiş cümleler kurarlar. 
Hımmm diyelim ki böyle kurul yok, yetenek kıtlığı var, tam bir davar gibi yönetiliyor şirket ho-hoooooooo sesleri eşliğinde işte bu noktada danışmanlık şirketlerinden yardım alınabilir, bu kadar plansız, iç görüsüz olduğunuza inanamıyor ve sizi kınıyoruz. 

  • Adayı dışarıdan alın, ne bileyim Şerif Kaynar'a falan gidin... Hayır, bana gelemezsiniz, Alfred izin vermez. 
  • Kurul, İK, CEO birleşip GE'nin C Oturumu gibi bir organizasyona gitmesini sağlayabilirsiniz, eski ama bilindik bir yöntemdir. Adayları 2-3-4 yıl içinde CEO'luğa falan hazırlarsınız. So her aday hakkında detaylı bir karne, dosya, paket hazırlanır. 
  • Yakın gelecekte şirketin karşılacağı zorluklara bağlı olarak ihtiyacı olacağı yeteneklerin üzerinden geçin, olm benim CEO arkadaşlarım da var. Hooop aday havuzu ne güzel de daraldı. 
  • Adayların yeteneklerini test etmek için ortamlar yaratın, sonuçta YK'sınız, İK'sınız. Özel uzmanlık alanlarına sahip olan yöneticilerin ne kadar esnek, öğrenmeye hevesli, fark yaratan olduğunu görmek için fırsat. Mesela GE'de İK yönetim kadrosundan geçen her çalışan efsane şirketlerde efsane yerlere gelmişti, boru değil. Joe Ruocco Goodyear'a, Laszlo Bock Google'a oradan HUMU'ya gitti. Biliyorlar da böyle şeyler uyguluyorlardı. Bu arada İK iş ortağı olmaya fazla daldığında tarafsızlığını kaybeder mi, bu durum gölge alan yaratır mı gibi dezavantajları da değerlendirmeli. Minnoş İK, canım benim. 
  • Görevin gerektirdiği aday listesi çok kısa ise dış adaylara başvurun. Sanırım bir döngünün içerisine girdik. Danışmanlığa gideceksen kırbacını ve temel yetkinlikleri, su götürmez ölçütleri onlarla paylaş. Pazardan domates almıyorsun. So babalar gibi referans sorguları 7-8 aşamalı görüşmeler, ikna turları sizi bekler, geçmişler olsun. 


CEO'nun doğal şartlarla gidişi, emekliliğinin gelmesi, depresyona girip gitmek istemesinde stres o kadar yüksek değil ama C seviye çocukların kendilerini daha ekstrem sporlara verip kayak kazasında ya da trafik kazasında ölmesini istemiyor şirketler, dedeler için de durum aynı. Bununla ilgili Jony Ive'in(Apple) bir olayı vardı ama bu elbette başka bir hikayenin konusu...

Yani CEO üretme konusunda yetersiz olabiliyor şirketler. Sanırım bir CEO açığı var, acilen bir CEO sertifika programı açılıp bu konuda aksiyon alınmalı diye düşünüyorum(ben size bu blogda kötü şaka yapma garantisini taaaaa 2012'de verdim). 

Evet Weirdos, karnım acıktı, avokado yemek için ayrılmam lazım, olur da bir gün aniden CEO'suz kalırsanız ne yapacağınızı artık biliyorsunuz. 

Aniden kaybolan CEO'ların Azizi,

Coco




24 Mart 2018 Cumartesi

İş Arama Sanatı

Kendi işimi kendim yaparım tanrısı, Floransa
Yazının fon müziği: Is it too much that i'm asking for


Bir pazar gününün muhteşem olabilmesi gri bulutlar ve güzel bir yağmur ile mümkündür. Bebek zırlaması, köpek havlaması, alt komşunun papağının sürekli ötmesi değil özel kılan. 
Kendini iyi tanıyan daha iyi iş arar. Başkalarını kontrol eden kişi güçlü olabilir ama kendini kontrol eden owwww beybili boy. 

İş Avı
Eskiden birlikte çalıştığınız direktörlere dair bilmeniz gereken bir şey daha var(diğer bilmeniz gerekenleri önceki yazılardan bulabilirsiniz 7869 tane anı yazdım burada) küstah, angut, leş olmalarının yanında... Telefon numaranızı size sormadan iş arayan kuzenlerine verebilirler ve bir cumartesi günü öğleden sonrasında Steve Madden belgeseli izlerken whatsapp’a iş arıyorum, telefonunuzu kuzenimden aldım, görüşebilirsek şahane olur mesajı düşer. Ben de tam bunu hayal ediyordum. 
Ya da herhangi bir alanda kariyeri olan bir ahbabınıza cv’nizi yapıştırma isteği gelir ve size iş bulmasını istiyor olabilirsiniz. Bu gayet normal bir dürtü olmakla birlikte insanların bu türde bir yükümlülükleri yok hatırlatmak isterim. İyi bir şirkette(kime göre neye göre değişkenlik gösterir), iyi bir kariyere sahip olabilir ya da kendi şirketi olabilir her neyse. Bir insanın size iş bulmasını istiyorsanız ve bu kişi kariyer danışmanı/avcısı vs. değil ise ne kadar krediniz olduğunu düşünün önce, kimsiniz, nesiniz, yeteneğiniz ne, onun öncesinde acaba bir yeteneğiniz var mı, ne sunabilirsiniz, her şeyden öndemli insanlar size referans olur mu ya da kardeşinize, kuzeninize, sevgilinize, halanıza, halanızın iş yapış şekline? Son 3 işinizi arkadaşlarınız mı buldu, vesile mi oldular, siz yokken o ortamda sizden bahsedildiği için bir telefon aldınız mı hiç mesela…

Bana Şans Vermiyorlar!
Ya sana kim neden şans versin, en büyük tutkun nedir işe dair, neler seni motive ediyor, aklında ne var, mesela düzgün cümle kurabiliyor musun onları anlat. Neden kariyer değişikliği istiyorsun, ne vaat ediyorsun, değişime ne kadar açıktın bunlardan bahset biraz. Sanal dünyada var mısın, sosyal ağın dışında kimler biliyor seni, e bugünlerde önemli bunlar. Kasım ayında işsizlik % 12,1'e yükselmiş(şaşırdık mı). Genç işsizliğin oranı ise 3,5 puan artarak %22,8 olmuş. Her yıl nice binlerce koç yiğit işgücüne katılmak için okuldan mezun oluyor. Yine döndük geldik baba parasına, var mı, varsa acayip iyi bir şey bu, krizde falan sana çok bir şey olmuyor, sarsılıyorsun ama minnacık. 

Dönelim arkadaşlara. İşte bu İK’nın yanından bile geçmeyen arkadaşlarınıza, tanıdıklarınıza, dostlarınıza, anneninizin ahbaplarına cv gönderirken biraz farkında olun. CV’mi ilet, paylaş, bana bir iş bulalım yaaaaaaa diye sağa sola attığınız özgeçmişleriniz, istiyorsunuz ki el üstünde tutulsun, o şirket şehrin diğer yakasında olmasın, başka bir coğrafik bölgede olmasın, boş pozisyon olsun ama sizin istediğiniz zaman istediğiniz yerde olsun, işe alımcı sizi arasın ama siz o kadar da istekli gözükmeyin, bu arada işe alımcı 7/24 emre amade olsun… Bu arada araya koyduğunuz kişi de tüm süreçte size asistan gibi yardım etsin. İzninizle "H.sssssskt.r oradan." diyorum. İnsanın vesile olacağı, diğerkam olacağı, fayda yaratmaya çalışacağı, evrenden aldığını topluma geri vereceği varsa da vermek istemiyor. Neye ihtiyacınız olduğunu anlatın, nasıl yardımcı olursa faydalı olur anlatın, hah bir de sorun önce bana yardım edebilir misin diye, emrivakiler güzel değildir. 
Hemen yıllar öncesinden örnekleyelim:

Leartes’den mail geldi bir gün, Şule’nin cv’sini gönderiyorum sana, bizim Mustafa’nın kızı, bu sefer acil iş bulmamız gerek(lazım, şart).
Cevap: Neden? Biz Şule Esirgeme Kurumu muyuz? 
Laertes beni cv doktoru olarak görüyordu. İK’yı sevmiyordu, ek olarak tiksiniyordu. Laertes komik bir faniydi. Laertes olayların acıklı yanına odaklanmayı, mazlum edebiyatını, yazık bak başına neler gelmiş falan pazarlamasını severdi, yani bazen. Şule’nin cv’sine bakıyorum, bakıyorum, bakıyorum ve bakıyorum. Sanki bana Şule, bana mühendis, lisans eğitimleri tamam, kelimeler hatalı yazılmış, fotoğraf falan umrumda değil zira fotoğraflı cv isteyenler köylüdür. Sorry, Şule için kimseye referans olamam, bana ulaşan bir cv notuyla belki bir yerlere iletebilirim. O kadar. Şule’ye ne olduğu başka bir hikayenin konusu elbette. Geçelim. 

Yıllar boyunca şirketin birine danışmanlık teklifi veren ama bunun ilerisine gidemeyen bir arkadaşım vardı. Şirketin yöneticisi Pınar Hn. minimum 3 tedarikçiden teklif almalı satınalma stratejisiyle ilerleyen gayet sıkıcı bir tipti. Gel zaman git zaman burnundan kıl aldırmayan, haydi bize bir teklif hazırlayın da günümüz şenlensin diyen Pınar şirketten ayrılıyor. Bunun haberini yine kendisinin linkedin mesajı ile öğreniyoruz. 
“Sizinle kahve içmemi gerektiren önemli bir durum var.” tacizleri başlıyor, telefondan, mailden, linkedin mesajından.

Şuur 2.0
Weirdos danışmanlar, avukatlar, koçlarla bir kahve içmek istediğinizde ya kahveyi siz ödersiniz ya da o fakin görüşme saatinin bedelini... Telefonu önce açan kapatır, davet eden hesabı öder, çatal solda bıçak sağda durur offff...
Sizinle bir kahve içelim. 
Sizinle acil bir kahve içelim.
Sizinle görüşmem gereken çok önemli bir konu var. 
Sizinle başım dertte, ne yapsam bilmiyorum?

“Acilen Suzan Hanımla( öeh artık hangi Suzan olduğunu anlamışsınızdır) beni tanıştırmalısınız, şirketlerinin bana ihtiyacı var, biliyorsunuz ABC Holding’ten ayrıldım, Suzan Hanım’ın ise beni mutlaka tanıması lazım bana referans olmalısınız…” Görüyorsunuz değil mi, istediğinde gayet hızlı olabiliyor bu insanlar ve gayet şuursuz. 
Hanımefendi geri zekalı mısınız diyemediğinden arkadaşım, en kibar haliyle bu noktada destek olamayacağını söylüyor, sonrası afra tafra. 

Bunlar hep dilimize iyi çevrilmemiş kariyer blogu saçmalıklarını okuduğunuzdan, berbat bir lise ekolünden gelmenizden daha da berbat bir aile terbiyesi almanızdan ileri geliyor olabilir ya da basit bir anlatımla öküzsünüz.
Yahu insaf birlikte iş yaptığım bir şirketin sahibine seni neden övüyorum? Sen kimsin? Daha önce ne yaptın ki istikbalde dahi böyle bir kredin olduğunu düşünüyorsun? 
Bu hikaye bir yere gidecek sanıyorsun ama gitmeyecek, cv çöplüklerinde kaybolacak cv’leriniz, kariyer avcıları sizi görmezden gelecek. Dünyayı romantizm, kibarlık ve Justin Thorudöğün çorapları kurtaracak siz de kibar olmayı öğreneceksiniz önce. Birinin telefonunu başka birine izin olmadan vermezsiniz ya tehlike kodu 157 olmayan bir hareket bu. 
So, ikisinin arasını bulmalısınız, ne istediğinizi anlatın, çabalayın ama yılmayın, umuyorum ki istediğiniz işi bulacaksınız. Ben size güveniyorum, siz de kendinize güvenin, saçmalamadan tabii. Direktör hakkında fikrim değişmedi, telefonumu sağa sola vermeye devam ediyor, ben işe alım yapmıyorum pampa demem de işe yaramadı. 

Güvendiği arkadaşlarından tavsiye alanların ve CV'si uzay boşluğuna gidenlerin Azizi;

Dr. Coco

8 Şubat 2018 Perşembe

IKEA’dan Şaşırtan İş Görüşmesi

Değişik işe alım görüşmelerini paylaştığım seri devam ediyor. ikea iş görüşmesi için, karikatür canlandırma, şakalar ve komiklikler yapmış. Kendini bir şeye benzetsen ne olurdun ile başlıyor, adeta bir koçluk görüşmesi diyebilir... Yo yo yo yo dur tabii ki değil.
Serbest teknik, adaylar gerçek mi oyuncu mu onu siz tahmin edin, tuhaf bir ekol. Yetkinlik sorusu duymadığımız sahneler var, adaya şarkı söyletme var, izlesenize.



 

Diğerleri için buyursunlar:

Mercedes Benz tarzı işe alım

Columbia ile efso mülakat

Columbia ile efso mülakat 2


1 Şubat 2018 Perşembe

Tepe Yönetim için İşe Alma




Koridorda yürüyorum. 140 gün için buradayım ve 140 gün için farklı kıyafet kombinim hazır. Tüm motivasyonum bu, bu saçma işi bitireceğim, her gün farklı bir şey giyeceğim, buradan defolup gideceğim, Ayla ile aramı düzeltip o barı açacağım. Fak yu!

Daha önce de saçma sapan ortamlarda, silahların masaya konduğu sendika görüşmelerinin yapıldığı tesislerde, yangın çıkıp acil durum planı olmadığı için devreye sokulamayan yerlerde çalışmıştım. Hep mi seni buluyor sorusu gereksiz, çok geziyorum ayrıca örneklem geniş. Standart bir İK'cı değilim, ben yoldan gönüllü çıktım evet burada 1994'ten Yeşim Salkım şarkısı giriyor.

Dream Company- Sanırım hemen herkesin vardır böyle çalışmak istediği bir yer. Mesela benim için Apple, Google falan bunun yanında GE'ye bayağı bir sempati duyarım. Bu denyo işi kabul ederken de 1 üst numaranın GE kökenli olması cazip gelmişti zira şirket çukur seviyesinde bir şirketti. OOOoooooOOO diyorum kendime Crotonville konuşuruz leadership falan köpürtürüz amcayla, müthiş olur, efsane bir entelektüel sermaye vardır bu dayıda. Ama dayı hıyar çıkıyor Rıza Baba. Öncelikle orada bulunduğum 140 gün boyunca eşek yüküyle para alıyorum bence bu yüzden bana kıl, ikincisi biatçı değilim ve o koridorda yürürken el-pençe durmuyorum, hazret gibi bakmadığım için de olabilir, HOCA BANA TAKTI Weirdos.

140 gün için 140 işe alım yapıldı, evet tarafımdan sonra bir de utanmadan o yaptığım işe alımla ödül aldılar slkdşklsşdkaşslkdşas. Asperger desen değil, toplantılarda Yavuz'un Çaldıran Seferi'ni falan anlatıyor, ecdadımız için ağlıyor bir garip adem(hayır yani benim aile ağacım belli Tolunoğlu'yuz, Bağdat tarafı falan da var ailenin havan kime dayı beybi), yani duyguları var, gözlemlenebilir halde, dengesiz ama duygu var belki de diyabet yüzündendir... Ama adam beni görünce günaydın demiyor, artık hangi değerime dokanıyorsa "Lan bu şüşkoya ne yaptım acaba?" falan dedim bazı günler, diğer günler umurumda olmadı, yokmuş gibi davranmaya devam.

Umutlarım sönmüştü, Türk yönetici her yerde Türktü ben onunla Crotonville konuşamadım, direktöre  anlattığımda öyle bir yerin varlığından haberi bile yoktu, salyası akmasın diye devam etmedim konuya zaten. İşte bu noktada buğulanan camlar normale dönsün, yamulan ekranlar düzelsin ve günümüze, şubat 2018 kışına geri dönelim.
GE efsanesi  Jack Welch'in(John F. Welch Jr.) sevdiğim bir kitabında-Kazanmak İstiyorsanız-üst düzey işe alımından bahsedilir, hah bu arada dayıya ne oldu diyorsunuz, ben işimi bitirdikten 3 gün sonra dehlendi, ya tam bir zen moment değil mi? I love you Karma, a lot.

İş görüşmelerini BEŞLİ ÇERÇEVE denen bir model ışığında yaptığını anlatıyor.

  • Yapıcı Enerji
  • Başkalarına Enerji Katabilme Yeteneği
  • Kesinlik-Çok Zor Kararları Verebilme Cesareti
  • Gerçekleştirme-İşi Yaptırabilme 
  • Tutku
Bunların beşi birden varsa ne mutlu diyor, gayet mantıklı gibi zira uzun yıllar seninle çalışacak ve bir şeyler yaratacak, katlı değer yaratacak tiplerden bahsediyorsun, 4. yılın sonunda sektöre kazandırmak pek de yetenek avı olmuyor. 

Testler ve Beşli Çerçeve tüm işe alımlarda geçerliymiş, sonra üst düzey işe alımına gelince konu, çok gelişkin 4 niteliğe daha bakar olmuşlar. 
  • Sahicilik, çok basit diyor, eğer kişi kim olduğunu bilmiyorsa ve kendisi ile barışık değilse, zor kararları alamaz, popüler değildir ya da burnu büyüktür, evet rinoplasti yolları taştan. Lider dediği insanın kendi yarattığı rolü oynamasına karşı, ter istiyor, gözyaşı ve acı istiyor. 
  • Köşenin öte yanını görebilme, vizyon diyor, geleceği kestirebilme, koku almadan bahsediyor, acımasız rekabet koşullarının yaşandığı iş piyasasında ayakta kalmak kolay değil. Komando! Olamazsın!!!
  • Etrafını kendisinden daha iyi ve daha akıllı kişilerle donatma yönünde güçlü bir eğilim göstermesi beklenir diyor.
  • Elastikiyet, hata yap, tökezle, düş ve hızlı bir şekilde toparlan tekrar yola dön. 

Evet Weirdos bir hikayenin daha sonuna gelirken, sizlere hacı hocaların içinde kaybolmadığınız, kimsenin bir yerlerini öpmek zorunda kalmadığınız, şutlanmadığınız günler dilerim. Merak etmeyin yerine gelen dayı da gayet badem bıyık ve başka birilerinin adamı idi, GE'li değildi, aslında uluslararası arenada bir şirkette de çalışmamıştı, şirket başkanının çevirmenliğini yapan bir adem idi ama bu başka bir hikayenin konusu. 
Şimdi bir telekonferansa katılmam gerektiğinden sizlere veda ediyorum. Unutmayın üst yönetim işe alımından birinin arkadaşı olmanız veya deneyim her zaman yeterli olamıyor. Zeki, çevik ve ahlaksız da olmanız gerekebilir. Ayrıca bunun için danışmanlık alabilirsiniz ki burada şahane yetenekli danışmanlar devreye giriyor, olm her şeyi iyi yapabilseydiniz zaten bize gelmezdiniz. 

CEO Kelle Avcınız Coconut,
Öperler


6 Ocak 2018 Cumartesi

El Sıkışma 101





Sosyal hayatta beni rahatsız eden birkaç durum var:
Bunlardan ilki tanımadığım insanların beni öpmesi. İkincisi direktörün her sabah gelip "Günaydın Bebişim!" deyip beni öpmesi. Üçüncüsü ağzında yemek varken konuşanlar. Hayır bu dördüncü olmalı, üçe tırnaklarının içi pis olanları eklemeliyim bu durumda birinciyi de dişlerine bakmayan tartar insanları koyarım. O zaman beşinci ağzında yemek varken konuşanlar olsun altıncı da nefesi kokanlar olsun(N'oldu? Senin kafa çorba tabii sözelci). Dunning-Krugerler ile devam etsin, işini iyi yapmayanlar, enerji kara delikleri(süngerler/vampirler)...
Tokalaşmayan insandan hiç hoşlanmam. Tiksinirim. Tokalaşmayan insan ilkesizdir, sinsidir, kimi zaman narsisttir, özgüveni ile barışmayanları da buraya ekleyelim, düşük ihtimalle germafobiktir onu ayrı tutuyorum.
Tokalaşma tabuta çakılan çividir. Şaka şaka. Tokalaşma sıklıkla bahsettiğim EL SIKIŞARAK AYRILMA'ların baş aktörüdür. İstifa edilmez el sıkışılır, kapı çarpılmaz bir dönemin sonuna gelinir.
Tokalaşma, toka etme...
İkili tanışmalarda önemli, tanıyorsan medeniyet gereği selamlamalarda önemli. Toplantıyı kapatmada önemli mesela.

İş görüşmesini ele alalım, aday gelir, işe alımcı gelir, gözlerinin içine bakar, gülümser, eller birbirine yaklaşır, hoş geldiniz-hoş buldum denir, eller yukarı aşağı 3-4 kez sallanır ve fade out.


  • Sağ elinizi kullanın. 
  • Ellerininizin teli olmamasına dikkat edin. 
  • Elinizde çanta varsa muhtemelen terli olacaktır, keko gibi elini uzatan kişiye karşılık vermek için çantayı diğer eline alacaksın, ohoooo seni bekleyecek, vıcık vıcık elin ile muhatap olacak falan. So hazır olmalısın weirdo, avucun kuru olsun, çantayı sol elinde taşı. 
  • Gevşek tokalaşmayın, sümüksü bir bir yumuşaklıkta insanların ellerini sıkmayın, ellerinizi çok coşkulu sallamayın, çok yakın ya da çok uzak durmayın personal space önemli. 
  • Sol elle tokalaşmayın eğer sağ eliniz kırık değilse. 
  • Parmaklarınızı karşı tarafın elini kavrayacak şekilde aşağı doğru açılı şekilde tutun. Eblehseniz işaret ya da orta parmağınızla karşınızdakinin bileğini okşayabilirsiniz de, öehhh. 
  • 3-4 saniye falan sürsün, kurban pazarlığında değilsiniz.
  • Göz teması kurun, insanla tokalaşırken bir başkasına bakmayın, vücudunuzu dönmeyin. 
  • Derler ki iş dünyasında statüsü yüksek olan tokalaşmayı başlatır, hayhay. Satış profesyonelleri 10 metre öteden ellerini uzatmaya başlar şaşırmayın. 

İnsanların en yakın arkadaşı gibi davranmayın, hele benim hiç. En en en ennnnnnnn yakın arkadaşım değilsiniz ve muhtemelen de olmayacaksınız. Sadece kendiniz olmayı deneyin yani tanımadığım bir birey.
Gereksiz samimiyetler nedeni ile rahatsızlık yaratmayın.
İşte bu anlattıklarım hep ilk izlenim, profesyonel hayat, bireysel marka falan. Toplantıyı bitirdiniz, kapanış cümlesi ile birlikte el sıkışın ve bu işi tamamlayın. Aynı fikirde olmasanız dahi güzel bir kapanış yapın sonra iyi bir suşi yemeyi unutmayın, yılan balığı candır.

Hah! Unutmadan kartvizitlerinizi insanların gözlerine sokmayın olur mu?

Yıl olmuş 2018 ben size tokalaşma anlıyorum, acaba neden diye bir sor kendine halkımız, ülkenin en fazla tokalaşan bireyi olduğumdan olabilir mi?


Küçük bir baş selamı veren prensesiniz, öpüşmeyelim, tokalaşalım;

Coco Hazretleri

2 Ocak 2018 Salı

Mercedes Benz Tarzı İşe Alım


Merhaba Weirdos,
Biliyorsunuz işe alım benim alanım, gün geçmiyor ki harika örnekler görüp de imrenmeyelim.
Heineken, Columbia Toughness Director  arayışı, çok beğenildi ikincisini de yaptılar bkz, sonrasında müthiş bir örnek de Mercedes Benz'den geldi. Siz çok yaşayın ya.
Ülkemizde adaya 'Neden biz?, 'Seni niye işe alalım?' dan öteye gitmeyen sorular soran primat yöneticilere ve hüsrana uğramış adaylara adansın bu yazı.
CEO ile aynı asansöre binmenin yasak olduğu organizasyonlar gördüm, işin kötü tarafı bunu doğal karşılayan İK Direktörü kılıklı yaratıklarla çalıştım.
Adayı 2,5 saat bekleten sürüngen yöneticiler tanıdım mesela.
Bunun yanında trampolinde zıplayan CEO'lar da duydum, devir değişiyor e tabii Çelik de değişiyor.
Ama davarlar hep aynı kalıyor. Videoda co-pilot olarak gördüğünüz kişiler adaymış, ya izlesenize lütfen, çok şahane.
Umarım hepiniz layığınızı bulursunuz. Ben doğru adayı, doğru işe yerleştirmenin, mutlu olacak alanlar yaratmanın verdiği huzur ile 2018'de salınmaya devam edeceğim.
Minnoşunuz,
Coco



28 Aralık 2017 Perşembe

Ikigai




Hector Garcia & Frances Miralles - Ölmüşlerinizin canına değsin!



Açılın!!! Kitap önereceğim!!!

Direktör yılın son toplantısını yapıyor, ekibin  yarısı izinli, kalan faniler mecburen monologunu dinlemek zorunda.
Ben demediği zamanlarda ya köpeğini, ya çocuğunu ya da evini övüyor. İlgi çekici kısım  dandik bir diziyi övmesi ile başlayıp dandik sektör analizi, bireysel başarının öne çıkarılmasına karşı oluşu, kendisinden başka birinin odak olmasına dayanamaması, sapiens güzellemesi ile devam ediyor. Buna benzeyen bir yönetici daha hatırlıyoruz, İstanbul'u anlatan Ankaralılar bir zahmet s.kt.rs.n gitsin, bıktık.
Baskılara dayanamayıp son idefix indiriminde Safiye Ayla'nın hayatını anlatan kitabı ve sapiensi alıyorum haliyle. Yetheeerrr, okuyacağım artık alıntı yapıp durma demek istiyorum lakin bana yakışmaz. Amca her şeyi çözmüş, mevcut antropolojik tespitlere, din, ortaçağ, Amerika'nın keşfini ekliyor. Bayılazaaaammm, medeniyetin yiyeceklerin ehlileştirilmesi ile şekillendiğini eklemek istiyorum ama gerek yok, az önce Genel Müdür gömdüm, tiksiniyor benden.
Sonra tekrar kendini övmeye başlıyor, sonra LA övmeye, Miami'ye bok atmaya başlıyor. Tanrılar aşkına dolabında zemzem olan şirketin toplantı salonunda şampanya patlatan tipleriydik. Eğer bir övmemetre olsaydı şu anda limitine ulaşmış olacaktı. En son ekibe mevcut yılın ne götürdüğünü, önümüzdeki yıldan ne beklediklerini sordu, son olarak kendisine geldiğinde işini çok iyi yaptığını(teklif çıkılan adaya teklifi geri çektiklerini söylemelerini istemişti ekipten/adam işinden ayrılmış, expat olarak gideceğinden evini satmış, kız arkadaşından ayrılmış, bir sonraki hafta işbaşı yapmayı planlıyordu ama bu başka bir hikayenin konusu ve sonrasında aman bana ne yeni iş bulsun demişti), her şeyin iş olmadığını, hayatında arkadaşlarının olduğunu, işin kendisini tanımlamadığını, iyi yemekten zevk aldığını, işi ciddiye almamak gerektiğini, daha önce çalıştığı patron şirketlerinde de çok iyi İK yaptığını falan anlattı.
150 civarlarında gezinen iq'um 7,1'e inmişti, soda-kahve seansına geçmiştik ve dudağımın kenarından salyam akıyor, kulaklarım kanıyordu. Mortgage kredisini ödemek için seve seve dünyanın en boktan şirketlerinden birinde çalışıyor ve bunu para için yapmadığını söylüyordu zat. Yaw he he diyordum içimden, yaşam amacın belli, kendini gerçekleştirmek için, yerin belli olsun diye geliyordun işe, evet YK Başkanı'nı o yüzden çok iyi yalıyordun, evet evet çalışmaya ihtiyacı yoktu. Sonradan görmelerin en temel davranış kodlarını gördüyseniz ikigai'ye geçiyorum. Zira anım bu kadardı bitti.

Geçtiğimiz yılın davetlisi olarak gittiği PMB'de Evrim Kuran'ın anlatmasıyla tanışmıştım bu kavram ile, sabah seni yataktan kaldıran şey gibi, çilek kokusu, baharda kuşların ötmesi, kiraz çiçekleri arasında hapşırarak koşmak gibi şahane bir şeydi. Sonrasında kavramı artık tanıyor olduğumdan mıdır nedir bilmiyorum, linkedin'de 7500 paylaşımı daha gördüm. Mistik Doğu'nun harika öğretilerinden biri aslında. Kitap yaşlanırken genç kalanların hikayesini anlatıyor. Su gibi, okurken sıkılmıyorsunuz, evet siz diyorum çünkü tamamen kibarlık. Doğum günü dışında, yaşamdaki her günü kutlayanların hikayesi. Yani bir nevi benim yaşadığım deliye her gün bayram'ın japoncası.

HAYAT AMACI EDİNME

Koçluk falan yapan bilir şekerim, danışan denen fani koça gider, birlikte yaşam amacını bulmaya ve yolculuğa tanıklık etmeye çalışırlar.
Her gün bıkmadan usanmadan suşi yapan bir ustayı anlatıyor, bu noktada bıkmıyorsun İK'dan diyenlere; İK benim suşim demek istiyorum, Weirdos ben suşiye bayılırım you know. Ölene kadar İK, emekli olmak yok.

Bu kitap aslında tam da okuyup, içselleştirip, içindeki fikirler zaten 5700 yıldır sizinle varmış gibi davranmak için ideal bir kitap. Öneriyorum, evet. Sizi küçük fikir hırsızları.

Güzelliği mükemmellikte değil, kusurlu ve eksik şeylerde arayan kahramanınız,
Coco

P.S.: Evet, hala çürük, yamuk elma falan yemiyorum, yok artık.
Yazının fon müziği: Lou Reed'den geliyor İzlekler, Perfect Day rulez.




24 Kasım 2017 Cuma

People Make the Brand 2017


Mekan seçimleri harika oluyor ekibin, önce onu söyleyeyim mesela doğum günümü Fairmont Quasar'da yapabilirim e inşallah gelirsiniz.
Girişte MJ Heal the World duyuyorsun evet, bu doğru organizasyona geldiğinizi gösteriyor.
A+ bir karşılamaya maruz kaldığınız iki organizasyondan biri, diğerini biliyorsunuz en azından ben öyle karşılanıyorum, katılımcı deneyimi diyorum akıllım. Yani, kapının girişinde başlıyor, programda yaşanan sarkmalar tek derdim oluyor kalanı müthiş.

Bu arada geçenlerde benzer bir toplantı yapılmış, bloggerlar davet edilmemiş, sonra düzenleyen kekolardan biri blogger da olan bir katılımcıyı görmüş ve "senin burada ne işin var?" demiş(yuh), olum 1-davetsiz misafir olduğunu düşündüğün kişi ile ilgili durumu böyle mi çözüyorsunuz 2-bu kadar dandik bir organizasyona öyle bir ego oha diyorum ama bu başka bir hikayenin konusu. Komik olmayın ben elbette gitmedim. Influencerım ama bu her organizasyonu varlığım ile onurlandıracağım anlamına gelmiyor. Aeh evet biliyorum siz de bana bayılmıyorsunuz. 

Ekibin motivasyonu yüksek ve işlerini ciddiye alıyorlar. İlgi çekmeyi hiç sevmeyen kahramanınız is back in town.
Evrim ile şirket olarak çalışmıyorsanız eğer kuşaklar, gençler, Romalılar! Konuşmacı olarak dinlemeyi deneyin, Aaron Sorkin dizilerinin kahramanları gibi seri ve takılmadan konuşuyor. Mmmmh herkesin yeteneği başka, tutkusu başka. Harika bir konuşmaydı, Sisyphoslar mı dersiniz, İKaruslar mı, Minoslar mı, 70 yaşındaki insanların 20 yaşındaki gençlerin hayatları hakkında karar vermesi falan mı? Segmentasyonu anneannesinden öğrenmiş, kendisi sevdiğim bir küratör. Hayatı kolaylaştırın diyor, kolaylaştırmak iddialı bir kavram, o öyle kolay olmuyor Sinyorita.
Ortalama bir işte kalma süresi 2,5 yılın altına inmiş, 2000'lerin ikinci yarısında iş görüşmelerinde  x şirkette 2 yıl çalışmışsınız siz de sıkılgansınız galiba huh? diyen avarel kitlenin ağzının ortasına yapıştırmalık bir süre bence. Yaşasın örgütlenmiş esnek çalışan ya da demirbaşa dönmeyen çalışanlar. Araştırmalar paylaşıldı, dünya genelinde çalışanların %15'i şirketine bağlı imiş. Yamulmuyorsam YETENEK KITLIĞI TÜRKİYE İÇİN %16 so derinlemesine uzmanlaşmanın altı çizildi, her şeyden biraz bil fikri çok işe yaramayabilir mini mini bir kardeşler, zenginleşin ama o manada değil.




Çalışan deneyimi tasarımı tarafında 2 önemli soru sordu Evrim, 1-Dayak nedir? 2- Neden atılır? şaka şaka, Are You Cola? dedi.

1-Adayın/Çalışanın yaşamını zorlaştıran şey ne?
2-Nasıl kolaylaştırılır?

Dünya, insan sermayesinin %62'sini geliştirebilmiş yani insan kaynağının %38'ini harcıyor diye de bakılabilir. Şimdi aranızda insanı kaynak olarak görmek yanlış diyenler var, bak cınımmmm sol üst köşede bir çarpı işareti var, lütfen ona bas ve git bundan sonrasına katırlarla devam edeceksin biz ejderhaya biniyoruz.

İşveren Markası dediğimiz hadise vs Çalışan Memnuniyeti ve marka ajanı olması



Evrim gitti, Garanti sunumu ile devam etti konferans. Süresini doğru kullanamayan insanlar bizi yoruyor kıymetlimiz, banka kullanıcıya ya da adaya sunacağı bir app'i önce çalışanları üzerinde deniyormuş sanırım bunun gibi bir şey.

Valentino candır.


Sonra Valentino ayakkabıları ile Claudia Tatanelli sahnedeydi, bir Valentino'yu 3 km'den tanıyan verdi şukusunu. Yetenek savaşı, yetenek kıtlığı falan dinlemek istiyorsanız onu da izleyin diyorum, sahnede güçlü ama o da uzun konuşuyor önceden söyleyeyim.

Avrupa'da yapılan kariyer hedefleri çalışmasında Türk gençlerin önceliğinin iş-yaşam dengesi değil de;
  • Uluslararası kariyer yapmak
  • Girişimci-Yaratıcı-Yenilikçi falan olmak
  • Lider falan olmak

olduğunu gördük, olm vizyonsuz musunuz ya, iş-yaşam dengesini bulmanız lazım bir an önce. Yessss anketlere bakıldığında tam Avrupalıyım lakin lokal sürünüyorum buralarda.






Evet Sevgili İzlekler bir muhteşem organizasyondan daha bildirdim. Elbette dahası vardı ahtapot falan yedim ama size her şeyi anlatacağımı düşünmüyorsunuz herhalde, genel müdür yardımcılarından biri kalp krizi geçirmiş ve ölmüş sanırım, morga gitmem lazım. Aşırı see you.
Unutmadan güzel de bir defterim oldu, kıskananlar çatlasın.

Employee Voice and Silence Board of Directors'unuz
Coco




7 Kasım 2017 Salı

Paşam Aday Yok! Komple Yok!

Aday NEY?

Öncesinde yazının fon müziği Neneh Cherry-Woman & efsane dededen it's man's world
-devam-
Aday NEY??????
Çarşamba sabahı, en vamp halimle ofisteyim, eşek kadar taşlı yüzüklerimden biri, çamur rengi rujum, fönlü saçlarım ve gotik kostümüm ile ortamlardayım. Kahvaltımı yaptım, Hector'un sabah briefini dinliyorum, adaylar gelmiş adaylar gitmiş derken... Bir cisim yaklaşıyor. Bobi cismi, tıknaz, piknik tüp, pepelek bir çalışan, İK'ya saygı duyuyor mülakat sırasında adayı dinlerken yanağını yumruğuna dayıyor. Mülakatın %70'inde adayın yerine kendisi konuşuyor.
-Coco Hanım, biz dün adayı 1,5 saat beklettik, aday gitmiş diyor. Doğru duydunuz, tüm bitchin modumla ofisteyim, ücreti yanlış hesapladılar diye ekibe kızgınken, Willy ve denyo ekibinin mesai sonrasında görüşecekleri adayı 1,5 saat beklediğini öğreniyorum. Tırnaklarımı birinin gözüne geçirebilecek kadar sakinim. Hayır değilim, mantıklı bir açıklama bekliyorum, Hector göz iletişimi ile 'Coco easy mode on, pls' diyor, Hector'u hatırlarsınız 2 eski şirketten, hani papağan beslediğimiz. Konuşmadan anlaşabiliyoruz.

NŞA'da Willy'nin odasına gidip 'Paşam Aday yok!' falan diyen bir tipim ya da 'doktor ameliyathane hazır.' şakası da yapıyordum lakin bugün ilişkimiz maslahatgüzarlık seviyesine çekilmişti. Ben olayı İK yetkililerine ilettim, gerekli mailleşmeler, kınamalar yapıldı. Olur böyle şeyler dedi direktör. Olur mu? Coco'cum senin de standartların çok yüksek, mükemmeli istiyorsun sonra yüzün asılıyor. Lan tüm İK kariyerim boyunca ücret teklif edilen bir adayın kabul ettiği teklifin aşağı çekildiğini görmedim, acaba ondan olabilir mi yüzümün asılması??
Sorunun üzerinden 1 hafta geçti, ekip yurt dışında, acil bir maile cevap vermem gerekmediği sürece Willy'e dönmüyorum. Direktör, istediğin kadar melet dedi, direktöre hiç güvenmeyin yarın gelip 180 derece dönebilir, ayrıca öküz olan bir yönetici melemeyemez, böğürür.
Koridorda yürürken zebaninin geldiğini söylüyorlar, ilginç, vaktinden önce gelmiş, kesin saçma bir pozisyon için, karşılaşıyoruz, referanslı adaylar var, olumlu değerlendirdiklerinizi görebiliriz diyorum, mesafe uzay. Siz tonunda üst perdeden konuşmak iyidir. Bekletilen adayı ile tanışmak istiyor, hata bizdeydi toplantıdan çıkamadık deyince yapıştırıyorum e beni arasaydınız, ebenizi arasaydınız!... Pazartesi gününe kadar yokum, Hector size eşlik edecek diyorum, her şeye evet diyor, gitti aslan geldi kitty, programımı biliyorsunuz ben size uyarım diyor. Vay anasını bundan sonra bana Aslan Terbiyecisi deyin zira sirkte çalıştığımı biliyorsunuz.

Willy kadın adaylar için işte bayanlar çocuklu olunca çok da işe odaklanamıyor falan dedi. Willy'e göre bayanlar çiçektir, her bayan dediğinde kadın diye düzeltiyorum. 1,5 saat beklettiği aday(kadına bir isim bulamadım) tekrar görüşmeye geldi(oha) 2 çocuğu var ben kongredeyken görüştüler. 

Görüşü: Coco Hanım, teknik olarak iyi işler yapmış, farklı alanlara dokunmuş, iletişimde iyi, potansiyel görüyorum. Evet evet evet bebeğim çok iyi gidiyorsun lütfen bu cümlelerin ardına bir AMA gelmesin.
Geldi.
Ama yani 2 çocuğu var, şirketimizin dinamiği farklı, iş arayışı aktif ama yoğun değil... Eeeee dedim senin de saçlar dökülüyor Sezar gibi öne tarıyorsun ayrıca kepeklerin yeleğinin üzerine dökülüyor biz bir şey diyor muyuz? Zaten toplantı uzadığı için b.k yemiş adayı bekletmişti. Adayı eleme nedenleri arasında gut feelings falan oluyor bazen, hayret gut feelings de yoktu. Bu feelings tanışma toplantısından beri ağzında etkilemek için mi kullanıyor ya da çok fazla mı CSI dizisi izledi bilemiyorum lakin biraz daha zorlarsam kabul edecek ve referansa doğru gidecek gibiydik, evet hala ona kızgındım. Stres testi yaptık fena mı demişti ve pişmiş kelle gibi gülmüştü bir gün. Dostum sen ve ekibindeki kimse stres testi için eğitilmemiş o dediğin asma kabağı o da anca sahada olur bir İK'cı olarak kaygılarımı size sunarım dedim. 

İkna için üzerine ilgili müdürü saldım, Bobi tut!!! Hamlesi denir buna. Bobi gitti, adayın teknik anlamda çok donanımlı olduğunu söyledi... sonuç ücret çalışılıyor. Benim umudum adayın teklifi reddetmesi yönünde. 
Neyse bu sabah geldim, 18 aylık bebeği olan çalışan(evet doğru tahmin hanım birey) bebek hastalandığı için toplantıya katılamamış, müdürü bununla ilgili mail atmış, bu davar Willy de fyi diye maili bana atmış. Neyim ben? Sınıf başkanı? Fak yu Willy. Fyi al da saçına sür. 




  • Bayan çalışan değil, kadın çalışan hatta keşke elinizden gelse de cinsiyet konuşmasanız. 
  • Çocuğun var mı? Çocuk yapmayı düşünüyor musun? Kocanın yatakta performansı nasıl? Değil. Ne zaman işbaşı yapabilirsiniz? Şirketimizde kreş uygulaması bulunuyor, aile içi danışmanlık için de X programını tercih ediyoruz. 
  • Doktora gitmek için izin alıyorsun ama bunun bedeli hafta sonu çalışman ya da akşam mesaiye kalman gerek değil, insani bir ihtiyaç, geçmiş olsun, sana yardım edebileceğimiz bir şey var mı? 


Eyyyyyyyyyy Annesi en mesleği icra eden insan. Lütfen biraz geliş.

Tamam, sinirlenmedim. Sorun yok. Git 2 gün kadın gücü, kadının iş hayatında etkin rol alması, liderlik zart zurt dinle gel bu ayıların arasına bayan değil bayan sensin anlat. Monako herif bana Abi diyor hangi vizyondan bahsediyorum ben size acaba.

Geçen gün İK direktörü adaydan bahsederken 'tombik' dedi, yalnız bu dil kullanılmaya devam edecekseniz ben toplantıdan ayrılacağım dedim. Kadın yönetici!!! Kadınlar da ayıdır arkadaşlar, İK'cılar da, hele bir de Kadın İK'cılar var ki evlere şenlik. 

Size şirketin küçülmeye gittiğinin ipuçlarını gözlemlediğimi anlatmış mıydım? Ama bu başka bir hikayenin konusu. 

Hepinizi Kadın bir çalışan Prenses olarak hafif bir baş selamı ile selamlıyorum. Kölelik kalkmadı mı ya?

Öperler


22 Ekim 2017 Pazar

Gelirse Ekim'e

Sevgili Günlük,
Yazının fon müziği: Mehmet Gürel-Umrumda sonlara doğru Pink Floyd-Fearless olacak.

Duygusal yüklerimden kurtulmaya çalışıyorum. Her yıl ocak ayında insanlık ünlü birileri öldüğü için yılın kötü başladığını söyler ve b.k atmaya başlar, ben de ya ne alakası var kardeşim diye itiraz ederim. Her yılın bir adı, bir amacı falan vardır. Mesela 2015 geri dönüşüm, 2016 sadeleşme, 2017 dönüşüm, 2018 destroy falan... Yok dönüşüm falan. Hep kötü haber hep kötü haber. 




Bakın neler oldu Ekim'de, sırayla gelin değil yuvarla gelsin modu: 

  • 2 günlük bir kaçamak tatil yaptım.
  • 4 kilo verdim.
  • Elenor Teyzemin(Hani Latife Hanım tarafından büyütülen, evet o Latife) pankreas kanseri olduğunu öğrendim az önce, 94 yaşında, ah ne zariftir bir bilsen.
  • Roksan Teyzem de göğüs kanseri imiş, üzüntüden arayamıyorum. 
  • Kuzenimin 1,5 yıllık evliliği sona eriyor, eşi o yurt dışındayken dolaptaki makarnaya kadar evi boşaltmış. Onu toparlamakla meşgulüm. 
  • Dedeme KOAH teşhisi kondu. 
  • Büyükannem yoğun bakımda. 
  • Çikolata fabrikasındaki kedi kaçtı. Tavuskuşu da öldü. 
  • 2 adayı Willy yüzünden kaybettik, bir sosyal medya krizinin eşiğinden döndüler/çünkü şirket benim şirketim değil. 
  • Servis beni almadan gitti, tüneldeyim diyen şoföre Bravo deyip telefonu kapatınca alınmış, akşam "Coco Hanım hiç oluyor mu böyle?" dedi. Ne cevap vermeli bilemiyorum. Tünele giriyorsun sesin uzaklaşıyor???
  • Can aradı, evleniyorum bir şey diyor musun diye sordu, valla bol şans dedim. Ertesi gün evlenecek bir adamın eski sevgilisini araması da biraz denyoluk ve fazla Amerikan filmivari bir hareket diye düşünüyorum. Mutlulukta ve sağlıkta diye evlilik yemini yazan birine cevaben ajandamın uygunluk durumuna göre dediğim için mi?
  • Eğitime gittim...
  • Görüştüğüm iki aday arayıp teşekkür etti, görüşmeden aşırı memnun kalmışlar, 3 tane de çiçek geldi, valla müthiş. 
  • Geri zekalı müdürlerden birinin kadın tutkusu nedeni ile görüşmede salyası aktı, i mean literally, herifin ağzının suyu çenesine kadar indi yea, bu ne iğrenç görüntü. Leş gibi de kokuyor zaten. 
  • Koku demişken yeni bir asistan aldılar, kokarca kontenjanından. Burnumu bir süredir hissetmiyorum. 
  • Burçlar konusunda saçmalayan müdür ile yemeğe çıkmak zorunda kaldım, ben ikizlerim ya ondan meraklıyım deyince, ne alaka şimdi, ben oğlakım ve aynı meraktan bende de var, irrelevant, o değil de iq kaç dedim. İK ekibinde 4 adet oğlak var, bu kadar salaklığı kaldıramıyoruz minnoşlar. 






Daha başıma ne gelebilir diye sormuyorum. Lisans eğitimim sırasında Sonny ile ayrılmıştım, en yakın iki arkadaşım farklı okullara gitmişti, daha başıma ne gelebilir diyerek göklere soru sorduğum gün evim soyuldu. Şimdi de sormuyorum. 
Ne gelebilir ki, kasap kılıklı genel müdür ile koridorda karşılaşırım selam vermez, varaklı asansöre binerim ara katta kalır, yangın çıkar tavandaki sistem çalışmaz, aday görüşmeye gelmez, gelir ama başka bir şirketin teklifini kabul eder, dünya üzerinde 2. en çok çalışmak istediğim firma ile görüşürüm süreç hakkında bilgilendirmek yerine ölü taklidi yaparlar. 
Ekibin hazırladığı projelerin hepsi askıya alınır, maliyet odaklı yaklaşım sayesinde tüm işe alımlar durur, headhunt yapmaya çalıştığın eski şirketteki aday teklifi reddettiğini whatsapp'tan bildirdiği için direktör odana dalar falan. Ay çocuklar hatırlatın da bir ara size eski şirketten kilit noktadaki 12 kişiyi transfer ettiğimizi ve keltoş ceo'nun masa telefonundan arayıp delirmesini anlatayım.

Valizim dolu yine aşklarla, acılarla...

Olayımız, insanı, insana, insanca, ikaca, ikirciklice anlatıp bir hayatı paylaşmak. Bu kadar yük ağır gelince kendimi en yakın Cadılar Bayramı partisine attım. İnsanların dertlerini dinleyeceğim ama bir süre ölü taklidi yapabilirim. Mezarımın taşına iyi fikirler bu mezarın içinde yazsınlar. 
Üzerimde bir prenses kostümü, elimde martini kadehi ile sizleri selamlıyorum. Unutmayın, herkesi kurtaramazsınız. Ayrıca çok ünlü bir arkadaşım olan RMO'nun da dediği gibi "Giyilmemiş kıyafetler yaşanmamış hayatlar gibidir.". O nedenle dolaptaki prenses kıyafetlerinizi giyin, kitaplarınızı okuyun, eskimiş çoraplarınızı atın, her sorunu çözmeye çalışmayın, o tatile gidin, o yemeği yiyin, o sevgiliyi öpün, o kalbi kırın, o şovu yapın. 
Hayat kısa ve süper kahramanların da kakası gelir. 

İKarus'unuz,
Coco