İzlekler için Sosyal Medya

ınspector clouseau

liderlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
liderlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ocak 2019 Pazartesi

Mikro Yöneticilik

Yazının fon müziği: Cold Blood





Zamanın birinde terfiler için girilen bir görüşmede bir pazarlama profesyoneli, direktör seviyesindeki yöneticisinin şutlandığından ve 6 ay kadar yeni direktör gelmediği için 1. derecede yönetici olarak GM ile çalıştığından bahsetmişti.
GM: Genel Müdür için kullanılan kısaltma, gönül isterdi ki şirketi ve yöneticiyi de paylaşayım ama ikimizin de kedi olduğu başka bir evrende okuyucu. Görev dağılımı, hedefler ve takip konularından bahsediyorum, evet bildiniz.

Pırıl diyelim olayın kahramanına, kampanyalar ile ilgili çalışıyormuş, bir reklam filmi için görevlendirilmiş, ancak GM kısa cümleler kuran yetkili bir abiymiş, Pırıl biraz tırstığından soru sorma/etkili iletişim tarafında sıkıntı yaşamış. Takip için her GM ziyaretinde ret yiyormuş, 4 kez ret yemiş ve aynı işi 4 kez sil baştan yapmış. Elbette inananlar için bu olayda ibretler vardır. Ben size bunu case olarak vereceğim demedim, verseydim çözerdiniz zaten, değil mi?
Aksiyonları belirlerken kendi fikirlerine öncelik vermeye eğilimliydi Pırıl, ekip yerine bireysel takılıyor, soloda fena sayılmaz/elbette raporda böyle şeyler yazmaz/ parlamak istiyor, orta vadeli hedefi departman müdürlüğü falan falan.

NŞA'da potansiyel olduğu düşünülen yöneticinin farklı yetenekteki çalışanları, farklı özellikleri olan bireyleri bir araya getirmesi ve belirli bir görevi tamamlamak için onları çalıştırması beklenir yani onların vasıtasıyla.

  • Çalışanların enerjisini tüketmek, yıpratmak yerine onların büyüyüp gelişmelerine yardımcı olması ve kapasitelerinin üzerine çıkmaları için yüreklendirmesi beklenir. 
  • Görevleri besin zincirinin en alt basamağındaki çalışana verirsiniz, operasyon onların işi, onların bu konudaki uzmanlığı yeterli mi, eğitime ihtiyaçları var mı, koçluğa ya da mentorluğa ihtiyaçları olacak mı, bu konular yönetici sorumluluğunda. Yani diyor ki; karıncalar soru sorabilmeli, ulaşılabilir yönetici olmalısınız. 
  • Verilecek bu sorumluluklar çalışanların gelişmesi için bir fırsat olacak. Ekibin kadar güçlüsün, yani o gelişirse, sen de gelişirsin, onun kapasitesi artarsa, zekası artarsa sen daha rahat hareket edersin. Ekibine kendinden yetenekli insanları da al, en iyisini almak zorunda değilsin, pozisyon için en uygunu al. Ciddiyim, herkes Harvard Law bitirmek zorunda değil sen de sandığın kadar efsane değilsin. 
  • Hedefler ile öncelikler arasındaki kalın çizgiyi çiz ve bir karar ver. 
  • Onay sürecinin katmanlarını azalt, Volvo'da 5 adımdan fazla süreç yok gibi bir şey hatırlıyorum, bir yerlerde duydum ya da izledim. 
  • Görev özelinde konuşacak olsaydım eğer ekip içerisinden birini bulamadın diyelim, dışarıya gitmek yerine proje özelinde farklı bir birimden şirket çalışanını atayabilirsin. Yani doğru insana doğru işi ver. 
  • Yöneticinin ne istediğini açık bir şekilde aktarması kritik, yoksa Pırıl gibi 6 kez gider, 4 kez sil baştan  başlar ve sonra yetenek görüşmesinde farkına varamadığı bu durum için gelişim alanı açılır. Eğer Pırıl'san etki tesir gücünü arttır ve soru sor, işi nasıl yapacağını anlat, ne olacağına yöneticinin karar versin ya da yönlendirsin, GM ise koçvari yaklaş yumuşak, etkili, zor sorular sor, ama net ol ibiş, senin yüzünden zaman kaybediliyor. Zaman, insan, finansal kaynağı etkin şekilde yönetmeyi size ben öğretecek değilim, zaten sesim kısık ve doktor 3 gün konuşma yasağı verdi. 
  • Görevi bir kişi üzerinden de yönetebilirsiniz, bir lider belirleyin, etraf lider kaynıyor zaten, takip edin, geri bildirim alın, verin. 
  • Ölçütler belirleyin, süreç sizin işiniz, iş planı falan yapın ya da yapılmasını talep edin, yönetim insana insanla insana rağmen anlatma ve iş yaptırma sanatıdır. Şaka şaka o İK idi. Ama ciddiyim yönetim bir sanattır ve dadaistleri pek sevmezler, amelasyon ekibe ait. 
  • Coşku, adanmışlık, motivasyon istiyorsan lütfen alan yarat, mikro yönetim mikro p.nis gibidir, mmmhh tatsız bir konu biliyorum. 
  • Spesifik sorular sorun, zamanında bitmesi için önde hangi engel var, riskler var mı, beklediğimizden daha iyi giden şeyler var mı, biraz iyi haber alalım. Takdir zamanı, evet lütfen çalışanlarınızı takdir edin ölmezsiniz. 


Evet bitirelim, burnumun akmaya başladığı ve gözlerimin sulandığı aşamaya geldik, ne yazık ki Alfred'in getirdiği o iğrenç ot karışımlarından içmek zorundayım.
Analiz Felci geçiren kahramanınız,
Coco Potansiyel Katili

Öptüm Byeeeee

25 Temmuz 2018 Çarşamba

Kendinizi Dünyaya Daha İyi Anlatmak İçin Ne Yapıyorsunuz?

be like Snoopy


Selam İzleks,

Yağmurlu ve yoğun toplantılı bir haftadan merhabalar. Eser miktarda boğaz ağrısı, hırıltı ve burun tıkanıklığı ile karşınızdayım. Gürültü yüzünden geceleri beyaz masa yetkililerini darlayıp biraz uyudum, bugünkü okazyonlardan birini iptal ettim, konuşmaya mecalim yok telefonlara cevap vermiyorum. Tüm gün devasa oyuncak ayılar gibi yattım ve Brooklyn 99 izledim, umca'yı tepeme diktim.
Son zamanlarda öğrenci koçlukları devam ederken, kuzenden güzel haber geldi, o da aile şirketine siyuuuu deyip üniversitede ihtisas yaptığı bölümle ilgili iş görüşmesine gitti, teklif aşamasında. Evet bir deniz yıldızını daha kurtardım ve okyanusa attım. Neden aile şirketlerinize veda edip kurumsal hayata gidiyorsunuz diye sormayın bence, olması gereken buydu ve bizler de en iyi senaryoyu yaşamaya devam ediyoruz. Alternatif maliyetler alternatif hayatları getiriyor.

Lisans arkadaşlarım Eru ve Arkın ile buluştuk, Eru kafayı iş yapmakla bozmuş bir girişimci, tuhaf sektörlerde bir sürü işi var en son Lübnanlı bir şeyh ile tanıştırmaya çalışıyordu beni ama bu başka bir hikayenin konusu. Arkın finans kariyerine ani bir kararla son verdi, uygulama geliştirip iddialı bir sektörde varlık göstermeye çalışıyor. Eru'cum okulda yeterince saçmalamıştık, iyi eğlenirdik, yetişkinlik hayatlarımızda hem iş yapmaya devam ettik, hem kongrelerde konuşmacı olarak salındık, her İstanbul gelişinde de itlik ve serserilik yapmaya devam ediyoruz. Daha geçen hafta görüşmüştüki hayırdır dedim arayınca, bu kez Arkın'ı kurtarmamız gerekiyor dedi. Okeayyyyy, şekil için yani. Orta vadeli planlarından biri de onunla iş yapmak so bazen çalıştığınız insanları da geliştirmek gerekir.

Elimizdekilere bakalım;

  • hatrı sayılır aile seveti: BULUNMUYOR
  • okul derecesi: BULUNMUYOR
  • mesleki başarılar: BEKLENEN
  • motivasyon: GELİŞİME AÇIK, AYNI ZAMANDA KENDİ GÖRÜNMEZ DUVARLARININ FARKINDA DEĞİL
  • risk iştahı: GÜVENİLİR MODDA, YERE ÇAKILMAMASI İÇİN DESTEK ALMALI BELKİ MENTORLUK
  • sosyal medya görünürlüğü: HALA KLOUT KULLANIYOR OLSAYDIK (-)'LERLE İFADE EDERDİK.

Aynaya bakın, bu durumun müsebbibi sizsiniz, rakibiniz karşınızda, kendinizi nerede magmaya doğru çekiyorsunuz, nerede zirvedesiniz(bkz: K2). Yazının fon müziği de burada girsin, Eda Baba yorumu ile.

ŞEKİL ŞÜKÜL MESELESİ

Ürün ile ilgili sayfalar hazır, içerik paylaşımı yapılmamış, müşteri profili konusunda segmentasyon tarafı zayıf, linkedin bağlantı sayısı 91, yeni kanal yaratma konusunda istekli ama bebek adımları bile atılmamış. Gidilecek yol var bir an önce harekete geçilmeli.
Teenage zamanlarında tanıştığın arkadaşların ile yıllar sonra bu konular için bir araya gelmenin keyfi anlatılamaz. Arkın "Şu hale bak!" diyor, ne var diyorum, okulda da notlarımı isterdiniz, olm ben hepinizden akıllıydım ama size her notu vermiyordum o ayrı konu dedim. Vize zamanı eve gecenin 11'inde fotokopi makinesi ile gelmişlerdi asdjlaksjdlakjsdlaksj, kim bir fotokopi makinesini kolunun altında taşır, 2000 yılında sefil partiler, kötü müzik, berbat içkiler ve fotokopi makineleri yuvarladık. 2018'de hala sosyal medya profilleri üzerine çalışıyoruz, tam bir klasik.
Kendinizin daha iyi versiyonuna ulaşmanızı istiyorum Weirdos, bu işinize etki edecek, iletişim tarzınızı şekillendirecek, insanların üzerinde bıraktığınız etkiye geleceğiz. Vay efendim işe alımcılar cv'nize 3 sn. bakar, fonksiyon yöneticisi kapıdan girerken notunuzu verir değil. Melek yatırımcı ararken ya da sunum yaparken kendinizi rahat ifade edemediğinizi ve belki de işi kaybettiğinizi düşünsenize. Tanrı'm bunun olmasını istemiyorum, umarım tüm fikirleriniz hayata geçer.

PLAZA HAYATI BAŞKA PİYASA HAYATI BAŞKA, YAZLAR KIŞLAR BAŞKADIR

Ben İstanbul'da yaşıyorum, arkadaşlarım ise burada doğmadı, buraya pek alışamadı, kendi özlerini şehirleştiremedi çoğu zaman, içlerindeki naif taraf ile mutlu mesut yaşadılar ta ki duvara toslayana kadar. Benim normalim İstanbul, dolayısıyla kimine çok sert gelen bu iş hayatı ortamı benim doğal ortamım, plazaları ve bahçede domates yetiştirmeyi seviyorum. Expatları söylemedim daha, ülke dışına çıkmıyorum, bana ne onu da Sezai anlatsın size.

İSTANBUL

İnsanların kendini yeniden keşfetmeye/yaratmaya/bulmaya geldiği yer. Niş pazarda alan bulduğunda zıplayacağın, aynı zamanda predator bir kitleye karşı hayatta kalma savaşı vereceğin yer. Bu noktada kendinin farkında değilsen, limitlerin/sınırların konusunda bir fikrin yoksa, hayal dünyasında bulut üzerinde seyahat ediyorsan işin zor. Yahu sizi alakasız bir şekilde iş için aradılar mı, avlamak istediler mi, sana ihtiyacımız var dediler mi, fikriniz ödül aldı mı, best practice falan oldu mu, kimi tanıyorsunuz, kimler sizi tanıyor acaba, arkanızdan neler diyorlar?

So, o şekil düzelecek, düzelmeli, cv'in güçlü olmalı, referansların, endorseların havalarda uçmalı, çünkü burada senin gibi yüzbinlercesi var bro. Mobilite de önemli elbette ama burası İstanbul genel müdürlükler burada beyb. Teknik, hırs, irade, konsantrasyon! Hız, denge, zamanlama, iç denge, dirayet!!!!! Bunlar çok önemli. Ne kadarsan bilirsen o kadar kazanırsın.

Eru programı oluşturdu, faturaları kesti, cillop gibi yeni bir projemiz oldu. Mmmhhh.

Peki okuyucu, sen ne için çalışıyorsun? Ben kendimi gerçekleştirmek için çalışıyorum mesela, aptal işe alımcıların aptal sorularına maruz kalıyorum arada dur ya bir sonraki yazıda da şu bebek yüzünden mi çalışmıyorsunuz diyen denyo İK müdürü herifi anlatayım.

Şimdi görüşmeye girmem lazım, gelirseniz Çengelköy'deyim gün batımına karşı su içiyorum, konuşamam sadece dinleyebilirim. Genç dimağların sorularını cevaplamam lazım or onlar kendi kendilerine cevap verecekler.

Profil Şekil Şükül Bakanınız,
Cocozade

28 Eylül 2016 Çarşamba

İşe Alım Cinayetleri

Ancak bir aptal öylesine işe alım yapar. Ancak bir aptal cinayet işledikten sonra olay mahaline geri döner. Tanrı aşkına ne diyorsunuz siz kuzum?
Ölümcül, uzun vadede canınıza okuyacak hatalardan, işe alımla ilgili olanlardan bahsedelim mi?


  1. İşten ayrılan kişinin doppleganger'ını bulmaya çalışmak. Yani tıpa tıp aynısını bulmaya çabalamak. 
  2. İş tanımının yüzeysel olması, detaylandırılmaması, muğlaklık dolayısıyla zaman kaybı, mülakatta yaşananlardan dolayı prestij kaybı, işveren markasına etkisi bla bla bla. 
  3. Adayı değerlendirirken favori sorunuza en beğendiniz türden cevaplar vermesi(klişe, aynılaşma, vasatlık), halo etkisi, snop judgement falan. Yani diyorum ki tek soruya göre çıkarım yapma, adayın tarafını tutma, cevapları idealleştirme yetmezmiş gibi yetkinlikleri göz ardı etme. 
  4. Referans. Referans sorgusu yapılan şirket var, kredi kartı-risk durumuna kadar inceleyen şirket var, referansı hiç sallamayan şirket var. Sonuç bad hair day, bad reference. Unutmayın, İK'dan bilgi alınır, bağlı olduğu yöneticiden bilgi alınır, deneyimsizse üniversitedeki akademisyenlerinden falan bilgi alınır en azından 10 yıl önce öyleydi. Aday, aileden birini ya da arkadaşını referansları arasında gösterebiliyor. So işe alım maliyeti olarak size geri döner aklınız uçar. Aman diyorum. 
  5. İşe alma sürecini amatörlerin eline bırakmak. Sorry bro amatör ruh başka, amatörce  iş yapmak başka. PepsiCo işe alım sürecinde adayın olumsuz olması durumunda da telefonla geri bildirim yapıyor mesela. Neden işe alınmadığını aktarıyorlar, neden diğer aday seçilmiş.  Junior Recruiter da olsa geri bildirim veriyor ama bu işin nasıl yapılacağı konusuna hakim. 
  6. Tıpkı kendine benzeyen birini aramak. Değerlendiricinin saçmalaması, narsistliğe giden yol. 
  7. Üst yönetimdekilerin zayıf birilerini seçerek daha kolay yönetme sevdası, where is the challenge isimli Marmara Bölgesi yöresi türküsü sizler için geliyor. Bozlak falan seçmek isterdim ama acil uçağa binmem gerek. 



Vizyonu veren yönetim ekibine sahip, gözleri aşka gülen taze söğüt dalı kahramanınız,
Coco



23 Eylül 2016 Cuma

Ejderhanızı Nasıl Eğitirsiniz?

Bu bölümde Kariyer isimli ejderhanızı nasıl eğitebileceğinizi anlatacağım. Tünaydın sınıf, oturabilirsiniz.





Kariyerinizin bir bölümünün kontrolü sizde, bir bölümü dış etkenler ile şekilleniyor. Oran vereceğimi düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz ama sallasaydım 73-27 kuralı derdim sonra da bu fikri satmaya çalışırdım(hayır satmaya çalışmazdım).

Hangi okulda okuyup hangi bölümden mezun olacağınıza siz karar verdiniz, bu noktada aile büyükleriniz, okuldaki ve belki hazırlık kursundaki danışmanlarınız da yönlendirdi. Bazılarınız sırf bölüm adı havalı diye okudu, yerleştirmede en kötü senaryoya göre gittiniz... Velhasıl bir bölümden mezun olabilecek olduğunuzu kanıtladınız. Belki staj yaptınız, belki çalıştınız okurken biraz deneyim elde ettiniz. Bundan sonrası ne istediğinize bağlı olarak değişecek.
Hayaller vs. Hayatlar, klişe ama beklentiler, gerçekleşenler ve elinize verdiklerimiz de diyebilirdim.


Ben artık İK'yı sizlere anlatmaktan bıktım. Olm harika bir iş yapıyoruz, kafamız güzel, ben ve yakın birkaç arkadaşım daha da mükemmel olması için devam ediyoruz.
Kontrolü ele alma zamanı geldi, sizler artık yetişkinsiniz, farklı bir kimlikle hareket etmeniz, eylemlerinizin sorumluluğunu üstlenmeniz bekleniyor. İş hayatında sizi motive edebilirler, sırtınızı sıvazlayabilirler, yaptığınız hatayı kabul edebilirler ya da sizi yerin dibine sokabilirler. Her organizasyon hata yapmak için alan yaratan yöneticelere sahiptir diyemiyorum.
Hayal kurmaya devam, 5 yaşında ne olmak istiyordun, lisede ne olmak istiyordun, üniversitede ne olmak istiyordun, şu anda neredesin. Bunları otur, düşün, değerlendir. Tekli kariyer, uzmanlaşma falan tarih oldu, X kuşakları hafiften şakaklarına kar yağmış şekilde senior professional hayatlarına devam ediyor. Birçok konuda uzmanlaşabilir, farklı alanlarda çalışabilirsin. Her şeyi yapabilirsin, güç senin içinde demeyeceğim, birçok şeyi yapabilirsin %100 adanmışlığa hazır mısın, ne kadar ödün verebilirsin, bunları düşünmeni istiyorum. Ben senin tarafını tutuyorum.
Değişim konusunda tavrın nasıl? Değişebilir misin, değişime direnç gösterme konusunda ısrarcı mısın, acaba bunlar senin kariyerine olumlu/olumsuz ne gibi katkı sağlar(katkı sağlamak kalıbını cümle içinde kullanmak için ölüyordum, rahatladım).

Hangi alanda iyisin? Seni ne harekete geçirir? Motivasyonunu sağlayan noktalar neler, enerjini içeriden mi alıyorsun, dışarıdan mı geliyor?

Şu anda nerede olduğunu bir değerlendir bakalım. Bizim taraf kişilik envanteri kullanarak daha yakından tanımaya çalışır. İnsanları etkilemek mi istersin, ikna etmek, satış yapmak, bir fikri satmak, yaratıcı bir şeyler ortaya çıkarmak, nesnelerle mi aran iyi, mekanik vs., sahada olmak mı hoşuna gidiyor, yoksa plazada pineklemek mi, analizler konusunda mı iyisin, veriler, araştırma sonuçları? Farkındaysan burada senin için bazı şeyleri kolaylaştırmaya çalışıyorum.
Başarı tanımın ne? Gerçekçi misin? O şeyi başardığında senin için anlamı ne olacak?

STAR diye bir şey var, iş görüşmelerinde sıklıkla kullanılır.
Situation, başarılı durum neydi?
Task, görev neydi?
Action, eylem neydi? Sen ne yaptın?
Result, sonuç neydi?

Kurumsal firmalarda 360 derece değerlendirme kullanılır, bunu yapan bir organizasyonda değilseniz fikirlerine ve tarafsızlığına güvendiğiniz, iş yaptığınız kişilere çalışmalarınızı ve iş yapış şeklinizi sormayı deneyin. Yalnız sonuçları duyunca alınganlık yapmak yok.

Hedefler, hedefler, hedefler.

  1. SMART olsun, şekerli olsun, evet bu yöntemde de baş harfleri alıyoruz, hedeflerimizin spesifik, ölçülebilir, ulaşılabilir, gerçekçi, zamanlı olmasına bakabiliriz. Kısa ya da uzun vadeli hedefler olabilir bunlar. 
  2. Sonra bu hedefler için adım atın, aksiyon planı oluşturun, takip edin, yardım alın. 
  3. Değerlendirme Merkezinde falan ya da performans görüşmelerinde gelişim alanları ve güçlü alanlar çıkarılır. Bildiğimiz en primat halini yönetim dersinde lisansta vermişlerdi, ohooooooo 1000 yıl geçti üzerinden ama swot habire karşımıza çıkar. Öneri kısmında kişinin gelişim alanları hakkında yol gösterebilecek yollar belirlenir. Efendim şirket içerisinde rol model olarak gördüğü bir yönetici ile çalışsın, teknik eğitim alsın, mentorluk/mentörlük varsa koçluk, vay efendim yöneticisi tarafında grup içerisinde takdir edilsin, yeni projeler verilsin, abartsın büyüsün ve sponsorluk verilsin(bu noktada yetenek yönetimine geçtim, duruyorum o başka bir hikayenin konusu). Veya şirket dışından birini rol model alsın, sosyal medya hesaplarında takip etsin, varsa kitabını okusun, onunla çalışmak istiyorsa görüşme talebinde bulunsun. 
  4. Network yapın sorry sanki bana rock starsınız. 
  5. Asansör konuşmaları yapın. 
  6. Başarılarınızın kaydını tutun, şirkette görünmesini sağlayın. 
  7. Hedef piyasanızı tanımlayın, ücretinizi sabitleyin, sizi çalışırken minimum mutlu edecek rakam, psikolojik alt sınır önemli. Farklı bir havuç vermiyorlarsa eğer şu anda kazandığınız rakamın altında bir transfer sizi geriye götürebilir. 
  8. Kahve için, taşikardi için değil, sosyalleşmek için, başarılarınızı anlatmak, kendinizi hatırlatmak için. 
  9. Gülümseyin.


Mis gibi Ejderya oldunuz, sizinle gurur duyuyorum.
Gitmem lazım, redesigning a top performer's job olayı ile ilgilenmem lazım.

Always yours,

Coco

Yazının fon müziği: Pink Floyd- Hey You

24 Ağustos 2016 Çarşamba

Liderlik

Igy Pop I am a passenger dinliyorum, yolculuk yaparken bir yandan yazıyor bir yandan ayağımı sallıyorum. Evet yazının fon müziği belli oldu.
Aklıma fucked up moment'lar / büyük kaybedişler, yanlışlar, hayatımda beni etkileyen kötü çocuklar, dark side bebeleri, sevdiğim villainler geliyor anne.
Liderlik konusu güzel, mis, akmaz kokmaz(yalan, balçıkta yürüyor gibisindir).

BEN Coco, HEPİNİZİ LİDER YAPIYORUM.

Komiklik yaptım, elbette inanıyorsanız siz de lider olabilirsiniz ancak bunun için üzerinizde baskı hissetmenizi istemem. Ben liderin zeki, çevik, erken uyanan, fit (şeytani smayli), paylaşımcı ve ulaşılabilir olanını severim.
Artist: Burak Ağdemir
Daha çok askeri kademe ile aklıma gelen bu kavram yıllar içerisinde, siyasi liderler, STK liderlerleri, şirket liderleri falan diye kategorilere ayrılacaktı. Bağlılık ve coşku ile birinin peşinden gitme konusunda tam bir duygu öküzü olan ben sözleşmelere ve belirli dönemler için yapılacak iyileştirmelere odaklanacaktım.
Lider olarak konumlanmış insanların sahne davranışları ile şirket içi davranışlarını gözlemleyecektim çünkü bu dünyaya beni atan babam Odin bana lanetli bir observer yeteneği vermişti. Elbette bazı konuşmacıları çok seviyorum.

Lider dediğimiz özel insan yavrusu, en asil duygunun insanı, açıklıkla hatalarını kucaklayan, etkisinin farkında ama sıradan bir şirket çalışanı gibi tüm kuralları takip edecek, misyonu kristal berraklığında diğerlerine anlatacak, insanlara esin/ilham vermek için konuşacak, elini taşın altına koyacak çünkü solucanlarla oynamayı sever, yön belirleyecek, yol gösterecek, güven verecek, vizyon falan var mesela, motive edecek(alfa kurdu mode on)(saçmalamayın kadın liderler için de kullandım), her yerde lider yaratmaya odaklı, inisiyatif aldırıyor, esnek davranma konusunda rol model, aman Tanrı'm o da ne! karar süreçlerine organizasyon piramidinin en alt basamağındakileri mi dahil ediyor, oowwww yesssssss.





Uyandınız mı? Uyandıysanız devam ediyorum.

0 noktasından en tepeye kadar herkese aldırılan eğitim başlığı: İletişim. Strateji ve uygulamayı birbirine yapıştıran tutkal, olmadı Horosan Harcı.

LİDERLER HER YERDE, KENDİ EKİBİNİZDE LİDERLER YARATIN AKILLIM

Vakti zamanın Napolyon ve Prusyalılar savaşıyormuş, Jena'da savaş sisi olmuş kaybetmişler. Prusyalılar konuyu masaya yatırmışlar yeaaaa biz niye daha farklı organize olamadık ve idare edemedik diye. Oysa ki aynı savaş sisinde Napolyon'un orduları bunların ağzını burnunu kırmış, mafetmiş(mahvetmiş). Hımmm anlamışlar ki Napolyon'un askerleri savaş alanında daha seri ve yaratıcı hareketlerle Prusyalılara dalmışlar. İnisiyatif almışlar diyorum akıllım, bu hız da üst kademeye sormaya gerek durmadan hareket etmeleri ile alakalıymış. Bireysel çalışmışlar ama sinerji falan, minel bireysellik ya.
Sonuç yıllar içerisinde alt kademelere liderlik eğitimi verilmesi ve kurumsal hayatta sizlerin de liderlik eğitimi almasına olanak sağlamış. Aradan geçen yıl sayısı 206, geçmişler olsun.
Bu bizi nereye getiriyor, çerçevesi belirlenmiş alanlarda serbestçe hareket edip olağanüstü iş çıktıları elde ettiğimiz masa başı işlerimize elbette. Madde imi kullanarak klişeye bir övgü yapmak isterim, buyursunlar;


  1. Ben istiyorum ki istediğin şeyi elde etmek için ayağa kalk, yürü güneşe,
  2. Liderin olarak kabul ettiğin o kişi, hatta sırf o var ve yöneticin olacak diye kabul ettiğin işinde misyon, vizyon, master plan falan pürüzsüz ve net bir şekilde seninle paylaşılsın. Sadece seninle de değil şirketteki tüm umpa lumpalarla. 
  3. Muğlaklık kötü, bakın pazarlama direktörü Ece'den reklam filmi için hazırlanmasını istemiş, bu zavallıda verdiği sınırlı bilgi ile bir taslak hazırlamış 3 hafta sonra buluşmuşlar. Ece durur mu yapıştırmış sunumu, yardırmış, yardırmış, yardırmış. Direktör "Sen çok yanlış gelmişsin, benim istediğim bu değildi." demiş. Bre haydut, madem istediğin daha farklı şeyler vardı, neden bir önceki toplantıda o kapsamı belirlemedin, çerçeveyi çizmedin ve sevgili Ece embesil gibi yaratıcı süreç çalıştı. Zaman maliyet ödemesi yapacak kadar zengin misiniz?
  4. Değerler, etik, gotik gibi kavramları halka indirmeli by Lider, aynı dil konuşulmalı(sesli düşünüyooorroom).  
  5. Ekiplerin birbiri ile konuşmalarını sağlasın, motive etsin, asansörde asansör cümleleri kursun, yemek sırasına girsin, her sabah herkese günaydın desin, mesela benim çalıştığım eski CEO beni -5'teki kargoya götürmüştü, minnoşluk ya. 
  6. Belki de kişileri yönetmek yerine liderlik etmelerini sağlamak, evet evet sağlamak için adım atsa, özgüveninizi desteklese bence bunu yapabilir çünkü bazı profillerin yönetici tarafından desteklenme ihtiyacı olduğunu envanterde görüyoruz. Bu çok bilimsel bir gerçek. Kötü şaka yapan liderler ayağından vurulmalı bir AT gibi sonra da sucuk yapıyorlar onları. 
  7. Doğru insanları seçsin, geliştirsin, beslesin, büyütsün ve elde tutamıyorsa lütfen ekosisteme kazandırsın. Benden Sonra Tufan diyenin kaynanası ölsün. 
  8. Diğerkam olmayı falan anlatsın, bu kişisel isteğim ama bu başka bir yazının konusu. ü
  9. Çalışanlara kendilerini hikayenin bir parçası olduğunu hissettirsin. 
  10. İnsanların ufuklarını geliştirsin, Olay Ufku'na atsın onları. 

İnanmak isteyen insandan daha aptal bir şey yok şu hayatta, ek olarak tamamiyle dürüstlüğü kaldırabilecek beyaz yakalılar da yok. Modern toplumda insanları yönetebilmek için askeriyenin aksine daha incelikli iletişim yöntemleri kullanmalısınız, öyle emir komuta yemiyor. Sonra vay efendim mobbingler, depresyona giren ekip üyeleri, istifalar, ambulannnnsssssssss. Bitiriyorum, elma yemem lazım, kendinize lider davranın.

Hangi liderin yanında olacağına karar veremeyen kahramanınız,

Coco the Liderbozan