İzlekler için Sosyal Medya

ınspector clouseau

30 Mart 2013 Cumartesi

Sizde rapor nasıl oluyor

Perşembeden bu yana son yılların en zorlu hastalığını geçiriyorum kendi adıma.

Efenim benimkisi bronşit sağ akciğerim pert, güzel güzel şuruplarım, antibiyotiklerim, ağrı kesicilerim var. Güzel dememin nedeni şirket doktorunun koyduğu teşhis sonrası aldığım ilaçlar iyi geliyor diye düşünürken daha kötüleştim, beni göğüs hastalıkları uzmanına yönlendirdi. Mülakatlarda giderek brütalleşen bir hal aldım, adayların gözleri yerinden oynadı.
Her seferinde rahatsızlığım nedeni ile özür diledim, açıklama yapmam yeterliydi ama kişisel olarak kimseden özür dilemem, böyle bir sıkıntım var, gelişim alanımı tanımadığım adaylar üzerinde geliştiriyorum. Tanımadığın insanlardan özür dilemek daha kolay. Ben genelde üzgünüm ile geçiştiririm.

Aslında bilmiyorum demek de kolaydır ama bu başka bir hikayenin konusu.

Neyse dün öğleden sonra görüşmelerimi ekiptekiler aldı bende hastaneye gittim, porofesör hazretleri gülerek karşıladı beni, kafası mı güzel özel sağlık sigortası nedeni ile mi anlamadım belki de mutlu bir doktordur ama bana " size çok güzel ilaçlar yazacağım" dedi, doktor Nuri Alço olabilir mi?
Konuşma istirahati veriyorum dedi doktor, ama kuzum ben hayatımı sesimle kazanıyorum dedim, nayırrrrrr, haftasonu olduğundan daha kolay olacak, zaten duvarlar konuşmadan da anlıyor beni.

Ofisten ayrılmadan önce bağlı olduğum yönetici mesaj attı, git iyice dinlen diye, ansızın gelen bu mesaj karşısında hazırlıksız yakalandım. Mutlu etti beni, sizde izin nasıl oluyordan sonra hemen çık ofisten bekleme diye mesaj atması, muhtemelen mikroplar daha fazla dağılmasın, adaylar ekşi'de bizle dalga geçmesin kaygısı taşıyor olabilir de;p( kendini o kadar önemsemek ki)

Şahane ilaçlarımı aldıktan sonra girdim güllüoğlu'na profiterol aldım o sürüngen halimle, aklım fikrim hala Boğaz'da hacı, yanına güzel bir kahve yaptım eve geçince, sonrası yeşilçay ve adaçayı desteği.

Sabah 5'te uyandım bugün, son 3 gün ritüeli belli sabah 5 kalkış, 05:05 öksürük krizi ve kusuş, kırmızı gözler ve vampire bağlamasyon. Bugün sesim komple gitti, deneme deyip alfabeyi saymaya başladım o da nesi ya sayamıyorum ya da kulaklarım duyma yeteneğini kaybetti.

Öğlen ekip arkadaşlarımdan biri aradı ses yok alo diyorum karşıda bekleme sonra kapatıp mesaj attım konuşuyorum ama duymuyorsun, susuyor konuşmuyorsun, bakıyor görmüyorsun depremler oluyor beynimde:)

Biraz önce telefonuma baktım yöneticim msj atmış, nasıl oldun diye? Bron-shit dedim ilaçlar pembe bulutlar ve ben dedim. Bu minicik hareket bazen insana mutluluk getiriyor ya da hasta olduğumda Emo ya bağlıyorum.

Burnum tıkandı yetmezmiş gibi birde uçukladım, kapanış ve istiklal marşı gelecek sonrasında.

Hayat boktan, nereden kaptım bunu, havalandırma mı foseptik kokan lobi mi? Adaylar mı?

Sevinirken bu yıl kazanız geçti diye Mart bombaladı beni, ciğerlerim sökülüyor, kulaklarım zonkluyor, bir daha öksürmek istemiyorum, burnum silmekten aşındı üzerine bir de farenjit oldum.

Herşeyi ılık için, çaydan tiksinen bünyem sırf boğazım yumuşatsın diye çaya bile katlanıyor.

Dikkat edin kendinize beeeeaaaa


28 Mart 2013 Perşembe

This place makes me sick/ ölüyorum hacı



Nefes alamıyorum, ölmek bu sanırım diye uyandım bu sabah,
Felaket bir haldeyim öksüremiyorum, atlar tepişiyor kafamda, atlar evet, kafatasım beynimi sıkıştırıyor.
Köpek uluyor sabah 5, öksüremiyorum o arada kusmaya başlıyorum, 7'ye kadar kıpırdanıyorum. Alarm çalmaya başladı, nefes nefeseyim, yapış yapış geliyor soluduğum hava.
Üzerime birşey geçirip, farenjit setimi çantaya atıyorum, berbat bir yağmur var, normalde huzur veren yağmur sesi kulaklarımı cırmalıyor, akciğerlerimde bir kedi içimi cırmalıyor, bence bu aptal Mart ayı bitmeli artık.

Ofise geliyorum, sesim ork gibi, brutal vokalde sn.devlet bahçeli ile yarışır bir haldeyim.asistanlarım( ne sandın, benim asistanlarım var) görüşme listesini veriyor, birkaç açıklama sonrası soluğu doktorun odasında alıyorum.

Doktor gözlerini kocaman açıyor, bu noktada güvenlikten geçerken şişko olduğu için hamile taklidi yapan insanlar geliyor, kısa sürelimgülümsüyorum, sonra ana şarterler açık diyen kadın, sonra gözlerim tavandan doktora doğru kayıyor ve yine tırsıyorum.

GÖZlerini açarak konuşan kadından korkacaksın hacı!!!!

Bronşit atağınız var diyor, alerjik .... Anlatıyor da anlatıyor. Ya başka bir şey olmasın diyorum, ilaç yokmuş eczaneyi arıyorlar, acil hemen karı koca ok diyorlar hasta nefes alamıyor, astım krizinde, ilacı mı erken getirsin diye yapıyor anlamıyorum ki,

Sonra doktor sıralıyor,
Havalandırmayı kapatmanızı istiyorum,
Bu dönemler geçiş dönemi 2 gün sıcak 3 gün soğuk ,
Bünyenizdeki ardinal bitmiş;)
Sizin pozisyonunuzdaki kişilerde yoğun strese bağlı olabilir,


Hasta öyküsü var ya o kısımda küçükken alerjik astımın vardı diyorum, kullandığım ilaçları soruyor, oooooo teyzecim küçükken dedim sana ya, üzerinden bir milyon yıl geçmiş penisilinin icad edildiği dönemden bahsediyorum sana.

Neyse ilaçlar geldiğinde beni arıyorlar astım krizi geçiyordu, hemen ilaçlarını alması gerek, telefonu duymadım aramışlar meğer. Oooo hizmette kalite süper bir anlayış.

Adayların bugün gelmediğine üzüleyim mi? Sevineyim mi? Bilemiyorum.

Burnum da tıkandı, şurubu içtim ağzım kurudu, yan masadan leblebi ve lokum geldi, biraz daha tıkanayım diye:) hobbitim ya 3. Kahvaltı zamanı tabiisi

Kapı çaldı lerzan mutlu geldi, adayım sınavda 2. Görüşme onunla olacak beni sen mi aradın yavrum dedi, yavrum mu? Acaba üzerine mi öksürsem? Hani bronşit bulaşıcı imiş, yavrum nedir ya, lerzan dememin nedeni sıvama usulü makyaj yapması, evet yüzlüde benziyor ama bu daha kıllısı(ayyyyy bu dedim ne kadar ayıp, esmer versiyonu diyecektim bir de hacı yatmaz gibi sallanarak yürüyor)

Ve evet cehennem diye bir yer varsa hepimiz bu dedikodular nedeni ile yerimizi garantiledik ya da papa jean paul'ün de dediği gibi aslında burasıysa cehennem.

Herkes öksürük tıksırık, muhteşem de hasta mel hastabakıcı rolünde , adaçayı bile yardımcı olmuyor.

Derken boyun ağrısı şiddetlendi, yanaklarım kızardı, şimdi şimdi fark ediyorum ki çenemde bezeler var, geçmiş olsun mesajları yağıyor, sevilmek ne kadar güzel.

Bağlamasyon

Nedir efendim, dikkat ediniz kendinize, çalıştığınız yerde havalandırmayı falan açarken.

Bu ülke ne gibi suç işledi de Ferhat göçer dinlemekle cezalandırdı gök tanrı hepimizi? Bu adam şarkı söylemiyor acı çekerek bağırıyor, kendi ile gurur duyuyor mu acaba? Halbuki Serdar ortaç gibi bir değer varken, bu zavallı kulaklar.

Evet sayıklıyorum, cold souls U izleyin battaniye altında iyi geliyor


26 Mart 2013 Salı

Plaza dili ve edebiyatı

Brief vermek: pelikan dosyası
More than welcome yani: hay hay buyursun gelsin, kafamla birlikte
Okay bye: taam, hade kış kış
Meeting atmak: seni bulacağım oğlum!!???
So what: öyleyse ne? Niyle beslenir memeliler?
Baby shower: fak, bunun zigotları embriyo olmuş, böülünüyor, hadi bi el atın hediye falan alın, domuzcuk gibi kısır yiyelim
Efvayay: beril sen çılgın bir kedisin bilgilerine sunulur
Hundred: Ebru şalı ile pilates yapıyorum
Look in the tabela: we love terim more than welcome yani

24 Mart 2013 Pazar

İkna becerisi

Yetkinliklerinizi arkadaşlarınız üzerinde deneyebilirsiniz;)


Carlsbergs'ten güzel bir çalışma




http://www.youtube.com/watch?v=2nKy-f28ZLM&sns=em

Masabaşı iş

Bugüne kadar yaklaşık 5000+- yaptığım görüşmeler sonrasında söyleyebilirim ki; insanlar masayı seviyor.
Sorun şurada kariyer portallarında cv hazırlarken ya da referans yolu ile başvuru yaparken aklında olmayan şey görev tanımı. Kapağı atayım da mantığı yanlış, markayı seviyorum orada çalışayım, arkadaşım tavsiye etti...
Kariyer denen herze ile ilgili iyi düşünmek gerekir, adımları atarken durum değerlendirmesi yapmak, şirketi araştırmak, pozisyonu ve hatta yöneticiyi.
Sonra vay efendim ben bilmiyordum, satış yapacaktım ama ofiste kalmak istiyorum saha bana göre değil gibi saçmalamayalım.

EY ADAY!!!!!

Soru sormaktan çekinme,
Hayır, sizce bu mülakat olumlu gibi sorular değil, pozisyon, kariyer yolu, senden beklenen, eğitim içerikleri, görev tanımı.
Ve bir b planın olsun hep.

Telefon mülakatında da soru sor, asistan mı arıyor sor, bekleyebilirim de, bekletsin sorsun sorunu, cevabını versin sana, boşu boşuna saçma bir mülakat için hazırlanma mesela.
Ey Y Kuşağı mülakata gelmeyeceksen haber ver lütfen, çok zor değil, vazgeçtim de, o kadar da zor değil.



Bu arada iş bankası servislerinin çalışandan ücret aldığını duymuşmuydunuz? Çok şaşırdım insan çalıştığı yere gitmek için para verir mi yahu?

Ya da insan tuvalette iş teklifi alır mı!

Organizasyon şeması

Bir outsource'un örgüt şemasındaki yeri ve önemi, oyyyyhhh kendime geldim;)

Nice mutlu pazartesilere, hadi şimdi herkes çok mutluymuş gibi yapsın bakayım

*kaynak Twitter @bfidan2

Çağrı merkezi saçmalatmaca



Gardaş gaç gaaaaaaççççç

Bu ara çağrı merkezine taktığım aşikardır,
4 farklı şirkette çağrı merkezi pozisyonu için çalıştım, bir gün fake call dinlemesi yapıyorduk( göster ama elletme) arada simülasyonlara da giriyordum.
Şu cımbızla aradan çekilen çağrılardan birine denk geldik.

Kı zcağız gecenin 11inde kafada kulaklık kılığında bir tasma inbound çağrılara cevap veriyor.
Dıt.
Sadece bu, 3 harfli bir dıt, sonrasında seçil diyelim kıza adını söylüyor ben zlobolden siçil nasıl yardımcı olabilirim? Günde 200 defa belki daha fazla.
- GARDAŞ GAÇ Gaaaaç diyor öküzlemesine bünye karşıdan,
İşte bu çağrı merkezinde çalışmak canı sıkılan gerizekalının, şakacı bir eşeğin, özel ayı yavrusunun, paralı bir denyonun o saatte arayıp gaç gaç diye sormasıdır.
Çelik gibi sinirlere sahip olmak önemli, rahat olmak, kişisel algılamamak, iletişim kurmayı sevmek falan önemli.
GARDAŞ diyor sana, o arada ayman gerek, maç oynanıyor, futbol, canlı maç sitesini açıp skor bilgisini verebilirsen 5 sn içinde ne mutlu sana.
Bir kere çm de çalışıyorsan minimum 2 sene çalışman beklenir, öyle muhasebe, ika, idari işler, halkla ilişkiler gibi bölümlerde çalışmak istiyorsan yavaş gel.
Aklında olsun çm de çalışıyorsan bir nevi akvaryumdaki çöpçü balığı gibisinden ya da mesela sigorta satıcısı isen bu da zor, piramitin en altı, klanın en ezilen, en stresli çalışanları. Paraya ihtiyacı olması önemi, fazla sivrilmesin, öyle genel müdürlük pozisyonlarına geçmek istemesin, deneyimi olmasın gözü açılmasın, bankada ise şubeye falan geçmesin.
neden?
Kullanıcı/müşteri olarak sen arıyorsan buna inbound denir.
Eğer onlar arıyorsa ve satış yapıyor ise outbound'dır.

Agent, mt, yetkili nedersek diyelim. Bu insancıklar seslerini iyi kullanır, sorun çözücüdür, günde 300 çağrı karşılar, takım liderinin onu at gibi görmesine baskısına katlanır, karşıda deli danalar gibi böğüren müşteriye evet efendim sepet efendim der.
Yetişkin içerikli sitelere giremiyordur mesela( bak negzel dedim öyle konulu film falan onlardan bahsediyorum) kızcağız kızarır bozarır:/
O satar, o cevap verir, satranç tahtasındaki piyon, rezillik ayakkabısındaki çakıl, geceleri esen terör, savaşa ilk önce gönderilen bitli piyade falandır. Mucizeler yaratır, teknik sıkıntı giderir, kredi kartın hakkında bilgi verir, atm de soru yaşadığında 25 dakikada ulaşırsın. Mute'a alır, sana ağzına geleni söyler, normale döner hemen yardımcı olacağım der, İdo biletini Karadeniz şivesi ile satar mesela. O gereklidir, o işini iyi yaparsa kolay kolay terfi almaz, almaması için bekletilir, zira belki onu kadar iyisi henüz yetişmedi veya yeni mülakatlarda gelmedi, o burada daha iyi, şubeye gitmesin, burada posasını çıkaralım, öğütelim, vampir gibi sömürelim. Farenjit olsun, doktora gitsin, doktor kazansın, ilaç alsın ilaç endüstrisi kazansın, satış yapsın firma kazansın, 2 konser bileti verelim vardiyada kalsın gece çalışsın. Çok zorlarsak psikologa gitsin sektörü geribeslesin. Bu döngü devam etsin, çok zorlanırsa terfi verelim, ama yine 6 gün çalışsın. Başka bir yere giderse de hay allah aslında kendi iyiydi de çevresi kötü olsun.
Sonra gitsin işte o da müşteri olarak seni arasın, ya kimi kandırıyorsunuz ben de eski çmciyim desin, Türkçe yabancı dilin mi desin, sen benim kim olduğumu biliyor musun desin.

Milletçe çıldıralım lan, ohhhhhhhh.

Bu yazıyı yazarken İlhami GENCER dinliyorum, iyi ki var, iyi ki o şarkıları yapmış.

Cumartesi çalışmak üzerine

Adaylarımı Motive eden unsurlar;

Nişanlım
Gözlerim
Müzik
Uyumak

Tarkan mülakata geldi bi'gün...

Cumartesi çalıştırıyorlar o zaman, hani şu Pc yok telefon yok şirketi vardı ya en büyük teknoloji şirketlerinden biri, Cumartesi çalışıldığını  çalıştığını söylemeyip ilkhafta 7'ye kadar mülakat yaptırmışlardı ya, hah orası işte.(Cumartesi derken insan kaynakları Cumartesi çalışır mı yeaaaa isyanıdır bu)

İşe başladığım ilk hafta 3. Günün şafağında kahvaltıya indik yemekhaneye, asistan grubu var egcekütiv çörç şirketi bordrosunda bu kızlar gece 11'e kadar kalıyorlarmış mesaiye( tabisi bunları sonradan öğrenecektim ben). Aslında servis bilgisini ve evrak bilgisini verdiği akşam 20:30 da aradıklarında minicik bi' kıllanmıştım...
Neyse yımıyta yiyordum, konuşuyorlar falan kendi aralarında bir ara bir tanesi "coco mülakat formunda aday hakkında görüşler kısmında "s" patlaması yazıyorsun, çok yazıyorsun, bütün adaylar mı böyle?"dedi. Bismillah, sabah sabah ne güzel soru, dün tüm gün boyunca 27 mülakat tamamlanmış, soruya bak, verimliliğe gel. Gerçi bu başka bir hikayenin konusu.
Bu noktada açıklamak gereken konu aslında benim kulaklarımın çok iyi duyması ve hassaslığı ama sabah sabah uğraşamayacağım bununla zira şoktayım 3 gündür sabah 8:30 akşam 7: 30 görüşmedeyim. "Evet üst üste geliyor sanırım, aradığınız adaylar peltek konuşuyor" dedim, aradan bir 5 dakika geçti " ctesi için Coco'nun aramaları da var falan, tamamladık" gibi bir şey duydum, "pardon" dedim ne mülakatı? Zira haftasonu abant' ta olacağız, plan yapıldı Kutlu ile gideceğiz. Ee
Cırladı bir tanesi, "e bizde dün gece 9'a kadar arama yaptık,", e banane bundan, gerizekalıya bakınız. Önce çok güldüm sonra hemen polisi aradım, yetişin asistan öldürüyorlar diye.
İşin aslı şu, çağdaş'ın ekibinden yetkili bir abla, aramaları, mülakatları, mesai bilgisini o paylaşıyormuş asistanlarla benimle paylaşmamış, bu arada paylaşmadığı bir şey daha var bana iş teklifi yaparken CUMARTESİ ve PAZAR günleri de yoğunluğa göre çalışıldığı ama çalışan sadece outsource ekip olacak. Soruyorlar haberin yok muydu, planın mı vardı? Evet canım vardı. Toplantıda oldukları için yetkili ablalarda konuşamadım ama ben yokken çıtlatmışlar, aradı beni yetkili abla. "Coco, kızlar bişi dedi, aslında şöyle bu hafta sana mülakat almayacaktık, kızlar yanlış anlamış, 1 danışmana görüşme set edeceklerine 2 danışmana görüşme set etmişler, ben şimdi bunu iptal ettireyim ama biz ctesileri çalışıyoruz bazen de pazar, ama ben sana bunu söylemiştim!!!" Yalan!!!!!! Yalan söylüyorsun!!!!! İnsan yanlışlıkla 2 kişiye mülakat alır mı ya!??
Soruyorum sana okuyucu, hangi idiotta haftasonu çalışmayı sevmez, tercih etmez, prensip olarak mesaiden hoşlanmaz iken hatta mesai ücreti almayacağını bile bile böyle bir konuda iş teklifine ok der?? Eminim, bahsetmemişlerdi, hatta çağdaş telefonda pozisyondan bahsederken not almıştım, onu kontrol ettim eve gelince yok, nayn! No Cumartesi.
Yetkili abla çemkirdikten sonra ona bak 1 ay için konuştuk ve ne sen ne de çağdaş bu konudan bahsetmediniz, öyle olsa ben size en baştan istemiyorum derdim, ben ctesileri prensip olarak çalışmıyorum( zira sürekli eğitimdeyken yılmıştım haftasonu çalışmaktan). O çemkirdi, ben de çemkirdim, zaten sinirden yüzüm allam bulmak bir şekil aldı, yetmezmiş gibi yanıma gelmiyor telefonda çemkiriyor!!ben ona göre bir yön alayım diyor, al diyorum zaten bir ay olacak.
Motivasyon yerlerde/No self motivation, pes etme hacıııı dedim sen porofesyonelsin, geçecek kaldı 25 gün diye telkinde bulundum.
O haftasonunu o gerizekalı yerde geçirdim, müzik yayını vardı sürekli sabah güvenlikten geçerken mika big girls U r beautiful çalıyordu, neşem yerine geldi, kilolu olunca yapılacak çakallıklar vardır mesela xrayden geçmezsin, hamile taklidi yapabilirsin, o gün sadece onu yapmadım, gerizekalı asistanın bütün "s" patlaması olan adaylar sana mı denk geliyor sorusunun karşılığı olarak 12 adayı ne yazık ki içim kan ağlayarak telaffuz sorunu nedeni ile pozisyon içn değerlendiremedim, öğle yemeği için asansörler yukarı çıkarken arkamdan yetişmeye çalışanlara "ay ay aya tüh" diyerek asansör kapısını açmaya çalışıyor gibi yaparak kapama düğmesine bastım, üşenmedim mülakat formundaki hataları buldum, mülakat odasındaki dolabı temizledim, balon falan vardı ne alaka ise. Buradaki sorunun telefon mülakatlarının Hızlı yapılıp bazı sorunların gözden kaçması. Ekip lideri tanrıcıklar hata affetmiyor, her an şutlanmak mümkün.
Takvime bakıyorum 3' e kadar görüşme, servis 5'te kalkıyor, planlamaya gel gerçek servise bindiğimde de şehrin öteki yakasına götürmeye çalışıyor, tanrım öldüm de Araf'ta falan mıyım, kabir azabı dedikleri şey bu mu acaba?

Cv'ye bakıyorum, yaşasın deneyimli bir aday gelecekmiş, resepsiyon haber veriyor, adayı almaya gidiyorum, o da nesi? Tarkan gelmiş lan, gözler lens ama tavır birebir kopyalanmış. Kafasının üzerinde 15 cm lik bir saç uzantısı var uzay boşluğuna doğru gidiyor, jölekafa bir nevi, üniversite de adil isimli bir arkadaşım vardı, şampuan, jöle ve sprey ile saçlarını kazık gibi yapabiliyordu, işte tarkan da öyle, uzun bir ceket giymiş, siyah gömlek siyah pantolon, 6 ayda yönetici olmayı planlıyor, başvurduğu pozisyon çam Agent denilen pozisyon, farkındalık yerlerde... "Kadınlarla ayrı erkeklerle ayrı tonda konuşuyorum, öyle olması gerektiğine de inanıyorum" derken bir yandan göz süzüyor, aha diyorum şimdi elindeki kumu savunarak kuzukuzukuzukuzukzuzu diyerek ziller eşliğinde dans etmeye başlayacağız diyorum. Dudağını falan ısırıyor owww yeaaaaa.
Vur! Vur bu akılsız başı duvarlara taşlara vur sevabına diyorum içimden zira yaşadığım şaşkınlığı başka şarkı anlatmaz;)
Neyse Tarkan'ın İngilizce kursu da devam ediyor, vardiyalı olarak çalışamayacak, unut unut unut beni hüznüm yaralar seni dayanamazsın şarkısı ile veda ediyorum kendisine.

Bir başka aday kurumsal oluşunu firmanın, güvenliğe bakarak anladığını söylüyor, güvenlik xrayden geçirmiş ve kimlik sormuş( ya benim geçen yıl güvenlikten silahla geçen adayım car sen ne diyorsun)
Ondan sonra gelen arkadaki duvarda şirket ile ilgili bilgileri okuyor bana,
Bir diğeri ikada kariyer yapmak istiyor ama başvurmuş çm için,
Bir diğeri hastaneci( evet hastane yapıp satıyor) idari kadro istiyor,
Bir diğeri müşteri bana bağırırsa ben de ona bağırırım ağzını yüzünü kırarım hacı diyor,
Bir diğeri derinlere dalıyor, omzumdan arkaya uzaklara bakarak cevap vermiyor sorularıma,
Bir diğeri drakula kılıklı, aha diyorum birazdan ısıracak Atilla,

Katliam yaptım o günlerde,
Hiçbir adayım olumlu değil,
İçim ağlayarak olumsuz olarak işaretledim kutucukları, asistanlar bana uyuz olmuş mudur?
Oh lord, beni affet
İnsanlar Cumartesi sıcak yataklarından kalkıp çalıştırılmamalı, evet

Odam o kadar soğuk ki adaylar montlarını çıkarmıyor,
Morg gibi ölsem kokmadan ya da çürümeden sonsuza kadar yaşarım orada.

Life sucks, get a helmet

Derken çağrı merkezlerine bok atmadığımı söylemek isterim. Aç oku bi zahmet ekşiden, forumlardan, bloglardan, mesleki deformasyon denen bir gerçek var yaneeee, ağzımı burnumu yaya yaya konuşuyorum, big pikçırı görün pilis.

22 Mart 2013 Cuma

Etiket

İsmini vermek istemeyen bir uzmana sorduk(m): bu tekstil ürünü etiketleri niye eşek kadar?
Uzman:( kendisi lcw'de çok yetkili bir abla/ teyze demiyorum teyze miyim ben yeaaa diyebilir)

Olay şuymuş efendim, kullanıcı (ortalama ürün kullanıcısı iq sıralamasında tost makinesinin altında yer alıyor) kullanma talimatına uymayıp ürünün ağzını burnunu dağıttığı için, bu çoklu etiket grubunu hazırlıyorlarmış ki, ürün iade edilip fabrikaya gönderilmesin. O kadar para veriyorum lan!!!!!

Yani diyor ki, ey embesil kullanıcı, oku, okmuyorsanız annene ver, annene vermiyorsan cırcır ol vırvırik ol.

Ama bu demek değil ki senin ensen kaşınmasın, etiket senin böğrünü ısırmasın.

Ha birde elmaların üzerinde oluyor domateste aşılı falan yazıyor Allah seni davul etsin üretici sen de cırcır ol, enough bu kadar kimyasal.

Evet maymundan gelmiş olabilitemiz yüksek( olabilite bkz: plaza dili ve edebiyatı/ No volatilite)

21 Mart 2013 Perşembe

Gerçek dostlar kromozom sayısı saymaz

Bugün dünya down sendromu günü,

Böyle özel günlerde ortaya çıkan sempatikliklerimiz vardır bizim,

İkiyüzlülüklerimiz,

Engelli çalışanlara kurduğumuzu sandığımız empatilerimiz, ancak konuşmayız onlarla, gözlerimizi kaçırırız, yaptığı hatalarla dalga geçenleri tanıyorum.

Başkası adına utanç duymak ne acıdır.

Zordur bir down sendromu çocuğun 1. Derece akrabası olmak,
Hayata monte edilmelerini sağlamak için ekstra çaba göstermek, örümcek kafalarla ve önyargılarla uğraşmak. Bak, yazıya başladığımdan bu yana hiç olumlu bir ifade çıkamadı.

Williams sendromu yaşayan çocuklar gibi iletişimi sever, sempatik olurlar ama bazıları gelişime daha açık iken bazıları değildir. Görünüş olarak benzer özellikleri ayırdedicidir, 1 kromozom nelere Kadir? Lisede fen matematik bölümünde okuyanlar bilir biyoloji dersinden, o bezelye çaprazlamalarından xylerin bu hale gelişi teoriden pratiğe döndüğünden yıllar öncesi Perşembe öğleden sonrasını hortlatır, xxy klinefelter, turner, down diye sıralanır...

Benim de hayatımda bir down sendromu olan harika bir insan var, ailenin yaşadığı zorlukları anlatmak oldukça zor, yeme becerileri çok geç gelişebiliyor, sadece sıvı beslenme, akranları koşup oynarken küçük insanın koltukta dik duramaması, dik dik bakan insanlar, hoşgörüsüzlük anlatmakta bitmez.

Yılın bu döneminde geleneksel down cafe haberleri çıkar, bir iki fotoğraf paylaşılır.

Şekilci bir pislik olan bu sığ insanların hepsini selamlarken, sevgili Batuhan'ın 21 mart down sendromu gününü kutluyorum. Önümüzdeki hafta görüşmek üzere batu'cum. hayır batu fotoğraftaki yakışıklı beyefendi değil).

Mülakat saçmalatmaca

Çaymiçtiğimden değil ama günün mülakatı;

Soru: kişisel olarak beğendiğiniz yönleriniz minvalinde bir şey,

Cevap: gözlerim

Pes et! me! hacıııııııııııııı



Sen bu işi yapabilirsin hacıııııı(self-motivated durumları)

mahsun kırmızıgül'ün newyork'ta 5 minare filmindeki kafa yana eğik sayko bir halde acayip bir ses tonu ile kendime gaz veriyorum ama benim ki daha çok Oğuzhan koç'un gribus belgeselindeki mahsun taklidi şeklinde videoda 7. Dk da başlıyor pes etme hacııııııı pes et meeeeee

ACI YOK ROCKY

Mutsuz kalktım sabah, bok gibiyim, gece çok içtik
Sürekli söylendim uzun süredir böyle şikayetçi olmamış kafa şişirmemiştim
Coco dedim, gerizekalı, sen ne kadar büyük konuştun ne kadar saçmaladın ki karma kıçına tekmeyi bastı.
O zamanlar sadece çağrı merkezi olan bir yeri merak ediyorum, diyorum bundan sonraki 10 yıl bilemedin 20 yıl çm yükselişte, olursa bak, olmadı perakende falan takılırsın.

İşsizim yine bir gün, takılıyorum, bir danışmanlık firmasındaki ekip arkadaşım cehennemin dibi bir yerde bir holding ik sı için yönlendirdi beni, 49 dakika bekleyip 11 dk mülakat yapıp çıktım o gün mülakata katılmadan önce evde tıngır mıngır hazırlanırken Çağdaş aradı. Çağdaş, ben ve Fatoş aynı danışmanlık şirketinde çalıştık, danışmanlıkta çalışınca böyle fraterny kız kardeşliği gibi bir şey oluyor, destek oluyorsun, arka çıkıyorsun, bir bağ oluşuyor.
Çağdaş acil bir projem var dedi, ekip arkadaşlarından biri doğum yapmış, çm'de alım yoğun ilan çıkmadan hemen seninle bu işi bitirelim dedi," ok konuşalım" dedikten sonra ertesi gün için görüşme set edildi ama ekipten bir uzman ile görüştüm. İşin yoğun olması ve sadece işe alım yapıldığı bilgisi paylaşıldı, "günde kaç görüşme yapıyorsun sen bakiim??"diye sordular, toplu işe alım adı üzerinde veriyorsun topu:s

21. YY Modern Kölelik

Böyle saçma sapan bir şey olabilir mi bir ikacı kendini motive etmek zorunda kalabilir mi? Yani gerek var mı? O güne kadar hiç mülakata girerken sen bu işi yapabilirsin, senin için çocuk oyuncağı dememiştim.
Hacıııııı, sen bu işin pirilerisin yani.

Her sabah rüya bu ben aslında işe falan gitmiyorum ki diyorum, ben evdeyim yeaa, yatıcam. Sonra giriş kartını görüyorum, 3 gün boyunca çıkmasını beklediğim.3. Günün şafağında ek binaya gittiğimde isyan ettim artık "pokemon muyum lan ben niye her gün ehliyetimi verip çokomel alıyorum" diye, fotoğrafımı çekip verdiler kartı...

Masa yok, Pc yok, masa olmadığı için masa telefonu yok aslında gerekte yok.
Besiye çekilen piliç gibi kesintisiz 11 saat görüşme yapıyorum kafam döndü ilk günden mesaiye kalmak nedir hacı( mübarek mi deseydim acaba? Ondan sonrada maklube yerdik). İşte mesaiden nefret ettiğim dönemler bu olaya denk gelir, yıllar sonra gideceğim bir görüşmede mesai dendiği anda geçmişe yolculuk yapıp o günleri hatırlayacak ve fabrika ayarlarına geri dönecektim.

Ne yazık ki böyle bir dünya var, oryantasyon hak getire, outsource personel ise mesaiye kalsın, taksi fişleri ödenmesin 1 görüşme için 20:30 a kadar beklesin servisi. Hatta Cumartesi ve pazar günleri gelsin, şehirdışı organizasyona gitsin ara vermeden haftaiçi de çalışsın ve mesai ücreti de ödemeyelim çünkü sözleşmeyi hazırlarken zaten net ücreti yazmış ve eklemiştik mesai ücreti ödenmeyeceğini peşinen kabul eder ve işverenin verdiği her işi yapar( he mesela gerizekalıdır, işi recruitment iken personel dosyalarına yardım eder, aday daveti gerçekleştirir asistan gibi bu arada inhouselar trendyol'dan alışveriş yapıp, yatırım işlemi yapsın, çocuğu varsa çocukla ilgili şeylere yoğunlaşsın. Bazen 68 açığı olmasına rağmen aday daveti yapmaya devam ederken bir yandan test sürecini de yürütsün yetmiyormuş gibi kendi 10 bölgesi için cv search yapsın olmadı yemeğe gitmesin ve hatta mesaiye kalsın çünkü inhouselar kendi aralarında çocuklarının osurup sıçtığını, baba dedi, anne dedi salyası aktı emirin yok kustusunu rahat rahat anlatabilsin. Bir diğer süslü 8547. bilind date başarısızlığını anlatsın, direktörün de geçerken gözlerini kısarak samimiyetsiz bir bakış atsın).
Çağdaş'ı işe başladıktan sonra bir daha görmedim, 1 ay için konuştuk ama sözleşme belirsiz süreli ve gayet vampir bir üslup ile hazırlanmış.
İlk gün 19:30'da, 2. Gün 20:30'da ve 3. Gün 18:30 da çıktım mesai denen şey 17:30 da bitiyor.

SERVİS

Servis ile ilgili 8 ayrı numarayı aradıktan sonra 9. da şöförün adına ulaşabildim, 22. Aramada cevap verdi Şaban bey hazretleri. İlk 3 gün zaten normal saatte çıkamadığım için onunla dönmedim, 4. Günün akşamı nasıl olduysa 17:30'da çıktım ve bindim servise, ana caddeye çıkıp ilerledi, aralara doğru, ışıklar geçtik, sinemayı geçtik, baya bir uzaklaşmaya başladık hem şirketten hem evde 1,8 km ev ile şirket ama yürüme yolu biraz saçma o nedenle servisi kullanıyorum. Derken biz baya baya uzaklaşınca "Şaban giderek uzaklaşıyoruz hangi noktada beni eve bırakacaksınız?" diye sordum.
Slow motion kafayı döndürdü ve " aaaa coco hanım, biz akşamları sizin oradan gitmiyoruz yeaaaa"dedi. Ağız burun daldım, yok yok, allie mcbeal sahneleri gibi kafamda oldu bu, yok efendim bugün acil başka bir servis alması gerekiyormuş, dönemezmiş, hakkımı helal edeyimmiş.

PES EtMe HACI

Lan!!!!! Sabah bindiğin servis nasıl oluyor da akşam gitmiyor, ay bayılazaaammm.

Ülkenin en büyüklerinden biri/ sirk değil bu sefer roma sömürgesi ya da ingiliz sömürgesi gibi düşün spartacus olasım hatta gandhi olup tuz ayaklanması çay şeker ayaklanması çıkarasım var kendi bünyemde/verimlilik diye kafayı yemiş, yöneticiler küçük tanrıcıklar, ama gel gör ki mülakat formunda 13 hata var, Türkçe yabancı dilleri.
Girişinde foseptik kokusu mülakat odalarında...
Şükür bir mülakat odam var, hangi pozisyon kime bağlı 2. Gün sonunda sora sora öğreniyorum, telefon numaralarını bir kağıda yazıyorum çünkü güvenlik pek yardımcı olamıyor. E bir bilgisayarım da olmadığına göre ortak alana ulaşamıyorum ya da mailden bulayım??
Odada bir sebil ve istemediğim kadar çay var, fak U ben çay içmiyorum.

Üvey kardeşlerimiz ekip liderleri küçük tanrıcıklar lakin tanrı parçacığı gibi davranırlar, egolar şişik. Agentlar daha şuursuz, grade'e bakmaksızın gm'direkt mail atıyor, bir paçozluk akıyor ki sorma.

1 aylık başladım, duyan herkes "oooo o en az 6 ay uzar seni şu bölgeye de gönderirler", ben 1,5 yıldır buaradayım"falan diyor, ben geriye saymaya başlamıştım halbuki 23, 18,7...

Cici insanlar tabisi, kişilikleri için bi'şey demiyorum bu işi hobi olarak yine yapsınlar:) ama benden bu kadar hacı!!!
Pes etmedim, yıllar sonra bu çalıştığım projede ilk gün işi bırakıp giden, kocaya kaçan adaylarım olacaktı(personel) aklıma lan ben ilk hafta gitmesem nolur falan diyordum, bırakayım lan, hırsımdan ağladım eve gidince 2. Akşam, taksiden inerken ikizime rastladım. Rusya'daydı uzun süredir, görüşmemiştik,
Telefonda da söylememiştim, önemli bir haber değildi, tebrik etti, sinirimi ondan çıkartmayı istiyordum açıkçası:) o beni tebrik etti ben bana ne hediye getirdiğini sordum, 1 ay dedim önemsiz, bende gitmiştim oraya dedi komik bir yer. Çift yumurta ikiziyiz, erkekler daha rahat, tabi sonra farkedecektim bu kadar sinir normal değil regl dönemiymiş hacı, pes etme! Komik bir yer tabi bir kara komedi, grotesk bir öykü, birazdan boynuzlarım ve kuyruğum çıkacak sonrasında ayaklarım at toynağına dönüşecek, evet.

Alkışlar eşliğinde ışığa doğru yürüdüm,
O proje bitti, tiyatrocu selamı vererek bitirdim projeyi. Kendime şahane bir çikolata aldım üzerine de pasta ve Türk kahvesi söyledim,ertesi sabah Boğaz'da yürüyüşe çıktım, çengelköy'de börek yedim.
Ve bir daha kendimi motive etmek zorunda kalmadım, satışçı mıyım ben ya? Ne işim var sabahları ayna karşısında yapabilirsin diyen amerikanvari hareketler, ben tavuskuşu bile değilim...
İlk gün deneyimi 10 üzerinden -7, ne prosedür oku ne bişi, kaos heryerde, robota bağlamış insanlar neredeyse dalek'ler gibi yok etme üzerine bir yapı, ya da kağıt öğütte makinesi gibi.
Sonra şahane başka bir projeye doğru geçiş yaptım ama maceralarım tabisi de sona ermedi.




15 Mart 2013 Cuma

önyazı

hakan peker bir efsaneydi, efsaneydi senle beraber olmak eşliğinde geliyor bu ön yazımız,
ayrıca hakan peker bildiği yaşlanmış ama daha fit tabii...






*tesisat falan diyor, mario olmasın?

işe girerken tamamlanacak evrak listesi vol.2

şimdi evrak hazırlama günü maliyeti çıkarıyoruz, mini mini birler için bu hesap, ticari sicil kaydı falan istemeyen  sıradan bir pozisyon için. sabah kalkıyoruz şunları yapıyoruz;


  • fotoğraf= 8 adet 12 ytl
  • muhtarlık, bir bahçe kadar yakınsa yol ücreti ödemezsin, nüfus cüzdan sureti 5 ytl, ikametgah 5 ytl, ev adresin yanlışsa git mal müdürlüğüne söyle diyorlar,
  • sağlık raporu, bundan kelli işyeri hekimleri yapacak ama en yakın verem savaş kliniğinden 15 ytl küçük  filmli rapor, 25 tl eşek kadar filmli raporu alabilirsin, röntgenci teyze çok espritüel oluyor,
  • oradan adliyeye gidiyoruz, çat bir varıyorsun adliye taşınmışşşşşşş, bana haber vermediler karikatüründeki gibi kalıyorsun dımdızlak,
  • sonra adliyede dilekçe ücreti ödüyorsun 1 ytl, ben iki tane aldım outsourceum malum 6 ay içinde yeni iş bulacağım diye kesin eminim yani allahın kartal'ına bidaa gidemem,
  • sonra sıra numarası alıyorsun, sabıka kaydın veriliyor, uzatıyorum 100 ytl almıyor veznedeki kız, meğer ücret alınmıyormuş bu işlemler için artık, (not: kızı bir yerden tanıyorum görsel hafıza fil, bizim liseden bu kız, konuşuyoruz, gitmeden önce yeni adliye ile yorumlara bakmıştım, ergonomik değil falan demişlerdi, gerçekten çok saçma bir yapı, park yeri zemini eğimli, girişte lobide çirkin bir kalabalık, ayrıca çalışanlar da memnun değillermiş hem yeni organizasyon yapısı hem de havalandırma berbatmış, fak the sistım diyor iyi günler diliyorum kıza),
  • sonra kırtasiye buluyorum diploma fotokopisi, ehliyet fotokopisi(kan grubu nedeni ile hani yazıyor ya, sonra), nüfus cüzdanı fotokopisi, banka cüzdanı fotokopisi 2 ytl
  • askerlikle ilgili bir durum söz konusu değil, israilde de değilim o nedenle es geçiyorum, eh işte tamam gibi,
  • yol içinde sanırım toplu taşıma ile 30 falan harcıyorsun işte, istanbul kartın varsa o daha da az olur,
  • minimum 40-70 arası işte kaça olur hacı dersen 40 evraklar için kalanı da yol için.
*çalışma belgesi falan ayrı tutuldu

sonra evrak teslimine gidiyorsun, iyi bir personelci evrak teslimi için saat verir ve ona mutabık kalır, sen ofisine gittiğinde toplantıda olduğu için bi'kaç saat bekleyeceksiniz cevabını vermez asistan, böyle dingillik olmaz.
ayrıca iyi bir personelci süreli iş sözleşmesini belirsiz süreli olarak düzenlemez aday için, ayrıca iyi bir personelci sözleşmede imla hatası yapmaz hayır coco'yu düzgün kodlayamamasından bahsetmiyorum, ayrıca iyi bir personelcinin yerine evrakları getiren diğer yetkili abla öyle ağız burun eğmez, bekliceksiniz yöneticim toplantıda imzayı ne zaman alırız bilmiyorum deyince çok pis, lanet, habis bir yanım vardı o çıktı meydana, sen benim kim olduğumu biliyor musun densizliği değil, senin yabancı dilin türkçe galiba şuursuzluğu'ndan bahsediyorum. telefonda geleceğim saati bildirmiştim, "programım uygun değil acil, vakitlice, çok acil, karıkoca ok bir şekilde gitmem gerekiyor, daha kurtaracak adaylarım var" dedim.
power of iş aşkı






POROĞRAMIM UYGUN DEĞİL












o noktoda sözde kurumsal danışmanlık şirketi çalışanı kendini kaybediyor, önce imzalayıp uzattığım kağıdı almıyor, elimde öyle bekliyorum, bu arada sözleşmeyi bir oda ortamında paylaşmıyor, bildiğin lobide dosyaların sıralandığı duvara karşı dolaplar var ya orada imzalıyorum, rezilliğe gel egcekütiv çörchmüş, kıçımın executiveleri.. kolları birleştirdi, boyu benden kısa ama bana tepeden bakıyor, cüceliği kurumsal bulmadığımı söylemiş miydim? ağız, burun, mimikler,

 tanrım ağzının ortasına çarpacağım birazdan, imzalatamadığı sözleşmenin 2. nüshasını zarflardan birine koyup bana veriyor, posta ile gönderin diyorum, ödemeli yani, hani sizin cebinizden olmasın, gururlu, olmaz öyle diyor ama imzasız halini veriyor, tey allam.












neyse kişisel servetime servet katacak olan bu proje için tüm saçma prosesi tamamlıyorum, coco has left the building iken telefonum çalıyor..

outsource bir kuş, farklı evet







geçmiş tıp bayramınız kutlu olsun kardeş


bana bir halaybaşı verin dünyayı yerinden oynatayım




life is


14 Mart 2013 Perşembe

yaprak dökümü

eee herkes performans dönemini tamamlamadı, tüm şirketler öyle hızlı değil,millet primlerini aldı okeye dönüyor... fonda orhan gencebay: kaderimin oyunu

bi hacivat var bizde, offfff ne kıl, 2 isimli olanlardan, onu kullanma bunu kullan falan diyor, atbaşı kılıklı, üst düzey yönetici, teklif yapılırken de ipad'i ile geziyordu, işbaşı sonrası koridorda, tuvalette her yerde, yaz kış bronz, sonradan sonraya hacivat sakalı bırakmaya başladı.

DİREKTÖRÜN YENİ KANKASI
suratsız sevimsiz, sürekli direktörün odaya geliyor falan, o arada üst yönetim değişti buralar zaten çorba, toplantılar toplantılar ve ipad, sonra bilgi sızıntısı geldi bu yaz, meridiandan ev almış, allahım ik değil dedikodu kazanı hacivat hakkında ne geyikler dönüyor.

CUMAYA GEL
gel zaman git zaman sadece cumaları görünür oldu bizim katta, kravat takmıyor, müstakil işadamı kılığında takılıyor, yönetmenden aşağıdaki köle çalışanlara selam vermiyor, sorsan sümüğünü atmaz, sinsi-sahte bir gülümseme, kafa hep yukarıda. ve tabiisi de ipadim elimde, hani şu cadde kızlarrı bükük kol ile nasıl çanta taşır, bizimki de öyle.

şut ve gol

Mart ayının biliyoruz kış gitmiş gibi yapıyor ve geri geliyor, bak cıvıl cıvıl kuşlar ötüyor dalları basmış erikle kiraz derken, zort! winter is coming ağalar, adama odasında şut. hacivat has left the building.
bizim bir devrim vardı bir önceki yıl toplu katliamda rüzgar gibi geçip gitmişti kötü haberi alınca. hacivat öyle olmadı, yorumlar arasında şu vardı yalnız, ika meclisi toplandı dedikodu zamanı, "ya adam meridiandan da ev almıştı onu düşünürler en azından" diyo biri, oha yuh artık. mini mini birler giderken bişi yok ama öküzbaş alyon hacivat gidince yazık yeaaaa, bu ne biçim ikiyüzlülük.

bitti mi bitmedi

EVLİLİK YARDIMI

böyle bir kavram var biliyorsun, doğum yardımı, doğum izni gibi güzelliklerin yanında yeni evlenen çiftlere ne bileyim mesela 1 maaş 2 maaş gibi güzellikler yapılır. işte bir sirk düşünün sayın seyirciler. o maaşları alsın vermesin ve yerine bardak altlığı hediye etsin, hayır altın tozundan yapılmamış:)

SERVİS

idari işler önemli, hizmet sağlayıcısı, ıvır zıvır bir sürü iş, mesela otomatik araçları alıyor satış ekibinin altından şirket, manuel veriyor aslında bütçe ile ilgili bu konu zort diye idari işlere kalıyor.
ya da bir adayın başlayacak, servis ayarlanmasını istiyorsun ama cevap olarak servis yok, o nedenle birkaç kişiyi atmam lazım servisten diyor ve hooop outsourceları gönderiyor servisten.

outsourcelar bu sözüm size!!! sözleşmenize iyi bakın, servis maddesi ekli mi, sonra avcılardan İmes'e nasıl gidersin(örnektir, benim işyerim evime 12 dk yürüyerek, terasımdan gözüküyor:p)


ne diyor bir  çinli atasözü: öyle köte bülbül öte,

hacivat'a geri kalan hayatında bol şans derken, kelle götüren yılın bu mevsiminde hepinize sevgiler. şutlama olayına alışkın olan bünyelerin dışındakiler biliniz ki işten kovulmak travmatiktir, kayıpların ikinci büyüğüdür, o nedenle işsiz kalmış insanlarla konuşurken öküzlemesine dalmayınız.

burada yerlere kadar eğilip selam verdiğim kısımlar var.




işe girerken tamamlanacak evrak listesi

bugün iş teklifi alanlar için geliyor bu yazı, acil hemen, ivedilikle, vakitlice evrak listesini tamamlamanız istenebilir.


  • resim-resim değil o fotoğraf bi'kere, mail size bu şekilde gelirse, ki ben mail atıldığını düşünerek yazıyorum bu yazıyı, 3 ya da 6 fotoğraf isteyebilirler, neye göre kime göre bilmiyorum,
  • diploma fotokopisi bazıları için bu yeterken bazıları noter'den tasdik ister amman dikkat, aheste
  • ikemetgah belgesi(ek olarak da fotokopisi) oldu suyundan da koy, fotokopisini ne yapacak hiç bilmiyorum, MUHTARLIKTAN ALIYORSUN  biliyorsun değil mi?
  • Nüfus Cüzdanı Sureti, MUHTARLIKTAN ALIYORSUN anlıyorsun değil mi?
  • Nüfus Cüzdanı fotokopisi(3-5 tane ortaya karışık)
  • Erkek adaylar için askerlikle ilişiğinin olmadığını gösteren belge, 
  • Varsa çocuk nüfus cüzdanı fotokopisi,
  • Kediler ve Köpekler için ayrı bir doküman talep edilmiyor,
  • Daha önce bir yerde sigortalı çalıştıysan hizmet belgesi(offfff sıkılmaya başladım),
  • ssk numarası sgk.gov.tr'den çıktı al denebilir,
  • mernis no, hani mağarada falansındır da Nüfus Cüzdanı'n değişmemiştir, tc kimlik no'su yazmıyordur,
  • Akciğer filmi ya da sağlık raporu, pozisyonun saykoluğuna bağlı olarak değişir; madende olmasına ya da aşçı ya da çm'de çalışmana göre odyometrik test..
  • kan grubu belgesi, yoksa ehliyet fotokopisi götür burnuna sok bordrodaki huysuzun,
  • banka hesap numerosu,
  • en sonuncusu candır; sabıka kaydı, adliye'den alıyorsun, ama dikkat et biliyorsun iki yakaya kocaman adalet sarayları yapıldı, adliyeler taşındı, bak bakalım senin bağlı olduğun adliye de gitmiş mi saraya.
bütün bunları hazırlarken canın çıkacak, yorulacaksın, o nedenle değecek bir yere git:)
kolay gelsin panpalar,

hadi öperler.


Asansörde Neler Oluyor

böyle kalabalık bir durum, bir haller, öpüşenler, akraba olanlar.
kahvesi ile binip üzerime dökecek şimdi diye paranoya yapmamı sağlayanlar, sigara molası dönüşü kül tablası gibi kokan tipler, fak, müzikli asansörler, ay benim bir kuzenim vardı yazık küçükken kucaktan falan düşmüş olabilir, ev arıyordu bunlar, asansörde müzik yayını var diye annesine yalvarıyordu, "anne nooolur bu evi alalım" aslında kayserililer böyle şeylere önem de vermez:p

en sevdiğim garsonumuz ile bindiğimiz asansör, yönetim katındayız biz, ne şahane oluyor bilemezsin, füme sandviçler, pelitten mini pastalar, geçen gün bize mısır patlattı mikrodalga yaaaa, valla çok şanslıyız:)

ya da pantolonunda tombala çeken genel müdür yardımcısı ile karşılarsın bak bu tiksinç oluyor,


10 Mart 2013 Pazar

Olmaz olsun öyle sevgili/ halk/ futbol

Twitter'da gördüm, araklamasyon, i hate futbol ve i know offside!!

Fazıl Oral

Geç kalmış bir yazı benimkisi,

Kendisini biraz geç tanıdım, ik Zirvesi'nde de en ilgi çeken konuşmacılardan biri idi.





Öğleden sonra ana oturumdaydı, "yetenekliyi bulduk ama performans nasıl artacak?" sorunu ve dahası üzerine konuştu.

Hafif kır saçlar, kirli sakal, suit up bir vaziyette çıktı sahneye, bir karizması var ve bunu çok iyi kullanıyor, tatlı sert, enerjisi etki altına alıyor.

Salonda çıt çıkmıyor, herkes pür dikkat dinliyor, 20 dakika yetmiyor, ben önce ne iş yeaa diyorum yeni dönem yükselen kuyum şirketi CEO'su gibi bir önyargı var kafamda, konuştukça kafamdaki içses de cevap veriyor.
Harvard bütçesi yaklaşık 30 milyar dolar ile başlıyor MEB in bütçesi 20 milyar,
Yeteneğin açığa çıktığı yer aile, oradan eğitim konusuna bağlamasyon,
Doğudan bahsediyor, lise mezunu kadın oranı,
Sonra 3 çocuk meselesi,
Paralı kölelik ve kapitalizme geçiş,
Yılda iki gün ik zirvesi kalan 363 gün goygoy:)))
Sincap ile kurbağa metaforu ile döverseniz kurbağa da ağaca çıkar diyerek eğitim taşlaması ile devam ediyor,
Sağlı sollu geliyor acı gerçekler( burada İbrahim Tatlıses ya da Hayri Şahin eşliğinde:)
"Söylemeyen söylenen" "küfür ile şükür arasında yaşayan" bir kültür,
Doğruları icat ediyoruz, gerçekleri keşfediyoruz" diyor bir kreşendo oluyor ve artık ben bende değilim, mutluluktan ölebilirim;)
Narsizm salgını, bu hiç değil örneği ile geliyor,
İtalya' da espresso ile TÜRKİYE'de Türk kahvesi ile aynı sorunları konuşuyoruz diyor ve her şirkette aynı klişe karşımıza çıkıyor diyor "bizim şirket başka",
Öğrenme merakı olanları işe alın diyor, içimin yağları eriyor,
Adam an itibariyle gözümde yaşayan efsane beyler,
Sokrates diyor (içsesim başlıyor "luther" diyor kız ,"machiavelli" "şampiyon biziz "diyor ali "attığımız gollerden belli".),
Sonra o 20 dakikacık sona eriyor,
Alkış tufan kıyamet...

14 Şubat'ta haliç salonuna odaklanıyorum. O da muhteşem tabii eski ekip arkadaşlarım Nazlı kız ve Sedef ile izliyoruz kendisini.
Haftasonu web sitesini inceliyorum, uhm, hım, diye okuyup testi dolduruyorum.
Sayfa açık kalmış Pamir geliyor o sırada, bakıyor ekrana bu heriften eğitim mi aldın diyor, herif değil beyefendi hazretleri diyorum, zirvede konuşmacıydı diyorum. Pamir sevgilim bu arada, neyse kendisi de müzakere teknikleri eğitimi almış, beğenisini nev-i şahsına münhasır bir şekilde anlatıyor. TSK'dan nasıl ayrıldığını anlattı mı diye soruyor, hatırlamıyorum öyle bir şey diyorum ve konuşmaya devam ediyoruz...

Sonuç olarak tekrar karşılaşmak istiyorum, dinlemek istiyorum falan.

Karşı karşıya oturalım, ben bir şey söyleyeyim terslesin, yok yeaa desin, fikrimi çürütsün istiyorum. Zırt pırt eğitim alayım falan istiyorum, beyin cerrahisi hakkında konuşalım oradan gülümsemeye ve mutluluğa geçelim, sonra şirket dedikoduları falan yapalım istiyorum :) çok şey mi istiyorum,
Tamam hedefleri standartlaştırıp yanlış yönde kuantum sıçraması yapıp 2014 te provokasyon adına zirvede tekrar dinleyeyim kendisini bu nasıl?

Ht insan kaynakları ekinde bugün sui generis başlıklı yazısını okuyun derim.

























9 Mart 2013 Cumartesi

Aranızda kaç kişi şair?

Ah tony buzan, o soruyu soralı tam 23 gün oldu

Go Mongo

Severim ben değişik yemekleri, salyangoz olmasa da deniz böceklerini,

Severim serçeleri yumuşak olur pençeleri,

Tanduri, pilav, tikka, mangolu sufle ve tabisi de en sevdiğim şu ortadaki tezgahdan istediğimi seçip, sosla birleştirilen tek ziyaret, sınırsız ziyaret olayı.

Hanımlar!!!Moğol mutfağı ayağınıza geldi. D-ream bünyesinde artık/ bayağı oldu yani.

Gurmeyim, sonradan gurmeyim, görmeyim demeyeceğim. Bir hobbit kadar yemekperverimdir. Ağzımın tadını bilirim, hassas bir burnum, ağzım ve kulağım vardır. İyi yemek yemeye bayılırım, yaşin'den hoşlanmam milor zevkime hitap eder. Ayrıca yemeklerin festival şeklinde kalabalık olanlarına bayılırım...

Neyse buradaki bağımlılığım yemeğin içinde kaju, çekirdek, Hindistan cevizi, tarçın, tatlı ekşi sos kullanıp, burnuma kadar doymam ile açıklanabilir.

Oldukça sık giderim buraya ki mayor'u denilebilir:)

Herşey iyi ve güzeldi, ta ki geçen gün ilk kez yemeğimde kıl çıkana kadar. Servis süper hızlı, çekik gözlü aşçı ilgileniyor falan derken tam da sonlara doğru telefonum çaldı, Bursa'dan çok yakın bir arkadaşım aradı güncel konulardan konuşup bir yandan karidesleri hüpletiyordum ki süpersonik gözlerim kılı farketti. Görmezlikten gelmek isterdim lakin olmazdı, çinli amcayı çağırdım dedim hacı benim saçlar uzun ama bak bu kol kılı na böyle, hemen tabağı aldılar, yok yeaaa dedim yenisini istemiyorum, daha önce başıma gelmedi falan, tatlı getirelim dediler zorla kızarmış dondurma yedim iyi mi, yeaa ben diyetteyim falan, garson ayrı özür diledi, Çinli ayrı, işletmeci gelip ayrı özür diledi. Kendimi kötü hissettim, hesabı almadılar, bari sodayı ödeseydim dedim, koy cebine burada hesap ödeyemezsin dediler.
Açık alandaki tezgaha birileri dolanırken etrafında düşmüş olabilir:/

Yine gider miyim? Gitmek istiyorum, yani seviyorum, bilemiyorum.


Zamane Kahvesi

O kadar yedik içtik şimdi biraz anlatayım...Zirve çıkışında...


Nişantaşı'nda ferah, içeriye girdiğin zaman bir rahatlık hissediyorsun, mekan seni kasmıyor sadece içerisi aşırı sıcak.

Yargıcı biliyorsun köşede onu arkana al, caddenin karşısında sol çaprazda kalıyor.

Fiyatlar şahane, mutlaka denenmesi gereken ürünü "cezvede kek", servisi şahane, keyifler gıcır.



8 Mart 2013 Cuma

Aday bana emmi dedi

Bahar temizliği,

Cemre asfalta düştüğüne göre temizlik hareketi başlayabilir

Fiskos çok multinational bir şirket 1 maaş olan evlilik yardımını kaldırıp yerine bardak altlıkları veriyormuş.

Kadınlar günü

İstanbul Modern'den şık hareket, koşun koşun

7 Mart 2013 Perşembe

Kadınlar günü

Şirketler ne yapmış bu sabah, şimdilik bana ulaşan birkaç uygulamayı ve sosyal içerikli mesajımı paylaşıyorum.

5 Mart 2013 Salı

Terfi/transfer

Wtf

Dikkat ikacı çıkabilir

İş bu yazı; Hayati Arpacı'nın sohbeti sonrasında çıktı.

İş çıkışı spora gidiyorum haftanın 3 günü, hayvani bir program yapıyorum, wrahhhh waheyyyy falan gibi böğürüyoruz, normal insan gibi değil antrenmanlar, hacivat nasıl soğuk, yanaklarım kırmızı, egzersizden dolayı midem bulanıyor.

Neyse servisteyken başka bir lokasyonun servisini kullanıyorum, Niyazi bey şöförümüz, her gün yoklama yapıyor. Değişik bir amca.

Neyse ofisten çok da Uzak değil aslında ama o soğukta yemiyor yürümek, işte geçen akşam bindim yine oturdum, lecarnitin zımbırtısı var onu içtim aslında o da saçma hiç gerek yok... arabaya 2 tip geldi şirketten birini bulmak için bayağı mesai harcamıştık.

Geçtiğimiz yıl bir anket formu hazırladık, üzerinde gülücükler var, ayrıca birkaç soru. İşte sektörden tanıdığı şirketler, mülakat deneyimi ile ilgili sorular, ıvır zıvır, sonradan onları grafiğe aktarıyorduk falan.
Genelde yeni şeyler yapmaya çalıştığımızda ya da yönetimin isteklerini şirkete aktardıktan sonra servis ya da tuvalet konuşmaları daha da renklenir. Herkesin en büyük konsörnü maaşlar, zam dönemi, performanslar, terfi mesajları, hediyeler.

İkadan haber almaya çalışırlar, çıkarım yaparlar, sonra koridor efem yayını başlasın.

Ceyda ile konuşuyorduk sonra telefonu çaldı. Ve sonra it'deki cengâverin sohbeti bayağı yüksek sesle konuştuğundan ve kulaklarım radar olduğundan duydum, "ya bi'de soruyor abi, yok sektörden bildiğiniz şirketler?" "Sanane gerizekalı, gülen suratlar, yok nereden tanııyormuşuz şirketi?" "Sen o gönderdiğin hediye yerine parasını verseydin bana" " bir de mail göndermişler"...

Derin bir nefes aldım, gözlüklerimi çıkardım, koltuğa koydum, araba seyir halindeydi, yani ışıklarda durmuştuk ama, ellerim gömleğime gitti ve düğmelerime asıldım, alttan süper ikacı kostümüm çıkacak, öyle hayal et " ne diyorsun sen gıbış!!!" Diyordum ki araba hareket etti, ben bir uçtum...demeye süperkahraman dilim varmıyor.
Şaka lan uçmadım, geçen havaalanında kayarak uçan da ben değildim;(

Neyse toparlandım ve hiçbir şey demedim, servisteyim hacı, spor yapacağım ben yeaaa, dönüp sakin bir şekilde neden yaptığımızı anlattım, bir sonraki ışıklarda ineceğim için gözlüğümü aldım, iyi akşamlar dedim, indim. O surattaki ifadeyi seviyorum, attan düşmüş sonra da eşekten düşmüş olan ifade.

Hani Vektör projenin uzamasını bana anlatırken büyük yöneticimizin haberi yok demişti ama ben sözleşme uzatma imzasına koridorda fotokopi çekerken şahit olmuştum ya, ona da söylemiştim, o ifade işte, hani arkamdan konuşulurken tam da üzerine gelme olaylarım uuuuuuu beybe:)

Eğitimde başıma geldi geçen yıl, ikadan olduğumu bilmeyen bir orta düzey yönetici işkembeden sallarken, sözü bittikten sonra herkesin içerisinde salon kadını kimliğimi bozmadan söylemiştim " bu sözleriniz bizi çok üzdü, keşke böyle düşünmüyor olsaydınız"

******içses: gerizekalı/ göt oldun lan!! Herkes sana bakıyor, yanaklarında oluşan allık grekoromen yüzünden değil!!! Luuuuusıırrrr)***** U fucking idiot

Ölçülü olun biraz yeaaaa

Tamam ıka ajan değil, saçma sapan bir getto ortamı yaratacak değiliz ama, demek ki anlatamıyoruz kendimizi...



Kitap önerisi

Evet sevgili Gülsün ne okuyayım diye sormuş, aslında richard hawkins diyecektim ama biraz beyin mıncıklaması olsun diye alper canıgüz tavsiye ettim:)

Tatlı rüyalar ile başlayın efenim,

Sonra oğullar ve rencide ruhlar,

Sonra gizliajans.

Zaten kitap beni al diye bağırıyor...

Öztürk Serengil bir hayal olmasındı? Babadan oğula geçen?


(Bkz: alper kamu) 5 yaşında almış yürümüş

çalışmıyorken

oradan buradan arakladığım bilgilere dayanarak söylüyorum  çalışan bünyenin başvuru yaptığı iş ilanı sayısı pazartesi ve salı günleri top yapıyore, sallamıyorum bilimsel veriler eşliğinde konuşuyorum burada!(kariyer.net ve secretcv'ye sorun inanmıyorsanız). sanılanın aksine insanlar hafta sonu sosyalleşir iş aramaz, bu sosyalleşme sonucunda karşısındakinin sosyal durumuna bakar, kıskanır, imrenir ve pzt. günü iş arar!! ve dolayısıyla yeni ilan veriyorken pazartesi ve salı gününe ön sayfaya rezervasyon yaptırmak nusret'te rezervasyon yaptırıp, dışarıda sıra beklemeye benzer.
zorlu bir süreç olabileceği gibi networkünüz sağlam ise zort diye de iş bulmanız mümkün sayın aday,
iş arama süreci, görüşmeler, pazarlık süreci, uzun evde aileye/sevgiliye/ebeveyne maruz kalmanın dışında oldukça güzeldir bence bir tatilmiş gibi bakalım, kötü yanlarını görmeyelim bugün.


gelelim işsizliğin güzel yanlarına;

  • haftaiçi istanbul'da gezmek, 
  • haftaiçi istanbul'da yürüyüş yapmak,
  • haftaiçi sanat galerisi/müze gezmek
  • pazara gitmek, meyve almak, 
  • erken kahvaltı yapmak zorunda olmamak(benim için söz konusu değil işsiz olsam bile 7'de uyanırım ben)
  • brunchlar,
  • haftaiçi çocuk zırıltısından uzak sinema seansları,
  • kahve keyfi, bak bu önemli, yanında çilek likörü falan,
  • ya da öğleden sonrası şarapları,
  • ya da ev dekorasyonu bahanesi ile avmlerde fellik fellik gezmek,
  • ata binmek harika,
  • orada burada check-in yapmak,
  • havaalanına sabah 6'da gitmek zorunda olmamak,
  • ve de tarihi yarımada turları, turistlere yardım etme, baharat alma,
  • kurukahveci mehmet efendi, peynir tatma seansları,
  • bebek'te 3-5 tur ve/veya istinye park
  • tiyatro!! evet gündüz tiyatroya gidebilmek,
  • saray manzarası, 
  • sahafları gezmek,
  • kusana kadar çizgifilm, doktor programı, sacit aslan, 2.sayfa gibi poroğramlar:) seyredip ay şekerim ne rezillik falan demek yoksa ben hep zen bir haldeyim, animoux belgeselleri falan,
  • öğlen yemeklerinde paul'e gitmek ama iş arasında değil, böyle servisin hayvani hızlı olduğu yerlere dönüyor öğleden sonraları,
  • çengelköy börekçisi ya da kadıköy salı pazarı,
  • martılara simit atmak,
  • gün ışığında kitap okumak, 
  • bahar temizliği, owww yürü be, yaz geliyor diye forma girmeye çalışmak mesela.
bu arada bugündegiysem, sen allahın bir lütfusun, bana her şey yakışır tarzı poroğramlardaki teyzeler için bu son lafım kezbansınız hepiniz. nasıl bir dejenerasyon, çirkeflik, çok beğendim detaylar harika, o yüzden 3(10 üzerinden-yemek programlarından bu yana çok şey değişmemiş) bu arada cengiz abazoğlu- öss'ye hazırlanan kardeşleri anlatım bozukluğu kategorisinde izletilmeli. bir de vahe kılıçarslan var ki o haftasonu bu başlıkta incelenemez.

o nedenle işinde en iyisi ol ki şanın yürüsün. herkese dilediği işi bulduğu bol güneşli günler dilerim.



3 Mart 2013 Pazar

1 Mart 2013 Cuma

Engelsiz Merkezi





Young Guru Academy organizasyonuna, 1 Mart 2013 Cuma günü 23:59'a kadar başvuru yapılabilir.



İlk gün deneyimi-ilk günden iş bırakma

TÜRKİYE 33.sü Boğaziçi mezunu dedi Mel, Muhteşem'de onayladı kafası ile anlayamıyorum dedim, emin mi? Son kararı mı?

Şirkete inanmamak, 3. ayın sonu gelmeden arkasına bakmadan kaçacağını düşünüyoruz. Adana ve Ankara'da risk mühendisi pozisyonlarım vardı görüşmeler bitti, ücret çalışıldı, pozisyon donduruldu, sonra yapı değişti pozisyonlar benden Mel'e geçti. Bölgede olduğumdan birkaç gündür son gelişmeleri öğle yemeğinde konuştuk, özlüyoruz birbirimizi, uzun ayrılıklar iyi gelmiyor bizim ekibe. O arada olan olmuş, çalışanın şirkete bağlılığı son. Dönemde marka, çalışan bağlılığı gibi kavramların altını doldurmak için uğraşıyor şirketler, maliyet manyağı olmuş yapılarda kişisel gelişimin göz ardı edildiği, düşünülürse...

Benim adaylardan biri kabul etmiş teklifi işe başlamış, ilk ne olduysa bir karın ağrısı ile hastaneye kaldırılmış, eşi gelmiş... Sonra ertesi gün olmuş aday ben işe gelmiyom yeaaa demiş, telefonda bunu istifa olarak alabilirsiniz??!!
Uzun süre sonra bir ilk, ilk günden iş mi bırakılır ya???

Yeni gelen çalışkan ilişkileri müdürü'nün davetlerini ve organizasyonlarını ben yapmıştım, linkedin üzerinden aradım, buldum, Hunt yaptım, adam Kaya kafa çıktı, çalışkan ilişkilerinden birinin yurt arkadaşı çıktı, yani adamın pijamalı gece osururken ki hallerini biliyorlar, abowwwwwwww. Neyse eski direktör ve o zaman ki müdürümüz harika hn. Gerçekleştirdi görüşmeleri. Neyse gel zaman bi git zaman direktör kaçtı şirketten yerine harika direktör oldu mu, bizim the thing Kaya kafa'ya teklif yapıldı mı? Üzerine direktörün kaçış haberi verilmedi mi? Ohhhhhh, suyundan da koy, alper tunga öldü mü lan? bihter öcün aldı mı?
Google'amadıysa bilmiyordur dedik ve Kaya kafa işe başladığı ilk gün gördü, ahahaha rezilliğe gel.

İlk gün bahisleri koyduk 3 ay dedi Mel, muhteşem 2, Ece 6 ay dedi, ben gitmeyecek dedim, gitmedi, ama ne pismiş, ne ayıymışşşşş, yılbaşında ekibin en süslüsüne VS darling set aldı, etek giyen biri olursa toplantıda yanına oturmuyor ve Amerikan aksanı ile haftasonunu sorguluyor, beni her gördüğünde Coco'cum kilo vermişsin bölgede yoruyorlar mı seni diyesoruyor. Geçen gün pide yemeye gittik yavru ayı 2 tane lider pide pidesi yedi, dönüşte mide fesadı geçirdi doktora götürdüler ahahaha ana o bile gitmedi.

Satış ekibinden giden oldu, çağrı merkezinden ve mühendislikten giden oldu ama o dimdik ayakta
Ateş ve duman sanki elele...

Ben kazandım ekip kaybetti ayrıca ekip cidden kaybetti, moron müdür çok zor ya, sabah sabah Formula 1 muhabbeti açmaya çalışıyor, Alonsoperver'im ben diyorum anlamıyor beni.

Dünya martini ile güzelleşiyor.

Görüşürüz canım.