İzlekler için Sosyal Medya

ınspector clouseau

29 Haziran 2014 Pazar

Havaalanı Okumaları


Havaalanı,

Her hafta fix bulunduğunuz yer ise, 4square'da zırt pırt check-in yapıyorsanız, gateler en iyi dostunuz ise lounge'da süzülüp kahvaltı yapıyorsanız ya da hangi cafenin tostu en iyisidir onu biliyorsanız, uslanmaz bir flyersanız işte.

Şınaydırcılar şirketlerine çok bağlı masaüstü arka planı bile şirket ismiğ


Hani ilk görüşmenizde formu doldururken "seyahat edebilir misiniz" denen kutucuğu evet olarak işaretlemiş, mülakatta teyid istendiğinde "evet seyahat edebilirim" demişsinizdir, mülakatı unutan uzun saç tel-co ile bağlanmış, cvnize hakim değildir o arada bir sıçış yaşanmıştır çünkü asistanı her şeyi karıştırmıştır çünkü o sırada başka bir lokasyondadır da alelacele cvnize bakıp 6 yıl olan deneyiminizi stajlarla birlikte 8 yıla çıkarmış falan...



Tamam tamam detaylara takılmayalım, zaten rakamları da sallıyorum. Yandaki tip uzun saç tepelerdeki uzun tellerden dolayı aslında sırma saç da diyebilirmişim...






Ez cümle yolculuk yapıyorsanız, ne bileyim arabayı siz kullanmıyorsanız falan, internet bağımlısı değilsiniz diyelim, arada sırada tweet atıp, minnoş videolar falan paylaşıyorsunuzdur. Bir sosyal medya hesabını yönetmiyorsunuzdur mesela. 

A bak bu profillerden bahsetmek isterim bir ara genelde pzt salı çok yoğun, pzt klasik #sendrom yaaaa demezse ölecek Hastalığı'na yakalanmış, Çarşamba kendine gelen cumaya doğru coşan, Cumartesi pazar kesin eğlenen ve brunch yapan, hatta tespit kasan tipler. Mmmm bu başka bir yazının konusu olsun mu?






İşi gücü iyi planladın diyelim, control freak bir halin var, asistan tüm yönlendirmeleri yaptı, çünkü sen küçük detaylarda boğulmamalı, bir adım geriye gidip büyük resmi görmelisin, zamanını iyi yönetmelisin, öyle her maile atlayıp hemen cevaplamamalıdır hatta mail kutunda okunmamış 176 adet mailim olmalı, biri sorduğunda da bu konu benim acil listemde yer almıyor henüz tavrını da çıkarıp masaya koymalısın, aynen emaneti koyar gibi.

Kabak gibi sosyal medya hesaplarımızı açabiliriz, aslında ilerleyen dönemde buna şeffaflık diyeceğiz, normal de karşılıyoruz, hatta plaza dilinde transperency falan diyeceğiz, biz bu konuda şeffafız ayrıca adaylarımıza neden süreçten elendiler ile ilgili telefonda geri bildiriyoruz, gazını alıyoruz, poposunu kurulayıp, there there yapıyoruz diye röplar okuyacağız. Come onnnn, 2007'de bunu yapan danışmanlık şirketleri vardı.

Burada 2 soru karşımıza çıkıyor,
1-Çalıştığım kurumun arzu ettiği çalışan gibi bir sosyal medya profili oluşturmak zorunda mıyım? Fuck the system falan diyebilir birey. Bence en doğal hakkı.

2-Yarattığım avatarlar ileride başıma bir iş çıkarır mı? İşte bu süreci iyi yönetmek gerekir.

Dur eski bir yazıma atıf yapayım da diğer kezbanlardan farkım kalmasın, beni okuyun! Yalnızca beni sevin! Saksı değilim ben!



Merak etme asıl konuyu unutmuş falan değilim, serbest çağrışım işleyen zihnim kaldığı yerden devam ediyor. Sabah insanıyım ben, sabahları severim, enerjim yüksektir, envanterlerde de sonuç farklı çıkmıyor, hatırla:siyiyooo düzeyinde enerji levelım çıkmıştı da bağlı olduğum yönetici bu durumu kabullenmekte zorlanmıştı. Bu aralar sadece 6'da uyanıp kıta değiştirmek zoruma gidiyor. O nedenle uykum var uyuyamıyorum canım sıkılıyor, ben uyumuyorum o zaman kimse uyumayacak, sevgilim bile! Benimle ilgilenecek, konuşacak, kafamı dağıtacak daha önemlisi ilgimi başka yöne çekecek, çok şey beklediğimi düşünüyorsunuz değil mi, hayır çok şey beklemiyorum çıta çok yüksek değil hatta.




O nedenle ya bir şeyler izlemeli ya da okumalı, bu iş dışında bir şey olmalı. Çünkü konsantrasyon hızlı dağılıyor, yok içecek servisi, yok yandaki yolcunun kemerinin dar gelmesi. Bu nedenle kolay okunan, best seller tarzı genelde macera, polisiye türü kitaplar tavsiye ederim, dizüstü edebiyat eğer seviyorsanız, efendim pucca olsun, beyaz yalaka, muhteşem beyin bilmem ne hayatı ... Gibi kitaplar eyleyebilir gönlünüzü.

Ben Harlan Coben severim, Myron Bolitar ve Win maceralarının hayranıyımdır, dili sade kolay ve çok hızlı okunur.
John Grisham var mesela zaten benim ailemdeki herkes avukat ve profesyonel Jüri.
Sembolizm sevenler için Dan Brown serisini tavsiye ederim.
Ayrıca minnoş hanım kızlarımız için Bergdorf Sarışınları gibi şahane hafif kitaplar.
Siyaset giydirmeli derseniz yeni dönem Yılmaz Özdil falan böyle bol boşluklu bol enterlı yazılar.
Detay seviyorsanız detay manyağı olmak için mesela Soner Yalçın okuyun, atıftan kusarsınız, Atıfları en az bir kitap bölümü kadar yer tutar sayfa altında.
Ya da biyografiler iyidir bak.
Kişisel gelişim kitapları beni çok zorlar, zor beğenirim çünkü, kolay etkilenmem.

Ama kim bilecek, ortamlarda "okudum, çık bışırılı" falan dersin.

Savaş sanatı, taktik, dinler tarihi falan neden olmasın ya da Server Tanilli, ah son zaman İlber Ortaycıları için konuşmalarından toplama kitaplar vardır, halk dili kullanılmış onlar okunabilir.

Şüphesiz ki okuyan ile okumayan bir değil, okumayanlar olmaz, olmasın yani, küller küllere, okuyanlar, okuyanlara.






Mutlu pazarlar.

Coco

28 Haziran 2014 Cumartesi

Transformers: Age of Extinction




A lot of mühendis, son dönem hayatımın özeti.

Yüksek dozda mühendise maruz kaldım da geçen ay, satış ekibini ne bileyim agentları olmadı executive asisstant alımlarını özledim. Geçtiğimiz hafta Adana-Antalya dolaylarında Mersin civarlarındayken sıcaktan bunalmış Grima Solucandil'den daralmıştım. Perşembe öğleden sonrası ayrılırken 'bu akşam plan var mı?' Diye sordu, ona dönüp "sana ne lan ......(ben o kadar küfredemiyorum biliyorsunuz)" demek istedim, dallama diye içimden geçirdim, "evet" dedim, "var".

"Vaay" dedi, tanrım çok mu değişik bir olay acaba? "Şöför geliyor mu" dedi "evet almaya gelecekler" diye devam ettim. Bitirdim bu manasız sohbeti...

Haftasonunu kafa dinleyerek, mühendislerden uzak geçirmek istiyordum, bu hafta her şey çok acil tacizleri ile zorladılar, ve uzun süredir minnoş şekilde olan ben, kahramanınız Coco, bu hafta Diego(yaralı bir dağ Aslanı mode on) stayla bağlayıp maillerine olabilecek en sert cevapları verdim. 

........ Söz konusu bile olamaz, dilerseniz konuyu yöneticinize taşıyabilirsiniz.

İyi çalışmalar,( normalde burada dilerim olacaktı lakin çok kızgınım)


*******
Film başlamadan önce Şanel ile tatlı bir şeyler içtik, hava çok serindi dün gece, inanır mısın günlük sıcak çikolata içtim, o derece serindi. Konuştuk biraz canı sıkkın, iş ile iyi gitmeyen bir şeyler varmış, okula geri dönebilirmiş, geçen gece çok içmiş bir de 1 night stand yaşamış, pişmanmış? Pişman mı? Wtf? Bu ne saçmalık, olm ne saçmalıyorsun gayet doğal, oha bunu sana ben mi anlatacağım dedim, kafası bayağı karışmış belli. Kız/hatun kişi bipolar imiş anlattığına göre, ayrıca travmatik de bir hikayesi varmış bizimki dağılmış, doğal olarak konuyu değiştirdim. Çünkü oradan kendisinin travmatik çocukluk sanrılarına geçebilirdik her an ve benim bunu kaldıracak halim yoktu. Son 20 yıldır dinliyorum ve hiçbir noktaya varmıyor.

Sonra salona geçtik, dev bir Mısır ismimin yazılı olduğu kutu kolayı aldık, 





3d gözlük, su, telefon derken, spastik hareketlerle salona geçmeye çalıştık, 8-9 koltuğumuz, bir de bozuk benim ki yan oturmaktan-arkaya yatmasın diye- belime kramp girdi. Neyse film başlayana kadar tanıtım ve reklamları izlerken, fantastik dünya konusu açıldı, bir yandan da hercules ekranda ben "uuuu beybe" deyince "sen sevmezsin olm fantastik" dedi, "oha, sevmiyorsam son 15 yıldır neden bunu yaptığımızı anlatır mısın? Tüm fantastik filmlere geliyoruz?(neden seninle geliyorum, neden bir başkası ile gitmiyorum, yoksa ben zurna mıyım?)" dedim. El cevap: "sen filmleri değil içindeki adamları seviyorsun". Ağzım açık kalmıştı, kaşlarımı çattım, yea ne alakası var yeaaa diye düşündüm, "yalan mı?" dedi? "Robert Downey jr. I sevdiğin için Iron Man izlemiyor muyuz?" Yahaaaaaaaa, bu nasıl bir çıkarım, demek dışarıdan böyle algılanıyorum, değişik bir farkındalık yaşadım, tamam transformers'ta da optimus yüzünden izliyoruz lakin hani görsellik, hamam böceğine benzeyen çıkır çıkır yapan uzaylı makineler, uzay araçları, görsel şölen, çirkin post modern steampunk cihazlar falan ama, Robert konusunda hassastım, tam çemkirmeye başlıyordum ki film başladı, ve kovaya elimi daldırdım ayı gibi Mısır yedim! ellerimin yağlanmasına aldırmadan, sevgilim olduğunda onun sinemada bana Mısır yedirmesini sağlayacağım. Derken Mısır boğazıma kaçacak, sonra bir heimlich manevrası yapacak, hayatımı kurtaracak, just a ordinary hero haller işte...

2 saat 45 dakika, eve geldiğimde saat 3'tü, izlenir mi yani neden izlenmesin, hercules gelene kadar bu izlenir sonuç ta bir dwayne "the rock" johnson gerçeği var, 



adam yakışıklı beyler, sorry, ışıldayan da bir gülümsemesi var, ben onun yüzünden tooth fairy filmini bile izledim. İzlediğim ilk filmi Akrep Kral'dı, Alsancak'ta lobisinde akvaryumu olan bir sinemada Sonny ile izlemiştik, evet, ohaaaa yıllar geçmiş üzerinden, o zaman saçları daha güzeldi tabii,

Ve transformers'a gelecek olur isek;

Spoiler alert!!!!!!!

En komik en humorlu sahne bana göre tabii: bee'nin kopyası yapılmış ve bee bu gerçekle yüzleşiyor evet işte o sahne zaten ondan başka sahne yok filmde.

HR ile ilgili olarak: başarısız operasyonda tüm kötü ajanların resumesine eklenecek durumu geçiyor.

Fraiser filmin:) güzel sürprizi eğer künyesine bakmadan giden varsa diyorum.

Kötü ajan var ya mavi gözlü(Titus Welliver bey) ajan gibi ajan, çok beğenirim kendisini, 

Filmde bir de Lucas var, not mine, tam bir sığır, sığır kere sığır öldüğünde üzülmedim sorry bu aptallıkla nereye kadar zaten, 

Mark Wahlberg, günahım kadar sevmem, dallamanın önde gideni, sıkıcı da sıkıcı, kızı için ise filmdeki meme-göt-meme dengesini sağlayıp şuh bir şekilde dudak büzdüğünü ve varlık nedenini tamamladığını söyleyebilirim.

Beni duygulandıran sahneye gelince optimus(Peter Cullen- haaaCullen klanından) efendi önce kanyona geliyor da hani benim meskenim dağlardır dağlar diye çıkan Hound( as U know John Goodman) güneydoğuda düğündeymişçesine havaya ateş etmeye başlıyor ya hah evet o noktada halaya başlayacaklar sanıyorum, işte o autobotların böyle buluşması bir de yolda giderken yandaki aracı kopyalayıp form değiştirmesi adeta pimp my ride falan.

Chicago'nun içine ettikten sonra yetmiyor taa Çin'e gidiyorlar da Hong Kong'u dağıtıyorlar ya çinlilerin apartmanları da kurabiye gibi dağılıyor, plazalarında hep cam kırıkları, patlamalar, üstümüz başımız mahvoldu, uzay gemisinden fırlayan gemiler yağıyor ama 1 kişi ölüyor(Fraiser) bir de Case denen dallamanın yüzü çiziliyor, öeh.

Optimus gidiyorum hacı ben elimde bomba(seed) deyince sktr git lan dünyanın altını üstüne getirdiniz senin büyülü sesini dinleyeceğiz diye 2 saat 45 dakikam gitti diye bağıracaktım, aklıma credits olmadığı geldi de rahatladım. Görsel efektin dibine vurulmuş, 6,5 olmadı 7 imdb, üzeri olmaz, sorry.
******

Özetle looser bir mühendis elinde İngiliz anahtarı dünyayı kurtarıyor, süpermenin şehrin altını üstüne getirdiği filmi özledim o derece.


Serbest çağrışım:

3 mühendislik öğrencisi, insan bedenini nasıl bir tanrı'nın tasarlamış olabileceğini tartışmaktadır. 
birincisi,"tanrı bir makine mühendisi olmalı," der, "şu eklemlere bir baksanıza!"
ikincisi,"hayır," der, "bence tanrı elektrik mühendisi...sinir sisteminde binlerce elektrik bağlantısı var çünkü."
üçüncüsü, "yok," der, "bence tanrı kesinlikle bir inşaat mühendisidir. oyun parkının ortasından kanalizasyon borusu geçirmek başka kimin aklına gelir?" 

NTV yayınlarından çıkmıştı, hani turuncu bir kapağı vardı: Platon bir gün kolunda bir ornitorenkle bara girer/ işte o kitaptan bu humor.

Yaz gecelerinizin rüyası,

Coco

26 Haziran 2014 Perşembe

22 Haziran 2014 Pazar

Kara bulutları kaldır aradan, vay aman

Dizi izliyorum ben yea, içinde ik görüşmelerinin geçtiği romanlar falan okuyorum, beyin sapı, amigdala, üstünzekalı araştırmaları falan, sonra konserler ve de sergiler, şükürler olsun tanrım normal hayatıma geri döndüm. Dizi izleyebiliyorum, holley.

"maçın son kornerinde karşı kaleye koşan kaleci çaresizliğiyle geliyorum sana,o kadar seçeneksizim, o kadar kaybedecek bi'şeyim yok."

Kardeş Payı bölüm 13 14 ya da 12 öyle bir şey işte hatırlamıyorum şu anda.


Lan biri bana böyle bir tirad atacak var yaaaaa.

Seçeneksizlik durumunu romantik bulacak kadar beyni yanmak, yes. Bu K2 durumu çok sürdü, bilgelik yolunda ilerleyenler bilir başladığı yıl sayısı kadar hafta inzivaya çekilenler var aramızda. Ben bunu anca yanıma tablet almadan bir yere gitmek ya da işyerinde tabletsiz gün geçirme dışında yapamıyorum, henüz. Gerçi dünyevi zevklerden arınmak gibi bir derdim de bulunmuyor, henüz. Bu diziyi beğendiğimi söylemeden geçmeyeyim, bir kıza nasıl evlenme teklifi edilir, İstanbul Sivas'ın başkenti midir, kıskançizm, neden bu kadar kızgın, pasta yapmayı nereden öğrenmiş gibi soruların cevabı var bu dizide genelde havaalanında loungeda izliyorum hafif bir drink eşliğinde, napim ya napim, kasılarak yaptığım işleri ve başarılarımı mı anlatayım sabahın köründe borsa mı konuşayım? Whatever.

Yanak çocuk ile konuştum son durumlar nedir dedi, anlattım,  katkılarıyla yayınlanan kitabı kutlamak için buluşacaktık evlerine yıldırımlar saldığı için Thor, kutlayamadık. Bu hafta Daisy ve Tarçın ile yemekte buluştuk, gündemler çok acayip, enerjiler çok fazla, dev planlar.

Ya evet, son dönemde kardeş payı Metin-çakma Ahmet kural(aka Emrah asıl ismi Emreymiş meğer) ve esas kızlı sahneleri bir izliyorum bir izliyorum, içim dışım romantizm oldu. Seri iltifat, çok romantizm, yürüme olayları.


Allah sıralı ölüm versin diye bir şey vardı, çok anlamlı gelmezdi, öldün bitti gitti işte mesela.

****

"Cahil cahil konuşma doktor insanın babası hiç ölür mü?" diyordu kahramanı dizinin.

****

Ağlamak için izlediğim bir kaç video vardır, onların arasına girdi, mesela bir diğeri de Leyla'nın uçağının düştüğü ve babasının Mecnun'a o haberi verdiği sahne, Benjamin'in hali sakildir lakin, Ahmet Mümtaz Taylan sahne çekilmeden önce Ali Atay'a beni şaşırt minvalinde bir şey demiş, sonrası çok iyi zaten. İzler izler ağlarım o da bahane olur baba göm beni dedikçe. Coco'nun uçağı düşmüş, ne üzülürsünüz var ya, çok etkilenirsiniz.



Ağlamak istediğimde işte, çok dolduğumda, regl dönemim yaklaştığında -_- kısacası bahane aradığımda, özlemek falan demiyorum artık, ne uğruna özlenecek bir şey ne de biri kaldı sütoğlan. 2 rakı kadehi fotosu paylaş hemen düşsünler.




Sabahları biri ile uyanmak hiç zor değil, zor da olmadı zaten, öpülerek uyandırılmak, bana kahvaltı hazırlaması ya da kahvaltı sonrası şekerli bir Türk kahvesi yapması da, fena da yapmıyor hani...Konu bu değildi zaten. Başka türlü  bir şey idi benim istediğim. 
Fena mı oldu başkaları ile uyanıyoruz artık.

Neler oldu?

Kutlu'nun doğum gününü kutladık, malum yengeç burcu kendisi, 22'si itibariyle de yengeç dönencesine solstis falan oldu hem doğum günüme geri sayıyorum hem de oğlak dönencesine dik gelsin güneşler de kış başlasın falan. 31 yaşında o artık öyle bir minnoş yaştır ki, her canlı yaşamalı ben eğlenmiştim o yaşımdayken.
Şanel'in doğum gününü kutladık, biraz daha zorlarsam Sonny ve Ateş'in doğum gününü kutlayacağım önümüzdeki haftalarda, herkes yengeç mübarek.
Atlas'ın doğum gününü dualarla kutsadık.

Bir iş teklifi aldım, kabul edip etmeme konusunda kararsızım, bundan sonraki hareketim farklı olsun istiyordum o nedenle derin düşüncelerdeyim, büyük konuşmamalı insan :) ama hala İstanbul'da yaşamak arzusundayım, mobillik gelişim alanı ve geliştirmeye pek niyetim yok.

20 pozisyon, ya yok öyle değil ^.^ why not ayrıca, yıl sonuna kadar, 1 akademi sınıfı,  4 alınması gereken eğitim, bitti gitti. No surprise No bişi 2 tane de zirve var katılacağım pardon 3, varlığımla şereflendireceğim.

Bitti.

-Yalnızlık kusacağım, dedi.
-Kova getireyim, batmasın etraf, dedim.


Bu yazının fon müziği Tarkan-Unut Beni

20 Haziran 2014 Cuma

Haklısınız, tatlısınız





Sen hiç geriye saydın mı? Ben hep saydım.

Dürüst olmak gerekirse ileriye doğru giderken bile hep geriye sayıyordum. Yorgunum ve hareketli bir hafta sonu beni bekliyor.









Bugün ik için ne yaptınız hacı? Valla ben sabah 7:30'dan bu yana çalışıyorum harika HC listesi yaptım, beynim yandı.

Yangından kurtarılacak ilk şey bakışları olan kahramanınız, 

Coco

11 Haziran 2014 Çarşamba

Fantastik iş ilanları




KPSS önemli


Faforim budur 


1 numara ile kaybettim:(








Evet dostlar beyaz yaka dışı ilanları sizler için apardım.

Hep mutlu kalın.

Uçucu mobil ikacınız,

Coco


8 Haziran 2014 Pazar

Bir yoğurt kovası yeşil eriğin verdiği huzuru veremeyenler olduğunugörüyorum

Yağmurlu bir pazar günü öğleden sonra ne yapacaklarını bilmeyen milyonlar, bir de ölümsüzlük isterler.

Öküz gibi bir hızla oradan buraya geldim.

2 tabak hingel gömdüm.


Kafamı boşaltıyorum. Sen de boşalt derdim lakin boş olan şey nasıl boşalsın değil mi?


Anarşi!!! Erikleri yıkamadan yedim hayatımda ilk kez! Sınırlarımı zorluyorum, yey.


Karadut yedim parmaklarım mor, hangi albümü alayım, salı günü ne giyeyim, Can ne güzel bir isim diğmi ya gibi şeyler düşünüyorum yani 3 harfli olsam Can isimli lahmacun yiyenle olurdu. 4 harfliler de 4 harfli ile olmalı mesela Coco ile Burç mmmh, 5 harfli ile olmaz, kalp parçalayan yırtıcı bir kuş, hava aşırı sıcak pişdim.

Neyse jeremiah geldi onunla 
oynayacağım. 



Sümüklü böceklerle iyi geçinen kahramanınız,



Coco



5 Haziran 2014 Perşembe

Uçan Kuşlar, Martılar...




#sanatheryerde
#hüzünheryerde
Ve melankoli gidip geliyor bu enerjik yapının içerisinde.

Naydın,
Yağmurlu ve gri bir sabah, aslında uzun süre devam etsin istiyorum, yağmur, fırtına, gök gürültüsü, kaos daha da çok kaos.
Çok memnunum bu havadan, mevsimler kaymış çok mu?

Günün fon müziği tabii ki Beethoven, Symphony 7 aleggretto yanı, evet, daha iyisi olamaz.

Karanlık bir sabaha uyandığınızda değişik şeyler oluyor, kafanın içindeki aydınlanma çok başka, artık bazı şeylere hakkınız olmadığı geliyor mesela aklınıza...

No günaydın, No nothing, No serbest çağrışım, No sen bunu seversin, tweetlere bakamazsınız, mesajları okuyamazsınız. Ayrılmak dediğimiz şey, birisine dokunma hakkımızın elimizden alınması. Delirmek, başkasına bu hak verilince başlıyor sanırım. Kayıp=boşluk göğüs kafesinde çok büyük, çok aşırı, dev!

Ruh hali: Ama ben en çok şeyi en kısa zamanda sana söyledim. Yalnız sana...

O saçımı çekti, ben onun ayağına bastım ve arkamı dönüp uzaklaştım.
O beni sevdi, ben onu sevdiğimi sandım, rüyaymış
Uyandım.





Olm, the O.C. çok şahane diziydi yea( biri lan bu gossip girl şu da chuck dese de eğlensem) ya da boşver demesin bu karanlık çok iyi aferin Tanrı'ya.



Onu küçük küçük terk edin.

Bugün minder günü, film izleyip Bülent Ersoy dinleyeceğim, beddua-doğum günü falan böyle acıklı şarkılar...

Harikulade işyeri isimleri


Zorla güzellik olmaz, canım kardeşim...

Grup Mülakatı

"Kaldı mı ya"diyenler için, ben hala duyuyorum, sağda solda yapanlar varmış.

Grup mülakatı nedir diye soranlar için halaydır hacı, biliyorsunuz 2014 kpi'na ekledim ben halay çekmeyeceğim diye, 6 ay oldu, halim berbat, halay çekmezse ölecek hastalığından her an ölebilirim. Halay yetmezliği varmış bende.




Neden halay? Neden grup mülakatı? Hadi denyoluk yapalım bebek!

Halaybaşı olan=> liderlik vasfı taşır diyebilirsiniz
Halayda senkronu sağlayan elementler=> bu arkadaşların ekip çalışmasına uygun olduğunu söyleyebilirsiniz
Halayda coşan, lölölölölölö yapan elemanlar=> motivasyonu yüksek şuursuzlar bir nevi satışçılar yow yow
Halayda, Antep'te mesela "geline de ma!şal!lah!!!!!" diye bağıran zevat=> sunum yapanlar hatta sunum sonunda sabrettiğiniz için teşekkürler diyerek sunumunu baltalayanlar, evet
Halayı en son bırakan şanslı kişi=> azimle taş arasındaki bağı kuran, gemiyi son terk eden! aynı zamanda engagement falan olmuş Sadık kod adlı

Halay sonunda kıçı başı dağıtmamış, kıyafetleri jilet gibi olan ise so professional olan -_- 
Vampir gibi vampir, kan emen ama kıyafetlere bulaştırmayan cinsten mesela Lestat ya da Magnus? Hatırlarsınız Magnus şahane bir vampirdi..




Bunların dışında bir de yönetici ile girmek zorunda olunan mülakattan bahsedeyim, Daisy'nin katkısı ile;

Mülakatın başında moderatör olarak Coco(hava nagila), sonra diğer şarkıya geçilir yurtsever kardeşler'in halay şarkısı işte o noktada uzun saç mendili eline alır o bir halaybaşı, sonra ben davulu elime alır Mardin Kapı Şen Olur ile devam en son kasap havası ile adayı kapıya kadar yolculama ve birbibirimizi alkışlama. Motivasyon önemli çünkü. Bittabi üstü başı jilet gibi kalan benim, kravatı dönmüş, bağırsağı ve gömleği fırlamış olan uzun saç, elinde mendille bekleyen de aday, ortada senkronu bozan bir de mühendis müsveddesi var, bu da böyle bir anımdı.





İlişki durumu: madem aşq acısı çekmiyoruz tatlı çocuq o zaman halay çekelim

Ruh hali: 
-Elini tutabilir miyim? 
-neden?
-halay çekeriz O_o diyen gözlüklü


Solo halaybaşınız, halay çekerken cüccük hareketi yapan kahramanınız,

Coco




4 Haziran 2014 Çarşamba

Yeni bir işe başlayacağınızda yapacağınız 2 şey

Hello beyaz yakalı, naydın.

Diyelim ki kariyerinde beyaz bir sayfa açtın ve yeni bir yere gittin, buddy atadılar senin için, ilk gün departman departman gezdirdiler, 178 kişi ile tanıştın, memnun oldun. Sonra öğlene doğru masana geldin, şanslısın o hafta oryantasyon eğitimi var katılacaksın, masanda laptop'un hazır gelsin hoşgeldin mailleri gitsin hoşgeldin kitleri. Otur ve prosedür okumaya başla. 

Tüm gün resepsiyona in çık, çiçektir, denyo çikolataya batırılmış meyve aranjmanlarıdır kabul et.
Neden geldiğini anlat falan.

Gözlemle, mülakat sırasında yaratılan hava ile içeride sokulduğun aynı mı bak, ilk 1 haftanın sonunda kim kimdir, hangi departman diğerine gıcık, hangi ekip arkadaşlarının sorunları var... Bunlar için sana bir hafta veriyorum, ortalama bir bilinç için yeter ve artar. Boş yere beden dili, insan okuma, etkili bilmem ne kitapları okuma, sosyal hayatını boka çevirecek olan uygulamalara ihtiyacın yok, neden bana öyle baktı, şimdi yalan mı söyledi, manipüleyşın mı var, niye göz kontağı kurmuyor? Ya normal farkındalıksızlık neyine yetmiyor bırak çok gelişme.

Ve evet sonuç olarak yeni geçtiğin şirkette 2 şeyi söyleme,

1- Bizim şirkette böyle yapıyorduk(sizin şirket artık burası yavrum saçmalamayı kes). Bu böyle olmaz bu böyle olmaz bu böyle olmaz... Deme, olur olur bal gibi olur.
2- 2 çok komikti ama neydi şu anda hatırlayamıyorum.

İşte o böyle olmaz bu böyle olmaz falan deme beyaz yakalı, bulunduğun yeri aydınlat yoksa grup dinamiklerine o kadar hızlı uyum sağlar ve yeni iş arkadaşların gibi söylenmeye başlarsın ki anlayamazsın. 





Ya bizim eski şirkette bir güvenlik müdürü vardı bak o geldi aklıma, değerlendirmeler, testler, mülakatlar sonrasında herif sanırım 7 kez gelmişti şirkete, sonra işe alınmıştı. Tam 13 gün dayandı, kaçtı lan, bildiğin idari işlere üzerine zimmetli şeyleri bırakmadı, masasında bırakıp gitti, bir hi bile demeden gitti.





Yanlış işe alım maliyeti, evet bununla ilgili sayısal veriler vardı, açın bakın, olm güvenlik müdürü koşa koşa kaçar mı lan?

Çöp Management



Yes, eğitimler, eğitimlerimiz... 

Eğitim türlerinden girecektim konuya ama salla, outdoor eğitim anlatacağım size bir gün lakin bugün değil,


Pazartesi günü yine sabah karga bokunu tüketmeden çıktım yola, oraya giderken denizi göreceksin şaşırma diyerek, tebaaya bulaşarak geçti yolculuk. Bu Pazartesi mülakat günüydü a dostlar, uzun saç "şöyle direktörüm, böyle direktörüm" diye saçmalarken bir yandan, toplantı öncesi egosuna indirilen bir Kılıç darbesiyle toplantı salonunu bir assolist gibi terk etmesini sağladım. Ama bu bir başka hikayenin konusu.
Salı tatil, Çarşamba-Perşembe mesleki organizasyonlarda fink atma, Cuma-Cumartesi antin kuntin eğitim, pazar davar gibi yatma  Pzt- şehirdışı mülakat(son anda çıktı) salı belki ofisi görebilirim.


Tarçın'ı biliyorsunuz, arada beni sarsıp kendime getiriyordu, Mordor da oturma kemiklerimin üzerine oturup unutma egzersizi falan yapıyordum, minnoş bir şekilde yoksa sarsılacak olsam ihtiyacım olan mesaj kutuma bakmak olur. 
İşe ilk başladığımda eğitimleri tasarlıyordu, bana da tavsiye etti, "ya, senin bunu kesin alman gerek!!!! Adam yıkılıyor, yıkılıyor derken dünya ahret bacım olsun ama enerjisi muhteşem bir şeyler değişecek hayatında ve bunu fark edeceksin" dedi. Okeay dedim, zaten saçma bir dönemden geçiyordum, "neden olmasın?" diye düşündün.. Seçtim katalog eğitimimi bir daha da bakmadım Nisan ayına kadar, ertelendi yeni tarihin gelmesini bekledim. 

Neyse sabah şöför aldı, bu noktada bir parantez açayım, zaten ehliyetimi kaybetmiştim, ayrıca şirket aracı kullanmıyordum, ayrıca şirketin politikası uçak verirse uçak, helikopter verirse helikopter kullanacağım henüz moleküler transplantasyon kullananı görmedim ya da astral seyahat etmemi isteyeni. Bakarsın bir gün guru olurum minnoş.



"Sokarım lan bu zen haline iç huzur falan istemiyorum ben!" demiyordum. Adam çok yakışıklı, çok şapşal bir mutluluk halinde, güzele de bakmak sevap zaten, gülümsüyor ve oda aydınlanıyor öyle bir tip. Ayyyyy uzun zamandır başkaları ile ilgilenmemiştim iyi geldi, Nepal'den gelen bir ipek yumağını elime alarak başladım, bugünden ne alabilirim, yeni ne öğrenirim diyordum, sonuç olarak 3 yaşından beri okuma yazmam var 10 yaşına gelmeden Tibet mibet okumaya başlamıştım bunu daha önce anlattım ama yaaaaa. Benim olayım bilgelik değil, dünyevi zevklerden hala zevk alıyorum ve bunu yapmaya devam, belki konsantrasyon için meditasyona yönelme belki dünde ve yarında kalmak yerine an'da daha fazla zaman geçirme biraz da içsesimi susturma. Sevgi? İçimiz de içimiz de mmmmhhhhh.

Karanlıkta ses çıkarmadan 13 kişi sıralı bir şekilde dizilme mi dersin, güven testleri mi dersin, yeni tanıdığın birine onun hakkındaki düşüncelerini söyleme... Ayağa kaldırdı hepimizi farkındalık için bir şeyler yaptırdı, sonra yerlerimize geçtik, şimdi gözlerimizi kapatıyoruz, şimdi çok kızgın olduğunuz birini düşünün, ha ha ondan kolay olan ne var? Tek bir kişiyi aklıma getirmem yeter de artar! Şimdi ona neden kızdığınızı size yaşattığı duyguları düşünün... Olm kulaklarıma kadar kızardım, abowwww. Neyse sonra an'a geri döndük, ne oldu hacı dedi? Anlattım. So, bırak dedi, ok dedim. İşte bunun gibi şeyler.

İş yaşamında başarı, konsantrasyon, kafamdaki çöpleri metan gazı patlaması olmadan yok etme gibi şeylerin üzerine çalıştık, sonra bu dünyadaki görevimin bilgelik, dönüştürme, öğrenme ve öğretme falan olduğunu söyledi, numeroloji falan olm. Telefonda ses tonun farklı 4 rakamı bize bunu söylüyor, 3 tane 1 görüyoruz özgürlüğüne düşkünsün(ayyyy negzel falcı gibi bişi bu), 9 sayılar evreninin son halkası, zirvesi K2'si dünyaya geliş amacın, ayrıca enerjin çok yüksek(ay evet, mıymık mıymık oturamıyorum doktor bey), yapılan bir testte enerjim ceo seviyesinde çıktıydı da eski yöneticim bozulduydu, neyse moruklar 6 rakamı ile yaptığım işten keyif almaya çok düşkün olduğumdan neredeyse beni hedonist olmakla yargılayacak diye düşündüm lakin bu benim challengeımmış. Daha çok var da hepsini burada anlatamam ama neden böyle olduğumu çözdüm sanırım.

Düşünerek kendine acı çektiren tek varlık, insandır. Al canım bu da sana qapaq olsun.

Now you are free.





Big picture manyağı kahramanınız,

Coco



3 Haziran 2014 Salı

All about love




Ya ben seni yerim çünkü ben bir yamyamım. İşini sev çevreyi koru diyor.

P.S. Görseli şoradan buldum; @yelisscik  






1 Haziran 2014 Pazar

Geçen yine rakip şirketin çalışanlarını çalıyorum!

Sen naber ya?

Hiç başına geldi mi? Gelmiştir, rakip şirketten bir ya da bir kaç aday alma, ben de öyle olmadı ben mesela bir şirketin komple bir bölge müdürlüğünü, bir şubesini, bir takımını, bir atom parçasını işe aldım. Ben derken biz falan kullanmıyorum şekil olarak karşıyım, çoklu kişilik bozukluğu gibi ya da mütevazilikten ölüp kendini 4. Murad devrinde falan yaşıyor sanıp o gün türkçesi ile konuşmak istemediğimden. Evet sorumluluk bana aitti, organizasyon bana aitti, account benim accountumdu ve bu yaptıklarımdan direktörlerimin hep haberi olmuştu. 

Sorun şu, süreç tamamlanıp, adaylara teklif yapıldıktan sonra, adaylar kendi şirketlerinde istifa ederken Ceoları bizim Ceoyu arıyordu,"yaw kardeşim ama sizin bu yaptığınız terbiyesizlik" diyordu. Sonra ceo altındaki gmy ya da direktöre çemkiriyor, o müdüre, o da gelip bana. Ben de durur muyum yapıştırıyordum cevabı, "e ben size geçtiğimiz ay bu arkadaşların olumlu olduğunu ve de teklif çıkılacağını dimiştim, dimimiş miydim sn. ırıspıh çıcığı(tabii ki aklımdan bile böyle şeyler geçmedi sizinle aramızdaki buzları çözelim diye yazdım, yoksa ben küfür olayını sevmiyore), siz de onay vermiştiniz, işte buyrun ispatı",  çotonk mail gösterilir, direktör çenesini kapar, ben de masama otururum. Yani diyor ki; alarm ürettim ben hacı, bundan sonrası senin sorunun. 





So, kriz zamanı, Show taym!!!

Uzun saç arada bilgelikler yapıyor, beni şaşırttı geçen gün, "sevgili Coco" dedi, malum yine uçakta uyumaya çalışıyorum, yine yan yana oturuyoruz, yine beni dürtüyor, soru soruyor bilmediğim dillerde grafikler gösteriyor ben de ilgileniyormuş gibi soru soruyorum, yakında vücut diliyle bir şey anlatmasın diye. Günün sonu da ben şirkete ne kattığıma bakarım dedi, bugün şirket bana bir mühendis olarak Bursa'da sana ihtiyaç var dense gider orada çalışırım, ünvan önemli değil dedi, owww yeaaa uzun saç direktörlükten sıkılmıştı, neden hep böyle sinirliydi, pasta yapmayı nerede öğrenmişti evet aklım kaymıştı ilgimi kaybediyordum, serbest çağrışım devredeydi, demek mühendislik böyle bir şey, o nedenle mobiller, Istanbul dışında yaşayabiliyorlar. 
Guys, bu noktada bir parantez açayım, bazen Istanbul dışında hayat yokmuş gibi gelir bana, eskiden de böyleydi yani yeni bir durum değil, ik zirvelerinden birinde gıbış yanaklı, gıdılı bir teyze ile tanışmıştım, 3 senedir bir görev için Sivas'ta bulunuyordu, orada yaşamaya görev nedeni ile devam edecekti, işte size gelişim alanı. Ooooo, nasıl ya iş için taaaaa oraya mı gittiniz, çok takdir ettim ama ben yapamam gibi sanki, gördüğünüz gibi değişim cesareti yerlerde bende, konfor alanım belli, haftanın 3 günü de olsa İstanbul'da kalıp diğer şehirlere iş seyahati yapabilirim ama temelli başka bir şehirde kalamam. Çok zor olm, biliyorsunuz havaalanına nasıl koştuğumu Esenboğa'nın zen haline ve klasik müzik yayınına rağmen uçak 1 dk. rötar yapsa kaşınmaya başlıyorum. 
Konuya geri dönersem eğer, uzun saçın şirkete olan bu bağlılığı beni şaşırttı. Aynı noktadan hareketle aklıma rotasyon olayı ya da farklı bir birime aktarılma geldi, bağlılık sorunu olan ben için bir farkındalık yaratmıştı. İşte bu tip aslında egosu yüksek de bir adam arada assolistliği tutuyor, adayları Türkiye'nin bir yerinden diğer yerine çağırıyoruz sonra acil bir kararla mülakat yerini değiştiriyor, bizim asistanlar harıl harıl yeniden aramalara başlıyor, bu durumu elbette hoş karşılamıyorum, sürprizlere açıklık ayrı bir gelişim alanı. "Ama Coco'cum sen de hiç esnemiyorsun" dediğinde(bunu da ne çok söyledi zannedersin kendisi jimnastikçi) içimden "hacı ben pilates yapıyorum, öyle yerlerim esniyor ki aklın hayalin durur" demek geçiyor lakin, "uzun saç bey biliyorsunuz adaylara minimum 1 hafta önceden bu bilgiyi vermiş olmamamız gerek" diyorum o da "zaten yol masraflarını biz karşılıyoruz sorun olmaz" diye çemkiriyor. Kurumsallık kurumsallık kurumsallık.
Geçtiğimiz günlerde benim direktör kılıklı yöneticim yanına çağırdı, olm ben direktör olunca ne olacak acaba şaka ya ben direktör olmayacağım, d-levelı  bana göre değil 45 yaşında bir uzman olarak hayatıma devam edeceğim. Mmmmmh. 
"Coco sen ne yaptın?" dedi anlatmaya başladım, malı Arap Faik'ten alıyorduk ayrıca İtalyan sevgilimden de ayrıldım bir de geçenlerde tırnağım kırıldı. Öffffff yine Ceo'lar savaşı başlamıştı ve frene basmam isteniyordu, haftaya iki gün uzun saçla takılacaktım ve adayların bir çoğu o şirkettendi, 1 günlük organizasyon yapıldı, yeterli aday yok 2.günü iptal ettim, nothing to do yani, what can i do sometimes. "Neyse 2.bir emre kadar tüm alımlar durdu, ben kendisine bilgi veriririm" dedi direktör vermemiş OÇ. Mordordayız, neşeli neşeli anlatıyor uzun saç bir şeyler, vay efendim hollandalılara bi'şeyler bi'şeyler... 2.günü anlattı altındaki müdür, biliyorsunuz durdurma kararı alındı... Abowwwww bizimki bir şarladı, niye bana sorulmadı, ben size go demedim mi, hollaley bilmem ne. Ya ibiş sana ne soracağım, yönetim kurulu başganı alma demiş, efsaneler de çürür. Sonra işte konuyu kişisel algılamamasını, devam kararı alındığında devam edeceğimizi söyledim, ay ne şuursuzluk bir kılıç darbesi ile hadım etseydin, hemen telefona sarıldı, aynı türkü, benim adaylarım, benim açığım, bana ne kardeşim!!!! Yönetici tarafına bakın, hep acildir, hep yangın vardır, en önemli açık onların açığıdır, en birinci departman onların departmanıdır falan filan şampiyon Milan. Telefonu kapattı, ben katılmıyorum görüşmelere, beğendiğiniz olursa odama gönderin!  



Olur paşam, nasıl olsa oda bol, ani bir hareketle odadan çıktı, Ateş geldi aklıma, tartışmıştık bir gün sonrasında departmana geldi, aslında her geldiğinde mutlaka yanıma uğrardı bu kez hızla geçti direktörün odasına, yaklaşık 30 dakika sonra çıktığında aynı hızla gitmeye çalışırken ayağı takıldı hahahah laps diye. İşte uzun saçtan da bunu bekliyordum ama düşmedi, iç dengesini sağladığından ya da göbeğinden dolayı daha yavaş ama yine de hızlı bir şekilde ayrıca dramatik odadan çıktı. Yandaki müdür şoktaydı, bense esniyordum, çok kızdı dedi, olur öyle dedim buz kürü iyi gelir, asistanına söyleyelim bir kova buz getirsin.

Sona yaklaşırken, aslında bir bu kadar daha yazarım da bir noktada toparlamak gerek, web okuyucusu dikey de uzun yazı okumaktan sıkılır. 

Centilmenlik anlaşmaları, mesela outsource desteği veren şirketle ana şirket arasında imzalanır. Bazen de kişisel ilişkiler kullanılır, aba altından sopa gösterilir, siz bizden almayın biz de sizin şu bölgeyi patlatmayalım... 2. aday olumluydu uzun saç geldi kös kös yerine oturdu, "sabah sabah boşuna gerildik" dedi, "konu benimle ilgili değil, yarın YK ok derse yine aday davet ederim" dedim ve kapattım konuyu, Coco'cumlu cümlelere başladı yine...Yöneticilerle genelde zıtlaşmam ama kolay biri olduğum da söylenemez, yaptığı davarlık yüzünden öğle yemeğinde vicdan yapıp benimle oturdu, tek kelime etmedim. Sessizlik normal insanlar için rahatsız edicidir, kendilerini bir şey söylemek zorunda hissederler, yemekte iş konuşma sığırlık değil de nedir tanrı aşkına. Olm, işten uzaklaşın 5-19 dakika, boşluk yaratın, o kafa boşalsın bana ne senin üretiminden, bütçenden idiotta, Ördek taban fiyatlarından konuşalım, challenger dan bahsedelim ne bileyim evrenin genleşmesi, sicim teorisi ya da oyun teorisi neyse.

Etik falan işte ya, rakipten transfer yapın da o kadar yapmayın.

Ben de çok Yin varmış bu dark side hep ondanmış.

Hadi öperler sen hariç  

Coco

365 gün önce

366 gün önce, 367 gün önce...

Farklı duygular, farklı ruh halleri farklı bir farkındalıktaydık.
İşin  enteresanı başka bir yere gitmek de çözüm değil.

Demokrasi, çoğunluğun isteğinin gerçek olduğu faşist bir düzen değil mi yani şimdi? Atina okuluna falan bakıp idealar evrenine karşı iç çekiyoruz işte.

Madem eşitlikten yanasın be...




Ruh hali: gezme ceylan bu dağlarda seni avlarlar