İzlekler için Sosyal Medya

ınspector clouseau

26 Kasım 2013 Salı

Gün #4


Bugün toplantıyla başladı, direktör geç geldi erken gitti, işimiz işmiş toplantıda sesler yükseldi, olm bunlar insan değil galiba yıl olmuş 20xx saçma sapan şeyler için yükseliyorlar, aeh evet dün akşam aşk-ı memnu vardı da etkisinde kaldım, gündemlerimiz falan.
Sürprizzzzzzz, laptopum geldi, ay çok minnoş, hiçbir şeyini ayarlamamışlar, mavi ekran bana bakıyor ben mavi ekrana, keşke insanlık tüm evrene yayılsa. Aytici yeni mezun bir nerd, sanırım iyi anlaşacağız ve bütün kısıtlamaları kaldıracak.



25 Kasım 2013 Pazartesi

Plaza dili ve edebiyatı

C-suite: c level yönetici moruk, ceo, cfo, csmo, csı: ny csı:Miami tavır hep aynı, insan gerçekten hayret ediyor, yine çok güzel bir toplantıdayız, katılımlar falan.

Big picture: bizdeki tablolar böyle duvardan duvara, yukarıdan bak meseleye yani, aç gözünü gönül gözüyle bak.

Meycır kınsörn: bir garip haşgerya, kazığın en büyüğü manasında, biri ölür, büyük endişelerimiz var o kadar ki soner sarıkabadayı şarkıları gibi çok anlamlı.

Dilimizi eşek arısı soksun mu?



Gün #3


Bugün fırtına var, sağolsun trafik de var, ama hala bir masam yok tabii Coco kim ki, masa yoksa hizmet de yok cicim, oturayım da dergi karıştırayım, prosedür de bir yere kadar, yönetici arada bir uğrayıp sen naber yeaa alıştın mı diyor, gerizekalı galiba insan aynı soruyu kaç kere sorar? 
Tüm gün mesajlaşıyorum...

Galiba sıkıldım günlük, akşama yoga dersine katılayım da kafam dağılsın. Kalan gün sayısı 362, bravo toplama çıkartma yapabiliyorum.










TCDD - MARMARAY- ARKEOLOJİ

Şimdi bu Marmaray açıldı biliyorsunuz, bu arada ben hepiniz sanki İstanbul'da yaşıyormuşsunuz da benim yanımdaymışsınız, benim arkadaşımmışsınız da sanki olan biteni biliyormuşsunuz gibi anlatıyorum ya hah işte aslında öyle değil, arada hızlı gidiyorum olmuyor.

Ben İstanbul'da yaşıyorum ağalar, hatta daha dün beni Gültepe de yaptılar Üsküdar'da doğdum diye Selin yanak çocuğu ile konuşuyorduk bu konuyu. Bana göre ülkenin en güzel şehri, ayrı kaldığım dönemlerde çok özlüyorum, şehir hayatı çok rerörörerö diyenlerden değilim, burası kalabalık, burada trafik var burası ayı dolu, şehirlilik bilinci yok, bildiğin köy ve köylü dolu, mimari desen felaket, kültür mirası olan yapıya gözü gibi bakmıyorlar burada. Mesela Dolmabahçe'de gökyüzüne doğru zeker gibi yükselen bir kafes, Levent Maslak hattında mantar gibi biten plazalar, şehrin orasına burasına serpiştirilen rezidanslar hem şehrin iklimi değişecekmiş kime ne, ne tarihi doku ne bi'şey, gezi için harekete geçildiğinde ya siz ne oluyor kendinize gelin diyen yakın çevre gördü bu gözler, çapın ne güzelmiş.


Marmaray, böyle iniyorsun' 3-4 dk arasında Üsküdar'dan Yenikapı'ya ulaşıyorsun;



Al bu da yolcu profili;

Sen 17 milyor sen metropol insanı sen vergilerini ödeyen ve bu şehirde ayakta kalmaya çalışan insan, ya sen dünyanın en eski limanının kalıntılarını bul ardından biz bir tünel yaptık Deniz'in altında böyle, onu yaparken de 8500 yıl öncesinin kalıntılarını bulduk mesela amforalarda mercimek taneleri, mesela köpek kemikleri mesela o zaman evcil köpek varmış, mesela dünyanın eski deniz araçları mesela komple yerin altına gömülmüş bir liman, mesela para, mesela medeniyet!!!! Ya ama cümleyi şöyle bitir;



Hem kırmızı olsun hem ANCAK TÜM BU diye başla cümleye, senin algı yönetim şeklini yönlendiren beyin loplarını ayrı ayrı diye başlayan cümleler kurmak istiyor insan, politik olarak doğruyu bu ülkede niye kullanasın ki zaten...



M.S. 900 sonlarına doğru yavaştan Malazgirt'e doğru gelen göçebe toplum :) kapıların metaforik olarak açılması ile yaymış, yayılmış 1000lerce yıllık tarihin üzerine tarihinin hiçbir döneminde bu şekilde yobaz ya da muhafazakar bir tavırla yaklaşılmamış. Efendim gordion düğümünü çözmek için giderken buradan geçilmiş, parayı lidyalılar bulmuş, Truva aslında Çanakkale dolaylarındaymış, hititler şuppililumalar, ama biz İstanbul'u Bizans'tan aldık ve Constantinopolis falan dendiğinde çok sinirleniriz, olmadı baraj yapacağız antik kent nesi işte bu şahane kafaların ürünüdür. Adamlar İnkaların piramitlerinde kurgu UFO belgeseli çekiyor sen elindekinin kıymetini bilmiyorsun. 

Şimdilerde Göbeklitepe var geçici olarak dünya mirası listesinde , kişisel fikrimdir oradanda otoban falan geçirseler olmadı kuşların göç yolunda falansa deneme seferinde patlayan hızlı tren falan koysunlar, bence şahane fikir. Ne gerek var hayvan figürlü duvarlar çıkacak diye yıllarca kazı yapmak, insanlık tarihi hakkında bilgi edinmek, tapınaklar falan bunlar hep saçma sapan şeyler. 

Ay şekerim yine sinirlendim, iq 5 civarında bugün, ilaçlar iyi geliyor, arkeolojiyi hobi düzeyinde sevmek iyi geldi, yanlışlıkla mesleğim olsaydı kahrımdan ölürdüm.

Osman Hamdi geliyor aklıma Arkeoloji Müzesi'nin temellerinin atılması sonra efendime söyleyeyim füniküler projesi falan, sonra  Salacak'tan tarihi yarımadanın gün batımında silüetini izlerken Sultan Ahmet Camisi'nin minareleri arasından gözüken kazulet rezidans allam iyi ki sanat tarihçisi de olmadım allam teşekkürler.


24 Kasım 2013 Pazar

Hobi

Your hobi is just my lego.

Hobiler hobilerimiz, evet. Mal mal duvara ya da ekrana bakmamak için, boşluğu doldurmak için yaptığımız faaliyetler bütünü, toprak yemek, mandarin lehçesi ile şarkı söylemek, kitap okumak, trambolin falan...

Ne yapacağım ben seninle?

 Mutlak kulak, melankoli, yaşasın yaylı sazlar derken elimde bir keman öyle bakınıyorum. İçim sökülene kadar keman taksimi dinleyip hüzünlenmiş ve hatta içmiş de içmiştim, bir itzhak perlman  iddiası ya da vanessa maevari tavırlardan bahsetmiyorum, büyüyünce yo yo ma olacağım boyum kadar enstrüman çalacağım da değil.Konservatuar sınavı için beklediğim o iğrenç günü tekrar hatırlamak istemiyorum, beklemekten sıkılıp eve gidelim diye tutturmuştum. Yan flüt istemiştim çok küçüktüm haftasonları pazar konserlerini izlerdim, peder bey yamaha plastik flütle gelince bön bön bakmıştım. Sonra gitar aldırmıştım, bir kist problemi nedeni ile müzik kariyerime son vermiştim, ondan önce piyano vardı daha sonra müziği dinleyici düzeyinde takip ettim. Bir ara tenis oynayacağım deyip raket alıp dolabın en ücre köşesine atmış ve yıllarca herhangi bir aksiyonum olmamıştı, paten almıştım çok güzel düşmüştüm ondan da sıkıldım, hayır maymun iştahlı değilim ben.(böyle anlatmayacaksın iş görüşmesinde, farklı alanlara ilgim var benim geniş bir yelpazede falan, farklı alanlara eğilmeyi seviyorum bıt bıt bıt-tanrım beni baştan yarat).




Sonra işkence olan dizi müzikleri geldi, organik ses olmayan yapay alttan alttan iğrenç yaylılara mahkum olduk hepimiz. Bu kulaklarla mı? Bir hobi bul kendine, bir kaçış noktası, kendine ait bir dikdörtgen, konsantrasyon için bir fırsat, dm'den yürümek için bir sebep mesela :) şaka yapıyorum, iş hayatınızın stresinden sizi kurtaracak bir şey işte. Olay kendine inanmak hacı, her şeyi mükemmel yapmak zorunda değilsin, yok öyle bir dünya, kas kas nereye kadar? Kontrol manyağı olduğunda kendi beklentilerinin yüksekliği ile başbaşa kalıyorsun işte. Yaz küçük şiirler yaz, aptal resimler çiz, absürd öykülerin olsun anlatacak, etrafım insanlarla dolu, bende anlatacak hikaye çok, sevelim sevilelim mmmmmh.




Halime bak, dertli çal. Kemancı başımın tacı, Gitme bu gece sen de kal benim halim çok acı. 
O değil de çalıp çalıp ağlamak da bir acayip. Ne güzel çaldım lan falan diye, keman ağladı be. Hayallerin var mı? Düşlüyor musun? Her zaman düşlüyorum, pesimist içses olayı ara dönemlerde geliyor periyodik haller, genelde her ihtimali düşündüğümden ve Satürn etkisi kılıfı var zaten ama onun dışında mutlu bir insanım, hayallerim var benim. Saçma sapan bir sohbeti 2-3 level öteye sürükleyebilirim ki bu da biraz sabote ediyor gibi oluyor ama neden 5 ya da 10 yıl içerisinde bir kişisel sergim olmasın, neden tırmanışa katılmayayım(astım falan yokmuş gibi düşünelim) neden ok atmayayım belki yarışırım, neden At binmeyeyim ve düşmeyeyim hayır pony değil, belki konser falan veririm öyle bir şirkette çalışırım kim bilir?


Hobileriniz sizi aynı zamanda güçlü kılar, güçlü yönlerinizi daha güçlü yapın kardeşler.

Konserime son verirken halkı selamlıyorum, merhaba halk, naber? Yarın Pazartesi hayırlı olsun.




Ben çalayım ben söyleyeyim, bu benim hikayem.

Hadi öperler.







Hazır mısın?

Asıl meselenin hızlı koşmak olduğunu biliyorsun değil mi okuyucu.

Yani kim hızlı koşarsa kazanır, hızlı koşmazsan yiyecek olursun,  hızlı koşmazsan aç kalırsın.

Satışçıların en sevdiği hikayedir her sabah Afrika'da bir kaplan uyanır, oradan hareketle kedigillerin geneli için konuşabilirim sanırım. 

Nasılsın bu sabah? Koşmaya hazır mısın?


23 Kasım 2013 Cumartesi

NASA'nın cevabı

Bir kibar red.



Oooo oyuncak hikayesi'nden falan da bahsediyor. Mülakat sonucu olumsiyuzzz bile diyemeden...

NASA's greatest missions izliyorum, insan gerçekten hayret ediyor, uzay çok güzel gelsenize ve evren sadece bizim için yaratıldı evet.

Gün #2


O kadar çok can sıkılmaca ki eski mülakat formlarını okumaca, stajyerin birinin masasında oturuyorum. Direktörün mülakat notları bomba, destan yazıyor efenim, durduramamışlar, hala bir bilgisayarım yok, giriş kartım geldi ama kapıları açmıyor, gideyim de aktive etsinler. 
Sebil yok burada istediğin kadar pet şişe var, beleş su buldun iç.



Kaldı 363 gün.

Harikulade kartvizit örnekleri

@elifdurugonen'in tweeti sayesinde gördüm bunları ;

:)


Isaac Asimov okumayanlar varsa okusun hacı, iyidir.


Geçtiğimiz günlerde governers ödüllerinden birini aldı, yeni botox yaptırdım diyordu:)



U know i love pop art, i adore pop art, i live in pop art!!!!


Ve kendi kartvizitimdeki extra light'a ilham olmuştur, kaligrafi candır:



Evet kartvizitiniz sizi anlatır tıpkı cv'niz gibi, çalıştığınız şirket size sağlamıyorsa kendiniz için yaptırabilirsiniz ileride lazım olur, böyle zirve, konferans, toplantıya gittiğinizde ya da sosyal ortamlarda bazen ne bileyim cumadan sonra çay içmeye falan gitmişsinizdir, kartınızla hava atasınız gelmiştir, satış yapmanız gerekiyordur bilmem ne... Daha fazla zırvalayamayacağım, sosyal medya hesaplarınızı falan ekleyebilirsiniz hacı...

By


22 Kasım 2013 Cuma

Pinokyo birazdan burnum uzayacak derse ne olur blog?

Her şey o kadar yolunda ve iyi gidiyor ki... Yalan söylediği için burnu uzayan pinokyo doğruyu söylediğinde ama burnu uzayacaksa birazdan o zaman bu paradoksa gider mi? Yani her şey yolunda mı?

Sevgili günlük;

Yine muhteşem bir sabah, ağrılarım devam ediyor, insanlıktan çıkmış vaziyetteyim. Yorganı kafama kadar çekip hiçbir şey yapmadan malak gibi yatmak istiyorum. 
Yarın kuzenim evleniyor rahmetli halamın 7. ve son oğlu, çok da umrumda bir bilsen, hala yadigarı diye gitmek zorundayım. Yataktan kalkacak halim yok:/ 

Yine rahmetli babaannemin hayatta kalan ve babaaanne dediğim diğer 6 kız kardeşini görmek beraberinde öpüşmek ve de sohbet etmek zorunda kalabilirim. Babanecim nasılsınız? Ya siz babanecim, evet babane, ikiz babanelerim de var benim çocukken manyak olmuştum, ikiz olduklarını bilmiyordum ve 5 dakika ara ile farklı kıyafetler ile görüyordum şu aventür filmlerdeki komikli saçma sahneler gibi...hı hı tabii o arada bayılarak şahane bir iş çıkartmazsam mesela babane selamlama ile 2 saatimi geçirebilirim. Bu gece olacak kına gecesinden bahsetmiyorum bile, hayır bana mı evleniyorsunuz, ne kına gecesi ya bana ne ya bana ne.

Malum geçenlerde gelen bir cuma mesajı ile mekanım cennet olmuştu, sonrasında Viktor'un stalkerı yine mesaj attı, mesajımı okumadığımı görüyorum falan diye başlamış, ya sabır dedim, bu herhalde aynı tarzda devam edecek. Hayatımda çok büyük değişiklikler olmadı, size sosyal medya hesaplarında nasıl temizlik yapılır'ı anlatmayacağım. 
Aynı gün 3 ayrı danışmanlık firması aradı, biri ile ücret pazarlığına daldık esneyemez misiniz? sorusu ile geldi esnerim tabi dedim biraz daha konuşursak esnemekten daha da yaşlanacağım. Ücret beklentimi sordu hadi size sembolik bir şey söyleyeyim, 6000 dedim, bu bittabi psikolojik alt sınır dedim, brüt mü dedi yok artık tabii ki avro ve net dedim, üzerini lembas ile tamamlayacaklarmış, cüce altını olsa daha iyi olurdu sanki.
Yahu 1 yıl önce bu zamanlar yine görüşmüşüz, cv elinde, notlar elinde, hem bankanın ismini paylaşmıyorsun hem de daha fazla esneyemez misin? Ya esnerim tabii minnoş, pilates yapıyorum ben olaylar olaylar. Ücret pazarlığı önemli, elinizi korkak alıştırmayın, ağanın eli tutulmaz değil, yıl sona eriyor, yeni işinize 12. ay itibari ile başladığınızda revize edilen rakam talep etmiş olun. Bak, benim eski ekip arkadaşıma yaptıkları teklifi 4 ay sonra tekrar yaptılar, çünkü iş tekliflerinde sundukları rakkam( bunu dalga geçmek için yazdığımı biliyorsun) aday tarafından beğenilmedi 4 ay sonra seve seve o güncelleme yapıldı, o artık yeni işinde daha mutlu. Ücret anketleri falan var bakın işte onlara ne kadar ediyorsunuz hacı? Olayınız ne?

İşte günlük yine dünyayı kurtarmadan geçen bir gün daha. Ha süper Salak şarkı söylüyorum bu ilaçlar şahane falan, dünya artık bambaşka bir yer.

Sen naber ya? Kulakların oynuyor mu?

Aldık gidiyoz kızınızı it yalasın yüzünüzü.





21 Kasım 2013 Perşembe

O kadar üzülmüşüm ki hormonlarım göbek atmış ve ters dönmüş


Anlat çocuğum dedi doktor.
Malı Arap Faik'ten alıyorduk dedim, yo hayır tabii ki demedim. 
Sen hep hastasın diyen eski zaman hayaletleri geldi aklıma gerektiği gibi ilgilenseydin olmazdım, oooo bugün çok huysuzuz küçük hanım.

Bir süredir aşırı düşünmekten balataları sıyırmıştım, sırtımda daha önce görmediğim kabartılar, vücüdümde saçma sapan şeyler oluyordu, 3'ünden bu yana da iyice saçmalamış durumdaydım. 

Dünkü direktör görüşmem sonrasında sabah kahvaltısı niyetine Hamburger yedim, Kızılay çadırına dalıp kan verdim, kanda bişey bişeyim 14.9 çıktı, ooooo bu çok iyiymiş dediler, bu konuda bir fikrim yok, aslında var ve şu anda bilip de bilmezden geliyorum, şakaklarıma kar mı yağmış, kolum yeşil  iğrenç yeşil ve ağrıyor. Hastaneleri, hastaları ve hastalıkları sevmem. Son dönemde revire dönen evimde yeterince kötü haber aldım.

Stres!!!! Sıfıra yakın olduğu durumda ölüyorsun demek.
Aynı zamanda motivasyon kaynağı, aynı zamanda çok sayıda uyarıcıya maruz kalma. Ağrı eşiği düşük halıyı tırmaladım, gözlerimden yaş geldi.

Rüyamda yıldızları gördüm, gece gökyüzüne bakıyorum şehir ışıklarından uzakta bir yerde gibi, tüm samanyolu göz kırpıyor, çok canlı, heyecan verici nutkum tutuluyor. Sevinince bazen küçük çocuk gibi seviniyorum, tükrük bezlerim kuruyor, size de öyle oluyor mu hiç? 

Uyandım, bu ara sabah 6:45'te uyanma zamanım, biraz uyanık kalıp sonra tekrar uyuyorum, net bir şekilde artık günaydın yok. Rüya tabirlerine falan baktım, yıldız bana kaymadığı sürece sorun yokmuş, derler ki her şey iyi olacakmış, başarıdan başarıya koşacakmışım. Ve bu mutluluğu paylaşacak, zırvalayacak kimse yok, ne acı. Halbuki öyle hayal etmemiştim, kutlayacaktık birlikte, gitti uyuz.

Uzun bir zamandan sonra ilk defa peynirli yumurta yedim kahvaltıda, açık konuşalım Menemen çok sevmem, şart değil, sonny tapardı 4 yıl ona Menemen yapmaktan ayrıldıktan sonra da bunu unutmak için çabalamaktan içim çıkmıştı. Yıllar sonra unuttum derken tekrar Menemen seven biri ağır geliyor, ama yaparım yani maksat insanlar mutlu olsun...Yumurtadan sonra hazırlandım ve doktora gittim,testler, testler testler sonrasında ve bir sürü garip soru, hımmm hımmmm cevapları teyze beni geriyor, sonrasında sonuç, hormon bozulması, tam adı bu değil ben de hatırlamıyorum. Yüksek stres, aşırı kilo kaybı ya da mevsim değişikliği nedeni ile olabilirmiş, hangisini seçsek, bu dönem derin bir üzüntü yaşadın mı diyor olan biteni anlatacak enerjim yok, çok büyük bir üzüntü yaşadım, depresyon ilacı aldın mı? Hayır. Mide koruyucu arada sırada, 6 ay içerisinde operasyon geçirdin mi? Hayır. Cocuyomu evet çok cocuyo, kan kaybından IQ 3 ile 30 arasında gidip geliyor ilk 2 neden bence de gayet makul.


Bir  ilaç yazıyor, evlere şenlik şu bronşit olduğum zamanki kadar şahane değil ama, yan etkilerini okuyorum bir tek ölürsün yazmamışlar yan etkilere. Bildiğin maymun oluyorsun, bacakların aniden şişmesi, asabiyet(ki hiç değilim biliyorsun), nefes alırken keskin batıcı ağrılar, göğüste ağrı ve sıkışma hissi(ohhhh klostrofobi de gelsin), kaşıntılar, migren abi iyileştirsin diye verilen ilacın migren diye yan etkisi olur mu yahu? Çok hastayım lanet olsun o kadar uzun zamandır hastayım ve yanımda olmana o kadar ihtiyacım var ki demek istiyorum sonra bakıyorum kendi kendime konuşuyorum...
Chaotic neutral vaziyetler için iyi kılıf yalnız, ben yapmadım ilaç yapıyor.





Her ayrılık sonrasında yaptığım gibi ezbere bildiğim Cem Yılmaz gösterisi izleyip, yastığa akan salyamı sileceğim. Tanrı'ya isyan edip yine eve hırsız girsin istemiyorum, bu neden benim başıma geldi demek istemiyorum. Hatırlamak istemiyorum, özlemek istemiyorum, üzülmek istemiyorum, çok hüzünlüyüm ve bu ilaçlarla birlikte alkol alınmıyor, yasak. Do not or dare? Reckless mode on, saçma sapan şeyler yapmak istiyorum.

Boğazım da karıncalanıyor günlük, fak.

Ruh hali: Aa anladım, sen aslında kafandaki bana kızgınsın.

İlişki durumu: Ne oldu kaybettiğimiz için mutlu musun? Uzay boşluğu sessizliği güzel mi? Sonsuza kadar konuşmamak...




20 Kasım 2013 Çarşamba

Gün #1

2007-2012 arası kayıp bir zaman, kronikleri açıyorum ağalar..

No masa No telefon No pasaran, yeni taşınmışlar, öyle bekliyorum. Çok hareketli bir organizasyon, sabah asistan karşıladı, elimden tuttu 28. kata getirdi. Çok güzel lan, masam yok, telefonum yok, giriş kartım tabiisi yok, yassah, hangi kapılardan geçebileceğim, hangi katlara çıkacağım belirlendi. Öğlene kadar prosedür okuyup, önüme gelen her insanla tanıştırıldım. İlk günler çok sıkıcı. Servis falan ayarlandı, huzur içinde eve dönebilirim. Kaldı 364 gün.

19 Kasım 2013 Salı

Şimdi size ikizimden ve erkeklere neden bu kadar çok güvendiğimden bahsedeceğim

Allah bütün güzelliğimi içime vermiş benim. Bildiğin iç organlarıma. Onu da tam vermemiş, beni sevmediğine inanıyorum ya da kıt kaynakla idare etmemi istedi ya da önceki hayatımda ne saçmaladıysam şimdiki hayatımda çekiyorum.
Neden böyle oluyor neden mutlu olamıyorum dedim geçenlerde yengeme o da aşk hayatım hakkında bir sürü soru sordu, kötü de değilsin ki yavrum dedi, ilgilisin, minnoşsun, önemsiyorsun, dinliyorsun(dinliyorsun evet :s sonra neyse).

İkizim sarışın yeşil gözlü, benim gözlerim erimiş çikolata rengi, ayrı yımıyta ikiziyiz.
Uyuzuz.
Alerjilerimiz var.
Both of us mide kanaması geçirdik.
İkimiz de baskın karakterliyiz, çok netiz ve açık sözlüyüz, sinirlendiğimizde monster oluyoruz.
İngiliz humorunu severiz, sarkastik ve burnu havada tipleriz hatta onun burnu deviasyon artı estetikli.
O çok kıskanç, benimle hep yarış halindeydi.
Onun sayısal zekası yüksek benim duygusal zekam, yok ya benim de sayısal zekam var, ayrıca her sorusuna bir cevabım olmasından nefret eder, empati kurduğum için onun tarafını tutmadığım için çemkirir.
Entellektüel manada ezici bir üstünlüğüm de mevcut.
Şimdilerde keşke avukat olsaydım diyor. Aslında işinde çok başarılı bir yıl içerisinde 2 terfi aldı grade i değişti bunlar önemli şeyler. :) Demek ki pişmanlıkları falan varsa. Gerçi ikimizde başarıya ve zekaya taparız, zor etkileniriz. Başarısızlıklara da taparız yanlış anlaşılmasın.
Çok tavuskuşu, ilgi ondan kaydığında diyalogu provoke eder.
İkcı olmamdan tiksinir bir de ayrı bir gıcıklığı var.
Alien da olsa yavrumsunuz diye seviliriz.

Ailedeki herkes çok yetenekli, el-motor becerileri falan, sanat desen bilmem ne sadece sevmeye yeteneksiziz, elimize yüzümüze bulaştırıyoruz.


Bizi seven herkes bir başkası ile evleniyor, onun kız arkadaşlarının anneleri hep kanser hastası oluyor ve ölüyor.
Kuzenimizin de ikizleri var, acaba benim de ikiz çocuğum olur mu diye çok korkuyorum, ya 3üz, ayyyyy bir batında 8 şu Amerikalı reality Show'u olan bir kadın vardı, tövbe tanrıma.

Neyse nereden başlayayım, 

Üniversitedeyken tatil için geldim kaplıcada bir devremülkümüz var, o sırada yazlıktan komşumuzun kızı ile birlikte ama ayrıca f.ckbuddys i de var dansçı, yazlıktaki kız ile araları berbat on again off again bir ilişki ne yazık ki kız benim de arkadaşım ve sürekli aralarında kalıyorum. Ebeveynimiz bizi bırakıp İstanbul'a gitmişti, Kurban bayramıydı o zamanlar kışa denk geliyordu. Neyse bizim sivri zeka dansçıya atacağı onsekiz artı mesajı minnoş sevgiliye atmış, odadan geldiğinde sarı çiyan yüzü Casper beyazı olmuştu. Laertes? Wtf?! dedim,

Sıçtım dedi, dansçıya göndereceğim mesajı, sevgilime gönderdim.
O anda telefonum çalmaya başladı, sabahın o saati, insanın aklından saniyeler içinde neler geçiyor bir bilseniz. Bir kez daha pisliğini temizlemek zorundaydım. Alo, Berna naberna? Olm, Berna bir kükredi, sakin ol neler oluyor anlat dedim, mesajı okudu bana, wuhuuuuuuuuuu. Ya moruk bak uhm, yanlış olmuştur falan demeye kalmadı şarladı bizimki, yüksek iletişim becerim sayesinde mesajın bir kadına değil bir erkeğe yazıldığına ikna ettim onu. Telefonumu kapadığımda brother Lui yavaş yavaş kendine geldi, sıvadım ve bunu nasıl temizleyeceğim bakışı ile.

Ondan önceki yıl doğum gününde Berna'ya evde mini bir sürpriz yaptık, kız rahat durmayan kıskanç bir tip şanelman'in masadaki telefonunu kaş ile göz arasında kurcalamış ve mesajları okumuş yine Laertes'in yediği bir haltı bulmuştu. Fak! Kardeşim bu dünya üzerindeki en bahtsız bedevi idi( sanırım karma ona minik oyunlar oynuyordu, çakallığı ile övünürdü her seferinde). Kız yatağın üzerine tepiniyordu bu arada söyleyeyim boyu 1,78 o halde zıplayınca bir tuhaf oluyor ve o sırada eve teyzem gelmişti, ne açıklama yapacağımızı bilmiyordum, evde zıplayan ve böğüren bir kız vardı ve ağlıyordu.

Berna 2 yıl sonra birleşiriz sanarak tekrar yanaştı bu olaylara rağmen hala saplantılı bir şekilde bu ihtimali düşünüyor olması gülünç. Laertes'in, onun arabasını bakıma götürürken ikiz arkadaşlarımıza uğraması ve onlardan biri ile flört etmesinden bittabi haberi yoktu. Laertes, İstanbul'a dönüp kendinden 8 yaş büyük niyan denen kadınla takılırken o akşam 1.78lik manyak eski kız arkadaş Berna, bizimkinin yediği herzeyi duymuş ve gelip beni evden almıştı, ha evet iyi bir dinleyiciyim ben! Kemerimi takarken bir yandan diğer yandan 2. hattına mesaj atıyordum, her şeyi öğrenmiş çabuk hattını kapat, diğer telefondan görüşürüz, bu akşam sakın açma! 

Bu kez haklı değildi, birlikte değillerdi çünkü sonra bir kez daha denediler. O yıl hatırlıyorum ikimizde sevgililerimize biz aslında evlatlığız şakası yapmıştık. Berna'nın annesi göğüs kanseri oldu ve öldü.

Merme vardı, annesi kanserden öldü, metastaz vs.

Yıllar sonra işimin gücümün olduğu zamanlardı eve geldim tablolarımdan biri yok, ama yok yani duvarda eşek kadar bir boşluk, olm eve hırsız girse diyorum sadece neden o tabloyu almış, yok girmediyse temizlikçi falan mı götürdü? Ki bu da çok saçma. Sonra aklıma bu geldi, Rus bir kız arkadaşı vardı ben yokken evime gelmiş olabilir mi? Yok artık daha neler. Akşama buluştuk, hacı dedim benim bir tablo yok ortada, yeaaaa o konu dedi, geçenlerde acil bir tablo lazım oldu senin resimlerden birini aldım verdim kıza, çok duygulandı, gözleri yaşardı falan, hem sen yenisini yaparsın. OHA! Kızın annesinin prada mağazası var sana çanta olarak geri döner dedi, idiotta, Rusya'ya gideceğim de kızın annesinin mağazasından çanta beğeneceğim de, öehhh. Siz bilmezsiniz a dostlar Rusya taraflarında çok ünlü bir artistayım.

Londra'ya dil okuluna gitmişti bir keresinde orada ukraynalı bir kızla tanıştı kız Yunan asıllı, ay içim şişti, neyse onu ziyarete gideceği zaman seramik koleksiyonumdan bir şeyler istedi bu kez eve gelip çalmamıştı, izin istiyordu.

Tayland'da beyaz Rus bir hatunla tanıştı, o arada Türk kız arkadaşı da vardı, bu kez karışmadım, sonuç yine başarılı, kimse bana kızını vermiyor yeaaa diye ağlıyordu en son.

Jess vardı, über kıskanç, iktisatçı manyak, gece klübünden çıkarken kızın biri bizimkinin poposunu sıkmış Jess kızın üzerine bir atladı bu arada üzerinde leopar desenli bir elbise vardı artık onun etkisi mi bilmem ahahah...

İstanbul Park'ta arabayı bana verdi, fiyuvvvv birden Jess krizi tutmuştu, anlatmaya başladı,  telefondaki en ufak mesaj kırıntısını bile silmişti gayet eminmiş kendisinden ta ki kız kıyıda köşede kalan bir taslağı bulana kadar... Aldattın mı dedim, o zaman beraber değildik dedi, ok o bunu kaldıramaz, sonuna kadar inkar et dedim, asla kabul etme, işin ahlaki tarafı yok belki de bilmemesi gerekliydi...3 yıl ayrı kaldıktan sonra bir kez daha denediler hatta bizimki yüzük baktı falan ama olmadı. Ama aşık olduğu tek kadın oydu, üzüldü çok. Jess'in de annesi öldü, kanserden dolayı, sonra Vegas'a yerleşti. SM hesaplarından takip etti bir süre onu, ortak arkadaşları ile görüşmedi, çok üzüldüğünü hatırlıyorum, o üzüldüğü için ben de üzüldüm tabi, nşa'da inkar et demem kimseye. Ama başıma böyle bir şey gelse onu karşı tarafın üzerine salarım, sağolsun ağır psikolojik hasar yaratabilme yeteneğine sahip. Yani bundan sonra, bundan öncekilerde malum... Yahu yediğim boynuzlar yüzünden cennetin kapılarından geçemeyeceğim awwwww.

Bunun gibi bir kaç hikaye daha var ama anlatmayacağım. 

Şimdi bu anlattıklarım varken hangi erkek ben öyle biri değilim aklında yanlış fikirler olmasın dediğinde inanırsınız? Çapkın sanma beni dediği zaman ya da ben öyle diğer erkekler gibi değilim falan... Yea bsg benim bir ikizim var sen kime ne anlatıyorsun demiyorum, severim serçeleri yımşak olur pençeleri hııııı çok.

Eminim o kadınlar da kardeşime Tarkan'ın karma albümünü kompile hediye ediyorlardır. Boyunuzun devrilmediği bir hayat ve ruh eşleri diliyorum size, Allah benim belamı vermiş zaten.





Size babamın servise binip eve gitmeyi bekleyen işçilerin üzerine, osuruk bombası atmak suretiyle kapıyı kapattığını ve kaçtığını anlatmış mıydım? Neyse bu başka bir hikayenin konusu.

Ruh hali: Ayrılmak dediğimiz şey, birisine dokunma hakkımızın elimizden alınması. Delirmek, bu hak bir başkasına verildiğinde başlıyor.

Bitirirken; seni anlıyorum ve atomlarıma ayrılıyorum, o yüzden bazı kadın isimlerini hiç sevmem.



Feministlerin Azizi, Hoho