İzlekler için Sosyal Medya

ınspector clouseau

8 Şubat 2016 Pazartesi

İK'cıları Anlama Kılavuzu


Merak etmeyin Tanrı Elçi olarak beni yolladı ^_^


Manuel gibi bir şey düşünün ve bu iyiliğimi unutmayın. Kitaplarımı ayıklıyorum, Hobbit ve Felsefe diye bir kitap çıkmıştı hatırlarsan, hobbitleri anlama kılavuzu gibi bir şeydi elbette felsefe ışığında. Bittabi bundan esinlenerek çıkmadı bu yazı, taslaklara bakarken 2013'te atılmış zibilyon başlıktan biri, canlandırmak istedim. Siz sevgili izleklere Bir İK'cının kafasından seslenmek isterdim, İK gözlüğü değil At gözlüğü, İK şapkası değil Beyzbol şapkası ile, Tanrım bugün yine tüm .ğrençliğim üzerimde.

Son dönemin popüler kalıbı ile sağ adım ile giriyorum konuya:

Bu Coco, 
Coco herhangi bir okulun herhangi bir bölümünden mezun olarak herhangi bir lisans bölümünü bitirebileceğini ispatladı. İK alnında kariyerine başladı diyelim(aslında kariyerime İK ile başlamadım ama bu başka bir hikayenin konusu), İK'yı seviyor, İK'da onu seviyor, kendisi için anlamlı işler yapmayı tercih ediyor kariyer kısıtlarının farkında çok sallamıyor, İK'yı anlıyor, biliyor, İK dilinde konuşabiliyor. 
Coco'nun kendisine benzeyen(yok ya ne benzeyecek hepimiz unique'iz ama en yunik benim) arkadaşları, meslektaşları, iş ortakları, koçları, yöneticileri falan var. Bunlar genelde kimse tarafından sevilmez, koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi denir, günah keçisi ilan edilir, vurun abalıya'daki abalı onlardır mesela. Çok rerörerörerödür. Çok da tınnnnnnnnnnnnnn çok da fifi, biz de size bayılmıyoruz, be professional.
Coco işini iyi yapar, Coco çalışkan, zamanını etkin kullanır, yanlışı çotonk diye söyler, insanların çalışırken yeteneklerini ortaya çıkaran atmosfer yaratır, analitiktir, bazen dandiktir, çoğunlukla dakiktir, attıkları free kicktir askdjalksjdla, god i hate football but i love Zlatan. Eve gittiğinde işini unutur, hedeflerini gerçekleştirir, pürüzsüz işleyen süreçlere, uzaylılara ve bilime inanır. 
Yeteri kadar çaba ve iq skor ile zorlukların, engellerin geçilebileceğine inanır. 
Dünyanın en zor işi İK değildir, en önemli işi de İK değildir, en iyi İK'cı da kendisi değildir, İK yapmazsa ölecek diye bir hastalık yoktur. 
Coco bir zeka yükseltendir.
Coco gibi ol.
I am the best what i do. What i do ain't pretty

Bir İK'cı, ortalama zekaya sahip birinin gözünden bakalım dilerseniz;

Stratejik ortaktır zira yönetim, işletme vb. derslerde öyle öğretildi.
Yalnızca bir personelci falan değildir, kurumsal iletişimin olmadığı yerde kurumsalcı, cenazelerinizde gözyaşı, düğünlerinizde halay başı olmasa da tebrik mesajı atanı, altın için mail gönderip hesaba para yatırmayı isteyeni, bebek doğumlarında baby Tosun aramıza hoş geldin yazısını bebek animasyonu yanında göndereni, işveren markası yapıyoruz diyerek CEO şoförüne eski kaşar ve simit aldıranıdır. 
Gereken gereksiz durumlarda şirkete danışmanlık veren avukata(sektörde duayen bilinir) asistan bakanıdır, hizmet odaklıdır, amelasyon işlere bayılır çünkü. 

İşe alır, hoş geldin kiti verir, servis ayarlar, eğitim atar, gaz alır, gaz verir, haftalık mail gönderir, happy hour tasarlar, ah alır, vah verir, beddua alır, mandal ve leğen verir, çalıştay düzenler, değerlendirme merkezine alır, çapın yarısını pi'yi 3 alarak falan çarpar, böler, terfi süreçleri, transfer, şut, işten çıkarma, lansman, iyileştirme, agile, akademi, iş tanımı, tasarım, vizyon, kutucuk, organizasyon chart, iş ailesi, ihtiyaç analizi, yemek kartları bakımı, asistan eski eskort ise onun tespiti, işten çıkış mülakatı, işe giriş mülakatı, toplu mülakat, grup mülakatı, stres mülakatı, outplacement falan genelde onun alanındadır. 
Liderlik, koçluk, eğitim programı hazırlayan, bir anne, bir baba, her şey olanıdır mesela. 
Politik olarak doğrucu başıdır, incelikler, ince işler, hafif laf sokmalar, üst yönetimin iş hukuku kitabını masaya fırlatmasında Bülent Ecevit'lik hep İK'nındır, YK Başkanı'na eski cumhurbaşkanlarından Sn. Ahmet Necdet Sezer göndermesi yaptım yaşlı olanlar fark etti. Bkz: bir gecede beyazlayan kadir inanır saçı
Ofis dışında bir organizasyona, eğitime, kongreye katıldığında alakasız bir yönetici isteği ya da kaprisine maruz kalandır. Havuz başında güneşleneni, tatilde yurt dışına gideni, ille de çık bışırılı diyeni, İstanbul yerleşik minnoşu...


Gerçekler: 

  • Şirketin sahibi dışındaki herkes işçidir. 
  • Öncelikli olan şirkettir, şirket, company, dükkan, ekmeğimin peşindeyim tavrı default yüklü. 
  • Doğru yere doğru insan yerleştirmek zorundasın so, kara kaşına kara gözüne bakıp seni işe almıyorlar, günün sonunda, ayın sonunda, çeyrek sonunda, yıl sonunda hedeflerini gerçekleştirmek zorundasın. Yapamıyorsan sana eğitim atarız, performans görüşmesinde yöneticin sorgular, eşek değil, ona da bu işi yapması için tonla eğitim aldırıyoruz. Sen o iş için en uygun aday olarak seçildiysen beklentileri yerine getirmen doğal sonuç, pürüz çıktığında zımpara da çıkar. 
  • Zaman eşittir para belki maliyet, zaman geri çevrilemeyen ölçü birimi, kırışıklık, tecrübe, hata, ders alma, daha iyisini yapma, ödül, başarı, mutlu son. 
  • Biz bütçe yapabiliyoruz, roi falan, paraları saçma konularında tecrübelerimiz var. 
  • Şirket evlilikleri, merge, birleşme, joint venture, re-organizasyon, outsourcing, outplacement, sourcing, küçülme downsizing, işten çıkartma, turnover... Bunlar ik'cıların dünyası için normal, ara ara şoka sokabilen kavramlar bazıları arzu edilmez. Başına geldiğinde operasyonu en uygun şekilde yaparsın çünkü bir pazarlamacıdan ürün çıkartması, iletişimciden reklam yapması bekleniyorsa İK'cıdan da görev tanımına uygun olarak insanları işten çıkartması beklenir. 
  • Annem değilsin, babam değilsin, ailem değilsin, günün çoğunluğunu seninle aynı şirket çatısı altında geçiriyor olabilirim--> Amaç markayı güçlendirmek, çalışılmak için arzu edilir hale getirmek, finansallarının iyi durumda olması, optimum çalışanla yoluna devam etmesi, arzu edilen turnover rate'de kalması, en iyilerin şirkete çekilmesi, yetenekleri elde tutma vb. Benim işim(mecazi olarak ben yoksa İK'cı) bu işi en kansız şekilde yapmak, hatırla: Erbakan Hoca konuşması. Ya bunu dışarıdan bir danışmanlık desteği alarak yaparım, bütçe kısıtları içerisinde, ya kendi ekibimi kullanırım, sonuçlar tartışılır. Her ekibin gücü en zayıf olanın yaptığı hatanın skandal boyutu ile ölçülebilir. Hepimiz o şirketi temsil ediyoruz, anbılivıbıl. 
  • İK çok ketum, çok rerörerö. Sorry ağzınız çarşamba pazarı gibi, insanoğlu herhangi bir şeyi hatırlamaya çalışırken beyni ona küçük oyunlar oynayabilir ve hikayeyi başka şekillerde tamamlayabilir, her süreç, her toplantı, her gizli bilgiyi sizinle paylaşmak zorunda değiliz. Departmanın girişinde "En sevdiğiniz departman olmak istiyoruz" yazmıyor ama sevseydiniz güzel olurdu. Yani diyor ki, saçma sapan yöntemlerle ağzımızdan laf alma çabasına girmeyin, yemezler, küsmeyin de. 
  • İK hep eğleniyor. İşini eğlenerek yapmak suç değil, en azından anayasada bununla ilgili bir madde henüz yok, şirket tüzüğünü, etik kuralları falan deneyin. Olm Ekvador'da Mutluluk Ekonomisinden  Sorumlu Devlet Bakanı var havanız kime? Belki de rotasyon zamanınız gelmiştir, başka bir bölüme geçmek isteyeniniz var mı?
  • İK'nın yaptığını ben de yaparım. Hayır. Yapamazsın kıt beyinli. Senin işin sana bizimki bize, en basiti adayla mülakata girip burnunu karıştırıyorsun sonra bunu ekşi'den okuyoruz, uza. Yani geçiş yapmak istersen iç ilan sürecine başvur ve diğer iç adaylarla birlikte boş pozisyon için değerlendirmeye gir, olumlu olursa transferini seve seve yapar tebrik mailini atar, portaldan ilan eder fotoğrafını bile koyarız, söz sana çikolatalı pasta benden. Hor görme garibi bir derdi vardır.
  • Performans Sistemi yanlış, hedeflendirme yanlış. Hımmm peki bunun ile ilgili yöneticilerine ve ilgili kişilere öneri sunmayı denedin mi, mail attın mı, toplantı talep ettin mi, agile süreçler falan? Yani bununla ilgili bir çaban yoksa sırf söylenmek için söylenmek manasız. Birleşme yaşayan bir şirketteysen 5-10 yıl içerisinde markanın ve sistemlerinin ve de kültürün oturacağından haberin var mı? Hah evet bu birleşme yaşayan 3. organizasyonum benim biliyorum da konuşuyorum falan... Limit gökyüzü, hedef yönetim katına çıkmak geçen yıl 112 müdür ile görüştüm 26'sı CEO olmak istiyordu, 26 tane boş CEO pozisyonu yok.
  • Kuşaklara inanmıyorum, bunlar hep saçmalık. Öyle deme ben gökkuşağına inanıyorum ve evde pony besliyorum, uslu durursam bir de unicornum olacak. Farklı olanı anlamaya çalış, dene, kendi şapkanı çıkar, benim gözlüklerimle bak, if you try walking in my shoes but bu hiç hijyenik olmaz. 
  • Elbette özel bir insansın, özel insan yavrususun, hayır hayır politik doğru olarak söylemiyorum ama senin kadar herkes özel organizasyonda, yetenekler, yetenek olmayanlar. Performans değerlendirmeni sadece yöneticinin ellerine bırakamayız, ya duygusal karar verirse, ya seni harcarsa, ya seni sevmiyorsa, mobbing yapıyorsa ve bundan bizim haberimiz yoksa. Koridor efem devrede, çift kanallı iletişim var. 
  • Bazı şeylerin farkına varmanda, farkındalık yolculuğundan bahsediyorum akıllım, biz de sana eşlik edeceğiz. Olduğun yerden daha iyi bir noktaya giderken sana mihmandarlık yapmak bizler için ayrıcalık. Lütfen kemerini tak, camdan fırlamanı ve o değerli beynine zarar vermeni istemeyiz. İşten çıkarıyorsak bir sebebi var, bugün yapılanlar yarınların daha da mutlu olması için. Unutma zor kararları verenler kahramanlardır(sanırım yazdıklarım arasında en kötü cümle buydu). Herkesin bir derdi var, durur içerisinde durur içerisinde oyh. 

So İK'cılara sövmek yerine o işyerinde bulunduğun süre içerisinde;
Kendine bir şeyler kat, deneyim, bilgi, teknik donanım, ruhsal yolculuk, yıldız tozu, minare gölgesi, MBA indirimi, dil kursu, yaratıcı yazarlık sertifika programı, rumba sınıfı, koşu bandı her ne ise. Profesyonelliğine profesyonellik kat, duruşunu güçlendir, kendine yatırım yap, bireysel markanı cilala, asansörde CEO ile karşılaşınca kısa ama etkili konuşmalar falan yap. 
Sol kolum ağrıyor, gidiyorum ben. Böyle yap, et falan dedim tüm yazı boyunca "siz" diyerek kendimden uzaklaştırmadım, dengimmişsiniz gibi bir ortam yarattım, bak yazıyı da justified etmiyorum ki daha samimi gözüksün, farkındaysanız hep algıya oynuyorum. Ne çakalım yahu. Benim CEO arkadaşlarım da var ormanda büyümedik. 
Elbette bütün saçmalıkları daha insani hale getirip hikayeler yaratmaya çalışıyoruz hepimiz, duygulara dokunmak, ortak yaratımla bir şeyin parçası olmak, ruha hitap etmek, biz var gazoz olmamak efsane olmak. Kılavuz dediysek bedavaya şimdilik bu kadar. Yazının fon müziği.



Kılavuzu Karga olan Kahramanınız,

Coco the Crow

2 yorum: