İzlekler için Sosyal Medya

ınspector clouseau

10 Mayıs 2021 Pazartesi

Bu Ne Saçma Bir Hayat

Ölmüşüm de üzerime toprak atılmış, sonra da solucanlar tarafından yenmiş ve azot döngüsüne girmiş gibi bir yıl. 

İnanılmaz saçma bir yoğunlukta geçiyor günlerim. 

Uyanış, kedileri selamlama, bahçede ve sokaktakilere mama verme, yaraları var mı kontrol etme, hamile olanları kontrol etme,  ilk yürüyüş turu, çiçeklerle ilgilenme, gülleri ilaçlama, Lionel'ın kapıya doğru gitmesi ve eve giriş. 

Luna'nın günlük bakımı ve sevilmesi, kahvaltı ve bilgisayar açılışı. 07:03

Gün artık başlayabilir, işten çıkartmaların kısıtlanıp, herkesin ama heeeerkesin evde kalıp çalışmaya çalıştığı, akıl sağlığının yerinde durmadığı, her gün bir ölüm haberi aldığımız saçma sapan bir döngü. 

İş arayanlar, stresle başa çıkmaya çalışanlar, hedeflerini gerçekleştiremeyenler, geri bildirim toplantıları yapıp isyan edenler ve ödül alanların benimle buluştuğu, üst yönetimcilerin toplantılarda hala ve hala biz bir aileyiz klişesini kullanıp ekiplerini darmaduman ettiği klişeleri dinliyorum. 

Peki ne olacak?

Çok şey. Kendiniz kabul etmeyip direnirseniz çok yorulacaksınız, kabul edip yola devam etmek isterseniz daha zor şeylerle de karşılaşacaksınız, gereken terapiye başlarsanız iyi bir adım olacak, istediğiniz şirkete girmek için üzgünüm iş kovalayacaksınız, fırsat yaratacaksınız, çaba göstereceksiniz. Değişeceksiniz. 

Hayatı kucaklamak o kadar da zor değil gibi. Şükür moment egzersizleri kimilerinde işe yarıyor, ben günü doldurmak için ekstra bir şeyler yapıyorum, yetmiyor yeni bir iş fırsatı çıkıyor, 3 pozisyon için hayır diyorum, o arada bir şeyler yazıyorum, çok az makyaj yapıyorum, hiç topuklu ayakkabı giyiyorum, alerjik deterjan kullanıyorum, sabah yürüyüşlerine devam ediyorum, 147 adet sebzeyi suluyorum, pazıların tohuma kalkmasını ve çileklerin kızarmasını izliyorum, günde 11K adım atıyorum. Her gün maske takıp her gün söyleniyorum, huzur evinde yaşıyor gibiyim, sokağa çıkıyorum soldaki yaşlılara selam veriyorum, sağdaki sataşıyor ona da selam veriyorum, karşıdaki pencereden sohbete başlıyor, haydi bu yaşlıyı da üzmeyeyim diyorum. Mezopotamyalı Dede(82 yaşında incir ağacına dalan) her gördüğünde bu kediler evcil mi? diye soruyor/günde yaklaşık 28 kere, kafa gidik önkabulü ile her seferinde başka bir cevap veriyorum. 

Okumalar devam, yazmalara da devam ediyorum, online dünya çok yorucu, toplantılardan çıkışta leblebi tozu gibi hissediyorum. The Real Housewives of Beverly Hills izlimliyorum aşırı kafa boşaltıcı, Tony Stark öldüğü için hala yas tutuyorum ve Marvel filmleri için heyecan duymuyorum. 

Hapşırıyorum. Evet. 

Şimdilik böyle bazı detayları henüz veremiyorum ama haberler iyi, Coconuz Başgan olacak. 



27 Şubat 2021 Cumartesi

Marco de Medina

Dünya üzerindeki en şahane kedi. 



17 Temmuz 2020'de hayatıma giriş yaptı, eski evin duvarına dayalı tahta kutuların üzerinde uyuyor ya da kendini temizliyor halde görüyordum onu. Lionel'den bir süre sonra geldi, Lionel ne kadar yakın, dokungaçsa Marco bir o kadar mesafeli, kendi alanını seven, tamamen kendine özgü bir yaratıktı.

Önce sütlerden başladı, onun için ayrı mama, su kapları koydum bahçeye 2 metreden fazla yaklaşmazdı, 2 hafta sonra mesafe kapandı ve beni görünce sırt üstü yatıp göbeğini açtı. Kimilerine göre bu davranış güven göstergesiydi. 

Miyavlamayı pek sevmez, hamakta sallanmaya bayılır, Lionel'ın alfalıklarından sıkılırdı. 

Geriye dönüp 8 ayı değerlendirdiğimde göz açıp kapayıncaya kadar geçmiş diyorum. 

Bahçeden diğer diyara göçen her kedi vücudumda farklı tepkilere neden oluyor, Şimon, Leonidas, Loki, Siobhan... Marco'nunki boğazımda kocaman bir düğüm oldu, yutkunma zorluğu yaşatıyor ve de ses kısıklığı. 

Duvardan atlayıp bahçe kapısına doğru koşmasını özleyeceğim, balkonun altında mırıldamasını, mamasına patisini koymasını, yerde yuvarlanmasını, Luna'yı temizlemesini, Lionel ile didişmesin, kimseye pas vermemesini ve bana düşkünlüğünü, sabaha karşı 4'te bahçede gezinmesini, zil sesine jet hızı ile cevap vermesini, poz vermesini belki, koltuğu bir taht gibi kullanmasını, yaşamasını...

Bir enfeksiyon nedeni ile kaybettik onu, saklanıp ortadan kaybolmasa, saçama sapan yerlerde gezmese, sokak kedisi gibi davranmasa belki de... diye ah ah edip vah vahlamasak ne olur bilemiyorum.

Özlüyorum. 

Yorgunum. 



4 Kasım 2020 Çarşamba

Yeni Yönetici olan Ördekler için mini kılavuz

 Siz hiç bir gecede her şeyinizi kaybettiniz mi?

Ben kaybettim. Biraz tatsız bir durum oluyor. Yaşadığınız yere, insanlara ve benzeri şeylere olan inancınızı sorgulamayı tercih edebilirsiniz. Veya bunu bir an önce geride bırakıp bundan sonra ne yapacağım diyebilirsiniz. Ben yönetici olmuştum.

Yönetici olunca ben(genel)



Uzun süreli bir ayrılık sonrasında blogdayım ve taslakları canlandırmaya başladım. 

Hepinize iyi okumalar dilerken bugün sizin için seçtiğim konu geçişler. 

Yeni bir geçiş sonrasında olabilecekler neler ona bakın önce. Olay bu geçiş için düşünüldüğünüzü öğrenmeniz, muhtemelen mail ya da telefon araması ile bilgilendirmeniz sonrasında gerçek gibi gelmeye başlayacak sizin için. 

Seçildiğinizi öğrendiniz sonra organizasyona/örgüte girişiniz. Evrak teslimi ve onlardan biri olma, şimdilerde eve gönderiyorlar size gerekli olan her şeyi, oryantasyonlar pre-oryantasyonlara dönüyor, online buddyler eşliğinde uyum sağlamaya çalışıyorsunuz. 

Merhaba X, Sektör /'ye Hoş Geldin!!! Sana sarılırdık ama pandemi var. U know. 

Kilometre taşlarınıza bakalım. 

İlk gün sonu

İlk hafta sonu

İlk ayın sonu

İkinci Ayın sonu(burası artık zurnanın zırt dediği yer oluyor. Artık zirvedesiniz ve zirve dar bir alandır, soğuktur, oksijen azdır...)

So geldik mi geçiş döneminin sonuna. Artık çoook resmi olarak şirketin içerisindesiniz, onlar sizi denedi, siz onları denediniz, bir süre birlikte devam edeceksiniz sonra belki başka bir kariyer hareketi ve hooooop başka bir yerde yöneticilik. 

Geçişler geçişler nedir bu geçişler diye soran bıdıklar için tekrar ve tekrar ve tekrar paylaşayım. 

  • Başka bir şirkete geçiş,
  • Organizasyon içinde farklı bir bölüme ya da grup şirketine geçiş,
  • Farklı bir coğrafyaya geçiş, ülke, kıta, şehir, isim, hayvan,
  • Bir üst konuma geçiş,
  • Aynı anda iki tane görev üstlenmek, hımmm vekaleten bi'şey bi'şey olmak,
  • Yeni açılan bir pozisyona geçiş, önceden hiç yok böyle bir şey, çok acayip, 
  • Yeni bir kültürel gruba geçiş,
  • Yeni bir iş koluna geçiş, benim ik'yı bırakıp kedi başganı olmamı bu kapsamda değerlendirin ve aynaya bakıp ağlayın. 


Görsel şahane bir takipçimden geldi, 2016-2017 arasında ona iyi gelmişim. Valla kendimle gurur duydum. Siz de kendinizle duyun ve günlüğünüze beni yazarken ağlayın. 


Bu yazı, yağmur yağarken bir yandan güneşlenmeye devam eden ve Küllerinden Yeniden Doğmaktan Bıkanlar için yazılmıştır. 

Beni nerede bulacağınızı biliyorsunuz. 

Yazının fon müziği: Ne zaman dinleseniz uyandıran bir şarkı. En Vogue



19 Haziran 2020 Cuma

Tokalaşmak Yerine Yapılabilecekler

-Karşılaştığın kişinin dilini boğazına sokmak mı? No!!!!!!

Merhaba Weirdos,
Long time no see. 

Boğazımıza kadar pandemiye battığımız bu yılın hiç yaşanmamış olmasını dilerdik. Evet. 
Yeni gerçeğiniz, normaliniz, anormaliniz umarım iyi gidiyordur. 

Sosyal kelebeklerin, yan bahçedeki karikatür komşunun, ofise dönen beyaz yakalının eline selamlar olsun. 
Hijyenik nedenlerden dolayı kart oyunları oynamadığımı söyledim Tarçın'a online toplantımızda, nasıl dedi? Çalıştığımız dönemde briç kursuna başlamış, büyük bir keyifle kitaplarını falan okuyordu, aradan yıllar geçti ve benim oyun kağıtlarına dokunmaktan tiksindiğimi öğrendi. Ewwww. Yani hijyen kaygım yeni değil, masamda ya da çantamda mutlaka o iğrenç sıvılardan olurdu, hele ki grip dönemlerinde. 

Şimdi sen ofisinde masken ve gözlüğün ve hatta siperliğinle normal hayatına dönmüş olabilirsin. Ben Mart  2020 itibariyle kimseye dokunmadım, tokalaşmaktan bahsediyorum ve kedinin bana sürtünmesi sayılmaz. 

Bu dönemde tokalaşmak ve sosyalleşmek istemeyenler için birkaç öneri, tokalaşmayalım da öbüşelim mi, hayır, mümkünse uzak durun birbirinizden, entübasyon hikayelerinizi ve kas kaybınızı bilmek istemiyorum. 

  • Vulcanlı selamı verebilirisiniz. Bayılırım. Temas yok. 
  • Baş selamı verebilirsiniz. Şapkanız varsa o da olur, yoksa asestatlı siperliğinize dokunun. 
  • Askeri selam verebilirsiniz, askeri vesayet falan uzak... Onun yerine Şövalye Selamı diyelim. 
  • Biri size yaklaşırken el dezenfektanı veya kolonya uzatabilirsiniz. Araya mesafe koymak iyidir. 
  • Ellerinizi cebinize sokabilirsiniz ve tebessüm, evet the pursaklar move diyoruz bu harekete. 
  • Oh na na na diyerek ayak selamı verebilirsiniz, bir ihtimal de dirsek selamı. Ben yine de hiçbir yerinizin hiç kimseye değmemesi taraftarıyım. 
  • Kendi kendinize "hi 5" yapabilirsiniz. 
  • Elinize telefon ya da dosya alıp, "corona, corona!" diyebilirsiniz, bu da karşıdakini püskürtmek için iyi bir yöntem. 
  • 2 metre uzaktan air kiss yapabilirsiniz, sosyete öpüşü, mmmyeh. 





Neyse ben gider, malum birazdan aşk-ı memnu başlayacak, bihter'in gözünün önünde birbirlerini seviyorlar falan. 


5 Haziran 2020 Cuma

Bir Yıl İçinde Hamile Kalabilirim bunu mülakatta söylemeli miyim?


Adayın yatak odası maceralarını merak eden işe alımcı temsili



Really Nigho?

İnsanları ne hale getirdiklerini siz düşünün.

Benimle çalışmak isteyen ve çalışabilen şanslı azınlığa selamlar. Umarım gününüz harika geçiyordur.
Arka bahçede kedileri(sokak kedileridir belirtelim, hayvan evcilleştirmeye aşırı karşıyım bunu tekrarlayalım) beklerken bir yandan da tur atıyorum, böylelikle kimse ile sosyalleşmek zorunda kalmadan hem vitamin D alıyor hem de 10bin adıma yaklaşıyorum. 7 tane kedi geliyor belirgin olarak. 4 birey aynı saatte geliyor, sizin fotoğraflardan tanıdıklarınız 1(ağlak olan ve beni sürekli yemeye çabalayan) ve 3.
İsimlerini henüz benimle paylaşmadıkları için onlara rakamlar üzerinden yaklaşıyorum, tüyleri, renkleri ve seslerine göre de kategori yapmak mümkün ama bu başka bir hikayenin konusu.

Bu sayede, yani 1 sürekli ağladığı için, kendi yemeklerimi yarıya indirdim, balkona çıktığım an aşağı gelip miyavlamaya başlıyor ben de ona mama yerine tavuk, antrikot, peynir, yeşil yaprak sarması falan atıyorum. Bence bu ara kilo verebilirim. Kedi Bireyler ile Zayıflama isimli kitabımla tüm veterinerlerden bana ulaşabilirsiniz. Ya da Whatsapp'tan yazın, herkesin yaptığı gibi, ne? Sizde numaram yok mu? Ulaşmanızı istemediğim için olmasın sakın.

Neyse, devam ediyorum, tam 5908 adımı tamamlamıştım ki telefonum çaldı.
İzmir'de mühendis şef olan bir arkadaşım, eski çalışma arkadaşım, aşırı minnoş bir birey. Görüşmeye gitmiş, bir yanda da doktor kontrollerini tamamlıyor. Hem iş arıyor, hem hamile kalmaya çalışıyor hem de pandemi ile uğraşıyor.
-Coco yardımına ihtiyacım var...(buralar detay burada dünyanın en brutal şakalarını yaptığımızı hayal edin olur mu?).
_Okeayyyy
-İK'cı ile görüştüm ama beklentimi brüt 130.000 tl olarak paylaştım, aslında şimdi de 125.000 alıyorum, aslında ben önce net paylaştım ama işe alımcı brüt alayım diye ısrar etti...
_WTF. Hımmm.
-Ama ben bu ücreti değiştirmek istiyorum şimdi mi arayayım? Yani şimdi arasam çok şey olmaz değil mi, bilemiyorum, beni olumsuz değerlendirirler mi?
_Konuşmalar konuşmalar konuşmalar.
-Ya doktorla da konuştum, önümüzdeki dönemde bebek yapmak için tüm şartlar uygun olacak, bunu paylaşsam etik açıdan uygun olur mu?...

WOW.
BU İNSANLARA NE YAPIYORSUNUZ!!!!!!!
Çok ciddiyim, görüşmelerde ne saçmalıyorsunuz da adaylar kendini bu derece kötü hissediyor.


Arkadaşımın adı Beren. Beren'in görmüş olduğunuz iki problemi var,


  1. Beren kendi değerinin farkında değil, hem entelektüel manada hem de piyasa değeri olarak. 825. milyon kere söyleyeceğim, iş görüşmesi her iki tarafın da birbirini ikna etmesi gereken bir toplantılar bütünü. Bir işe alımcı size net ücret beklentisi soruyorsa cevabınız, ücret aralığı belirtmek isterseniz bu rakamlar, brüt istiyorsa brüt tahmininizi paylaşın. Aklınızda bir psikolojik alt sınır ile gitmeniz sizin faydanıza olabilir. Yani paylaşmak istemiyorum şirketinizin bir ücret politikası vardır, ben de ona uyarım, ücret pazarlığı aşamasında konuşuruz falan diyen de var. 


  • Bir arkadaşım, çok da ünlü bir danışman olan bir arkadaşım, yönetici pozisyonlarından biri için görüşmeler yapıyordu, adaydan beklediği paket ile ilgili yorum aldıktan sonra, yalnız bu bizim sunduğumuz paketin çok altında dedi. SO zamanınızın ve yeteneklerinizin karşılığının ne olduğu hakkında bir fikriniz olsun. O geri zekalı işe alımcı da net verilen rakamı .X ile çarptığımızda brüt rakama ulaşıldığını elbette biliyordur. Bilmiyorsa googlelasın en kötü pwc sayfasından kabaca bir rakama ulaşır. 
2-Beren istediği yerde, istediği zaman, istediği şekilde ve belki de tedavi görerek bebek yapabilir, hamile kalabilir, doğum iznine çıkabilir ve hatta ücretsiz izin bile alabilir. Ayrımcılık yapan denyo bir şirketin denyo bir ik'cısı ya da fonksiyon yöneticisi onun hayatını alt üst etme hakkına sahip değil. 

Okeay Weirdos?
Böyle bir soru geldiğinde, hamilelik konusunun, ya da eşinin hamile kalma konusunun iş tanımı ile olan ilgilisini sorgulayabilirsiniz. 
Görüştüğüm bir sigorta şirketinin Boğaziçi psikoloji mezunu İK direktörü teyzesi, 1 yıl boşluk görüyorum cv'nizde Coco, o 1 yılda çocuk mu yaptınız dediğinde, gözlerinin içindeki boşluktan beynine ulaşmış ve hiçbir şey bulamamıştım. Tabii ben böyle boş boş bakınca kırdığı pot nedeniyle sarsılmış ve kendine gelmiş, özür dilerim böyle bir soru sormamalıydım demişti. Bu da böyle gereksiz bir anımdır. 

Türkiye'de çocuğu olmayan çiftler, evlat edinme, taşıyıcı annelik, koruyucu ailelik ile ilgili konuları başka bir yazıda paylaşabilirim.
Acil gitmem gereken bir meditasyon odası olduğu için bu yazıyı burada sonlandırıyorum.
Kendinize dersler çıkartın lütfen, yok coviddi, pandemiydi, evde boş mu durdunuz, hiçbir şey yapmadınız mı, hııııııı? diye soracaklar, sakinliğinizi koruyun, bu kolay bir olay değil, sevdiklerimizi, sevmediklerimizi, bize yakın ya da uzak olanları ve dünyadakileri kaybediyoruz.
Korunaklı şatomda tek başıma takılırken, 121. günde buldu beni virüs.
İlk görüşmelerinizi, İK ve fonksiyon görüşmelerinizi online yapmakta ısrarcı olun, şirketin hangi önlemleri aldığını, bu dönemde işten ayrılan olup olmadığını, pozisyonun neden açıldığını sormaktan çekinmeyin. Zor bir yıl olacak ve de insanlar limitli. Bunu kabul edince hayat biraz daha keko geliyor.
Aşırı Sevgiler ve sosyal mesafeler,

Covid Gazisi ve mülakat şehitlerinin Azizi,
Coco Andre Maya Jude de Diversity


4 Haziran 2020 Perşembe

İş Yerinde İşlenen 7 Ölümcül Günah

Well Weirdos,
Blog ölmedi, yaşıyor, ben de. Covid19 nedeniyle biraz sarsılmış olabiliriz. Konuşma normal hayata göre zoom'da ve diğer mecralarda baş ağrısı yapıyor, kafam zonkluyor, bir zoom yorgunluğu kavramını her an icat edebilecek gibiyim.
Hal böyleyken, yeni normal, yeni gerçeklik, yeni denyoluk her ne derseniz deyin buna şoke edici, inkar edici ve yavaş yavaş kabul edilen bir şey oldu.
Herkes EVDEN ÇALIŞIYOR!!!!! I mean hemen herkes. Guyz mikrofon ve kamera ile çalışmaya çalışırken kontrol listenize sesi kapattım mı, muteda mıyım, kamera kapalı mı gibi maddeleri eklemeyi unutmayın.  Normal zaman olsa;

  • Fazla bilgi paylaşmayın, aşırı bilgi olmasın, too much information derdim. 
  • Aman sorumluluk almaktan kaçınmayın büyük günah, elinizde patlar derdim. 
  • Dedikodu yaparken yakalanmayın siz sadece durum değerlendirmesi yapın en fazla salağa yatın derdim.
  • Başkalarının hayali olan kariyer için çabalama aşırı günah, kendine uygun olanları ve hayaline oturabilecekleri al derdim.
  • Finans, bütçe ve rakamlar konusunda kendini akışa bırak demezdim, hayvan gibi sayılara hakim ol, bütçe hazırla, yarat, ortak kullan, kaynakları etkili kullan derdim. 
  • Ben bunu yapamam deme derdim, yaparım, aslanım kaplanım falan diye iç motivasyonunu koru derdim, o da aşırı günah çünkü. 
  • Sürekli kendinden bahsetme, mülakatta doğru zamanı bekle, işe başladığında kısa ve orta vadede neleri hayata geçireceğine bak falan derdim. 
Ama şimdi diyorum ki, sol üstteki Avarel gibi olma yeter. 


Şahane bir videoyu aşağıya bırakıyorum;






Hayatının en güzel anlarını Zoom toplantılarında heba edenlerin Tanrısı
Coco de Zoomzade




12 Nisan 2020 Pazar

Madem İyisin

Sabahın köründe kuş cıvıltıları ile uyanmaya devam. Karantinada 4. ay, minimum sosyalleşme, okuma, çizme, boyama, örme, yemek yapma, bahçe ile uğraşma, cv değerlendirme, iş görüşmelerine katılma falan derken günler geçiyor. 4 kilo aldım 4, sabahları kimsecikler yokken koruda yürümeyi özledim, itiraf edeyim.
Mart'ın başında biraz daha iyileşeyim sabah 6 yürüyüşleri yaparım mis gibi derken, covid 19 sayıları şak şak şak vurdu yüzüme. Elbette diğer yanağımı çevirdim. Sen beni çökertemezsin istersem introvert bir kaplumbağaya dönebilirim dedim. Hesaba katmadığım bir şey vardı, aldığım kalori miktarında bir düşüş yoktu.
Neyse Cuma sabahı Kanada ablalarından biri ulaştı, çok tatlı bir iş teklifi ile ama dedim olmaz, ben şu anda çok yoğunum. So UK ve Kanada'da yaşayan arkadaşlarıma pasladım. Bakınız bireysel markalar sizler yokken çalışmaya devam ediyor. Bizler arkadaşları nedeni ile iş bulan insanlarız.
Türlü türlü kuşlar, arılar, kelebekler, kirpiler geçiyor gözümün önünden, çoğunlukla balkonda güneşleniyorum. En son leylek gördüm.
Dolapları karıştırırken eski günlükleri, yazıları, çantaları buldum, nostalji koridorunda sıradan bir gün geçirdim.
Video izlerken/dinlerken bir yandan Bertolt Bretch'in bir şiirine denk geldim, ben Bretch'i Trt 2'de program yapan Seynan Hanım sayesinde tanımıştım, so bayağı küçük zamanlarımdan bahsediyorum. Kendisinin o davudi sesi ile kültürüme kültür kattığım yıllar.
Ve şimdi bu saçma sapan günlerin içinden geçerken bu şahane şiiri herkes duydun, bilsin ve görsün istiyorum.

Anladık iyisin, 
Ama neye yarıyor iyiliğin? 

Seni kimse satın alamaz,
Eve düşen yıldırım da
Satın alınmaz.
Anladık dediğin dedik,
Ama dediğin ne?
Doğrusun, söylersin düşündüğünü,
Ama düşündüğün ne?
Yüreklisin,
Kime karşı?
Akıllısın,
Yararı kime?
Gözetmezsin kendi çıkarını,
Peki gözettiğin kimin ki?
Dostluğuna diyecek yok ya,
Dostların kimler? 
Şimdi bizi iyi dinle:
Düşmanımızsın sen bizim
Dikeceğiz seni bir duvarın dibine
Ama madem bir sürü iyi yönün var
Dikeceğiz seni iyi bir duvarın dibine
İyi tüfeklerden çıkan
İyi kurşunlarla vuracağız seni.
Sonra da gömeceğiz
İyi bir kürekle
İyi bir toprağa.
Çok anlamlı hafta sonları dilerim Weirdos. Sıkıntıdan patlasanız da evde kalın. 
Birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyanların ve dijital bağımlıların Tanrısı,
Coco de Covid20

23 Mart 2020 Pazartesi

2 Aralık 2019 Pazartesi

People Make the Brand 2019






Uffffffff harika bir konferanstı, işveren markası, yetenek, gençlik, ik falan işte bilmeyenler için. Sahneden sorulan bütün sorulara doğru cevap verdiğim için yanımdaki kadın çok zeki ve kültürlü bir birey olduğumu söyledi. Sonra yemekte tanıştığım bir başka ik’cı hiç yaşınızı göstermiyorsunuz dedi, yaaaaa dedim ne kadar ponçik bir beyaz yakalısınız. İltifatlar havalarda uçuştu. 
Eğitim bilimci ve yazar Dr. Özgür Bolat "Mutsuzluğun bir kriz olmasını istemiyorsak, psikolojik sermayeyi duygusal sermaye ile beslemeliyiz." dedi, kabul görünce mutlu olduğumuzun altını çizdi ki; bunun üzerine oturup, düşünün ve ağlayın, sosyal varlıklarsınız çünkü. Kitabını da okuyacağım, çocuğum yok ama zaman zaman çocuk bireylerle sosyalleşmem gerekiyor. Kendisini sahnede bir kere hoplarken görmüştüm, uzun uzun dinlememiştim, ilginç şeyler paylaştı bir ara uzun uzun izleyeyim diye not aldım kendime, henüz nihai bir karar oluşmadı. Nihai karar seviyesini şey düşünün Fazıl Oral’ı dinlediğim 2. dakikada kararımı vermiştim. 
Önder Abay ve tiktok dünyasına giriş yaptık, bir tiktok hesabım yok, kitleyi de uzaktan gözlemliyorum, Z kuşağı ile iş dünyasına katılma durumları beni ilgilendiriyor. 

Acar Baltaş için şunu söylemek isterim, acilen sunumu değiştir dede, güzel şeyler anlatıyorsun ama gözlerim kör oldu, çölde gezen Şener Şen gibiyim(İzle: Arabesk/Allah’ım kör et beni).

Dilek Livaneli’ye gelelim, sahnede takılmadan konuşanlar sıralamasında Fatoş Karahasan ve Evrim Kuran 1. sırayı paylaşırken, Dilek Hanım rap yapabilecekler arasında. Öğretmen olarak başardıkları, kazandığı ödüller, çocuklar için yaptıkları ve sonrasında bölge kadınları için yaptıkları şahane. Enerjik bir birey. Biraz az ses kullansa müthiş olurdu minnoş kulaklarım acıdı. Videolarını izleyin muhakkak izleyin, inisiyatifin kralını göreceksiniz. 

Stratejik Danışma Kurulu Başkanı Claudia Tattanelli: "Gençler, şirketlerde en çok profesyonel eğitim ve gelişime önem veriyorlar; kendilerini geliştirirken mutlu olmalarının sırrı ise liderleri tarafından desteklenmeleri.", grafiklere, verilere boğdu bizi, sağ olsun var olsun. 
Ayrıca Claudia’nın elbise ve ayakkabı seçimlerinin hastayısıyız Weirdos. 

Evet bir organizasyonun daha sonuna geldik, #peoplemakethebrand zarif ekibine teşekkürlerimi sunarken huzurlarınızdan ayrılıyorum. Okuyacak 4 kitabım ve bir o kadar izleyeceğim video var. 

Yetenek Abideniz, 
Coco Talento 

2 Ekim 2019 Çarşamba

Uyku Düzensizliği

05:20'de uyandığım Eylül sonun Ekim başı günlerine hoş geldiniz Weirdos.
Mevsim geçişi diyerek anlamlandırmaya çalışıyoruz yıllardır. Ama bilen biliyor biyolojik saatim çok uyumayı sevmiyor, well en azından çoğunluk kadar uyuyamıyor. Onlara hayranım. İstiyorum ki ben de günlerce uyuyabileyim. Uyuduğumda karanlık, uyandığımda karanlık olmasın, bu başka bir hikayenin konusu elbette.
Uykuya geçmeye yakın çaylar falan önerebilirsiniz lakin çay içmeyi de sevmiyorum. Şimdi sizlerle birtakım maddeler paylaşacağım, böyle böyle yaparsanız kalite bir uyku uyumanız mümkündür diyollar:


  • Yatağa doğru zamanda gidin diyorlar, ilerleyen yaşınız ile birlikte hemen her şeyden etkilendiğinizi göreceksiniz. Gençlik bitmiş gördün mü, pilin bitmiş gördün mü diye şarkı söylerler yüzünüze. Öyle sabahlara kadar içip-eğlenip fil gibi uyuduğunuz ve zıpkın gibi uyandığınız günler geride kalacak. 
  • Uyuduğunuz ortam iyi olmayabilir, örnek verelim caddenin karşısındaki halı saha, sürekli inşaat sesi, evin yakınlarındaki eğlence mekanı gibi kesintisiz gürültü kaynağına maruz kalmak uykunuzu öldürür. 
  • Kötü yatak, uyku katilidir. 
  • Uyku apnesi hastalığı, gökler halinize acısın, korkunç bir makinesi var, Bane gibi geziyorsunuz(Bane/Bruce Wayne düşmanlarından hatırlayınız). Öğrenciyken çalıştığım şirkette patronun uyku apnesi vardı, adam direksiyon başında uykuya dalıyordu, sonra şoförsüz bir yere göndermemeye başladılar, araba kullanmak yasaklandı kendisine. 
  • Horlayan yatak arkadaşı, bak bu çok zor, felaket felaket, ayrılın, ivedi olarak ayrılın. 
  • Anksiyete, depresyon falan yaşıyor olmak, kendinize iyi bakın ve yardım alın, bir dost. 
  • Fiziksel aktivite yetersizliği, köşe minderi taklidi yapmak.
  • Berbat komşular, evcilleştirmeye adadıkları hayatları da uykusuzluk nedeni olabilir. Kulak tıkacı işe yara mı bilmem çünkü sesi kulak kepçesi topluyor, bakın bunlar hep bilim.
  • Dengesiz beslenme, geç vakitte yemeler, baharat falan... Göksu'ya inip sucuk ekmek yemek geldi içimden şu anda. 
So, 3 saat de uyusanız, 5 saat de uyusanız uyuyun, çalışmalar gösteriyor ki senyör yıllarımızda sürünmemek için dengeli bir hayata ne kadar erken başlarsak o kadar iyi. Hah! Bir de az uyku uyuduğu için çok zeki olduğu söylenenler var, IQ'su EQ'suna eşit olanları üzmeyin. 
Beni merak etmeyin bu ay içerisinde tekrar 6'da uyandığım saatler gelecek, ben o zaman göstereceğim size. 

Uyuyan güzeliniz,
Coco 7 Uyuyanlar



21 Eylül 2019 Cumartesi

İşe Geri Dönmek

Morning Weirdos,
Oturabilirsiniz. İş hayatına ara vermiş ve geri dönmek isteyen insanlar ile çalışıyorum bu aralar daha önce sabbatical nedir anlatmıştım, hatırlayınız. So, faydalı sayılabilecek bir video var burada. Staj, dönemsel işler, uzun dönem programlar denenebilir. Gök Tengri uçak kazası vermesin diyor ve koruya çimlerde yuvarlanmaya gidiyorum. 
Öptüm Byeeeeeeee.


11 Ağustos 2019 Pazar

Asosyal Değilim Evde Her Şey Var

Ben iyiyim ya, bir şeyim kalmadı. 
Merhaba Weirdos, Romalılar, Kariyer Böcekleri!!!!!
Blogu unutmuşuz iyi mi?
Aynı anda 8 iş yaparsan olacağı bu, gerçi biraz dinlenmeye de ihtiyacım vardı.
Sabah 5 yürüyüşleri, 6 koçlukları, 7 toplantıları ve 8 kahvaltılarından Merhaba!!!

Ne zamandır iş hayatında başıma saçma bir şey gelmiyor.
Needy yöneticiler, mızmızlanan jr. uzmanı saymazsak. Biri liderlik etmek istemiyor diğeri sigarayı bırakmaya çalışıyor ve doktor terapiye gitmesini önerdiği halde gitmiyor. Ekip arkadaşını ısırıyor.
Uzun bir konuşma sonrasında "Burası bir işyeri ve artık seni ısırmayacağım." dedi dün. Ama binanın çıkışından sonrası için kendine dikkat et! demeyi de unutmadı. WTF!

SIZLANANLAR İÇİN;
"Çözümün bir parçası olmaya ne dersin?" sorusu ile zamanınım olmadığını anlatmaya çalışıyorum ama anlamamak için ısrarcılar.  Bir yakınma döngüsünün içine düşmüş gibi hissediyorum. Izy tatilde ve dönene kadar bu saçmalıklarla benim ilgilenmem gerekli.
Bir süreliğine diğer evdeyim, hani şu asansörülerin bozulup 21 kat merdiven çıkmak zorunda kaldığım. Olaya bir de iyi yönünden bak, bu çantalarla merdiven çıkarken crossfit çalışıyormuş gibi gözüküyorsun, düşün diyorum kendime ama bicepslerim böyle hayvan gibi.

Süreklilik konusunda sıkıntı yaşadığım için düzenli meditasyona başladım, 10 dakika maksimum. Ritüller, takvimler, programlar beni daralttığından bu konuya eğileyim dedim. Aslında rahat batıyor olay bu, hayatın anlamını aramaktan sıkılıp yeni icat çıkartmaya çalıştığım bir dönem. Aylin duyunca şaşırdı ve çok mutlu oldu, zira kımıl kımıl olduğum için meditasyon yapabilmek kayda değer bir haber onun için. 3 gün konuşmama orucuna gireyim dedim, nope. Mümkün değil, telefon aramaları, mesajlar, anlık bildirimler...

Çok önemli bir varlığı yeni havalimanına götürdükten sonra navigasyonla yola devam edeyim dedim, geri zekalı beni kuzey marmara yolu ile eve götürdü. Bu köprüden geçmeyeceğim yeminimi bozmak durumunda kaldım. Ölmek istedim ama öyle çok değil, 1 saatliğine falan, 92 km falan ölmek istedim, ebesinin nikahı üzerinden eve geldim.

Koruda Zikri isimli bir beyefendi ile tanıştım, tam tatlı tatlı yürüyüşümü yapıyordum ki arkadan İran'da fabrikası olan ve bundan yakınan hayvandao bir işveren ile geliyordu. Monako'nun başkanı iş hayatından kaçmak için koruya yürüyüşe geliyoruz seni mi dinleyeceğiz diye bağırmak geldi içimden lakin meditasyon yaptığım için artık bambaşka bir insanım ve yönümü değiştirdim.

Arabaya doğru giderken Zikri Bey selam verdi, ne iyi insanlar var ya adamı tanımam yürüdük sonra bana su verdi dedi, Aeh evet kafam şişti, İran'daki fabrikası, hükümetle olan sorunlar ve sgk konuları beni hiç ilgilendirmiyor dedim. Bir insanın adı neden Zikri olur acaba, eski bir teftişçi çıktı dede, Zikri benim için o saatten sonra aslında Quasimodo çünkü BANA SU VERDİİİİİİİİİ diye sevinen iki kişi biliyorum dünya üzerinde. Ama yazık o adama dedi, bence çalışanlarına yazık dedim, sabah sabah küçük çaplı gömme operasyonum başlamış oldu.

Anılar denizinde yolculuğa çıktık kendisi ile, denetim dünyası, banka hortumlamaları ve devlet çökmeleri, çocuklar ve ilişkilere geldi konu. Ne ara oraya geldik çözemedim, minik kulaklarım yine o sabah dinleme işindeydi, halbuki daha 1,5 saat önce Polonya tarihi üzerine konuşuyorduk kuzenle, kafam olmuş kazan, Lehçe bilmiyorum, Leh'in birinden İngilizce dinlemek ise yorucu, sağ olsun Zikri de aşk tanrısı cupid çıktı, Coco Hanım ama siz evlenin, sizin gibi hayat dolu, dünyayı bilen, entelektüel falan...(iltifat almayalı o kadar oldu mu? Gülüşünüzü paylaşan bir beyefendi ne şanslı hissediyordur kendini bıdı bıdı, aman Tanrı'm kulaklarım neler duyuyor?)

YA dede yürü git sabah sabah bela mısın. Sonra dedim dur bu konuyu bir de mistik tarafından ele alalım, durup dururken yolunda yürürken bu Hazreti Zikri denen zat ne diye karşına çıktı. Guyz, sanırım kozmos bana korkunç bir oyun oynuyor. Evlenmem lazım lakin önce aşık olsam fena olmaz, Can ile ayrıldık, hımmm evet. Yeni bir başlangıç yapmam gerek, lazımmış, acilmiş, şitto yakında çok yakın bir arkadaşım evlenecek ve tek başıma gidiyorum beni bekarlar masasına oturtabilirler ühühühühühüh bana kavalye gerek. Şaka şaka ne bekarlar masası ya, gayet yalnız birey masası olacak.

Yazıyı havuz başından yazıyorum, ortak alan olduğu için biraz kalabalık, expat aile ve komşu çocukları gürültü yapıyor, alkol yasak olduğu için(evet ortaçağ yaşanıyor burada) herkes termoslarıyla hazırlıklı geliyor, escort birey yine her zamanki yerinde, kaslı ikili birey pub g oynuyorlar ve ara ara birbirlerini süzüyorlar bense bir gün aleni öpüştükleri günü hayal ediyorum, herkes için ferahlatıcı bir deneyim olacak, insanları rahat bırakın lan!!!! Hoparlör adam latin müzikleri çalarken, sakallı şişko mayosundan çatalı görünen keltoş da Reynmen dinletiyor aynı anda. Aşırı kozmopolit bir atmosfer oluştu burada benimse burnum tıkalı, sesim kısık, farenjitimi unutmaya çalışıyorum.
Btw kas oranım artmış hepinizi sümüklü bir şekilde öperim.
Ailenize ve sevdiklerinize hörmetler.
Yazılar taslak olarak kaydedildi, günü geldikçe pörtleyecek.
Ölürsem falan şaşırmayın.


Gülüşüne dünyayı sığdıranlara tekme atanların Azizi,
Coco Koruncuk

14 Temmuz 2019 Pazar

Bize gelsene, İstifa ederiz-How to Quit a Job

Yeni haftaya başlarken tarihin tozlu sayfalarından bir video ile merhabalaşmak isterim Sevgili İzlek.
Böyle şovlara ne gerek var deme, yurdumusssda henüz bu tip aktiviteler yapılmıyor diye biliyorum. İşe alım videoları ya da reklamlarını konuşabiliyoruz, kapalı kapılar ardında yapılan şantajlar, ikale, tokalaşarak ayrılmaları ise canım isterse sizlerle paylaşabilirim bu sene hayvan gibi işten çıkarma yapıldı ama herkes sessiz kalmayı tercih ediyor.
O zamana kadar müzikle/sanatla nasıl istifa edilir gösteren bu video çalışmasını sizlerle paylaşmak isterim.
İyi istifalar şimdiden, yineleyelim yeni bir şirkette kayda değer bir pozisyonda başlamıyorsanız, babanızdan kalan bir servet yoksa, anneniz çok tanınan bir CEO değilse, bankada 6 ay işsiz gezdiğinizde sabit giderlerinizi karşılayacak kadar birikim yoksa, loto çıkmadıysa, tüm çözüm yollarını denemediyseniz sorunların çözümü için, istifa için, barış ver kardeşlik için son bir kez düşünmenizi rica edeceğim. Sonrası yallah İK departmanına.




Kariyer Bitirme Başkanınız,
Coco


30 Nisan 2019 Salı

Bir Outplacement Hikayesi





Outplacement, yani sarsıcılardan bahsediyorum. İşten çıkarılmanın psikolojik yıkıcı etkisinin azaltılması, yumuşak geçişler, çalışan deneyimleri vs. Okeay bir insanın kovulmasının hiçbir pozitif yanı yok diyebilirsiniz, kabul. 

Sabahın 6’sında mutfak bölümünde takılıyorum, kuşlar cıvıldıyor, aşırı cıvıldıyorlar, susmuyorlar, Tanrı’m bahar geldi. Geçtiğimiz iki ayı 3’te uyuyup 9’da uyanmaya çalışarak  geçirdim, yanlış anlamayın aslında öğleden sonraya kadar falan uyumak istiyorum lakin bünyem izin vermiyor. So eskiye geri döndüm, bahar geldi, yağmurlar var, sabah yürüyüşleri iyi geliyor. 


Avarel Tibet ile yürüyoruz bu aralar her ne kadar solo sevsem de işim gereği sabah yürümeleri yapıyorum. Tibet sığırı aynalı gözlük takıp yüksek sesle klasik müzik dinlemenin havalı olduğunu düşünüyor, evet kulaklık yerine dışarı yayın yapmayı tercih eden bir sığırto. Bu sabah yürüyüşe gitmeden CEO of 8 kahvaltısı hazırladım. Avokado, ıspanak, limon, nane, yarım kivi, salatalık ve keten tohumu var içinde. Şekerim bunu içiyorsun ohhhh dişler yemyeşil, slymer gibi geziyorsun. Elbette Alfred’in yaptığı elmalı turtayı gömmek isterim ama vücuduma yeşillik yüklemem gereken bir dönemdeyim. 


Tibet’e outplacement konusunda destek olacağım, destek derken yanlış anlaşılmasın yeteneklerim belirli bir süreliğine kiralanacak. Ciddi bir süreç, İK’nın en cellat tarafı ve sonrası diyebiliriz. Haliyle konu bu olunca zamanda geriye gitmemiz gerekiyor, blenderda lime, marul, pancar, elma karıştırıyordum. Ekran dalgalanmaya başladı mı? Başlaması lazım çünkü…


5-6-7-8 yıl önce, elbette ben yine sağlıklı besleniyorum. Sevgili diyetisyenimin tavsiyesi ile smoothiemi hazırladım, yola çıkacağım, yıl içerisinde işe aldığımız 300 kişiyi CEO değişimi ve change management kapsamında dehlememiz gereken kritik bir durum oluştu siz kontrollü forma girme diyebilirsiniz. Süreç gizli, en çok Ankara’daki leş topluluk gideceği için bir memnuniyet var üst yönetimde. Hukuk grubu ile senaryolar çalışıyor, şirkette havayı koklamaya çalışan sözde arkadaş müdür seviyesi bireylere her yerimiz yerinde mesajı veriyorduk. İşte Sevgili İzlekler insanların kariyerlerinin bir anda çöktüğü, şirketin devamlılığı ve istikbali için acı ama etkili kararlar alındığında execution için adım atmak gerekir. Keyword: Gizlilik 


İK çok reörerörerö dediğinizi duyar gibiyim, İK’yı dinlemeden rezil işe alımlar yapan fonksiyon yöneticileri, yeteneği körelten zeka geriletenler, yarattıkları markaların büyüsüyle kendinden geçen pazarlamacılar, eski ekiplerini yeni şirkete taşıyan ve vizyonu oturtamayan eski CEO’lar, satıştan gözü dönen babamı bile satarım her türlü diye saçmalayan satış profesyonelleri, nakit akış tabloları, uzun vadede başarısız yatırım projeleri, batık krediler falan filan. Yeni CEO bir güneş gibi doğar ve katliam yapmak ister, kan dökülecektir.
Bunun yanında biraz toparlamak için durumu outplacement desteği sağladılar, çıkış otelde yapıldı, o ise biliyorsunuz ayrı bir hikayenin konusu. 


Yeniden işe yerleştirme, elbette ilk olarak Amerika ve Avrupa’da kullanıldı, yurdumussssda da kullanılıyor. Hatta çikolatası ile ünlü Belçika’da yasal zorunluluk var 45 yaşın üzerinde ve 1 yıl kıdemi olanlara…
Verimlilik, şirket satınalmaları, birleşmeler(hayatımda bu kadar çok birleşme göreceğimi hiç tahmin etmezdim), stratejik kararlar falan yüzünden karşılaşılır bu durumla. İşten çıkarılan kişilere kariyer danışmanlığı yapılır. Ama önce işten çıkaracaksın. Türkiye’de krizi bol olması nedeni ile genellikle küçülme amacı ile kullanılır o da her seviye de değil, kahrolsun kapitalist düzen ve eğemen anlayış(evet gönderme yaptım). 


“Emekçiler, ekmeklerini, emeklerinin karşılığı olarak ve önlenemez tarihi bir sürecin sonucu olarak mutlaka kazanacaklardır. Şüphesiz bu zorlu bir dönemdir ve kısa vadeli ve göreceli yenilgilerden geçer.”
Şirketi, çalışanları, ailelerini, sektörü, işveren markasını falan etkileyen leş bir süreçtir. Herkes haklıdır, kimse haksız değildir. 

Keyword: İK-Günah Keçisi. İlk taşı günahsız olanınız atsın pls, tşk, ok, öptüm bye. 


Yazık ki direktörlerden biri bana eşlik edecek o sabah ve ne yazık ki o sabah birlikte Maslak’a geçeceğiz. Profesyonel duruşumuz var ama birbirimizden hazzettiğimiz söylenemez, iş yapış şekillerimiz farklı. Bir emrivaki ile sabah onu bir kahve dükkanı önünden alırken buldum, sevgilisi ondaymış da, geç kalmış da, şirketin bu durumu kendisini çok etkilemiş de, eee İK’da ne var ne yokmuş. Anan(annen) var diyemediğim için radyoyu kurcaladım, şoför ile gitmeyi seven ben bugün şoför koltuğundayım ve yanımda aşırı konuşan, Anadolu’dan Avrupa’ya geçişte trafik saatine kaldığım Mr. De la Douchebag var. Çok açmış, bütün gece film çevirdiği için(yeah) kalori kaybetmiş, ayı gibi açmış so termosa saldırdı.
Emin misin dedim, sebze suyu karışımı, içinde tuhaf şeyler var, uyarmadı deme, hoş olmayabilir. AAAAAAaaaa yok ben sağlıklı beslenmeye bayılıyorum Coconutsu falan dedi. İçip bayılır umarım, düşüncelerimle baş başa kalmak istediğim şahane bir sabahtı, Mozart dinleyecektim. Ama yooooo, Coco’yu ne yapalım da çırdırtalım gününe hoş geldiniz. Hepsini içti, köprüye geldiğimizde tuhaf tuhaf sesler çıkartmaya başladı, bu arada kağnı hızındayız. 


Ne olabilir ki diye düşündüğünüzü biliyorum. Birbirimizi kandırmayalım. 

Evet.


Bildiniz.


Adam altına s.çtı. 


Trafikteyiz. 





İK’cı değil. Hepimiz biliyoruz ki İK’cıların b.ku elmas şeklinde çıkar, İK’cılar pembe gaz çıkarır.
Bu Hayvan, bu yürüyen çöp torbası, bu at ayaklı, bu, bu neyse tanımlayacak cümle bulamıyorum. Önceki gece sevgilisi ile yaptıklarını anlatmaya başlıyordu ki ‘Rica ederim sus, seninle ilgili daha fazla fotoğraf istemiyorum kafamda.’ dedim. Neden benim başıma geliyor demiyorum. Çünkü örneklem geniş. 


Kendisini emniyet şeridinde bırakıp araba ile birlikte yakmak istedim. Nükleer atık kılıklı.
Sonuç olarak popişinize güvenmiyorsanız bilmediğiniz şeyi denemeyin, zorlu bir göreve çıkıyoruz dedim, bugün cehennem gibi olacak dedim, peki o geri zekalı ne yaptı? Pancarlı, elmalı, marullu smoothieyi.. offff evet.
Bağırsaklarını arabanın içine boşalttı, i mean, literally. Fak this job kimse bana İK kolay bir şey demesin. Sığır beyaz yakalı, hıyar diyene tuzlukla koşan beyaz yakalı, beyni bağırsaklarından geride giden aç beyaz yakalı…
Neden yıllar sonra hortladı bu anı bilemiyorum, ama birtakım tatsızlıklar yaşandı ve sizler de benim duygusal yastıklarım olduğunuz için bilmeniz gerek diye düşündüm. K2’ye kolay çıkılmadı çocuklar. Outplacementlar yapıldı, araba idari işlere teslim edilirken o rezillik tüm detaylarıyla aktarıldı, eser miktarda dalga geçildi.
Beyler, olmuyorsa diper ile gezin, bu neçe storydir. 


Yaklaşan 1 Mayıs'ınızı kutlarken önceki hayatımda tanrılara nanik yaptığımın kayıtlara geçilmesini istiyorum. 

Queen of the Damned and mezarlıklar müdürünüz,
Coco


4 Mart 2019 Pazartesi

Bir İşe Alımcının Aşırı Acıklı Hikayesi





Diyetisyenin ofisinden çıktım, ilginç 8 yıldır süren maceramda arada blok düşüşler yaşıyorum, neye dayanarak dersen disiplin, program, adanmışlık olunca geçen hafta gibi 2,3 kilo verebiliyorsun. Sonrası verdiğin kiloları geri almak akıllım, böylece bir loopun içinde mutlu mesut devam edebilirsin. Hedefim 7 kilo vermek sonrası okeay, finito, bir daha hiç böyle şeylerle uğraşmayacağım.
Yeni listem zorlu, avokadolar, bebek ıspanaklar, lime/yeşil limonlar havalarda uçuşuyor.
Akaretler'de markete giriyorum, ıvır zıvır alışverişimi yaptıktan sonra kasaya doğru ilerlerken indirimli kitap sepeti çıkıyor karşıma, yıllardır almıyorum böyle şeyler, Yüce Tanrı'm hanidir acilen kitap satın almazsa ölecek hastalığımdan eser yoktu, görevli deli gibi sepettekileri alışveriş arabasına tıkarken üstten bir tane seçiyorum, aşırı dandik gözüküyor ama komik bir kitap biliyorum. Avokado almak ve kartla ödemek için şu kendin ödemeli kasaya geçiyorum. Tam bir şehirli bireyim.
Oldukça iyi bir gün, sanırım puanım 6/100.

Şu anda evdeyim ve dışarıda şahane bir fırtına var, yağmur, şimşekler, gök gürültüsü ufuuuuuuuu Thor parti veriyor gibi. Akşam yemeğinde de havuç sote yedim. Gong Therapy açtım bir yandan şimşek izleyip bir yandan soda içiyorum.

Kitabı okumaya başladım, kitabın beni çağırması fikri oldukça cazip, bir yetenek avcısının gereksiz ve komik hikayesini anlatıyor, şimdi ben gülmeyeyim de kimler gülsün.

Dün bir görüşme yaptım, satış kökenli GMY çıldırmış şekilde satış ekibi sana yeni pozisyon getirirse ne yaparsın sorusunu sordu. Ben mi yanlış anlıyorum, aynı dili mi konuşmuyoruz diye düşündüm. Satışın bana yeni pozisyon getirmesinde ne sıkıntı var? Ayrıca nasıl bir organizasyondayız ki hedeflerden haberim yok, çeyrek bazında ne olacak, ayrıca aynı marka için savaşmıyor muyuz, beraber yükselmeyecek miyiz, bu neden bir sorun olsun dedim. Anlamadı beni galiba. Kafasındaki sorulara uygun cevapları alamadığını, şablonu denk getiremediğimi düşündüm. Şirketimiz hangi kaslarını geliştirmeli sence, fikirlerini alalım...

Weirdos: Klasik İK yanılgısına düşmemek, kendi departmanına odaklanıp şirketi tanımamaktan bahsediyorum, şirkette çıkan ürünlerini bilmeniz gerekir, pazarlama, ar-ge hangi dili konuşuyor, kampanya var mı, satış sonrası hizmetler neler, işletme körlüğü var mı, pazarda durum nasıl, hukuk direktörü mailleri okuduğu için şutlanacak mı, ihracattaki hıyar hesabına para mı geçirmiş, vizyon misyon, ücret bantları, danışmanlık şirketleri ile ilişkiler,  toplu işe alım yapmanız gereken olan bir durum yaşanırsa teknoloji şirinlerinden yardım istemeniz gerekecek mi, yedekleme planı var mı, yetenek için hangi yol izleniyor gibi, finansallar doğru okunuyor mu, rakip şirkette o anda o pozisyonda kim var gibi soruları bir işe alımcının yanıtlaması asgari müşterekte gerekir diye düşünümlüyorum. Deal?

Okeay sıradan bir yetenek avcısı değildim, harika faturaların büyüsüne inanırım, sıradan bir işe alımcı da değilim, hangi kısmını anlamadı bilemiyorum, başkanlık ödüllerini, pozisyon kapatma sürelerini ve sıfır turnover ile 3 haneli yerleştirme rakamlarını paylaştım hala bana primler ama primler diyordu. Hay s.keym primlerini diye bir cümle kuramayacağım için malum şirketlerde aldığım ücretleri aktardım, sonuç BRÜT BUNLAR DEĞİL Mİ?
-Değil canım, değil hayatımın anlamı, değil bebeğim, cümleye girerken net rakam dedim, 5 hane dedim, euro falan dedim aday yerleştirme sayısına göre 1 maaş+..... öss full paket dedim, ayrıca uçak biletleri ve konserler... kulaklarında mı sorun var anlamıyorum ki? Koskoca imparatorluk vergi ile dönüyor sanıyor sanırım.

Kafanıza iyice işlesin diye söylüyorum kriz, ekonomik erime, işsizlik bahanesi ile kurumsal diye tanımladığınız şirketler ücret pazarlığına geldiğinizde ağlayacaklar, ama konjonktür falan deyip minimum beklentinizin altına inmeye çalışacaklar, burada eğer kadın iseniz erkek adayların pazarlık konusunda oldukça iddialı olduklarını hatırlayın. Sonra performans dönemi yöneticiniz ile ömö öcrettön mömnön döğölöm konuşması yapacak olan ben değilim. Olmuyorsa da olmuyordur, eğer sizi istiyorlarsa sınırları zorlayacaklar, içeriden bildiriyorum. Satış direktörünün bilmediği bir şey var, kayalardan kayarım yoktur benim ayarım.

If you pay peanuts you'll hire monkeys neresini anlamıyorsun?





Şirketimizin kendini geliştirmesi gereken alanlar, sence işe alımcıların hedefleri ne olmalı, 300 pozisyonu ne kadar zamanda kapatırlar gibi fantastik sorular geldi. Sanırım solo dünyadan komün hayatına geçmek zor. Ayrıca görüşmeye starbucks kahvesi ile girip direkt ilk adımla konuştu benimle, sana kahve söyleyebilirim, sade değil mi diye sordu, hayır şekerli dedim, sade kahve getirdiler. Bazen Willy'i özlüyorum en azından kahveleri doğru düzgün söylerdi, Willy'i özlemek mi alskdşakldşalskdşkas dünyanın en kötü şakalarından birini yaptım az önce.

Eve dönerken linkedin'den gelen mesajlara bakıyorum, Hınç yine tuhaf tuhaf şeyler yazmış, şirketin girişine kendi fotoğrafımı asmamı önermiş, wtf neyim ben sit-com kahramanı mı? Atina ekibine ödül verecekmiş bık bık bık. Teklifi değerlendirmemi istiyor yok benim için farklı bir meydan okuma olabilirmiş, yok sistem kurulacakmış sürekli bir pozitif bakış açısı sunuyor, sanırım midem bulanıyor bu kadar ponçiklik yeter.

Görüşmeyi 2 hafta önce ayarlamış, saat 13:00 olarak netleşmişlerdi, telefonda acaba 14:00 bilemedin 13:30 mu yapsam diye geçirmiş, okeay bu sefer uyumlu olacağım demiştim kendi kendime, çünkü çok yakın bir arkadaşım rica etmişti, görüş onlarla diye. Ama sorun şu, GMY ve üzeri pozisyonlar söz konusu olduğunda öğle yemeği arasından sonra görüşmeye gelen yönetici birey sayısı düşüktür, genelde denk getiremezler, yemekli toplantı da olmadı. Asansörde İK direktörünü görüyorum, saçlar dağınık, no makyaj, kot pantolon, fark etmemiş gibi yapıp 22. katta iniyorum, 14 dakika sonra mülakat odasında, kıyafetler değişmiş, makyaj yapılmış, 14 dakika boyunca neden oturduğumu soracak olursanız sanırım o berbat kahveyi içmek istiyordum, umarsızca çaresizce daha absürt ne gelecek merak ediyordum belki who knows. Söylemeyi unuttum, şirket 1,2 km uzaklıkta evime bunun da etkisi olabilir.

Sonlara gelirken;
Yemekli görüşmelere davet edilmeyi tercih edin, yönetici programına göre görüşme saatiniz değiştirilmek istenirse ne kadar esneyebileceğinizi düşünün, saçma sorulara hazırlıklı olun, şablon sorulara jenerik yanıtlar yeterli olmayabilir karşı tarafa sorular sorun, bilmediğinizde bilmiyorum diyin, profesyonel hayat, ağlamayın, her iş görüşmesi mükemmel olmayacak, hepsinde kendinizi rahat hissetmeyeceksiniz, bazen siz o pozisyon yetersiz olacaksınız, bazen görüşmeciler, bazen şirket.

Ama odadan çıktığınızda sizden iyi bahsedildiği için orada olduğunuzu hatırlayın. Beni siz çağırdınız, ben size başvurmadım da diyebilirsiniz, son 3 işimi arkadaşlarım buldu, beni beyin avcıları avladı da diyebilirsiniz, şirketinizde çalışmak benim için en büyük düş çok heyecanlıyım da diyebilirsiniz. Hayır böyle coşkularınız varsa ne mutlu size.

Kariyer ile ilgili belirgin örnekler, uç deneyimler anlatmayı tercih ediyorum bunun yanında çalıştığı şirketten, halinden, hayatından memnun olan milyonlar var. Abartmayalım. Herkes transfer olmak ya da kariyerinde dramatik sıçrama yapmak zorunda değil.
Hepinize esenlikler dilerken, harika bir kariyer günü geçirmeniz isteğimi yinelemek isterim.
En kalbi duygularımla,

Coco Kariyer Turşusu

1 Mart 2019 Cuma

Yaratıcılık / Beyin

Merhaba beyinleri kendilerinden de öte takipçilerim Weirdos.

Rönesans döneminde, ki kendine gelme, ışık saçma, eski canlılığı yendiden kazanma, yeniden doğuş olarak bilinir hatta ve hatta il rinascimento-Giorgio Vasari'nin bu sözcüğü uydurduğu söylenir(Ben söyleyenlerin yalancısıyım) bir yarışma düzenlenir, amaç barbar sürülerinin yıkıp geçtiği İtalya'da sanatı, resim sanatını yeniden canlandırma isteği.
Giotto diye bir eleman var, sanatçı, mimar, heykeltraş vb. Papa VIII. Boniface için Roma San Pietro Bazilikası'ndaki freskleri yapacak. Yarışma düzenleniyor tüm ressamlar karmaşık tasarımlar sunuyorlar. Giotto ise sadece elini kullanarak mükemmel bir çember çiziyor, "Sie monakonun qöylüleri, risk budur!!" diyor. Bu kendinden emin, cesur hareketliyle yarışmayı kazanıyor. Ölümünden epey sonra Lorenzo il Magnifico, Duomo'da kendisi için bir anıt dikilmesini istiyor ve üzerinde şu yazılar bulunuyormuş.

Ben, ölmüş resim sanatını yeniden canlandırdım. 
Sizden bir sanatı canlandırmanızı beklemiyorlardır ama kendi hayatınızda devrim yarattığınız bir an var mı? Bunu düşünmenizi isterdim.

Yaratıcılık, beyin, çevresel faktörler okumlaması yaparken Da Vinci's Demons dizisinin çemçük ağızlı Lorenzo'su karşıma çıktı normal olarak. Evet kendisinin hastasıyım, iyi ki vardı ve sanatçıları himayesine aldı, destekledi, motive etti, biz de hala Leonardo ve Michelangelo gibi büyük dehaların çalışmalarını izleyebiliyoruz. Kendisi aslında banker bir aileden geliyordu. Leonardo'yu evinde misafir etmiş bıdı bıdı bıdı(açın diziyi falan izleyin de bir fikriniz olsun). Arşivdeki Floransa fotolarını bulamadığım için paylaşamıyorum. Halbuki Duomo önündeki fotoğrafımı paylaşacaktım sizinle.

Modern dünyaya dönecek olursak meslekler ve hikayeler çöplüğünde durum farklı değil, 'yetenek' dediğimiz bireylerin kendini gerçekleştirmesi, yeni şeyler yaratması, düşünmesi, ilerlemesi için benzer modeller kullanılmaya devam ediyor. Yeni bir proje hayata geçirecekse bütçesini kullanacağı bir sponsor arayışına giriyor şirkette mesela. Koçluklar, eğitimler, mentorluklar, tersine mentorluklar, semi allahülimenler vs. tonla. So yetenek avcısı bir yöneticiysen eğer o ışığı bul, o yolu aç/alan yarat, o yeteneği  işle, engel olma derdim, bana sorsaydın ama neyse ki sormuyorsun.

İnsanların yaratıcılıklarını geliştirmesi için birkaç öneri sunmuşlar bakıyorum, herkeste işlemeyebilir, beynin plastikliği diye muhteşem bir kavram var. Keşke sinapslar falan bütün evrene yayılsa ama ergenlikle birlikte kendimizi şekle sokmaya, çocukluktan beri gelişen sinapsları budamaya başlıyormuşuz. Beynin plastikliği: uyum sağlama yeteneği, muhteşem tepkileri ve sonsuza kadar değişen bir organ olmasını ifade ediyor.
Daha iyi beyinler geliştirmek için:


  • Yeni ve bilmediğiniz bir alan seçin/bilgi sahası ve bu sahayı derinlemesine keşfe çıkın. 
  • Her gün düşünmeye biraz zaman ayırın. 
  • Her gün meditasyon yapın. 
  • Gözlem yapma alıştırmaları yapın, denyo gibi insalara gözünüzü dikmeyin ama. 
  • Tanımlama alıştırmaları yapın. 
  • İmgeleme alıştırmaları yapın, hayal kurun. Bkz: Çılgın Bediş gündüz düşleri
Deneyin derdim, denemekten çekinmeyin, oha ya hayat çok uzun, hata yapmak için bir sürü zamanınız var, başkalarının sizin yeteneklerinizi hafife almasına takılmayın. 

Yaratmak gök tanrılara mahsus diyorsanız o başka bir hikayenin konusu. 

Küçükken sürekli beyin salatası yedirilmiş kahramanınız,

Coco Sol Beyin(Sağı da çok iyi kullanıyorum merak etme)


25 Şubat 2019 Pazartesi

Purl-Gender Inequality

Cinsiyet eşitsizliği, kurum kültürü, oryantasyon üzerine klişelerle donatılmış ve yumak kahramanın, yeni geleni sarıp sarmalaması ile mutlu sona ulaşan bir pixar-plaza dünyası-iş insanları çalışmasını paylaşmak isterim sizlerle.

Bu erkekler eğitilmezdir.


SparkShorts #broculture #pixar #dayone #orientation





Coconut İki Ters Bi'düz

18 Şubat 2019 Pazartesi

PEAK-Hayal Edenleri Arıyoruz

Eski evde oturmuş Açlık Oyunları'nda Rue'nun ölümünü izliyor ve üzülüyordum. Bir şey oldu birden, çıkır çıkır yazılar ekranda akıyor ya hayırdır ekrana baktım, metin akıyor. Hımmmm biz birilerini arıyoruz, teknoloji şirketiyiz falan, deneyenleri, öğrenmeye aç olanları...
Ya bu tv hackleme güzel şaka da bu tv hacklenemeyecek kadar eski bir led diye kendimle konuşmaya başladım. Bizi bul diye bitirmişler.
Bekletti, tüm metinden sonra bekledim, bekledim, bekledim. Bu oyuncuların web sitelerine bir şeyler gizlemeleri falan sempatik hareketlerdi ama 40 kadar kanalda aynı anda yayınlama işi cesur ve yerinde bir hamle olmuş.
E bence güzel olmuş çok da iyi olmuş, yani, uzun süredir işe alım ile ilgili güzel şeyler izlememiştim, Heineken ve Mercedes'in videoları oldukça efsaneydi. Columbia favorimdi. Bu tip işlerde yurt dışı firmalarını tek geçiyoruz Weirdos, yazarlarda da öyle.
Beni bu şirkete yerleştirmeye çalışan bir Hintli vardı ama bu başka hikayenin konusu.




Hemen altına Audi'nin Safety Code isimli daha önceden yayınlanmış videosunu da ekleyeyim ki apartma konusu da aradan çıksın. Artık kim çektiyse, hangi ajans?? Twitter taymlaynı bu konuda yardımcı olacaktır, izlemede kalın.





Umuyorum mutlu olduğunuz işlerde çalışıyorsunuzdur, ideal ilanlarla karşılaşıyorsunuzdur, vadeli işlem piyasalarıyla ilgili geyik yapıyorsunuzdur. Ben atölyeye dönüyorum, bitirmem gereken iki tablo var.
Öptüm byeeeeee.
Sabahları çizgi film izlemek için erken kalkan kahramanınız,
Coco Flintstones

4 Şubat 2019 Pazartesi

Kariyer Sıçraması



Neden iş değiştiriyoruz?



Yazının fon müziği: expectations
Bu içimdeki karanlık, durdurulamayan, oksijen kıtlığı hissettiren kımıltı da ne?
Evet, bildiniz, iş değiştirme isteği.

Doğal becerilerinizin üzerine koyacak bir şeyler arama durumu, yetenek yelpazenizi genişletme isteği, belirsiz durumlara girerek heyecan arama, karmaşık problemleri çözerek "yapabiliyorum, yapmıştım, yine yaparım" deme isteği, daha derinden düşünme arzusu, bilgiye doymama.

Bu tip bir durum yaşıyorsanız belki İK'dan destek isteyebilirsiniz. Elbette yöneticinizin bu durumu önceden fark edip size öneri sunmasını tercih ederdim ama öyle olsaydı şu anda bu yazıyı okuyor olmazdınız sanırım. Btw İK'nın da şahane bir çözümle geleceğinden şüpheliyim, çok ekstraordinary bir karakter olmalısınız. So doğru düzgün işlerde alışın, iyi başlangıçlar yapın.

Evden çıkmadığım 8. gün, bir daha hasta olmak istemiyorum, çok ciddiyim, yaşlandıkça hastalığa katlanmak daha da zor bir hale geliyor. Teo arıyor iyi misin, çorba yapayım mı? Oh, Yüce Tanrı'm etrafımda şahane insanlar olduğu için teşekkürler. Konuşma yasağım devam ediyor, çorba teklifi için teşekkürler diyorum. Konuşmam sadece whatsapp, twitter ve blog.

Kariyerimde ilerledikçe kendimi başkalarının daha başarılı olmasına yardımcı olan biri olarak tanımlamak hoşuma gitmeye başladı, gençlik zamanlarımda da destekleyici ve her şeyi doğal karşılayan bir tiptim ama cildim yaşlandıkça garip bir sensei durumu oluştu. Ok, kabul ediyorum, ama siz de kendi potansiyelinizin farkına varmak ZORUNDASINIZ. Kariyerim dediysem 3 yıldır çalışmıyorum şakası yapayım.

Hayalleriniz var mı? Bu soru ile başlayalım, hayal kurmak müthiş bir şey, onu gerçekleştirmek için çabalamak, yolculuk, macera neyse ne. Ben yeterince yukarıda olmayı seviyorum, zirve, peak*end durumu.
Hayalin nedir? Kişisel ve mesleki olarak neleri başarmak istiyorsun? veeee en önemlisi masanın karşısında bizim olduğumuzu düşün, biz senin hayallerini gerçekleştiremeyeceksek-karşılamayacaksak neden bu şirkete gelesin?
Kısa dönemli kaçış planları uzun dönemli tatminler getirmez inan bana. 

İş hayatında kendini tanımlarken iki konu yardımcı olabilir, iş başarısı, yaşam doyumu.
Ulaşmak istediğin hedeflere giderken kendini kaybediyor musun, değerlerini falan hiçe sayıyor musun, bunlar olduğunda kuvvetle muhtemel sistemde sızıntı olacak, miden bulanacak, vicdan yastığında yatamamaya başlayacaksın(her zaman olmaz, sığ bir sığırsan zaten etkilenmeyeceksin, korkma).
Anlamlı, heyecan verici, tatmin eden bir iş yapmak mı? Kariyer yönelimli, yükselmeye odaklı bir bakış açısı mı? Kararını vermen gerek dostum.

Geçtiğimiz günlerde İzmir'den bir Weirdos mesaj gönderdi, biz burada İK yapmıyoruz bu başka bir şey dedi, katılmamak mümkün değil elbette, İstanbul dışında da büyük acılar yaşanıyor. Sorular; bu işe devam etmek istiyor musun, bu yönetici ile devam etmek istiyor musun, İstanbul'a gelmek istiyor musun?
Büyük sorular, büyük değişimler,  evet büyük motivasyonlar ve cesur adımlar gerektirir. 
Kendini ne kadar iyi tanırsan bu tip sorulara o kadar iyi cevap vereceksin, kendinden başlayamıyorsan lütfen seni tanıyan ve senin hakkında tarafsız şekilde yorum yapacak insanlar bul ve cevapları karşısında ağlamayacağın insanlar olsunlar.


  1. Seni tamamen kendi haline bıraksak neyi iyi yaparsın?
  2. Çocukken hangi etkinlikler hoşuna giderdi?
  3. Nesin sen, tanımla, kendini bir şeye benzet, bir nesne, nasıl bir nesnesin?
  4. Dışarıdan seni görenler senin için neler söyler?

bunun gibi basit sorular ile başla. İş arayışın aktif, değişim istiyorsun, hımmm peki bana uyar.

NE YAPIYOR OLMALIYDIN? NEREDE?


  • İş ortamın büyümene, gelişmene izin vermiyorsa,
  • Yeni deneyimlere açsan, arayış içindeysen, meydan okumalara doyamıyorsan,
  • Katkı sağlama, bir bütünün parçası olmak için deliriyorsan,
  • Ortak bir geleceğe odaklanma motivasyonun yüksekse,
  • Öğrenme eğrisi no pulse eğrisine benzemeye başladıysa, hasta ex oluyorsa,
  • İşlerini daha kısa sürede bitirmeye başladıysan, 
  • Üst yöneticin gelişmene yardımcı olmuyor, yolu tıkıyor, akıl hocalığı falan yapmıyorsa, 
  • Herhangi bir değişime imza atamıyorsanız...


Ücret, yanaklar, yan haklar falan eklemeyeceğim, berbat yönetici, mobbing, vizyonsuzluk vs. demeyeceğim. Hepiniz artık harika pazarlıklar yapıyorsunuz, haberleri benimle paylaştığınız için de ayrıca teşekkürler.
Benim için önemli olan sizin kendi en süper versiyonunuzda salınmanız, kendinizle ilgili farkındalığınız ne kadar artarsa dış dünyadaki saçmalıklara karşı o derece makul karşılıklar vereceksiniz.
Son bir rica, lütfen klas bir şekilde ayrılın, bu bir bar kavgası değil, en kötü avukatla falan gidin, arabuluculukla da çözülebilir sorunlar. Patronunuz sizden ayrılmak istemeyebilir, anlaşılır bir durum, işler pisleşecek hazır olun. Ayrıca iş dünyası, kiminle nerede tekrar karşılacağınızı bilemezsiniz, ve inanın bana karşılaşıyorsunuz. Uslu bir köpüş gibi gelip özür dileyen direktörü hatırlayın. Karma is a bitch!

Sıçra dediğimde Ne Kadar Yükseğe diye soranların Azizi,
Coco

28 Ocak 2019 Pazartesi

Mikro Yöneticilik

Yazının fon müziği: Cold Blood





Zamanın birinde terfiler için girilen bir görüşmede bir pazarlama profesyoneli, direktör seviyesindeki yöneticisinin şutlandığından ve 6 ay kadar yeni direktör gelmediği için 1. derecede yönetici olarak GM ile çalıştığından bahsetmişti.
GM: Genel Müdür için kullanılan kısaltma, gönül isterdi ki şirketi ve yöneticiyi de paylaşayım ama ikimizin de kedi olduğu başka bir evrende okuyucu. Görev dağılımı, hedefler ve takip konularından bahsediyorum, evet bildiniz.

Pırıl diyelim olayın kahramanına, kampanyalar ile ilgili çalışıyormuş, bir reklam filmi için görevlendirilmiş, ancak GM kısa cümleler kuran yetkili bir abiymiş, Pırıl biraz tırstığından soru sorma/etkili iletişim tarafında sıkıntı yaşamış. Takip için her GM ziyaretinde ret yiyormuş, 4 kez ret yemiş ve aynı işi 4 kez sil baştan yapmış. Elbette inananlar için bu olayda ibretler vardır. Ben size bunu case olarak vereceğim demedim, verseydim çözerdiniz zaten, değil mi?
Aksiyonları belirlerken kendi fikirlerine öncelik vermeye eğilimliydi Pırıl, ekip yerine bireysel takılıyor, soloda fena sayılmaz/elbette raporda böyle şeyler yazmaz/ parlamak istiyor, orta vadeli hedefi departman müdürlüğü falan falan.

NŞA'da potansiyel olduğu düşünülen yöneticinin farklı yetenekteki çalışanları, farklı özellikleri olan bireyleri bir araya getirmesi ve belirli bir görevi tamamlamak için onları çalıştırması beklenir yani onların vasıtasıyla.

  • Çalışanların enerjisini tüketmek, yıpratmak yerine onların büyüyüp gelişmelerine yardımcı olması ve kapasitelerinin üzerine çıkmaları için yüreklendirmesi beklenir. 
  • Görevleri besin zincirinin en alt basamağındaki çalışana verirsiniz, operasyon onların işi, onların bu konudaki uzmanlığı yeterli mi, eğitime ihtiyaçları var mı, koçluğa ya da mentorluğa ihtiyaçları olacak mı, bu konular yönetici sorumluluğunda. Yani diyor ki; karıncalar soru sorabilmeli, ulaşılabilir yönetici olmalısınız. 
  • Verilecek bu sorumluluklar çalışanların gelişmesi için bir fırsat olacak. Ekibin kadar güçlüsün, yani o gelişirse, sen de gelişirsin, onun kapasitesi artarsa, zekası artarsa sen daha rahat hareket edersin. Ekibine kendinden yetenekli insanları da al, en iyisini almak zorunda değilsin, pozisyon için en uygunu al. Ciddiyim, herkes Harvard Law bitirmek zorunda değil sen de sandığın kadar efsane değilsin. 
  • Hedefler ile öncelikler arasındaki kalın çizgiyi çiz ve bir karar ver. 
  • Onay sürecinin katmanlarını azalt, Volvo'da 5 adımdan fazla süreç yok gibi bir şey hatırlıyorum, bir yerlerde duydum ya da izledim. 
  • Görev özelinde konuşacak olsaydım eğer ekip içerisinden birini bulamadın diyelim, dışarıya gitmek yerine proje özelinde farklı bir birimden şirket çalışanını atayabilirsin. Yani doğru insana doğru işi ver. 
  • Yöneticinin ne istediğini açık bir şekilde aktarması kritik, yoksa Pırıl gibi 6 kez gider, 4 kez sil baştan  başlar ve sonra yetenek görüşmesinde farkına varamadığı bu durum için gelişim alanı açılır. Eğer Pırıl'san etki tesir gücünü arttır ve soru sor, işi nasıl yapacağını anlat, ne olacağına yöneticinin karar versin ya da yönlendirsin, GM ise koçvari yaklaş yumuşak, etkili, zor sorular sor, ama net ol ibiş, senin yüzünden zaman kaybediliyor. Zaman, insan, finansal kaynağı etkin şekilde yönetmeyi size ben öğretecek değilim, zaten sesim kısık ve doktor 3 gün konuşma yasağı verdi. 
  • Görevi bir kişi üzerinden de yönetebilirsiniz, bir lider belirleyin, etraf lider kaynıyor zaten, takip edin, geri bildirim alın, verin. 
  • Ölçütler belirleyin, süreç sizin işiniz, iş planı falan yapın ya da yapılmasını talep edin, yönetim insana insanla insana rağmen anlatma ve iş yaptırma sanatıdır. Şaka şaka o İK idi. Ama ciddiyim yönetim bir sanattır ve dadaistleri pek sevmezler, amelasyon ekibe ait. 
  • Coşku, adanmışlık, motivasyon istiyorsan lütfen alan yarat, mikro yönetim mikro p.nis gibidir, mmmhh tatsız bir konu biliyorum. 
  • Spesifik sorular sorun, zamanında bitmesi için önde hangi engel var, riskler var mı, beklediğimizden daha iyi giden şeyler var mı, biraz iyi haber alalım. Takdir zamanı, evet lütfen çalışanlarınızı takdir edin ölmezsiniz. 


Evet bitirelim, burnumun akmaya başladığı ve gözlerimin sulandığı aşamaya geldik, ne yazık ki Alfred'in getirdiği o iğrenç ot karışımlarından içmek zorundayım.
Analiz Felci geçiren kahramanınız,
Coco Potansiyel Katili

Öptüm Byeeeee