Ona küçük zirveler düzenleyin.
12 Şubat 2014 Çarşamba
11 Şubat 2014 Salı
9 Şubat 2014 Pazar
İş arama döngüsü
Hello! bugün size yine çok şahane bir konu ile sesleneceğim, yurttaşlarım, Romalılar, dostlarım ve de sevgili adaylar, it's all about the money.
İş arama, iş değiştirme, iş bağlama, iş yakalama, iş avı olmadı kelle avı, headhunt yahu onu işte aday tarafında görelim mi?
Her son yeni bir başlangıçtır klişesinden yola çıkalım olur mu? Diyelim ki işinden ayrıldın/ayrılmak istiyorsun/ayrılacaksın/ayakların geri geri gidiyor, aslında istediğin başka bir şey.
Annen sana iş bulmuyorsa ya da vahiy inmediyse olay belli, cv hazırla, iş ara, başvur, görüşmeye git, go and take it tiger.
Bu fikri danışacağın bir Mentor bulabilirsin, lütfen arkadaşlarında hatta iş arkadaşlarınla ya da yöneticinle konuşma bu süreci, herkes her şeyi bilmek zorunda değil, defakez anlattım ketum olmakta fayda var.
Networking dönüp dolaşıp aynı konuya geliyorum, lütfen çevrende faydalı kişiler olsun, sektörden birileri, işini iyi yapan birileri, farklı pozisyonlardan birileri ama her konuda konuşabileceğin, fikir alabileceğin birileri, günün sonunda ne kadar çalıştığın değil kimleri tanıdığının önemli olduğu elinde kalacak.
Hepsi aşkla ve işle ilgili, işini severek yapıyorsan ne ala, sen aşıksın arkadaş.
Cv'ni güncelle, hedeflerini realize et, odaklan ve başvuru yap.
Kapak yazısı, teşekkür mektubu, iş görüşmesi hatta yemeğine hazırlıklı ol, muhtemel senaryoları çalış.
Cv'de yer alan bilgiler hem güncel hem doğru hem de zahmet olacak ama imla kurallarına uygun olsun, doğum tarihini ya da referanslarını gözüne sokmak durumunda değilsin daha aşağıda yer alabilirler(milletvekilinin komşusunun dayısının oğluyum), deneyimli bir aday isen iş tecrübesi kısmıyla başlayabilirsin ve bir de unutmadan rica ediyorum kendi fotoğrafını kullan.
Muasır medeniyetler seviyesine daha gelemediğimizden halen başvurularda fotoğraf istenmektedir ülkemizde, cinsiyet ayrımcılığı yoktur diyemeyiz hatta türban konusunda da o kadar rahat değiliz bu arada parantez açalım Avea bu konuyu aşmış, hr'da başı kapalı bir ikcı çalışıyor, alkışlar.
İlana başvur, görüşmeye katıl, kendini anlat, yaptıklarını anlat, testleri doldur, sabırlı ol, süreç hakkında bilgi iste! Pozisyon hakkında bilgi iste! Bu senin en doğal hakkın, unutma. İlana başvurmasının durumda diyelim ki açık pozisyon yok gözüküyor belki de pasifte bir arayış vardır, ik'ya ulaştır cv'ni, olmadı telefon aç. 1 kez başvurman yeterli aynı şirketin 102 ilanına başvurma, emin ol senin niteliklerine sahip 102 kişi almayacaklardır(No No banka ya da perakende alımlarından bahsetmiyorum).
Araştırma yapmalısın, şirketi-pozisyonu hatta yöneticileri, o yüzden network önemli yeni başladığın işinde sıkıntı yaşamak istemezsin ya da sayko bir yönetici.
YA DA BÜYÜ YAPTIRIRIZ OLMAZ MI? KURŞUN DÖKTÜRÜRÜZ? OKUTUR ÜFLETİRİZ NEFESI KUVVETLİ BİR HOCAYA?
Kendini değerlemelisin, gelişmelisin, yeni şeyler öğrenmelisin, katkıda bulunmalısın...
Bir iş bulmuş olman yolculuğun sonuna geldiğin anlamını taşımaz, maceran devam edecek unutma ve bu bir döngü kendini devam ettirecek. İş hayatı iniş ve çıkışlarda dolu, sürprizlerle, kimseye muhtaç hissetmemelisin kendini beyaz yakalı-y kuşağı arkadaşım, her çalıştığın şirket sana yeni bir şey katmalı paralel evrende güneş batıyor uyuyacağım ben, sonra devam ederiz.
Circleların Efendisi,
Coco
7 Şubat 2014 Cuma
Blog Yazacaklara Tavsiyeler
1. Yazmayın
2. Yazın ama boktan şeyler yazmayın, sosyo-ekonomik ve kültürel şeyler yazın
Blogger özgürdür, kendi alanını kullanır, sosyal bir amaç güdebilir, faydalı olmak isteyebilir, saçmalayabilir, goygoy yapabilir, istediğini yazabilir, ışık saçabilir, peerlarına hava atabilir, yeni nesle fener tutabilir, tahminlerde bulunabilir, tespit sıçabilir, bak araklayabilir mesela kaynak göstermez -mış gibi yapabilir, kopyalayabilir hem konunu hem dilini, mesaj verebilir alttan alttan, spesifik bir alanda faaliyet gösterebilir, minnoşluk yapabilir, çeşitliliği arttırır, sm'de farkındalık falan yaratabilir, aşık değil ama olabilir, %50 sevebilir, sana inat yapabilir, her an aşık olabilir, geçebilir geçebilir kendinden geçebilir ve de deliler gibi sevebilir.
Psikiyatrım bana yazarak unutmayı dene dedi, o nedenle burada hem ekonomik hem de bilimsel şeyler yazıyorum, arada sayı falan veriyorum küsüratlı salladığım falan da belli olmuyor, kamu yararı gözetmiyorum her şey benim mutluluğum üzerine kurgulanmış, amuse me olayı çok fazla. Ve belki bir gün böyle olacak, ben değiştim bebek diyeceğim :)
bakınız;
Önemli olan bana göre bir staylının olması, bu kadar, mutlu mutlu yazsın işte bir de ya da'ları ayrı yazsın, her şey'leri ayrı yazsın lüffen, n'olur, hadi bea
Yerim belli olsun diye işe geliyorum
Sevgili günlük,
Bugün yine masamda oturuyordum, hııı çok.
İşte böyle uzaklara dalmıştım, sonra Tarçın ile komiklikler şakalar derken, girişimci fikirleri yükseldi, ayrıca saçlarımı toplamalıymışım, çoğ yakışıyormuş falan...
Bi' noktada fotosentez atıfım ile coştuk ve bana "sırf yerim belli olsun diye çalışıyorsun?" değil mi diye sordu, evet o klişe benim.
Hobi olsun diye çalışıyorum, hatta iş olsun diye savaş müzeleri ve toplama kampları, gettolarda geziyorum, aslında melek bir yatırımcıyım.
Hayat gerçekten güzel. Maslow kendini gerçekleştirme falan diye konuşup, insanları rahatlatıyorum, dinliyorum, kendilerini önemli hissetmelerini falan sağlıyorum.
Hello ordinary heroes
6 Şubat 2014 Perşembe
Sarcasm O Kadar Kolay Değil Hacı(30yılımıverdimben)
Hello weirdos!
Sorry but herkesin süper gücü ve de süper yeteneği kendine, alışmamış donda durmuyor, kabul edin.
İstihza diyeyim de yabancı dili ingilizce olmayanlar üzülmesin.
4 Şubat 2014 Salı
Küseceksen Oynamayalım
Bu ağır mı geldi? Peki şöyle anlatayım çok sayıda organizasyonda çok fazla insanla çalışma fırsatım oldu, biliyorsunuz ben aslında PR kökenliyim, onun dışında ilk işimi falan da anlatmıştım bir ara...
Aynı şirkette sürekli çalışmayınca yani temporary olayları, uzun dönemli stajlar bilmem ne aman neyi açıklamaya çalışıyorum, 10.000 artı yapılarda çalıştım geçtiğimiz yıllarda, görüşülen aday sayısını da ekleyelim ooooo şehrin yarısını tanıyorum :p.
Örneklem geniş olunca dokunduğun kişi sayısı ve çeşitliliği artmaktadır, ay çok bilimsel oldu yine.
Mesela burnunu karıştıran yönetici, kaşıngaç yönetici, toplantıda sapıtan kendini elleyen iç denetimci, sabah giydiği bluz için iltifat etmedin diye küsen kübik iş arkadaşı, teşhirci-memelerini sergileyen IT yöneticisi, mini etekle kurumsal koda aykırı gelen isyankar satışçı, çocuğunun salya hikayeleri ile ilgilenmediğin için proje uzatma zamanı iletişim kurmayı reddeden yönetici, alıngan iş arkadaşı, ölçüsüz şirket arkadaşı, eğitimde kanka olup dm'den yürüyen bölge satış müdürü, ayağını kaydırmaya çalışan motor ekip arkadaşı, ofis eşleri( hadi ama bu kavramı biliyorsun, aslında başkaları ile evlidirler ama çalışırken birbirlerinin yörüngelerinde olup ortak karar alırlar, No mokoko durumundan bahsetmiyorum o başka)...
Biz burada iş yapıyoruz sinyorita!!
Olayımız belli, iş, günün nerede ise 10 saatini birlikte geçirdiğin insanlar, servise biniyorsun günaydın ile başlıyorsun güne, güvenlik alanından geçerken ofis kimliklerimizi bürünüyoruz, biraz önce arkanda horlayan adam giriş kartını okutuyor ve 30. kata gidebilmek için asansör sırasına giriyor, sabah akşam maçtan bahseden adam var ya hani sarışın yürüyerek aşağı iniyor servis merdiveninden çünkü kahvaltı alanında görevli, evet başlıyor sınıfsal ayrımımız...
Küserek iş mi yaptırılır? Trip atarak iş mi yaptırılır, o kadar eğitim boşa mı gidiyor? Anlamıyorum, iş yapmak yerine küsen insanları anlayamıyorum, belli ki ilgiye muhtaçlar, bu kadar sıkıldım. No ben Business is just Business bir yerde çalışıyorum, tanrılara şükürler olsun.
Hadi Titicaca Gölü'ne gidelim sevgilim, endemik bitki örtüsüne falan bakalım...
GSM
Gelecekteki Sevgiliye Mektup
Bugün de aramadın aybolmuyor mu?
Hemen her sabah 6:30 gibi uyanıyorum, o gün seyahat falan yoksa ya da saçma bir şekilde uykusuzluk çekmiyorsam, U know, 3-4 kez uyanıyorum gereksiz bir şekilde.
Hız nedeni ile 45 dakika önce ofisteyim, kültür önemli, kapı açan erkekler, asansörde mutlaka günaydın, afiyet olsun, kolaylıklar diyen plaza insanları var etrafımda, her ne olursa olsun bu beni mutlu ediyor. Kahvaltıyı işyerinde yapıyorum, hep sağlıklı şeyler, Roka, peynir, ananas falan. Haftada 2 kez kahve, bir kaç kez yeşil çay, arada bir pasta yiyorum, şehirdışında gidince İskender ve kebap büküyorum, kadayıf ve baklava bonus, starbucks default, akmina'sı şahanetto, hatta havalı dostum Selin'in tabiriyle harikatto.
Şu sıralar yoğunluk başladı, kafam meşgul artık şükürler olsun, Tarçın'la programımız denk gelirse kpi üzerine kpi, ruhsal gelişim, farkındalık, güzel şeyler üzerine konuşuyoruz, default kahvaltı arkadaşım Daisy, minnoş bir Izmir insanı. Böyle konuşurken sakinlik veriyor. Değişik bir hikayesi var, aynı dönemde başladık sayılır hepimiz geziyoruz o nedenle denk geldiğimizde hikaye birikmiş oluyor. Daha az iş daha çok hayat üzerine.
Bu sabahın konusu özveri idi, hayatında biri için ne kadar özveride bulunursun? Onun hayatı boyunca çekeceği bir hastalığı olduğunu bile bile onunla evlenir misin? Nelere göz yumarsın? Kıskançlık hakkında ne düşünüyorsunuz? Beraber olduğunuz insanlar sizi yukarı mı çekiyor, aşağı mı çekiyor?? What about you?
Tarçın: "var ya senin karşına öyle birisi çıkacak ki, çarpılacaksın!" dedi.
Öyle mi dedim, peki, öyle olsun ama bir yandan tırsıyorum da, aklımı başımdan alacakmış, Muhteşem de böyle öngörülerde bulunurdu. Tarihler yazar, alternatif izinler üretirdi, peryön'de verdiği izni hatırlayın no name süper Kahraman izni. O yüzden Tarçın da benzer öngörülerde bulunduğunda hem geçmişe gidiyorum, hem de böyle mistik şeyler oluyor. Hadi ama burç yorumlarını sırf renk getirsin diye okumuyor muyuz? Kafamızı meşgul etsin, eğlenelim biraz diye, benim dedem astrolog bunu biliyorsun.
Marion ile ilgili bir konu geçti, ho ho hoooo çok tehlikelisin dedi bana, ben de değilim dedim, tehlikeli değilim sadece algılarım çok açık. Ben de shut it down yapmak istiyorum, turn it of diyorum kendime lakin insan odağım düşük değil benim, büyüyünce "insan odağım düşük benim çocuklar" diyerek bundan iyi bir şeymişcesine bahsetmek istiyorum. Yani bir düşünsene bu kadar insana maruz kalmak, bu kadar hikayeye, tabiisi anlatacak konu birikti, ne zamandır içinde tutmuşum, ayrıca bu hikayeler daha önce anlatılmadı farkında mısın? ben birinin hikayesini anlatmaya değer buluyorsam or benim hikayemde yer alacak kadar bana yakınsa :)
"Senin gibi birini daha önce tanımadım" diyor, bunu iltifat olarak alıyorum diyorum, hayır bu bir gerçek diyor, tamam o zaman.
Hayatımda bir şeyin değişme vakti geldi hatta bir şeylerin, kabuk değiştirmek için çabalıyorum lakin kolay değil, bazen anlatıyorum eskiye dair bir şeyler Tarçın "oooooff, ona ne be, salaq mı?" diyor, keyfim yerine geliyor.
Neyse 8:30 kahvaltıyı bitirdik, konu kına gecesinin nerede yapılacağı, partiler, Venedik maskeleri, doğum günü hediyeleri, sonra işte asansöre biniyoruz 26. kata yolculuğumuz başlıyor, tedarikçi görüşmeleri, uçak biletleri, testler, mülakatlar, işimiz sarktığında karşı tarafa "bu konudaki hassasiyetimi kendilerine iletirseniz çok sevinirim" diyerek telefon minnoşlukları yapmalar, adayın mezun olduğu bölüm endüstri meslek lisesi heavy metal bölümü şakası, pasta ve kapanış, öncesi tabiisi İstiklal Marşı.
Her akşam köprüden geçerken check-in yapmak yerine manzarayı seyrediyorum bilseniz Boğaz o kadar güzel ki, hem gün daha yeni batıyor falan, kendimi bazen şanslı hissediyorum gelecekteki sevgili. Ama yoksun bi'şey diyeceğim seni kim kullanıyorsa şimdi yıpratmasa bari, kullanmıyorsa ne bekliyon hacı?
Şubat sonu için mini bir kaçamak planladım 4 günlük, olursa şahane. Olmazsa çocuk doğum günü partilerine katılacağım...
İlişki durumu: sazlıklardan havalanan, bir ördek gibi sesim
Ruh hali: teknedeyim böyle sağa sola sallanıyorum
Beloved Moron,
Coco
3 Şubat 2014 Pazartesi
confessions of an economic hit man
Türkçeye çevrilmiş adı ile bir ekonomik tetikçinin itirafları, John Perkins tarafından yazılmış New York Times best sellerı.
Kitap hakkında söyleyeceğim ilk şey kolay okunması dışında, april yayınlarından çıkmış bir baskısına sahip olduğum ve kapaktaki dandik giriş yazısı.
ABD'DE TAM 24 YAYINEVİNİN YAYINLAMAYA KORKTUĞU, YAZARIN 5 KEZ YAZMAYA KARAR VERİP, HER SEFERİNDE RÜŞVET VE TEHDİTLERLE VAZGEÇİRİLDİĞİ, YAYINLANDIĞI ÜLKELERDE GÜNDEMİ SARSAN, TÜYLER ÜRPERTEN GERÇEKLER.
Tabiisi hediye gelen kitaplardan biri, hatta gezi olayları öncesinde okudum or o sırada okuyordum falan, o dönem yiğit bulut telekinezi falan derken bir yandan diğer yandan da bu kitaptan bahsediyordu, oww yea.
Hediye gelen KAYIP GÜL isimli bir diğer kitabı hatırlattı( valla kardeş o kadar dandik bir kitaptır ki aman uzak durun, kişisel gelişim, mistik falan diye zaman kaybı). Ama olsun yine de sevdiklerinize kitap alın, kışın soğuk dağ evinde ısınmak için yakarlar en kötü bu şekilde kullanılır(hıııı kitap okuyan sığ bir insanım, okuyan bir yazarım).
Evet çok kolay okunuyor, anılar şeklinde giden bir kitap, amca eşinin dayısı sayesinde bu işe alınıyor, önce bir okulda derslere falan giriyor, sonra kütüphanelerde gideceği ülkeler konusunda bilgi alıyor mesela endonezyaca falan öğreniyor, çok alengirli bir hayatı var, hatta bir dönem prensin birine kız arkadaş falan ayarlıyor, kız arkadaşın kocası pilot, pilotu da başka işlerde kullanayım mı diye düşünüyor bak bunlar hep ekonomik işler iktisadi işler. Karısı ile boşanıyorlar, mentoru seksi bir hatun onu eğitiyor falan her yönde mmmhhh.
90larda çocuk olan, gazetecilerin patlatılarak öldürüldüğünü, koalisyon denen şeylerin varlığını gören bilen, imf, dış borç, enflasyon canavarı diye dinozor illüstrasyonlarına maruz kalan bünyelerin ilgisini çeken noktalar var tabiisi, hatırlar mısın özelleştirme diye bir şey vardı, sonra dışarıdan bir Kemal Derviş falan getirmişlerdi.
3. dünya ülkelerine gidip sizi geliştireceğiz hacı diyollar, sonra işte enerji, duble yol, sokakta keçi yerine çöp kamyonu gezsin çöpü onlar toplasın falan diye medeniyeti Arap yarımadasına nasıl getirdiklerini anlatıyor, polisiye macera biyografi adına zayıf ama yine de okunabilir, bunu okuyup bilmiş bilmiş bak aslında olay aslında şöyle demek Türk insanı için paha biçilemez, üzerine echelon falan patlat ohh mis, birkaç Aytunç Altındal kitabı ekle(Nur içinde yatsın falan). Evet evet bence de yeni dünya düzeni çok değişik kardeş.
Şirketokrasi kavramı var, şirketler yönetiyor dünyayı falan, petroller, Panama Kanalı falan, ayaklanmalar, isyean, occupy olayları nasıl olur, nasıl borçlandırılır ve ödenmez, bağımlılık üzerine güzelleme olarak düşünebiliriz. İran devrimi mesela, Şah'ın kanser olup Mısır yaban ellerinde ölmesi, hızlı bir şekilde anlatılıyor.
Benim merak ettiğim madem o kadar ajanlıklar falan yaptı, vicdan muhasebesi var ilk sayfalardan itibaren, ara ara ben aslında yaptığım işi sorguluyordum ama diyor amca iyi hayatta kalabilmiş, ya ben hep ajanlı majanlı dizi izledim biliyorum bu işleri minnoş mesela CHUCK falan, zordur bu işler :)
Hazır zirve yaklaşırken, şeklimi yapayım dedim, yazarı dinleme fırsatı bulacağız. Bu sene de bu kitabı mı imzalatsam?
Ignorance is strength
2 Şubat 2014 Pazar
1 Şubat 2014 Cumartesi
Süper Kahramanlar Bir Başka Hastalanır
Evet ben aşık olunca kalbimde tanrılar dans eder gibi bir şeyler zırvalıyordum bir ara biliyorsunuz ya da bir tanrı ayağa kalkar sirtaki yapar mıydı or midemdeki kelebekler ejderhaya dönüşür mü, bunun gibi harikulade tanımlamalar.
İşte hüznü derin olanın kahkahası göğü delermiş..
Benzeri kamyon arkası yazıları.
Kısaca HASTAYIM, sümük forever.
Geçtiğimiz cuma yutkunma zorluğu ve boyun ağrısı ile başladı sorun, aha dedim içimden sıçış, malumun ilamı(yanlış oldu büyük ilamı), doktora indim, doktor da işte işinizi değiştirin, ortalığın hastalığı, antibiyotik veremeyiz, bol sıvı tüketin, konuşmayın falan dedi. Iki gün yattım zaten kiminle konuşacağım duvarlarla mı?
Pazartesi ateşim düşmüş gayet normal uyandım ama sesimin tonu yine Dr jeykıll kıvamında Haydar abi alter egom fırlamıştı, rahat durmuyordum, o sesle şarkı söylemeler, tüm gün konuşmalar, yetmez gibi üzerine bir de mülakat organizasyonu, bölge ziyareti, ya cidden bir apaçiyim.
Tam iyileşiyorum diye düşünürken sesimi kaybettim, Sabiha Gökçen'e doğru alçalırken kulaklarımda ekstra bir ağrı-acı hissettim ve burnumun içinde tüy gezindiriyor gibi bir his, fak! Burnum akmaya başladı, hastalığım boyut değiştiriyor. Ertesi sabah sümüklerim yüzünden nefes almakta zorlanıyordum, ne yazık ki denyo bir şekilde işe gittim, sanırım bir işkoliklik ya da düşünmemek adına oyalanmak adına bir işe gitme bahanesi uydurdum kendime. Ivır zıvır işlerimi hallettim, yine doktora indim, "39 derece ateş olursa doktora gidin" dedi, doktor beni başka bir doktora yönlendiriyordu negzel, öksürük krizleri nedeni ile 2 ayrı ilaç daha verdi biri şurup yaşasın, şurup bende kafa yapıyor. Sonra işte erken çıktım, taksi diye seslenemediğimden, el sallayıp duruyorum insanlar bakınıyor yine ilgi odağıyım, nihayet biri durdu, cuma günü İstanbul'da hayvani bir kuru soğuk vardı okuyucu kardeş. Karşı yakaya geçmeye çalışırken hem öğlenden başlayan trafiğe hem de 9-8lik bir müziğe maruz kaldım, overdose ritmik müzik, şurup alan bünyede hiç şişe de durduğu gibi durmadı. Kafam kazan gibiydi hafız, öksürük ellezine keferune teramisine emedur!
Zayıf yönlerin ne deseler mesela sürekli hasta olmak, ben bir özgüven kriptonitiyim benim kriptonitim de dünyalı virüsler ve zaaf noktam olan sevgilim, beni bozuk yapmışlar, böyle hastayken duygusal ve ilgiyi seven, neymiş çay iç çay, elma kabuğu, tarçın, zencefil...
Yani bana zarar vermek isteyen bir süper kötü üzerime hapşırarak or sevgilim konusunda bel altı vurarak bunu başarabilir. En nihayetinde hem dünyayı hem sevgilimi düşünmek zorundayım, gerçi bazı zamanlar onu korumak adına kendi ilişkimi sabote etmiyor değilim, ilgi çekme şekillerimiz farklı diyelim bu konuya.
Çaya karşı bir önyargı
Çay içen insan iyidir, çay içmeyen insanda sorun vardır, mülakatta çay içmek konusu geçsin de cümle içerisinde bu yazıyı da mesleki çerçevede değerlendirelim, fırk.
Bizde kat görevlisi var, masalarda su şişeleri hazır öyle dantelli tepsiyle gelmiyor ama farklı bir drink almak isterse ne bileyim kımız, absinthe falan yardımcımızı çağırıyoruz, bana acıyan gözlerle bakıyor burun kırmızı, çay içmeyen bir tip, tiksindiğimi biliyor, kahve yapacak ama boğazımda da gıcık var, yeşil çay? Peki diyorum, çok uysal bir kız çocuğuyum annem falan yok diye bana iyi davranıyor.
Sanırım hastayken en zoru fonksiyonlarını yerine getiremezken bilincinin açık olması, hayır bilincin kapalı olsa şahane kımıldamak zorunda kalmayacaksın, bitki gibi yaşayacaksın ohhh fotosentez çok güzel gelsenize.
Psikolojik dayanak noktası hasta çorbası, sülale çorbacılar olarak geçiyor anlattım daha önce dedem joe(hepimizi joe diye seven) "bir insan çorba içmiyor ise ya parası yoktur ya aklı yoktur-delidir" derdi, evet çorba içiyorum, tavuksuyu falan, iğrenç bir şey olmuş, yemek yapma yeteneklerimi de kaybettim bu arada, haberiniz olsun, ev pizzası falan yok bundan sonra, brunchlar için börek ıvır zıvır, renkli pilavlar, No! Artık yeteneksiz bir süper kahramanım Menemen bile yapmayacağım, No krep, No çikolatalı kek, No salata, No nothing.
Bu arada hayattan o kadar kopuk vaziyetteyim ki kuzenim Miro hamileymiş 7haftalık bunu bile duymamışım bu sefer teyze değil dayı olmak istiyorum evet bir fark olsun hazır ses Haydar bey gibi neden olmasın. Süper geyikler dönüyor, bu sesle aradım onu oha dedim insan haber verir, "ya ben direk göbeği gösteririm diye düşündüm" dedi, genetikçi bir hamile ile gebelik sohbetleri üst levelda oluyor, yormuyor o güzel, çok realist ohhh miss. Şimdi zorla karnına dokundurtmaz ya da renkli dopler izlettirmez, yaşasın normal bir insan. Minik zigotumuzun adı Mira olacakmış ben kız olacağı konusunda çok eminim ayrıca bebeğin ismine tabiisi anne adayı karar vermeli.
Hazır konu dağılmışken, ismetizmi çok sevmiştim, İlber Hoca'ya taparım ama ilberizm ne yazık ki o kadar etkili değil, evet 1-2 caps güzel olmuş bence de çok cahilsin keşke ölsen epic olan, ama bir ismetizm elitist tavrı yok, konu üretme sıkıntıları var.
Ruh hali: alem bana ben sana hastayım
Ruh hali: sarhoştum aydım, aymaz olaydım, sana bir söz vermiştim, ben o sözden caydım(evet, beyin işlevlerim bozulmaya başladı reckless şeyler yaptırabilirim)
İlişki durumu: günlerce operatör harici mesaj bekleyen gözlüklünün acı dolu haykırışı
İlişki durumu: mühendis( kamon yıllar önce bununla ilgili bir görsel paylaşmıştım dönün bakın, sinemada, teknik analitik kişilik yapısı bonus p&id falan, fon müziği olmadı bi de sinema yaparım)
İlişki durumu: beni takip edeceğine işini takip et
Yeterince saçmaladığıma göre tavana bakmaya devam edebilirim. Eğer bir gün kitabım olursa böyle imza atmayı çok isterim, so long suckers..
Nikah şekeri oluyorum hacılar!!!!
Bomba bir haber aldım, dur ama önce bir giriş cümlesi yazayım.
Yemekteyiz, benim evlenmeyen ama evlenecek bir kuzenim varmış, ne zamandır rahattım, ohhh önümüzdeki dönem düğün müğün yok, halay çekmeyeceğim, forma girmek zorunda da değilim falan diyordum.
Hatta geçen gün altınların hesabını bile yaptım hatırlarsınız. 486 tane küçük altın, 27 tane beşi bir yerde, 28 tane altısı bir yerde... Neyse işte meğer benim evlenmeyen bir kuzenim varmış! Nişanlanmış, evlenecekmiş haşırt, bilezik falan almak lazım.
Geçen akşam şanelman aradı, sinemaya gidelim falan gene denyo bir film önerdi, lakin Haydar mode on olduğundan dışarı çıkmayacağımı anladı, erteledik, sonra haberi geldi, doğum günüsü yemeğinde bahsettiği çıtır mıtır kız meğerse evleneceği kızmış. Hem de Beylikdüzü'nden kız yurtdışından geliyor yani, bir nevi turist, iyi davranmam lazım. Beylikdüzü konusunda faşist olduğum söylenir, biliyorsunuz semtleri bana olan uzaklıklarına göre değerlendiriyorum zira dünyanın merkezi benim, insanları da bana olan uzaklıklarına göre değerlendiriyorum, sen benimle ilgilenmezsen ben seni NAH severim!
Neyse biraz detail paylaşıldı çenem ayrıldı, hıııı dedim demek o beni o yüzden aradı bu akşam hık dedi mık dedi anlatamadı. It means artık hız yapamayacağız, akıllı uslu durmamız lazım, onun bağlı olduğu biri var, kızı üzmeyelim. Benim mi? Kamon beni kim sevsin, bağlı olduğum biri yok ayrıca hız yapabilirim, do silly things. Verdiğimiz sözlerin bir önemi var mı?
Bu akşam tekrar konuşmak durumunda kaldık, "oha" dedim "yok artık! haftasonu annenlerden seni istemeye gelmişler, neden haber vermiyorsun!?". Yani diyor ki kızın ailesi iadeyi ziyaret yapmış benim hala bir şeyden haberim yok, olmadığı gibi bir de bunu alakasız insanlardan öğreniyorum, networking hacı, haber alma ve gizli gerçekleri açığa çıkarma konusunda süper bir olay. O nedenle kimi tanıdığın çok çok çok çok çok önemli.
Ya önemli bir şey değil dedi. Benim bu arkadaş çevremin, evlenmeye yakın düşen modu nedir? Aynısını Kutlu'da da yaşadım, "yışısın ivliniyirim" neden? Hafiften bir tırsma mı? Nedir yani olmadı boşanırsın? Ayrıca neden en son benim haberim oluyor, çok bozuluyorum ha, valla, hayır yani ona göre kilo vereceğim, elbise giyeceğim, minnoş minnoş hazırlanacağım, gerekirse perde falan bakarken yardımcı olacağım, gelini sakinleştireceğim, full service bir koç desteğinden bahsediyoruz.adamın parmağına bakmasam(sosis parmak) nişanlandığını anlamayacağım, çünkü o sırada bana popum da zenci poposunu benzedi'yi anlatıyordu Kutlu(antreman yapıyor da) Şanelman ise ayrı dava, telefonda dur bakalım dedi, ne demek dur bakalım, evleneceksin dur bakalımı mı var bu işin.
Belli değil henüz, nedir bu garantici tavır şekerim, zannedersin içlerine Coco kaçmış, son ana kadar her şey olabilir tavrı, bir kontrol çılgınlığı, nazar değer falan mı zannediyorlar yahu ben üzerimde hep mavi bir şey taşırım(sinsi smiley, çok pis göz kırptım).
Sonra işte nikah şahidi olmanı istiyorum dedi, ta taaaaaaa, işte o kutlu an bebek. Şahane imzam resmi işlerde kullanılacak. Olm nikah şahidi olacağım lan, eki eki flaşlar patlarken tavşan taklidi yapacağım gözlerimde yıldızlar uçuşacak.
Ne demek dedim, siz, bu bir onördür benim için. Hem ben çok uğurluyum, malum anlatmıştım daha önce ikizimin sevgililerinin anneleri kanser olurken ve ölürken benim yanımdakiler evleniyordu, dilek ağacı gibiyim, owww yeaaa.
So, gündemimiz belli, ben artık bugüne bugün bir nikah şahidiyim tamam mı, hemen gidip puantiyeli elbiseler tabanı kırmızı ayakkabılar falan beğeniyorum, oğlana da takmak için dana madalyon alırım, kızla ilgilenemem şimdi, ben nikah şahidiyim, hollaleyyy.
Hemen yeni hedeflerim olmalı, ok, buldum MAC'a başlayabilirim, malumu âliniz bu tip organizasyonlara kavalye ile gidilir, Atlas'ı yeterince yordum bunun için, başka aday da yok, sosyal çevremi değiştirmem lazım, MAC anılarımı anlatırım, biliyorsunuz L
uka benimle ilgilenmediğinde daha da sakarlaşıyordum, gözüme damacana sokmalar, kapıya girmeler, tırnak kırmalar ve daha niceleri... Dolayısıyla spor salonu manyaklığım illaki yeni ve şahane hikayeler olarak bize geri döner, hem size iş,aşk, spor ve profiler konusunda faydalı bilgi sağlarım, hıımmmmm çoğoş. Ava çıkan kadınlar ve erkekler, onları nasıl tanırsınız, goldiggerlar, cougarlar, straight gözüküp passive olan satışçılar....
Yaşasın zumba falan yaparım, tanrım!!!! Şanelman iyi ki evleniyor.
Ayrıca bilgi vereyim şu ara halim CHUCK versus the pink slip bölümündeki chuck hali. Sabahlık ve cheese balls olayını girdim çok depresyondayım, zararlı şeyler yiyorum.
Şubat
Hadi yeni anılar yaratalım
Henüz hiçbir şey için geç kalmış değiliz, bugün geriye kalan hayatının ilk günü isimli şarkıyı dinleyelim.
Adem'in de dediği gibi "O, elmadan daha tatlı".
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















