İzlekler için Sosyal Medya

ınspector clouseau

22 Ekim 2017 Pazar

Gelirse Ekim'e

Sevgili Günlük,
Yazının fon müziği: Mehmet Gürel-Umrumda sonlara doğru Pink Floyd-Fearless olacak.

Duygusal yüklerimden kurtulmaya çalışıyorum. Her yıl ocak ayında insanlık ünlü birileri öldüğü için yılın kötü başladığını söyler ve b.k atmaya başlar, ben de ya ne alakası var kardeşim diye itiraz ederim. Her yılın bir adı, bir amacı falan vardır. Mesela 2015 geri dönüşüm, 2016 sadeleşme, 2017 dönüşüm, 2018 destroy falan... Yok dönüşüm falan. Hep kötü haber hep kötü haber. 




Bakın neler oldu Ekim'de, sırayla gelin değil yuvarla gelsin modu: 

  • 2 günlük bir kaçamak tatil yaptım.
  • 4 kilo verdim.
  • Elenor Teyzemin(Hani Latife Hanım tarafından büyütülen, evet o Latife) pankreas kanseri olduğunu öğrendim az önce, 94 yaşında, ah ne zariftir bir bilsen.
  • Roksan Teyzem de göğüs kanseri imiş, üzüntüden arayamıyorum. 
  • Kuzenimin 1,5 yıllık evliliği sona eriyor, eşi o yurt dışındayken dolaptaki makarnaya kadar evi boşaltmış. Onu toparlamakla meşgulüm. 
  • Dedeme KOAH teşhisi kondu. 
  • Büyükannem yoğun bakımda. 
  • Çikolata fabrikasındaki kedi kaçtı. Tavuskuşu da öldü. 
  • 2 adayı Willy yüzünden kaybettik, bir sosyal medya krizinin eşiğinden döndüler/çünkü şirket benim şirketim değil. 
  • Servis beni almadan gitti, tüneldeyim diyen şoföre Bravo deyip telefonu kapatınca alınmış, akşam "Coco Hanım hiç oluyor mu böyle?" dedi. Ne cevap vermeli bilemiyorum. Tünele giriyorsun sesin uzaklaşıyor???
  • Can aradı, evleniyorum bir şey diyor musun diye sordu, valla bol şans dedim. Ertesi gün evlenecek bir adamın eski sevgilisini araması da biraz denyoluk ve fazla Amerikan filmivari bir hareket diye düşünüyorum. Mutlulukta ve sağlıkta diye evlilik yemini yazan birine cevaben ajandamın uygunluk durumuna göre dediğim için mi?
  • Eğitime gittim...
  • Görüştüğüm iki aday arayıp teşekkür etti, görüşmeden aşırı memnun kalmışlar, 3 tane de çiçek geldi, valla müthiş. 
  • Geri zekalı müdürlerden birinin kadın tutkusu nedeni ile görüşmede salyası aktı, i mean literally, herifin ağzının suyu çenesine kadar indi yea, bu ne iğrenç görüntü. Leş gibi de kokuyor zaten. 
  • Koku demişken yeni bir asistan aldılar, kokarca kontenjanından. Burnumu bir süredir hissetmiyorum. 
  • Burçlar konusunda saçmalayan müdür ile yemeğe çıkmak zorunda kaldım, ben ikizlerim ya ondan meraklıyım deyince, ne alaka şimdi, ben oğlakım ve aynı meraktan bende de var, irrelevant, o değil de iq kaç dedim. İK ekibinde 4 adet oğlak var, bu kadar salaklığı kaldıramıyoruz minnoşlar. 






Daha başıma ne gelebilir diye sormuyorum. Lisans eğitimim sırasında Sonny ile ayrılmıştım, en yakın iki arkadaşım farklı okullara gitmişti, daha başıma ne gelebilir diyerek göklere soru sorduğum gün evim soyuldu. Şimdi de sormuyorum. 
Ne gelebilir ki, kasap kılıklı genel müdür ile koridorda karşılaşırım selam vermez, varaklı asansöre binerim ara katta kalır, yangın çıkar tavandaki sistem çalışmaz, aday görüşmeye gelmez, gelir ama başka bir şirketin teklifini kabul eder, dünya üzerinde 2. en çok çalışmak istediğim firma ile görüşürüm süreç hakkında bilgilendirmek yerine ölü taklidi yaparlar. 
Ekibin hazırladığı projelerin hepsi askıya alınır, maliyet odaklı yaklaşım sayesinde tüm işe alımlar durur, headhunt yapmaya çalıştığın eski şirketteki aday teklifi reddettiğini whatsapp'tan bildirdiği için direktör odana dalar falan. Ay çocuklar hatırlatın da bir ara size eski şirketten kilit noktadaki 12 kişiyi transfer ettiğimizi ve keltoş ceo'nun masa telefonundan arayıp delirmesini anlatayım.

Valizim dolu yine aşklarla, acılarla...

Olayımız, insanı, insana, insanca, ikaca, ikirciklice anlatıp bir hayatı paylaşmak. Bu kadar yük ağır gelince kendimi en yakın Cadılar Bayramı partisine attım. İnsanların dertlerini dinleyeceğim ama bir süre ölü taklidi yapabilirim. Mezarımın taşına iyi fikirler bu mezarın içinde yazsınlar. 
Üzerimde bir prenses kostümü, elimde martini kadehi ile sizleri selamlıyorum. Unutmayın, herkesi kurtaramazsınız. Ayrıca çok ünlü bir arkadaşım olan RMO'nun da dediği gibi "Giyilmemiş kıyafetler yaşanmamış hayatlar gibidir.". O nedenle dolaptaki prenses kıyafetlerinizi giyin, kitaplarınızı okuyun, eskimiş çoraplarınızı atın, her sorunu çözmeye çalışmayın, o tatile gidin, o yemeği yiyin, o sevgiliyi öpün, o kalbi kırın, o şovu yapın. 
Hayat kısa ve süper kahramanların da kakası gelir. 

İKarus'unuz,
Coco








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder