İzlekler için Sosyal Medya

ınspector clouseau

1 Temmuz 2015 Çarşamba

Açılın! Ben İK Kökenli Beyaz Yakalı Bireyim!

Yıldız tarihi 200529987670945








9 diyardan geçmeye, sularından içmeye, bal yanaktan almaya kiraz dudaktan öpmeye geldim(bu böyle değildi sanki). Hello weirdos, i am back in town. 

İK çok rerörörerö vol.8802, sorun şu ki herkes çok iyi biliyordu, herkes her şeyi biliyordu, bir ben bu kadar yeni şeyler öğrenmeye meraklı, istekli falandım. Be openminded kırsal.

Uzun süredir diyemem ama neredeyse yani biraz daha zorlasam 2 haneli çalışma tecrübem olacaktı bu alanda. Yoğun bir dönemdi( bir keresinde holding şirketlerinden birini kapattı ve 3 ay hiç bir şey yapmadan oturduk her zaman yoğun değildi ben yalancı değilim okeay), uzmanlar kıdemli uzmanlara, takım liderleri müdürlere, müdürler senior managerlara, küller küllere yani diyorum ki ashes to ashes dust to dust Allah taksiratını affetsin terfi, ücret, kişisel gelişim sürecine dokundum, sonuçta parmak uçları olan bir beyaz yakalıyım. Her canlı ölümü tadacak, bu coğrafyada ölen çoğusunun kıçına beyaz pamuğu tıkacaklar, kefenle gömülenler kafayı verev tahtaya, tabutla gömülenler de tabutun tavanına çarpıp uyanacak, belki çiçeğin özüne varacak eşkiya, huh? Solucanlar yiyecek, azot döngüsüne katılacaksınız. 





Izy, Lizzy ve Daniel ile yemekteyiz, uzun süredir görüşmedik, Lizzy bir değerlendirme merkezi uygulamasına girecek bankada, onu mu yapayım, bunu mu yapayım diye soruyor, ekipten biri girmiş, "olumsuz yönlerini hiç söyleme" diyor kendisine... Izy ise evlenmek üzere, anlatmıştım, tur bindiriyor, ilk nikahı finallerim olduğu için kaçırmıştım, İstanbul dışında yaşıyordum o dönem, yıllar sonra onun boşanma süreci hepimizi yıpratmıştı. Bebeğini düşürmüş, uzun süre kendine gelememiş sonra o zamanki eşi ile terapiye gitmişti. Kariyeri süper bir çizgide devam ediyordu, şirketi sektörün devlerinden biriydi ve sabah 5'te uyanıyordu, şahane bir hayat değil mi? 
İK'nın sürekli anket yapmasından, yetenek süreci işletmesinden, bu arada asıl yetenekleri kaçırdığından bahsediyordu ve boş boş suratına bakıyordum. Kamoonnn sen kumaş işinde iyisin yetenek kısmını biz fani ikecilere bırak kuzen, bu süreçte insanlar kaçıyormuş, evet bazen yetenekleri elinden kaçırırsın, bazen onlar için yapabileceğin bir şey kalmaz. 

[Yetenek kaçırma görseli]

İstatistiki bilgi paylaşamayacağım şimdi, bir ara bununla ilgili bir Infografik bulur yapıştırırım, daha sezgisel devam edelim okeay? Sistemi oturtmak, değişim, değişime direncin yönetilmesi, şirkettekilere yetenek olayının anlatılması-bazen anlatılmaması, yöneticilerin bağlı çalışanlarına doğru bilgi vermeyip İK'yı hedef göstermesi ve niceleri... Anlaşılan kendini "tırnak içinde yetenek" olarak görüyordu, oldukça başarılı olduğunu biliyordum, bi'şey bi'şey sinyırı idi ve gidebileceğini anlatmaya çalışıyordu, sabredemedim ve madem Temmuz'da evleniyorsun bekle, tazminatını al git. Yani 5 yıl çalışmışsın, hali hazırda bir görüşmen yok, bir beyin avcısı peşinde değil, e o zaman, aeh evet sorunları basite indirgememle meşhurdum, hatta psikologunun verdiği ödevde insanlar beni neden sever sorusunu bana sormuş, karşılığında beni niye sever demiştim, öyle ya 21 yıllık dostum, "sorunları basite indirgiyorsun ve insanlar seninleyken kendini rahat hissediyor"...2. cümleyi daha sonra anlatacağım unutturmayın(hatırlatın-sinsi smayliy) aday bana karısının kendisine boynuz taktığını anlattı, eski sevgilim en yakın kankasının kız arkadaşı ile yattığını anlattı, son hoşladığım çocuk eski sevgilisinin nişanlandığını anlattı, s.ktir g.t bunu dinleyecek vaktim yok kırık kalpler durağı mı yazıyor alnımda, bu kadar rahat olmayın. 
Neyse bunu sonra anlatacağım geri dönelim, sonuca odaklıyım, o halde cut the crap deyip tazminatını alıp çektirip gitmesini tavsiye ettim, harika bir advisor daha da iyisi Kariyer Koçu'yum, Koçum benim diyeni döverim. 
Bazen insanlar sadece birileri kendisini dinlesin ve onaylasın istiyor aslında, bunu anlamak için ortalama zeka ve farkındalık yeter, sürekli kendi hikayenizi anlatmak isteyen biri değilseniz dinleyebilirsiniz, ilginiz dağılıyorsa direkt sonuca odaklanabilirsiniz. Ben şahsen executive summary yapılmasından yanayım bana, kafam serbest çağrışımla çalışıyor zira. Izy bir yere gitmeyecekti sadece mızırdanıyordu. Lızzy'nin görüşmesi güzel geçip terfi alacaktı, Daniel zaten kendi şirketindeydi 38 milyon dolarlık ciroyu nasıl iki katına çıkaracağını düşünüyor, strateji ıdık bıdık işler, döviz kurları, Yunanistan,  VIP müşterileri düşünüyordu. Ben mi? Ben sadece Quinoa salatamın ne kadar da asfalt gibi bir tadı olduğunu düşünüyordum ve tütsülenmiş somonlu kuzeyli salatası nedeniyle çok şanslıydım, harikulade bir iş-yaşam dengesi tutturmuştum. 
Ertesi hafta Lızzy yamulmasın diye yetkinlik bazlı bir görüşme yaptık, pampa modundan çıkıp İK hunimi takıp kendisini biraz kendisine getirdim, keyifli bir seanstı diyelim. Hafta sonu adaya gittik, çıplak ayakla çimenler arasında ayaklar özgür şekilde takıldım, Avi aradı şehirdeymiş, kendisine eşlik edemeyeceğimi söyledim. Kafamı boşaltmaya ihtiyacım vardı ve onunla uğraşamayacaktım. Atlas yeni yeni iyileşiyordu ve onun hastaneden taburcu oluşunu kutluyorduk aslında. 




Harika bir pazartesiye uyandım, gri, kasvetli, bol gök gürültülü. 6:30 alarmdan önce uyanış, her yerim yerimde, sadece pazar günü arı soktu kolumu hafif bir şişlik, tatlı bir kaşıntı, so amerikan bir şekilde diş fırçalama, yüz yıkama, süt içme, kıyafet seçimi, makyaj, evden çıkış, şemsiyeyi unutma. Bu ara gündemim Çalışan Memnuniyeti Anketi'nin sonuçlarını gönderen müşteriye minnoş bir şekilde dönüş, İş Analizi sonuçlarının tarafıma aktarılması, seviyeli bir toplantı, İstiklal Marşı ve kapanış. Olm pozisyonların görev tanımlarının İK tarafından hazırlanması ne amelasyon bir iş, yaşasın prenseslik. 
İç / Dış müşteri memnuniyet oranları, çalışanı elde tutma oranları, finansal başarı falan şirketinizin dışında 3. bir kişi olarak bunları çotonk diye söyleyebilmek mabad ister, pek keyifli. Yani sen kendi fani dünyanın kahramanıyken, rol model falan olduğunu düşünürken, şirketin sana göre galaksinin en iyi şirketi iken sana konsültasyona birileri geliyor(consultant diyelim bunlara) sonra senin kafa going to go to seaside. 

İşin iki tarafı belki de 3, 1-sisteminizi değiştireceğiz diye gelen takım elbiseliler, 2-sizi değerlendirmeye alan takım elbiselilerin arkadaşı olan diğer takım elbiseliler. İşte hikayemiz burada başlıyor sevgili İzlekler, sabır çok şey bir erdemdir. 


Bu görselin adı İK yaparken biz olsun, tamam mı?





Cilalı bir sunum, aslında derin bir know-how ile desteklenmiş, sektör verileri ile zenginleştirilmiş, sorun çok sofistike bir dille ifade edilmiş, çözüme götürecek efsanevi yollar ve kilit noktalar kurum renklerine uygun şekilde yerini almış. 300 Spartalı gibi bir motivasyon düşünün, Spartans! tonight we dine in hell durumu yani, danışmanın hedefi vardır, firmaya gider, sunumu yapar, işi alır, faturayı keserler ve hedeflerini ilk bilemedin iki hadi olmadı 3. quarterda tamamlar. So long Paçoz, burası büyükler ligi.
Performans kriterleri, çalışanı elde tutma yolları, liderlik modeli falan, "yanına bakın şu eğitimleri de verelim, işin devamlılığını sağlayalım" bıdı bıdı. Aslında bence renkli bir iş. Çalışan bağlılığı, işveren markası, üzerine turnoverı nasıl tek haneye düşürdük isimli İstanbul Yöresi türküsü, rollerin optimizasyonu, ödüllendirme, yeniden yaratılan pozisyonlar, arada kalanların başka müdürlüklere transferi, kalan boş kutucuklara dışarıdan alım yapma hooop geldik mi core işe alım yapan danışmanlıklara, sistem kendini ne güzel besliyor görüyor musunuz? 

Anket sonuçlarının paylaşıldığı o an, eşekten düşme hali ve K2'den inen kutsal insanların günü ve yılı kurtarışları, tiyatrocu selamı ve hold for applause & fade out. Daha sonra adım adım tedavi yöntemleri, haftalara bölünmüş çalışma planı, müşterinin size toplantı odası kapatması, amelasyon bir sürü iş, HQ'daki takım arkadaşlarla yoğun telefon trafiği. 

  • Demografik farklılıklar, kültürel farklılıklar ve farkındalık anı. Bireysel başarı kriterlerinden yola çıkıp organizasyonun başarı kriterlerini oluşturma. 
  • Efendim çok çalışmak--> doğru yetkilendirme, delegasyon, eskalasyon mekanizmasının doğru tanımlanması.
  • Sürekli gelişim--> Performansın doğruya yakın bir şekilde ölçümü, tasarımı, kar odaklı yakşalım falan, ota b.ka eğitim olmaz, mezarlıklar kişisel gelişim eğitimi alanlarla dolu.
  • Üst yönetime biat--> Ya s.ktr git burası İstanbul, biz hür doğduk hür yaşarız, abi/dayı yerine Coco Hanım Coco Bey hatta CEO seviyesinde olsam COCO hazretleri, yeteneğe + yetkinliğe göre konumlandırma ve sorgulayan bireyler hatta değişimi yönetme falan.

Sonra yetenek komiteleri, görüşmeler, olaylar vakalar. Görüştüğümüz kişilere süreç tam olarak anlatılmamış, İK yollamış, envanteri öylesine dolduran mı, görüşmede sallayan mı, küçük dağları yaratan mı, panikleyip stres bulutunu yanında getiren mi, görüşmede telefonu ile oynamaya kalkan mı? Gelsin role playlar, gitsin analizler, gözlemler...
Sonra mutlu son tabi, geri bildirim görüşmeleri, Arena'dasın, karşında yaralı bir aslan var ya da İspanya'dasın diyelim sen, senin karşısında manda var evet karşında manda var ve görüşme sonunda manda b.ku gibi hissedeceksin kendini, ben İtalya'da bir arenadayım(Colosseo) okeay. Aslan, benim birinç. 

Adam su katılmamış bir lider olduğunu düşünüyordu, Performansı Başarıya Yöneltme skoru 2 gelmiş görüşmede ağlıyordu. Adam yüzeysel, adam şuursuz, adam ben merkezci, adam dinlemiyor ekibini. 
Kadın kişilik envanterine b.k atıyordu çünkü testlerde hata payı vardı çünkü kendisi Odtü'de kriptoloji dersi almıştı, overdose bilim değişik bir ruh hali içerisindeydi görüşmede ben olmasam bunların insan olduğuna kimse inanamaz diyordu.
Test sonucu hatalıydı ve o buna sadece gülerdi, çünkü bilgisayar başında kocası ile doldurmuştu testi.  
Müdür olmadığı halde nasıl müdürmüş gibi değerlendirilirdi(yetenek havuzuna iletmişlerdi aynı gen havuzuna işendiği gibi). 
Bu çilekleri kim yapıyordu?
Bu soruları neye dayanarak soruyorduk? CFO'nuza deyince sakinliyordu bazen. 
Küsüyordu, konuşmuyordu ve ben o anda kafamın içinde Ahmet Kaya dinlemeye başlıyordum, yanımdasın susuyorsun, susuyor konuşmuyorsun, bakıyor görmüyorsun...
Tabii adayı konuşturmaya yönelik yöntemleri kullanmıyor değil bu assessors danışmanozlar. 

Velhasıl güzel günlerdi. tabii bunlar kafamın içinde döndü döndü, döndü. "Kendim olmayayım yani" dediğinde Bülent, arh evet okuldan arkadaşım, o da bankacıydı ve Bölge Müdürü pozisyonu için DM'ye girecekti, telefonda konsültasyon istiyordu, "aman dedim, lütfen rol yapma sızdırırsın, incinirsin, yine de sen bilirsin". 

Herkesin dini kendineyse leküm diniküm veliyedin yani, herkesin işi de kendine olmalıydı. Ben kumaş satmadığıma, viskon yoğunluğuna ve kumaş terbiyesine karışmadığıma, virman yapmadığıma valör takip etmediğime gecelik faizi, üzerine gecelik geçiren bankacı olarak hayal etmediğime göre AÇILIN BEN İK'CIYIM diyebilmeliydim. Şampiyon diyeceksin, elimi öpeceksin. 

Senin işin sana, benim işim size asdfghjkl.  N demek uzun yazılar yazıyorsun, o ne demek? Yahu sen şu anda yazılan bir kitabın bölümlerinden parçalar okuyorsun ufaklık, hiç basılmayacak olabilir, ben unique olanım, gittim ben havuza girmem lazım.

Yazının fon müziği: Leon Bridges - Coming Home

Her şeyiniz,

Coco de La Renta( Nikahta ne giyeceğim ya hoffffffffffff) 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder