İzlekler için Sosyal Medya

ınspector clouseau

12 Haziran 2013 Çarşamba

Gelecekteki Sevgiliye Mektup

Gelecekteki sevgiliye mektup:) ne sandın ultra romantik bir insanım özel insan yavrusuyum lan ben


11 Haziran 2013 Salı

Bir networking yöntemi olarak DM'den yürüme

Yine martinimi yudumluyorum,

Valla bu hayat ayık kafa ile çekilmiyor an itibari ile, yeşil zeytinleri poşeti ile koydum, kürdanları hayal kırıklığı ile batırdım üzerine. Loop'ta en bayık, en depresif şarkılar, ev inliyor.

Neye uğradığımı şaşırdım, o şaşkınlıkla giydim adidaslarımı biliyorsun neşeli olduğumda turuncu nikelar olmadığımda siyah kara kapkara olanlar. Bibendum halimden memnun değildim bahar sonunda diego ile konuşurken kendisi çok değerli bir dostum, genelde sakin, iyi bir dinleyici olan diego keskin zekası ve  harikulade espri anlayışıyla günümü şenlendiren bir cüce efendi. Madenler uzmanlık alanı olduğu içn öyle diyorum:) neyse Nisan'da konuşuyorduk hedefler planlar üzerine, hayatta hedeflediğim çok şey yok benim emekli olup şarap bağı işleteceğim, devlete hayvani vergiler vereceğim falan, kısa vadede dizimdeki sakatlık geçmediği için spor yapamayacağım ama kilo vereceğim dedim oda kendi planlarını anlattı, hedef koyduk. 29 Haziran'a kadar 10 kilo vereceğim dedim, über uçuk bir hedef, yok artık. Onun da hedefleri var ama daha mantıklı, zaten yaz geliyor her plaza kadınının ortak derdi değil midir?

Bu noktada aklıma ateş geliyor, mülakatlara ara verdik yemeğe gidelim dedik hava zaten sıcak, buna rağmen iskender var dediler geldik diyerek ünlü bir kebapçıya gittik, Ceydayı hatırlarsınız hem platonik aşıktı Ateş'e hem de kocasını aldatıyordu sonra kocasının adını dövme yaptırdı koluna, hah işte onunla gittik yemeğe, sağolsun bizi yalnız bırakmadı, söyledik harikulade alexanderlarımız 3 dakika sonra geldi. Yanında geleneksel bir şıraları var onunla servis edildi.  Neyse yemeye başladık bizim ki Coco bu kaç kaloridir, bunun için ne kadar koşacağız diye sorunca kafamda ağzının üzerine kaşıkla patlattım, yani bi sus, şurada hobbitlik yapıyoruz öğlene kadar 10 aday ile görüştük ve biliyorsun yemek yemek hobim. Üzerine çok değişik bir helva/tatlı geldi. Sonra hesap, ödendi, incelendi, fazla bulundu, yahu şirkete charge edilecek, nedir yani? Bunun için zaten bir bütçemiz var, feribot, uçak, araç bütçemiz olduğu gibi.
Neyse yiyorsan kapat çeneni, hem nedir taam iş arkadaşları ile birlikte olma demiştim ama yani bir centilmen olarak lütfen paradan bahsetme. Ayrıca yiyorsan ye vicdan yapma, rakı içen ölmüş de su içen de ölmüş, kaçın kaçınnnnnn iğrenç bir espri yaptım.

Neyse verdim 6,5 kilo 2 hafta içerisinde 3,5 kilo verirsem hedefime ulaşacağım, başarı mıdır bu? Hayır değildir. 

Gün boyu maillerimi temizledim 957 maili okurken bir de eski mailler takıldı gözümü saat 5ten sonra oturdum okudum okudum, ne komik şeyler olaylar olaylar. Yemek yemedim naturmorta verim kendimi saçmalığın zirvesindeydim meyve yerken bir yandan likör hüpletirken akşam yemeğini pas geçtim. Böyle neşeli neşeli saçmalarıken diego beni bir tersledi, abowwwww. Diego bi dur Allah'ını seversen zaten ortalık karışık...
 Göbek mi lan o?

O hızla Lecarnitin içtim çıkmadan evden, giydim aeropostale in kışlık aşortmenlerini, taktım hoodu koşmaya gittim, sağ dizim bok gibi an itibariyle, geldim buhar zehirlenmesi yaşadım 1 saat, hacı halay çeksem yanaklarım o kadar kırmızı olmaz, alyanak balyanak bir haldeyim.

Spor yapın, bibendum olmayın, bikini mayo olayına hiç girmiyorum.

Tüm bunların ışığında kahramanımız haftasonunu sahilde geçirmeyi planlıyor, uçak biletleri çok şahane.
*******
Hop değiştirelim konuyu

Bir networking yöntemi olarak DM'den yürümek:

İşyerinde yeni gelen cıvıra oryantasyon zamanı iyi davranırız hatta özel hissettiririz biz, en azından benim ekibim öyleydi.
Zaten güleryüzlü çocuklardık, iyileştirme de yapıyorduk, ik şirketin sevilen yüzü olsun diye bildiğin maymun olduk.
İt(ayti) ye yeni birini aldık, acil ihtiyacımız vardı. Sonunda bulduk, aytinin hâli içler acısı müdürler süper mini etekleri ile dolanırken yeni gelen asistana bizim imajımızı zedeliyor falan diyorlar o derece harika bir haldeyiz.
Neyse benim ayti elemanları ile aram hep iyi olmuştur, Ali, Gökmen, hakan, Fırat, Cüneyt anla yani so lovable bir insanım, nerede yasak bir şey varsa bana açılır, müzik arşivleri paylaşılır, patron maillerimi okuyor ise haber verilir(kurumsal demiyorum bu davranış şekli için ama ayticiler beni sever).
Neyse elemanın adı janer olsun, başladı işe, hoşgeldin maili atıldı, kit verildi, buddysi ayarlandı, oryantasyon toplantısı için davet maili gitti, eğitimleri atandı falan, olan ondan sonra oldu zaten. Sıradan ik ekibini önce Facebook'tan ekledi, gün içerisinde iş ile ilgili soru sorar gibi yapıp sonradan bildiğin dm'den yürüdü hatunlara, piğğğğğğ, sen bizim nasıl bir klan olduğumuzu biliyor musun? 
Şimdi normalde şu olur, iç yazışmaların trafiği takip edilir, mesela msn gibi uygulamalar falan vardır satır/kelime sayısı içerik falan detectore takılır bebeğim(ewww içme Zerrin kaçtı). Çm de mesela çat 4 agenti sepetlemiştik, meğer grup yapıyorlarmış bunlar, daha detaya girmeyeyim, hollaley hacı ekip liderine deşifre edilmiş yazışmaları verirken ki halimi görmeliydiniz ekip liderinin yüzünü görmeliydiniz, iş akdi fesih canım, tazminatsız falan.
Sonra bizim janer, Facebook'tan da rahatsız etmeye başladı, hoop direktöre gidildi, hoop departman yöneticisi çağırıldı, hoop uyarı ve çat, oryantasyon döneminde bacılarına sarkmaktan şutingen oldu.

Tabisii her networking çabası bu şekilde sonlanmaz:) linkedinden eklemek caizdir, önce profesyonel eklersin, sonra günaydın mailleri atarsın, sonra yemekte hello dersin, sonra starbucks'ta alan bi drink alırsın mint mochalar falan, bu arada boykot etmediğini düşünüyorum, ha fiskos: starbucks  shaya grup Ofisi'ni maslaktan Anadolu yakasına taşıyor, ben Ümraniye diye biliyorum, neyse sonra bir akşam öyle yemeğe falan davet edersin hop al sana sosyal networking oldu mu:) bol şans, Facebook olur, instagram, messageme falan, işte bunlar hep seks. Gerisini sen halledersin.

Ha ama bu demek değil ki inşaatçı stayla yapamazsın, çıkartma ceketin cebinden kartviziti, iphone'da tarat falan bunlarda ciks, ya da pilav yemeye giden teşgilat hesabı kartlar havalarda da uçuşabilir.

Gülsün'ün bahsettiği asansör cümleleri de işe yarayabilir,

Her yerden yürürsün pampa, yeter ki ilk adımı at, gerisi gelir.

Konu ile ilgili güzel yayınlar var ben şahsen Türk Abi'lerin yayınlarını tavsiye etmiyorum, öyle işte.




 


Atlas saçmalatmaca

Çirkin kadın vs çirkin erkek

Şekilci olma Şekilli ol


Egemenler egemenlerimiz diyerek bitirmek istiyorum

Batıl inançlarınızı yenileyin/ Yeni başlayanlar için batıl inanç edinme kılavuzu-1


batıl inanç taşımak,uğursuzluk getirir!

yine küçüklüğümün süper renkli tozlu raflarından sizler için geliyor!metroya her bindiğimde kendimi belçika'da sanıyorum ya da norveç belki de biraz irlanda'da. neyse zorluyorum kendimi gerilere gidiyorum ilk batıl inanç hatıram nedir diye? henüz yakaladığım en bombası sanırım. gül teyze vardı bizim eski evin orada şaşıydı hani bu ali baba filmindeki erol taş'ın gözü gibiydi gözleri biri yere biri göğe bakıyordu, böyle tövbe estağfurullah. artık bizi korkutmak için mi nedir bilmem feza'nın annesi söylemişti, bir gece yolda yürürken bir kurbağaya basmış ve gözü şaşı olmuştu kadının. nedir? kubağaya basılmaz!

merdiven altından geçilmez,
gökkuşağı altından geçersen ibne olursun,


kurşun döktürme olayını hep adile naşitli şener şenli türk filmlerinden hatırlıyorum, orijinal olarak kurşun nasıl dökülür, neye benzer bilmem, çarşaf ve kepçe gerekşart.

balkondan bulaşık suyu atılmaz! zaten balkondan neden bulaşık suyu dökülür onu bile bilmiyorum, bunu yaparsan destur demek lazım, incir ağaçları altında 3 harfliler var. mesela adın 3 harften oluşuyorsa bu ne demek? atsın sen.
ayyyyy sen benden daha uzun yaşayacaksın? neden çünkü ikimiz de aynı şeyi düşündük sen önce söyledin o zaman ben ölmeliyim.
kapı eşiğinde oturulmaz, insan fakir olur. yorum yapamayacağım.

çağa uydurdu kendini bu maili en az ... kişiye forwardlamazsan 9 dakika içinde başına 97835 tane felaket gelecek. odyseus'tan beter olacaksın, evine dönemeyeceksin!
ilk defa kaldığın bir evde yastığın altına mutlaka anahtar koymalısın ki diş perisi gelip onu alsın sonra rüyanda evleneceğin kişiyi gör.(fantastik one)

ye ekşiyi getir ayşe'yi, ye tatlıyı getir hakkı'yı heytere beahhhh, boşuna bu genetik labaratuvarlar, klonlamalar şekerim, ye ekşiyi.

çocuğun üstünden atlama boyu kısa kalır.
küvete işeme hafızan kaybolur.
şeytan kulağına kurşun, 3 defa tıkla.
gece ıslık çalma,
uyumadan önce kıyafetlerini katla gece şeytanlar işemesin(bu konsepte aykırı sanırım).
evde şemsiye açma uğursuzluktur.

bunu bir yerde adaylara bağlamak lazım değil mi, aeh evet mülakatta kulağını çekip masaya vururken tıktıktık öpücük gönderen adayım oldu benim.

ve daha niceleri, ne kadar eğlendik değil mi, haftaya aynı gün ve saatte buluşmak dileği ile esen kalın!

10 Haziran 2013 Pazartesi

Başarı öyküsü


Nasıl süper Kahraman oldum?

Şimdi sana bunu okuyan çok acayip bir sır vereceğim.

Önce başar, minik başarılar, sonra uzun vadede terfi almış ol.
Bundan sonra yapacağın şey geriye dönük başarı hikayesi yazmak olacak.
Bir steve jobs olamazsın artık, garajda yeni dünya için harikalar yaratamazsın.
Ama yaptığın işin hakkını ver, iyi yapamıyorsan süsle, benim gelişim alanım bu çıkmıştı, çıktı iyi ama bunu süslemek gerek dedi vektör bana, vektör eski yöneticim hatırla biraz, buna odaklan.
Dolayısıyla işini yap, süsle, 2.5 saatlik işi 5 güne yay,
Yuvarlak cevaplar ver.
Sen babanın gözünde hain bir pırıltı iken bunu yapan insanlar vardı, hala var.
Farkın yoksa fark yarat yaratamıyorsan üzgünüm hacı süslemek şart.
Diyelim ki türlü bizans oyunlarını kullanarak başarı elde ettin, tamam. 
Şimdi yapacağın geriye doğru bir başarı hikayesi yazmak.
Çok fakirdik biz, bize gülüyorlardı, inanmıyorlardı... Ama yılmadık( farkındaysan biz dili kullanıyorum, öeh)
Çalışmaya devam ettik, başlatacağımıza inandık.
Sonra araya milli değerler falan koy.
Sonra belirgin anahtar ifadelerin olsun.

Mesela Roma'da olduğum dönemlerdeydim, umudumu kaybetmiştim, çok çalışıyordum, olmuyordu, Türkiye'ye dönmeyi düşünüyordum( burada yurtdışında değil isen şehirdışı kartını oynayabilirsin) yine öyle günlerin birinde bir restauranta girdim, çok yorulmuştum, her şey üstüme geliyordu bir işaret bekliyordum. Meğer girdiğim mekanın işletmecisi türkmüş, duvarda Atatürk'ün gençliğe hitabesi asılıydı, okumaya başladım( ve o anda bir epifany yaşadım, kafamda bir hare ve ışık hüzmeleri ameno falan çalıyor kulağımda) "muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur" yazısını okudum.
( bana bir gülme geldi deyip başarı hikayenin içine edebileceğin gibi) işte o an gözlerimdeki yaşı tutamadım ve dükkandan koşarak çıktım, hırsım beni olumlu yönde motive etti, yılmadım, başardım.
Ve işte şimdi buradayım, bu görmüş olduğunuz...

Diye gidebilir, iş dünyası kelebekleri boktan ama şirin bu tür hikayelere bayılır, Afrika'da her sabah bir ceylan uyanır:) aynı zamanda bir Aslan'da uyanır.
İşte oradan bağlamasyon aslansın sen kapansın sen.





Şimdi kıçını kaldır, bir şeyler Başar, sonra ilkokul kompozisyon terk halinle git başarı öyküsü yaz, subliminal sana yardımcı olacağı gibi yaratıcılığınla mitomanik hallerde sergileyebilirsiniz,iş dünyası olur öyle.

Coco,

Jack's broken heart

Çalışmıyorken

Çalışmıyorken hem tatil hem saçmalama had safhada.
Ve saçmalıyorken gülebiliyorsan eğer kahrolsun bağzı şeyler :)

Derin bilgilerimle insanlığı aydınlatıyorken komik komik tespitler yapıyor, bir yandan sabahları geç uyanıyor, uzun kahvaltılar, böyle sevdiğim eski dizleri izliyorum mesela house mesela grey's anatomy falan biliyorsun tıp benim için vazgeçilmez bir tutku.

Tabisii, bi keresinde lokal anestezi ile operasyon geçirdim, gatha:) hekimlerinden afacan Gürkan elimdeki kistleri aldı, kamera falan yoktu canımda çok sıkılıyor kimse benimle konuşmayınca tabi kaldırdım kafayı izlemeye başladım önce deriyi kesti, bi aletle açtı, sonra kasları falan ayırdı, sonra başka şeyler falan bir ara kafayı kaldırıp gözgöze geldi benimle "sen!! Dedi" ben mi dedim tepkisel olarak, burada soruları ben sorarım diyecektim olmadı, tansiyonun düşer müşer indir kafanı dedi, oooooo hocam yeaaaa dedim. Neyse izledim yani izliyordum hatta mark green'in ölümünü hatırlar mısın? Ah nasıl da gitti dağ gibi adam mektubu okunurken somewhere over the rainbow çalar Israel k. den nasıl salya sümük.... İşte benim dedelerim tıpçı hep, o nedenle tıbbi ve kriminal diziler izliyorum, csilar havalarda uçuşuyor, yoksa sacit aslan magazin poroğramını ya da doktorlar poroğramlarını izlemek zorunda kalabilirsin..
Sonra efendime söyleyeyim kitap okuyorum kahve içiyorum böyle konuklarım geliyorlar sürpriz yapıyollar programsız yaşamayan ben bildiğin domestic hayatın cilvelerini görüyorum ve diyorum ki Coco manyak mısın, çabuk bir iş bul, yoksa balkondaki oturan yeni taşınan karşı komşu ile arkadaş olmak zorunda kalacaksın ki yeni bir arkadaşa daha ihtiyacım olmayabilir,öhöm

Bir yandan gündemi takip ediyorum ayrıca sinirim bozuluyor sefahat hayatım sona erdi gibi nerede eğlenmek nerede keyif almak, kuzenlerim akaretlerde direniyor dün gece maceralarını anlattılar. Hayat giderek tuhaflaşmaya başladı hepimiz güzel çocuklardık oysa ki, tanısaydılar belki severlerdi bizleri. Geçen gece zil çaldı aşağı gel dediler indim gayet pijama şort bir halde zort diye arabaya bindirdiler hoppa yanımda ne kimlik ne cüzdan ne de telefon! Apar topar gittik, bi'şey olursa beni koruyacaklar hem tc kimlik No mu ezbere biliyorum acayip akıllıyım ben. 

Neyse gittik oturduk bir yerde ama ne tantana, pazar günleri zaten sıkıcı oluyor, yarışı da izleyemedim.
Yeni biri vardı aralarında, daha önce görmedim. Biliyorsun yeni insanlarla tanışmak aslında keyiflidir, konuşursun, bir şeyler keşfedersin, şaşırırsın ya da fikir alırsın yani en azından ben böyle bakıyorum ama benim hayatımda zor yahu, ojelerimi çıkartmak gibi büyük sorunlarım var.
Atlas ile roadtrip öncesi konuşuyorduk malum ona eli yüzü düzgün bir kız arıyoruz, atlasa da bir ev arıyoruz :) bu miniğe bir ev, kendisinin yakışıklı erkek tanımı şöyle: ya coco bakıyorum kendime by pos geniş omuzlar, ya hacı erkek dediğin uzun boylu olacak, geniş omuzlu olacak, mesela benim gibi, tey tey tey o anda aklıma geldi benim de sevgililerim uzun boylu idi genele bakıldığında yani ateşi saymaz isek. 2 basketbolcu, bir yüzme hocası ow yea böyle suya konuyordu böyle süzülerek ve hiçbiri sarışın değildi bak hele hadi venn şeması yapalım.

ahahahah yen sevgililerinden bahsederken bıktık artık dedi, acaba hangisinden diye düşünürken sözlük muhabbeti açıldı hala yazıyoruz farklı sözlüklerde ama bir dönem bildiğin sabahlıyorduk ve o halde işe gidiyorduk ama yazmaya ve geyiğe devam ediyorduk, bu noktada sanal ilişkiler konusunda söyleyebileceğimiz epey birşey var yani, msn, dm'den yürümeler, arkadaşcasına sinsice yaklaşıp yazmalar, emolar, motorize birlikler... 
Tabi bunu birçok kereler yapıp yıllar sonrasına bir quantum sıçraması ile geldiğimizde şunu fark ediyoruz/ fark ediyor bu çok yorucu. "Tekrar birine kendini anlat" ow yea selam ben x işim bu, şurada yaşıyorum, şunu içiyorum, bunu dinlerim... Baktığında mülakat gibi, gerçekten bir noktadan sonra yoruyor, yaşlanınca tabi kendisi 37 mi oldu 36 mı baya yaşlı bildiğin:))
Farklı sorular sorsak? Çözüm olur mu? Sanırım olmaz.
Neyse yine biri ile tanışıyorum kuzenlerin arkadaşı anlatıyor anlatıyor, siz dili ve edebiyatı ilk 1 saat sonrası Sen'e dönüyor, yabancı birine bir şeyler anlatmak daha kolaydır, sallamak da öyle.
Daydream başka bir şey ama mitomani'ye ne demeli?
Daydream eğlenceli, zeka açar, tıkanıklık giderir, gün içinde tropikal adada lemurların kralı olursun, ben ally mcbeal'i çok severdim o nedenle, ohaaaa başkasınında başına geliyor mu böyle şeyler derken bir gün robert downey jr katıldı diziye negzelleşmeye başladı dünya o zaman.
Anlatıyor anlatıyor gülüyoruz ok'de orada dostum sen kocaman bir çılgınsın demek istiyorum. Yani o kadar Absürd ki ay benim arka bahçem demediği kaldı.
Hayallerde yaşıyor bazı ibneler demek istiyorum.
Sonra o altın vuruş geldi, hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı





BONUS olarak da eski bir gazete kupürü paylaşayım favorimdir:




Olmaz canım, olmaz

Dwarflar/ cüceler

Halayda başa güzelde kaşa hacı, madenciler hakkında güzel güzel konuşalım sonra anılmen kızıyor, yine ortalarda yok zaten, neyse  Coco gülümseyerek sunar:)

Ormanda mantar çorbası yapar beni gıdaya boğar cüceler. Cüceler çok organize, tam anlamı ile doğru işe doğru insan mantığı ile görevlerini yapan, yeteneklerini doğru yöneten, böyle departman olarak ne desem bir data mining yakışır sanki ve de iletişim becerilerine bakarsak mühendislik bölümleri de eklenebilir bu listeye, şirketin suya sünek boka kürek işlerini yaptırabileceğimiz ırklarıdır benzetmesini yapmak mümkün onlar olmazsa olmaz. 

Cüceler: boyları 1.3 m civarı, ortadünya'nın sesli konuşan ırklarından, uzmanlık alanı madenler/ yeraltı, demirciler bunlar çapulcular hatta. 
Bir ara kömür madenciliği yaparak alçalmış ve geçimlerini sağlamıştır yurttan kovulunca.
Özgür bir halk ve kendilerine khazad derler, dağ halkı olarak da bilinirler 250 yıl yaşarlar- +, 100 yaşına gelince evlenirler.
Ata binme kabiliyetleri biraz kıt ama hobbitler öyle mi en şanslıları Ata bile biner.
Bira içerler çok içerler baya baya içerler.
Konuşmaları biraz şeydir Trakya ağzı gibi :) 
Denizci dwarf yoktur ama olabilir de 
Elflerle pek anlaşamazlar malum savaş zamanı legolas'ın babası bunları yüzüstü bırakmış idi. Altın nelere Kadir yeaaa
En bilinen türküleri misty mountain 

Khazad dum:cüce konakları, 1. Durin tarafından oyuldu, durin halkı orada yaşadı. 
2. Çağın ortalarında mithril isimli bir metal keşfedildi,
3. Çağda mithril madeni genişletilmeye çalışırken bir balrog serbest kaldı ve 2 kralları öldürüldü ondan sonra buraya moria denmeye başlandı, cüceler kaçtı.
Sauron orkları buraya toplamaya başladı, heyhat! Ne acıdır
Cüce vs ork savaşları başladı, savaşı cüceler kazandıysa da balrog yüzünden moria ele geçirilemedi.
Erebor da yeni bir cüce krallığı kuruldu.
3019 yılında gandalf balrog'u öldürdü.

En bildiğiniz gimli olmakla birlikte the hobbit' te dwalin, balin( bu ikisi kardeş), kili, fili, dori, nori, roi, oin, gloin, bifur, bofur, bombur ve thorin ile de tanışıyoruz.

Always yours,

Coco

The hobbit the desolation of smaug

Ben hazırım, 13 Aralık için evet.

Smaug: cüce efendilerin altınlarının üzerine konmuş ejderhadır efendim. Aslen ereborlu değildir. Bildiğin eşkiyadır, öldürülmesinde bilbo baggins'in emeği büyüktür. Rip yinede.







http://www.thehobbit.com/middle-earth/ bir de şöyle bir şey var



9 Haziran 2013 Pazar

X kuşağı Y kuşağı Z kuşağı #occupygezi

Y kuşağıyım ben hacı!! Y kuşağı ne demekti y kuşağı emekti;p 
Bu çocuk niye böylenin cevabıydı, bu Hindistan'a amerika adını veriyorum'a gerek yok, aç gözlerini, aç kulaklarını.
Gittiğim görüşmelerde konuştuğum teyzeler amcalar bazen burun kıvırıyor y kuşağı deyince, hele bir de satış ekibi falan oluşturulacaksa,  bazen kürekle ağızlarına dalasım, aduket çekesim geliyor.
12 gündür ayılan bazı tipler çıkıp yeaa bu çocuklar işte özgürlüklerine düşkün işte ne mizah anlayışı varmış bıdı bud GAZI gelmiş falan derken, işin özünü anlatan harika bir yazı bu sabah itibari ile Ayşe Arman tarafından servis edildi.

Ne güzel oldu çok da iyi oldu tamam mı! Buyrun Hürriyet'ten hala okumadıysanız:

Evrim Kuran. Hacettepe Üniversitesi İngiliz dili ve edebiyatı mezunu. İnsan kaynakları alanında yüksek lisans yaptı. Yetmedi, Sabancı Üniversitesi’nden Executive MBA derecesini aldı. 2001’den bu yana kuşak araştırmaları yapıyor. O yıllarda, ilk kez ‘Y kuşağı’ndan söz ettiğinde, herkes “Bırak bu işleri!” dedi. Bırakmadı. Şimdi de yüzün üzerinde ulusal ve çokuluslu markayla kuşaklar ekseninde çalışıyor. Yazılar yazıyor. Konferanslarda konuşuyor. Kendisi X kuşağı ama Z kuşağından Ali’nin annesi. Bize de Gezi’nin kahramanları Y kuşağını anlatıyor…






HAMİŞ: Çoğu Y kuşağı olan fotoğrafçı arkadaşlarımız müthiş bir iş çıkardılar, gerçekten canla başla çalıştılar. Biliyorsunuz Selçuk Şamiloğlu yaralandı. Hepsine teşekkürler.      

Biz, yıllardır kuşaklar üzerine çalışıyorsunuz. Gezi Parkı direnişini tetikleyen Y kuşağını da çok iyi tanıyorsunuz. Onları bize nasıl anlatırsınız?

- İki harfle özetlerim: ‘BD.’ Yani ‘bullshit detector’. Saçmalık dedektörü. Y kuşağı, kafasına uymayan, ‘saçma’ durum gördüğünde dayanamıyor, kaynamaya başlıyor. Cumhurbaşkanı olmuş, başbakan olmuş, öğretmeni, genel müdürü hiç fark etmiyor, hemen tepki veriyor. Çünkü bu kuşağın temel değerlerinden biri “adalet duygusu.”



Başka?   

- Yapılan bir sürü araştırma gösteriyor ki, Y kuşağı için ‘2P’ çok önemli. Peer (akranları) ve Parent (anne-babaları).

Hadi akranlardan başlayayım…

- Her kuşakta olduğu gibi, bu kuşağın da kendi içinde farklı kırılmaları var. Gezi’de hepsini görebiliyorsunuz, ‘Apaçiler’, ‘Beyaz Türkler’, ‘Mazbut çocuklar’, ‘Uç tercihlerdeki çocuklar.’ İlginç olan şu: Çok çabuk bir araya gelebiliyorlar, yeter ki akran olsunlar…

HELİKOPTER ANNELER    

Peki ya ikinci ‘P’?
 
- Aileleri. Müthiş düşkünler. Bu kuşağın ailelerine, ‘helikopter ebeveynler’ diyoruz. Çocuğunun sorunu olduğunda ‘hooop’ aşağı iniyor, hallediyor, tekrar yukarı çıkıyor. İnanılmaz bir destek. 

Apolitikler mi peki? Bugüne kadar ‘apolitik’ olmakla suçlandılar…

- Yanlış değerlendirildiler. Farklı bir politik anlayış ve derinlikleri var. Benim kuşak çalışması yapmamın sebebi de bu zaten; onları kendime ait yargılarla değil, onların gerçekleriyle değerlendirebilmek. Biz toplum olarak ‘ötekileştirme’ye pek meraklıyız. Onları da öyle etiketleyiverdik: “Apolitik, tembel, prensipleri yok, istikrarsız, disiplinsiz...” Halbuki onlar şimdi bize önemli bir mesaj veriyorlar. Kimseyi ötekileştirmedikleri gibi, eşcinsel bir çocukla muhafazakâr bir çocuk birlikte direnebiliyor. Bir başka özellikleri de sonuca değil, sürece odaklı yaşıyor olmaları. Şu anda onlara, “N’apıyorsun?” diye sorduğunuzda “Direniyorum” yerine “Barışıyorum, eğleniyorum, tadını çıkarıyorum” derler. Çünkü onlar, ‘süreç çocukları.’ Bizim gibi ‘sonuç çocukları’ değil. Ben kendi jenerasyonumdan arkadaşlarımla bir araya geldiğimde, “N’olacak bu işin sonu?” diyorum. Oysa onlar ‘süreçte’ler ve dibine kadar bunun tadını çıkarıyorlar.

Kendilerine bu kadar çok mu inanıyorlar?

- Evet. Yüksek bir özbenlik ve ebeveyn etkisi var. Gezi’ye de ailelerinden izin alarak geldiler. Hatta ebeveynlerini de getirdiler.

İyi de bu izin meselesiyle, özgürlük duygusu nasıl bağdaşıyor?

- Çünkü bu Y kuşağı için anne-baba, sonsuza dek en iyi arkadaş. Ölümüne kanka. Bizim zamanımızdaki gibi değil. Sadece eyleme giderken değil, her işinde böyle, hep anasına babasına danışıyor. Birlikte çalıştığım şirketlerde, bu gençlerin ailelerini işin içine soktuğunuz zaman, motivasyon bir anda tavan yapıyor…

Nasıl yani?

- Kampüsleri müsaitse, aileleri de çağırıyoruz. Onlarla bir araya geleceğimiz etkinlikler düzenliyoruz. Bizim kuşak yöneticiler bunu ilk duyduğunda, “Saçmalamayın, böyle bir şey olamaz!” demişti. Bize kıro geliyor çünkü. Onlar ise bayılıyor.

İLERİ ERGENLER

X kuşağından, yani bizden bayağı farklılar…

- Evet, biz 18 olur olmaz gitmek, kendi evimizi tutabilmek istedik. Onlar ise “Kim uğraşacak kira, elektrik, su faturası ödemekle?” diye düşünüyorlar. Bir de biz, tehdit altındaydık. Çünkü bizi yetiştiren ‘baby boomer’ların en temel özelliği kuralcı olmaları. Dayattıkları kurallar vardı. O kurallar işimize gelmediğinden ya şehir dışında bir üniversite yazalım ya koca bulalım ya da bir şey yapalım da bir şekilde evden topuklayalım derdindeydik. Bunların öyle sorunları yok. Şahane anlayışlı ana babalarla yaşıyorlar.

Peki bu iyi bir şey mi: Okulunu bitirmiş, hâlâ annesiyle babasıyla aynı evde. Odasında cumhuriyetini kurmuş, arkadaşları oraya gelip gidiyor…

- Y kuşağının tek olumsuz özelliği  bu işte! O yüzden onlara ‘extended adolescent’ yani ‘İleri ergenler’ deniyor. Çocuğun anneden babadan kopması gereken bir dönem var, genelde ergenlik sonrası. Biz X kuşağı olarak, gereğinden erken ayrıldık evden, o yüzden de kaskatıyız. Duygularımız yedi kat derinde. Hep Survivor’ız. Y kuşağına gelince, adam 30 yaşına gelmiş ama hâlâ ailesiyle yaşıyor. X kuşağı, sınırı aşan bir bireysellik içinde, Y kuşağıysa sınırı aşan bir komünite ve ebeveyn bağlılığı içinde olabiliyor. O yüzden ileri ergenler...

Bir haftadır ya ağlıyorum ya da karnımı tutarak gülüyorum

Araştırmalar gösteriyor ki, Y kuşağı, maaşa göre iş seçmiyor. En yüksek maaşı veren şirkete gitmiyor. Ya da iş bulmadan, işten ayrılabiliyor. Oysa bu, X kuşağında çok görülmeyen bir şey. Biz X kuşağı, eşeği sağlam kazığa bağlıyoruz. Y kuşağı yaptıkları iş her neyse bundan haz almak istiyor, çalışmaysa çalışma, direnişse direniş. İki sene önce yumurta atma protestoları başlamıştı üniversitelerde. O öğrencilerin basın açıklaması ilginçti: “Yumurta, canınızı acıtmaz sadece karizmanızı çizer!” Protestoları bile eğlenceli! Tıpkı şimdi Gezi Parkı’nda olduğu gibi. Ben bir haftadır ya deli gibi ağlıyorum ya da karnımı tutarak gülüyorum.

BİR ŞİRKETİ İNDİRMELERİ NANOSANİYELERİNİ ALIR

Unilever’in dünya CEO’su Paul Polman, iki sene önce Mısır’da Arap Baharı yaşanırken, herkesin kulağına küpe olması gereken bir şey söyledi: “Bu çocuklar o kadar güçlü ki, 6 haftada Mısır’da bir hükümeti aşağı indirdiler. Bir şirketi indirmeleri nanosaniyelerini alır!”

Türkiye'de kaç kuşak bir arada yaşıyor
/_np/8887/20418887.jpg

SESSİZ KUŞAK
(1927-1945 arası doğanlar. Babaannelerimiz, dedelerimiz. Türkiye’de Cumhuriyet kuşağı. Ülkenin yüzde 7’si. Tanımlayan sıfat: Uyumlu.)

BABY BOOMER’LAR 
(1946-1964 arası doğanlar. Meclis onlarla dolu. Başbakan da bu kuşaktan. Ülkenin yüzde 19’u. Tanımlayan sıfat: Kuralcı.)

X KUŞAĞI
(1965-1979 arası doğanlar. Şu anda Gezi Parkı’ndaki çocukların anne babaları. Ülkenin yüzde 22’si. Tanımlayan sıfat: Rekabetçi.)

Y KUŞAĞI 
(1980-1999 arası doğanlar. Yaşları 15-32 arasında değişiyor. Gezi’deki çapulcuların kuşağı! Ülkenin yüzde 35’i. Yani 27 milyon genç. Tanımlayan sıfat: Yaratıcı.)

Z KUŞAĞI
(2000’den sonra doğanlar. Kristal çocuklar. Y kuşağı, yeni Türkiye’yi onlara hazırlıyor. Ülkenin yüzde 17’si. Tanımlayan sıfat: Derin duygusallık.)

BU KUŞAK FARKLILAŞMAK DEĞİL, BENZEŞMEK İSTİYOR

Bu gençlere “Y kuşağı” denmesinin özel bir sebebi var mı?

- Var. Çünkü her şeyi sorguluyorlar, “Nasıl yani?” diye soruyorlar. O yüzden ‘Why’ kuşağı deniyor, kısaca ‘Y’ diye yazılıyor. 

Siz yıllardır kuşakları inceliyorsunuz. Neden? 

- E çünkü iş alanları, işyerleri bir anda ‘Y kuşağı’yla doldu. Onlarla, eski yöntemlerle iletişim kurulamayınca ortaya böyle yeni bir alan çıktı: Kuşak araştırmaları. 

Bu kuşakların özellikleri neler?

- X kuşağı, yani bizim kuşak, bireyselliği temsil ediyor. Esas ‘apolitik’ olan biziz. Bilgi çağı insanlarıyız. Bilgi önemli, mahremiyet önemli. Facebook ya da Twitter bizim zamanımızda çıksa tutmazdı. Şimdi diyorlar ya, “Bu gençleri, Facebook ve Twitter böyle yaptı!” Hayır, onları yaratanlar bu gençler, yani Y kuşağı! 

X ve Y kuşağı arasındaki farklar?

- X kuşağı sonuç odaklı. Ve bizim için ‘daha’ önemli. Daha çok kazanmak, daha çok çalışmak, daha çok başarılı olmak ve farklılaşmak. Oysa ‘Y kuşağı’nın buna alerjisi var, onlar farklılaşmak değil, benzeşmek istiyor. Gezi’de olduğu gibi. Orada, bütün farklılıklarıyla bir araya gelip, benzeşmek isteyen, benim ‘kabile’ dediğim bir oluşum var. 

Nasıl yani?

- Bir örnekle açıklayayım: Mesela bu telefondan sadece dokuz kişide varsa, bu telefon bir ‘Y kuşağı ürünü’ olamaz. “Sadece dokuz kişiyle mi deneyimlerimi paylaşabileceğim, istemem!” der Y kuşağı. Oysa X kuşağı için biçilmiş kaftan, çünkü onu farklılaştıracak. Bizim yanlışımız şu: Biz, neyle motive oluyorsak, bu çocuklar da onunla motive oluyor zannediyoruz. Bir başka örnek daha vereyim: X kuşağı olarak iş görüşmesine gittim diyelim. Mülakatı yapan bana, “Burada sizin gibi pek çok insan çalışıyor” derse, “Ay ne fena! Benim burada ne işim var?” diye düşünürüm. Çünkü ben yıllar önce, ‘farklılaşmaya’ karar verdim. Annem de sistem de, “Hep sürüden ayrıl!” dedi. Ama aynı cümleyi, ‘Y kuşağı’ndan birine kurarsanız, vereceği cevap: “Aaaa ne güzel, benim gibi bir sürü insan varmış! Tam bana göre bir yer!” olur. Bu, o çocuğun sürüye uyan kişiliksiz biri olduğu göstermiyor. Şunu gösteriyor: O çocuk, şirketle, ürünle, siyasi partiyle ilgilenmiyor. Bağlamla ilgileniyor. Oysa biz X kuşağı, içerik insanlarıyız. Bizim için hangi parti, başkanı kim, ne tür politikalar, bunlar önemli. Bu çocuklarsa duygularla, deneyimle ilgili. Aramızdaki en temel farklılıklardan biri bu.

AŞIK OLMUŞ GİBİLER, O KADAR HEYECANLILAR... HER AN GEZİ'YE GİTMEK İSTİYORLAR

Başka neler öne çıkıyor Y kuşağında?

- Sahicilik. Her şeyin, sahici olmasını istiyorlar. Liderlerinin de. Başbakan’ın, Davos’ta “Bir daha da gelmem!” demesi onlara sahici geliyordu. Ama tabii zaman içindeki dayatmaları, “Ben yaptım oldu” anlayışı, daha pek çok şey, son olarak da Taksim’in ortasına AVM yapmaya kalkması bütün yaldızlarının dökülmesine sebep oldu. Artık onu sahici bulmuyorlar.

Y kuşağı, yaratıcı düşünceyle, girişimci ruhu mu birleştiriyor?

- Araştırmalarda, X kuşağının, gençliğinde kendi işini kurma ve girişimci olma arzusu yüzde 3’ken, Y kuşağında yüzde 33’lere çıkıyor. Girişimcilik derken bir otel açmak ya da gazete kurmaktan söz etmiyorum. Küçük bir köfte dükkânı ya da evinden çıkmak zorunda kalmayacağı duvarları olmayan bir ofis de olabilir. Bir başka güçlü oldukları özellik de, takım oyunu. Ve takımı çok çabuk örgütleyebilmeleri…

Bense bilgisayar başında bireysel yaşıyorlar zannediyordum…

- Bilakis, orada toplulukları var. Üstelik, sanal dünyada kurdukları şeyi, gerçek hayata çok çabuk entegre edebiliyorlar. Gezi Parkı’nda olduğu gibi. Ve açık iletişimciler. Bu yüzden onlara patavatsız diyorlar. Kim ne derse desin, bu çocuklar, gizli bir ajandayla yaşayamıyorlar. İlk günden beri Facebook profilinin sahte olanını, ayakkabının, tişörtün sahte olanını fark etme becerileri gelişmiş olduğundan açık iletişimi tercih ediyorlar.

DOĞAL LİDERLER

Tüm bu yaşananlar sizi şaşırttı mı?

- Hayır hiç. Kuşaklar 100 yılda bir kendini tekrarlar. Tarih boyunca Y kuşağının denk geldiği bölümden hep enteresan devrimciler çıkmış. Sistem değiştiren devrimciler... Jenerasyon teorisi bize uzun yıllardır böyle bir şeyle karşılaşacağımızı işaret ediyordu. Ben de yıllardır bunu anlatıyorum.

Çöp topluyorlar, yemek yapıyorlar, kütüphane kuruyorlar, kandil kutluyorlar… “Böyle eylem mi olur?” dedirtiyorlar…

- Evet, komüniteyi çok iyi temsil ediyorlar. Ana kodlarından biri komünite. Doğal liderler çünkü. Varoluş olarak böyleler. Çok çabuk bir araya gelip, birlikte hareket edebildikleri için doğal organizatörler. Birinin elinde süpürge, birinin elinde çöp poşeti, biri kütüphanesi için uğraşıyor. “Bunların lideri kim?” diyorsun? Yok. Sadece ‘ortak akıl’dan faydalanıyorlar. Dün muhafazakâr bir genç kızla, eşcinsel genç bir çocuk ve liseden çıkıp gelmiş öğrenci birlikte su dağıtıyordu. Türkiye’nin bu tabloya çok ihtiyacı var. Teşekkür etmeliyiz onlara.

Hepimizin dilimizi mi değiştirmemiz gerekiyor…

- Evet. Hepimiz, bu gençlerin dilini öğrenmeliyiz.

Nasıl oldu da bir yerden talimat almış gibi hepsi sokaklara döküldüler?

- Kılcal damara denk geldi! Özgürlükler, aile, temel değerler, adalet ve en önemlisi hedonizmlerine dokundu. 

Hayatlarında hiç eyleme gitmemiş çocuklar TOMA’lara doğru yürüdüler, gazlara göğüslerini siper ettiler. Ne zaman elde ettiler bu becerileri?

- Aramızdaki fark bu aslında. Biz, bunun bir yetkinlik olduğunu düşünüyoruz, onlar içinse varoluşun bir parçası. Paketin bir parçası. Bir de tabii yine ailelerin helikopter etkisini unutmayalım.

HADİ ‘GEZİ’YE

Yaşananları, ‘halk ayaklanması’ gibi mi algılıyorsunuz?

- Hayır, iletişim kurmayı başarmış milyonlarca insanın duyduğu rahatlama ve mutluluk olarak görüyorum. Hepsi âşık olmuş gibiler! İşyerlerine bakıyorum, çocuklar çalışamıyorlar. Tamamı Y kuşağından oluşan bir proje grubum var, geçen gün toplantıdayız, baktım kafalarını toparlayamıyorlar, o kadar heyecanlılar, “Hadi bitirelim, gidelim Gezi’ye” dedim. Kalktık gittik. 

Bizim bu süreçte ne yapmamız gerekiyor?

- Görmemiz gerekiyor. Gördüğümüzü de hissettirmemiz gerekiyor. Özür dilemekse özür dilemek, sizi seviyorum demekse, sizi seviyorum demek. Yargılamaktan da vazgeçmemiz gerekiyor. Onlarınki tüm statükoya başkaldırı. Okula, üniversiteye, işe, hükümete. Bizim artık laiklik ve muhafazakârlıkla ilgili tabulara da bir başka perdeden, yukarıdan, dışarıdan bakıp görmemiz gerekiyor. 

Benim bile bu çocuklara bakarken, onlarla konuşurken gözlerim doluyor. Kendimize güvenimiz geldi…

- Evet, bence biz de onlar üzerinden kendi geçmişimizi temize çekiyoruz. Yuttuklarımızı, yutkunduklarımızı. Biz ne yaptık? Müdüre, yöneticiye, amirlere, polise, jandarmaya söylemek istediklerimizi hayatımızın çeşitli evrelerinde yuttuk, sustuk. Ama içimizden saydırdık. Dedik ki, “Nasıl olsa, benim de vaktim gelecek!” Şimdi bakıyoruz da bizim yapamadığımızı çocuklarımız yapıyor. O yüzden bu gençlere şükran borçluyuz. Bize korkmamayı öğrettiler…

BU ÇOCUKLAR SEVMEDEN SAYGI DUYAMIYORLAR

X kuşağı olarak bizler, “Herkesi sevmek zorunda değilsin ama herkese saygı duymak zorundasın!” diye büyütüldük. Sevgi ve saygı, bizim için ayrı kutulardaydı. Y kuşağı için öyle değil. Diyorlar ki, “Benim senin başbakan oluşuna, dünya markana ya da organizasyonuna saygı duyabilmem için, önce seni sevmem gerekiyor!” Sevgi önşart bu çocuklarda. Seversem, saygı da duyarım. Sevmediğime duymam. Bizim kuşaksa farklı, biz sevmeden saygı duyabiliriz. Y kuşağıysa duyamıyor.

6 Haziran 2013 Perşembe

Kariyer.net

Evet hakkı devrim'in torunuyum, imla mimla

Siz hiç lord of th rings i izlediniz mi?

Lotr'a halel getirtmem lan!!!!! Sözlük geleneğinden gelen bilir, orijinal adına başlık açılır, o da düzgün yazılır, sürekli satışçı işe alırsan böyle olur nerdler rahatsız. 

Nasıl bir ajans ile çalışıyor bilmem, filmin adını bile yazmamamış ya da yanlış araklamış görseli, saat olmuş gece yarısı hala bir cevap yok

5 Haziran 2013 Çarşamba

What happens in roadtrip stays in roadtrip

Well, nerede kalmıştık?

Aldım Venedik maskemi gittim, neden olmaz mı? :)

Pelte gibiyim, yürü yürü, laf anlat, yeni insanlarla tanış, dinle dinle, izle izle.

Küfür, çok küfürlü bir içerik evet, bildiğin küfür.

Kızgınım bildiğin, daraldım yani, her bok yarım kaldı.

Twitterı takip edip haber kanallarını kontrol etmekten, acaba şimdi nereye ne olacak demekten, akşam akaretlerde sis yemekten, yeni küfürler öğrenmekten, düşen kaldırmaktan, düşmemeye çaba göstermekten, klişe esprilerden, y kuşağının olayının yeni farkına varan ve bundan ne yazık ki yaklaşan tespit yapıp günü kurtarmaya çalışan idiotta tv figürlerinden.

Ne sandın göt?

30'yaşından sonra devrimci olmak zaten zor, aktivist maktivist derken yollara çıkmak, tatili yarıda kesip İstanbul'a dönmek, yetmedi İstanbul girişinde çember sakallı hacı dede yüzünden kaza atlatmak sabahın köründe...

Sen hala bıdı bıdı, samimi değilsiniz, hiş de bile değilsiniz. Va efendim yeni bir nesil geliyormuş vay efendim bunlar çok komikmiş mizah anlayışları varmış. Ee ne sandın politik fikir beyan etmiyor ya da politika konuşmuyor diye aptal mıydı bu çocuklar?

Özgürlüğümüz en sevdiğimiz şey farkında mısın? Sedanter hayatımızın içine edildiği için noluyo beaaa deyip yollara döküldük, klavyeden destek verdik, sen benim kişisel alanıma tecavüz ediyorsun, sen benim kulaklarımı ağrıtıyorsun, ne yazık ki moron değil bu kitle solo test oynayıp bilgin olmaya çalıştık lan biz! Sonra zler sonra milenyaller geldi, artık bu kafayı geç hacı, ne malsınız? Ne kadar idiottasınız acaba? Atla deve değil, genç nüfus bu, siyasi mizah yoktu sinkafla geliyor, iyi de yapıyor. 

Değişik manzaralar, hoşgörü, ne bileyim işte buzdolabından bir şey isteyecekse annesinden izin alan bir nesil lan! Sosyal Medya'dan da mı haberin olmadı, bugüne kadar okumadın mı? 


Bunu anlatan en iyi şarkı sanırım yeni türkü'den gelir bir Can Yücel şiiridir(hah anılman'in en sevdiği isim can ahahah) başka türlü bir şey böylelikle gezi içnde bir hippy cumhuriyeti kurulur, sen orada şaşkın bakışlarla acaba TV'de beni çağırdıklarında ne anlatsam kimin tarafını tutsam diye kara kara düşünürsün.

Negzel hayatımız vardı ota boka karışmıyorduk:) şaka lan ewww benim de siyaset konuşan halim hiç çekilmiyormuş bunu gördük.

Eve geldim, ayaklar hobbit, yardımcı 1 haftadır direnişte, evi bok götürüyor, hayır dirensin tabi çok şahane, asıl bomba bu ara çalışsaydım nasıl olacaktı? Gerçi kaos zamanı şahane işler çıkarıyorum belki de şehirdışında olurdum hem orada stres atardım hem buralarda hollaley hollaley lölö yani.

Aralıksız 24 saat konuşup dinleyip yolculuk yaptınız mı, yoğun duman altında, ya yaşlanınca hiç çekilmiyormuş ayaklar oldu hobbitx2  o derece leş,  akıllı cihaz şarlarına tapar haldeyiz, anı yakalayım derken maymun oluyorsun, aman ne kadar mutluyuz, bak bak ne şahaneyiz( bu arada öyleyiz). Neyse tıngır mıngır kordonda oyalandıktan sonra 2 saat geç gittik düğüne şehir içi trafiği bildiğin bok, olaylar, otobanı kullanmayın dediler, ok de ormanı bulmak için baya bekledik ışıklar protestolar kapatılan yollar nedeni ile yetmezmiş gibi, siri ile konuştuk, sonra bulduk işte, atlas yolun ortasında kıyafet değiştirdi piii, arabalar gidiyor geliyor, amerikan filmine döndü olay bildiğin indie olayındayız, bu arada yaptığımız dedikodunun haddi hesabı yok, sonra farkettik ki yola park etmek iyi bir fikir değilmiş, zira o hayvani topuklarla çakıl döşeli yolda 1,5 km yürümek zorunda kaldık, en seveiğim şey konformist bir pislik olan bünyemim gecenin o saatinde o topuklarla yürümesi.
kalabalık bir masaya dahil etmişler bizi, herkesle tanıştık, okuldakilerle atlası tanıştırdıktan sonra damadı aradı gözlerim, owww yea damat yakışıklı olmuş hacı, oğlan tarafıyız biz. Yalnız aradan yıllar geçtikçe aradaki mesafelerin ne kadar çoğalmış olduğunu görüyorsun her anlamda zoraki gülümsemeler, eski birkaç anı ay nasıl efsaneydik, hacı ben hale efsaneyimler, evlenenlerin pişmanlıkları yüzünden okunan ya da bak benim çombalaklarım da var bakışları vb. 
Neyse hanım hanımcık oturup sonra kalkarız dedim zira sonra atlasın şakalarına maruz kalmak, aaa bi dakika unuttum bu daniel arkadaşımız yola çıkacağımız saatte ortada yoktu, Taksim'e gitmiş sonra şarjı bitmiş neyse dedim 12 ye kadar bekleyeyim olmadı uçak muçak olmadı kendi imkanlarımla uçarak falan gideyim, tam bileti alırken aradı, yettim geliyorum diye. Neyse doğum gününü falan da kutladığımız için akıllı uslu takılırken damadı tebrik etmeye gittik volken ile sonra damat bizi piste götürdü iyi mi, ilginçtir izmir ahalisi 9/8liki çok seviyormuş, sonra halaya geçtiler e biliyorsunuz sertifikalı bir halaybaşıyım ben. Fiyuvvvv, gelini gönderdik kabarık elbisesi ile uyum sağlayamayacaktı malum lider olarak onu yönlendirdim böeee, neyse 1.90 lık iki adamın arasından sıyrılıp pozisyonumu aldım, lölölölö Van tu tıri foro evet hacılar çektim halayımı, bekleneni yaptım benden, o noktada kültür şoku yalıyorum diyerek atlas tarafından fişlendik ve sosyal medyada dalgamızı geçtiler, bana gülüyolar:(

Yağmur yağdı, al sana kır düğünü, çotonk sıçana döndük:) 

Çıktık yola önce volken i bıraktık Hatay mı ne öyle bir  yere, kaldık protestoların arasında sonra yollar kapandı alsancaka almadılar bizi yemek bulamadık iyi mi koca şehirde Efes'e gidecekken canımız sıkıldı geri döndük lan, ahahahah, rezalet izmir de deniz böceği yiyemedik! İzmşr bir değiştikti bu kez farklı 

Shire'a benzeyen yerlerden geçtik, Susurluk'ta ayran içtik, slogan attık, gözlüklerimizle fotoğraflar çektik, sonra Bursa'ya girdik, yağmur durdu, müzik dinlemek geldi aklımıza Şevket Uğurluer dinledik, owwww yee No non noooooooo, please plase baby please let me gooooooo, el salladık bursa nın kameralarına, herkes uyuyordu, kimse bize kahvaltı hazırlamadı biliyor musun :) neyse topçularda uyudum ben:) yea İstanbul a dönmek ne şahane. 

Kafam olmuş at kafası eve gelince uyudum 2 saat, uyandım sonra dünya nasıl değişik bir yer, eski sevgilim evlendi yaralı stayla:) neaaa bugün farkediyorum ki beni Facebook sayfasında silmiş arkadaş listesinden denyoya bak 2 gün önce davetiye getirdin noluyo yeaaaaa, halbuki şahane yazı yeteneğim ile 2 hafta önceden müstakbel eşini ve kendisini kutlamıştım, en azından fotoğrafları görseydim. Elimi tutan evleniyor bu bizde eski aile geleneği ya da laneti mi deseydim:) varsa evde kalan geleyim bi dokunuş bak şahane şifacıyım:p 

Evimde sinek ölmüş benim çok büyük dertlerim var benim, ciğerlerim acıyor lan!!! Okumam gereken kitaplar var, bu arada büyük haber 5 kilo verdim, dişçiye gittim artık şapşahane bir gülüşüm var, bak bir yanda ıssız adam filmi var star da bir yanda haberlerde erken emeklilikte kadınlar için pozitif ayrımcılık yapılabileceğini söylüyor, kadınlar erken emekli olsun mu? Çocuk doğurma, yıpranma payı amortisman falan? Doğum izni nedeni ile kadının aile yapısında aktif yer alması ve sonra eeee bu ne yea sap çalışma gücü mü artacak? Zaten hala yönetici olamadım acayip uyuzum. Yalnız bu Alper şu havuçlu  tarçınlı kekin tarifini vermedi ya, yuf olsun kendisine. 

Bu anlamsız yazı burada bitsin

Suyumuz toma'dan gök Tengri korusun komadan,

Ocuupy'ın en güzeli harika sloganlar ve şarkılar ve  tabii ki harikalar yaratan çarşı grubu değil mi zaten? 

X, Y, Z kuşaklarına selam olsun, i lev Y

Gecenin Coco'su